'Yapay zeka asla gerçek hakimin yerine geçemez'
Yargıtay Başkanlığı ev sahipliğinde düzenlenen "Yapay Zekanın Yargı Alanında Kullanımı Sempozyumu", yüksek yargı üyelerini ve lider akademisyenleri bir araya getirdi. Sempozyumda yapay zekanın adalet sistemindeki rolü tartışılırken; teknolojinin hakimlerin takdir yetkisini ve vicdani kanaatini asla ikame edemeyeceği, sadece yardımcı bir unsur olarak kalması gerektiği vurgulandı.
Yargıtay Başkanlığınca "Yapay Zekanın Yargı Alanında Kullanımı Sempozyumu" düzenlendi.
Yargıtay İsmail Rüştü Cirit Konferans Salonu'nda düzenlenen sempozyuma, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez ile Yargıtay üyeleri, hakimler, savcılar, hukukçular ve akademisyenler katıldı.
Sempozyumda "Algoritmik Etki Alanında Yargı" başlıklı sunum yapan Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Keskin, adalet sisteminin ve Yargıtay'ın yapay zeka ve gelişen teknoloji ile bir dönüşüm içinde olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Keskin, "Kuşkusuz geri dönüşü olmayan bir teknolojik aşamadayız. Yapay zekayı adalet sistemin dışına itmek ne kurumsal olarak mümkün ne de rasyonel olarak gerçekçi." diye konuştu.
Yapay zekanın hukuk alanında kullanımının yeni olmadığını, 1980'li yıllarda Almanya'da başladığını bildiren Prof. Dr. Keskin, bugünlerde kullanılan yapay zekanın ise o dönemki uygulamadan çok daha gelişmiş olduğunu kaydetti.
Bazı ülkelerde yapay zekanın içtihat kararlarını ilk derece mahkemelerine öneri olarak sunduğunu aktaran Prof. Dr. Keskin, Türkiye'de de Yargıtay İçtihat Merkezi'nin kullanıcılara Yüksek Mahkeme'nin içtihat kararlarını sunduğunu belirtti.
Yapay zekanın hiçbir zaman gerçek hakim yerine geçemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Keskin, şöyle devam etti:
"Hukuk yalnızca geçmiş verilerden, verilmiş eski kararlardan matematiksel ürün çıkaran formüle edilebilir istatistiksel yapı değildir. Aksine hukuk, sürekli gelişen, toplumun vicdanıyla birlikte değişen, içerisinde ahlaki, felsefi ve normatif değerlendirmeler barındıran dinamik bir muhakeme sistemidir. Yapay zeka modelleri ise doğası gereği yalnızca benzerlik üzerinden çalışır. Önüne gelen yeni bir uyuşmazlığın geçmişte eğitildiği binlerce eski uyuşmazlığa ne kadar benzediğine bakarak tartar ve geçmiş kararlarla en uyumlu en olası sonuca ulaşır. Oysaki hukuk geleneğinin yargısal muhakemenin en kritik yeteneği ayırt etme yeteneğidir."
Prof. Dr. Keskin, yapay zeka teknolojisi dönüşümünün kaçınılmaz, önemli olanın ise mevcut yargı alanına nasıl entegre edileceği olduğunu belirterek, "Yargı sisteminde kullanılan veriler vatandaşlarımızın mahrem bilgileri, ticari sırları ve devletin hukuki hafızasıdır. Dolayısıyla yargısal yapay zeka altyapısı asla küresel teknoloji şirketlerinin sunduğu standart, ticari ve bulut tabanlı araçlara teslim edilmemelidir." ifadelerini kullandı.
Milli yapay zeka sistemi geliştirilmesi önerisinde bulunan Prof. Dr. Fatih Keskin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yargıda kullanılacak teknolojik altyapı tamamen devletin mutlak denetimi, gözetimi ve kontrolü altında kalmalıdır. Adalet sistemimize, Türk hukuk mevzuatına ve dil yapısına özel olarak eğitilmiş, dış dünyaya kapalı, yerel sunucularda işletilen milli yapay zeka modeli geliştirilmelidir. Ayrıca bu sistemlerin algoritmaları, kaynak kodları ve veri setleri tarafsız bilim kurulları ve yüksek yargı temsilcilerinden oluşan bağımsız mekanizmalarca da düzenli olarak teknik ve hukuki denetime tabi tutulmalıdır."
- "Yargıda yapay zeka kullanımı fayda sağlıyor"
Sempozyumda sunum yapan Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Neslihan Karataş Durmuş, artık yapay zekanın hayatın bir parçası olduğunu, hukuk alanında da çeşitli şekillerde kullanıldığını belirtti.
Yapay zekanın yargı alanında kullanılmasının bazı kolaylıklar sağladığını belirten Prof. Dr. Durmuş, Yargıtay İçtihat Merkezi'nin ilgililere karşılaştıkları benzer durumlarla ilgili kararları bulmasında yardımcı olduğunu dile getirdi.
Türkiye'de yargıda yapay zeka temelli kullanılan bazı uygulamalardan bahseden Durmuş, Türkiye'de yüksek mahkemelerin de yargıda yapay zeka konusunda çalışmalar yaptığını anlattı.
Yargıda yapay zeka kullanımının fayda sağladığını belirten Durmuş, "Ancak yargılama sürecini sadece analiz etme, istatistiki sonuçlar veya karar bulmaya indirgeyebilecek aşamada değiliz ve indirgenemez kesinlikle. Çünkü yargılamada hakimin takdir yetkisi, vicdani kanaati, toplumsal değer yargıları, içinde bulunan toplum değerleri gibi birçok husus karar vermede önemli husus olarak karşımıza çıkıyor." diye konuştu.
Prof. Dr. Durmuş, "Makine öğrenmesi yapay zeka hayatımızın her alanında var. Biz bunu kullanıyoruz, belirli alanlarda da işlerimizi kolaylaştırıyor ancak yargılamayı ikame edici, hakimi ikame edici bir etkisinin olmadığı, tamamen yardımcı nitelikte denetlenebilir ve şeffaf bir yapıda olması gerekliliği açıkça ortaya çıkıyor." ifadelerini kullandı.
- "Önemli olan yapay zeka yasalarını kendi ülkemizin şartlarına evirmek"
Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kaan Orhan, yapay zekanın bir devrim olarak insanlığın karşısına çıktığını, bunun ne olduğunun bilinmesi ve temel bilgilere sahip olunması gerektiğini bildirdi.
"Yapay zeka yeni bir terim değildir, temel olarak insanın bilişsel işleyişini taklit eden bir makinedir." ifadelerini kullanan Prof. Dr. Orhan, gelenekselden dijital süreçlere geçilmesinin zorunlu olduğunu, artık kamu hizmetlerinin çoğunun dijital olarak verildiğini anımsattı.
Dijitalleşmenin yapay zekayı beraberinde getireceğini dile getiren Orhan, çeşitli ülkelerde yapay zeka alanında mevzuat düzenlemelerinin bulunduğunu belirterek, "Önemli olan yapay zeka yasalarını kendi ülkemizin şartlarına evirmek." dedi.