Öğretim Üyesi Atamalarında Ulusal Jüri Sistemi Önerisi!
Enstitü Sosyal tarafından geçtiğimiz günlerde yayımlanan "Türkiye'de Yükseköğretim Sisteminin Mevcut Durumu, Yapısal Sorunlar ve Politika Önerileri" başlıklı raporda, akademik yükseltme süreçlerine ilişkin dikkat çeken bir öneri yer aldı.
Raporda;
"Akademik yükseltme sürecinde şeffaflık için ulusal jüri havuzu oluşturulmalıdır. Bu sistemde jüri üyeleri merkezi veri tabanından seçilmelidir; çıkar çatışması algoritmik olarak kontrol edilmelidir ve değerlendirmeler anonim yapılmalıdır. Amaç, akademik yükseltmelerde liyakat ilkesini güçlendirmektir."
önerisine yer verildi.
Bilindiği üzere mevcut sistemde doktor öğretim üyesi kadrolarında jüri üyeleri ilgili dekan veya müdür tarafından belirlenmekte, doçent kadrolarında rektör tarafından oluşturulmakta, profesör kadrolarında ise üniversite yönetim kurulu jüri belirleme sürecinde görev almaktadır.
Diğer bir ifadeyle, kadro ilanını yapan ve atama sürecinde nihai kararı verecek makamlar, aynı zamanda değerlendirmeyi yapacak jüri üyelerinin belirlenmesinde de doğrudan etkili olmaktadır.
Bu durum, zaman zaman öğretim üyesi alımlarında hakkaniyetli değerlendirme yerine kayırmacılığa yol açmakta, jüri üyelerinin objektifliği sürekli tartışmaya konu olmaktadır.
Özellikle öğretim üyesi alımlarında jüri üyelerinin ulusal bir havuzdan elektronik ortamda ve objektif kriterlerle belirlenmesi, hem üniversiteleri gereksiz tartışmalardan uzaklaştıracak hem de adayların değerlendirme süreçlerine duyduğu güveni önemli ölçüde artıracaktır.
Bunun yanında, başvuru yapan aday ile geçmişte birlikte çalışma, ortak yayın, tez danışmanlığı, akrabalık veya benzeri çıkar çatışması oluşturabilecek ilişkilerin jüri oluşturulurken sistem tarafından otomatik olarak tespit edilmesi de büyük önem taşımaktadır.
Nitekim öğretim üyesi alımlarında jüri oluşumuna ilişkin uyuşmazlıklar, zaman zaman idari yargıya taşınmakta; çıkar çatışması veya tarafsızlık ilkesine aykırılık iddiaları nedeniyle bazı işlemler iptal edilebilmektedir.
Bu nedenle jüri üyelerinin kişisel tercihler yerine merkezi bir sistem üzerinden belirlenmesi, hem üniversiteleri hukuki risklerden koruyacak hem de akademik liyakat algısını güçlendirecektir.
Enstitü Sosyal tarafından ortaya konulan bu öneri, yükseköğretim sisteminde şeffaflık ve objektifliğin güçlendirilmesi bakımından önemli bir reform önerisi niteliği taşımaktadır.
Yükseköğretim Kurulunun yeni yükseköğretim mevzuatına yönelik yürüttüğü çalışmalar kapsamında bu öneriyi değerlendirmesi, öğretim üyesi alımlarında güveni artıracak önemli adımlardan biri olacaktır.
Sözün özü; akademik liyakat yalnızca doğru adayın seçilmesiyle değil, doğru jürinin objektif şekilde oluşturulmasıyla da mümkündür.