Sözleşmeliden memurluğa geçenlerde askerlik süresi tartışması
657 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeli statüden memur kadrolarına geçen personelin kazanılmış hak aylığı, derece ve kademe tespitiyle ilgili Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı tarafından verilen bir görüş, kamu bürokrasisinde tartışma başlattı. Görüşte; askerlik, doğum ve eş durumu nedeniyle sözleşmesi askıya alınan sürelerin değerlendirilmeyeceği belirtilirken, hukukçular askerlik hizmetinin kanunen özel olarak korunması gerektiğine dikkat çekiyor.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun geçici 48'inci maddesi kapsamında sözleşmeli personel statüsünden memur kadrolarına atanan personelin kazanılmış hak aylık derece ve kademesinin tespitine ilişkin verilen Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 10/03/2023 tarihli görüşü, uygulamada askerlik sürelerinin değerlendirilmesi bakımından tartışmaları beraberinde getirdi. Özellikle geçici 48'inci maddeyle başlayan ve 4/B maddesine eklenen hükümle kalıcı hale gelen düzenleme sonrasında, sözleşmeli personelin üç yıllık çalışma süresinin ardından memur kadrolarına atanmasının yaygınlaşması, konunun önemini daha da artırmıştır.
Bilindiği üzere Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların "Yeniden
Hizmete Alınma" başlıklı ek 1'inci maddesi "doğum, evlat edinme,
memur veya diğer personel kanunlarına tabi eşin yurt dışında sürekli göreve
atanması veya en az altı ay süreyle yurt dışında geçici olarak görevlendirilmesi
ve askerlik sebebiyle sözleşmesi feshedilen sözleşmeli personelin pozisyonu
saklı tutulur ve istekleri halinde bu personel ayrıldığı kurumunda yeniden hizmete
alınır." şeklinde düzenlenmiştir.
İlgili görüşte, 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli personel
olarak görev yapmakta iken geçici 48'inci madde ile memur kadrolarına atananların
anılan Esasların ek 1'inci maddesine istinaden pozisyonlarının saklı tutulduğu
sürelerin kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirilmesinin
mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Ne var ki görüşte doğum, evlat edinme ve eş durumu gibi nedenlerle geçirilen
süreler ile 657 sayılı Kanun'da ayrıca düzenlenmiş bulunan askerlik hizmeti
aynı kapsamda değerlendirilmiş, askerlik süreleri bakımından herhangi bir ayrıma
gidilmemiştir.
Nitekim memuriyetten önce gerçekleşen doğum, evlat edinme veya eşin yurt dışında
görevlendirilmesi gibi sebeplerle geçirilmiş sürelerin memuriyete giriş sonrasında
kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirileceğine ilişkin 657
sayılı Kanun'da veya diğer ilgili mevzuatta özel bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu nedenle söz konusu sürelerin değerlendirme dışında bırakılması yönündeki
görüşün hukuki dayanağının bulunduğu söylenebilir.
Ancak askerlik hizmeti yönünden durum farklıdır. Çünkü muvazzaf askerlik hizmetinin
değerlendirilmesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 84'üncü maddesinde
ayrıca düzenlenmiştir. Anılan maddede, memuriyete girmeden önce askerlik hizmetini
yerine getirenlerin bu sürelerinin derece ve kademe yönünden değerlendirilmesine
imkan tanınmıştır.
Bu nedenle askerlik nedeniyle sözleşmesi feshedilen ve pozisyonu saklı tutulan
personelin durumunun doğum, evlat edinme veya eşin yurt dışı görevlendirilmesi
nedeniyle görevinden ayrılan personelle aynı kapsamda değerlendirilmesinin tartışmaya
açık olduğu değerlendirilmektedir. Zira diğer nedenler bakımından değerlendirmeye
esas alınabilecek özel bir kanuni düzenleme bulunmazken askerlik hizmeti bakımından
açık bir kanun hükmü mevcuttur.
Öte yandan verilen görüşte, askerlik nedeniyle geçen sürelerin neden 657 sayılı
Kanun'un 84'üncü maddesi kapsamında ayrıca değerlendirilmediğine ilişkin bir
açıklamaya yer verilmemiş olması da dikkat çekmektedir.
Bu çerçevede doğum, evlat edinme ve eş durumu nedeniyle pozisyonu saklı tutulan
sürelerin kazanılmış hak aylığında değerlendirilmemesi yönündeki görüşün isabetli
olduğu söylenebilirse de askerlik nedeniyle geçen sürelerin aynı kapsamda değerlendirilmesi
hususunun ayrıca ele alınması gerektiği değerlendirilmektedir.
Özellikle askerlik hizmetinin kanunla özel olarak düzenlenmiş olması karşısında, sözleşmeliden memurluğa geçen personelin askerlikte geçen sürelerinin derece ve kademe hesabında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği konusunda yeni bir açıklama yapılmasının uygulamadaki tereddütleri gidereceği düşünülmektedir.