Ömer Çelik: 2 yıllık sürecin en önemli aşamasındayız
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik,, (Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi) Bugün yasa teklifinin verilmiş olmasıyla birlikte iki yıllık bir sürecin en önemli aşamasına gelinmiş oldu" dedi.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan MKYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Çelik, açıklamasında şunları kaydetti;
Yüksek Askeri Şura kararları hayata geçti. Şimdiye kadar görev yapan ve görevden ayrılan bütün askerlerimize, komutanlarımıza teşekkür ediyoruz. Yeni göreve gelen, yeni rütbe alanları da tebrik ediyoruz. Tabii sevindirici bir tarafı da var bu Yüksek Askeri Şura'nın; Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki kadın general sayısı artıyor. Bu da son derece sevindirici. Burada bütün kuvvetlerimizde kadın general sayısının artmasının Türk ordusunun niteliğini göstermesi bakımından ve burada kadınlarımızın da bu yüksek rütbelerde bulunmasının Cumhuriyetin bir kazanımı olarak değerlendirilmesi bakımından son derece önemli olduğunun altını çizmek isterim. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine her zamanki gibi başarılar diliyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız açılış konuşmalarında bugün 'Terörsüz Türkiye' konusuna değindiler. Şimdiye kadar yaptığımız çalışmaların bugün geldiği nokta ve bundan sonrasında da inşallah bütün bu süreci başarıya ulaştırmak için yapılması gerekenler, ortaya konulması gereken tavırlar, kullanılması gereken tavır, üslup, Cumhur İttifakı'nın birlik ve dirliği açısından ilgili talimatları verdiler. Tabii aynı şekilde bu konuyla ilgili devlet kurumlarının da koordinasyonu bakımından talimatlarını tekrar hatırlattılar. Bugün tabii yasa teklifinin de verilmiş olmasıyla birlikte iki yıllık bir sürecin en önemli aşamasına gelinmiş oldu.
"Büyük risklerle ve tehditlerle dolu bir coğrafyadayız"
Tabii bir hususu özellikle belirtmek isterim ki; Türkiye Cumhuriyeti'nin, biricik vatanımızın bulunduğu coğrafya son derece büyük risklerle ve tehditlerle dolu bir coğrafya. Sadece çok uzun değil, 300 yıllık bir tarihe bile baksak, 100 yıllık tarihimize baksak, son 50 yılımıza baksak karşı karşıya olduğumuz tehditler başka ülkelerin belki 5-10 kat sürede ve daha düşük yoğunlukta karşı karşıya kaldığı tehditlerle eş değer. Dolayısıyla ülkemiz hem bulunduğu konum bakımından hem diğer nitelikleri bakımından çok yüksek tehditlerle ve yoğun tehditlerle karşı karşıya kalıyor.
Tüm bunların arkasında tabii birtakım siyasi projeler de var. Ülkemizi yolundan çevirmeye çalışan, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne kastetmeye çalışan bütün bunlar karşısında şimdiye kadar Türkiye Cumhuriyeti bütün unsurlarıyla beraber milletimizin desteğiyle en güçlü mücadeleyi verdi ve bugüne kadar da her türlü darbe girişiminden tutun birtakım emperyalist ve siyonist projelerin ülkemize musallat olan kötü niyetlerine kadar her şey kahraman şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin büyük fedakarlıklarıyla engellendi. Buradan bir kere daha kahraman şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz, mekanları cennet olsun. Kahraman gazilerimize hürmetlerimizi sunuyoruz. Tabii şehitlerimizin ve gazilerimizin ailelerine buradan bir kere daha AK Parti Genel Merkezi'nden en içten saygılarımızı, hürmetlerimizi arz ediyoruz. Onları her zaman hatırımızda tuttuğumuzu, her zaman gündemimizde olduklarını ifade etmek isterim.
"Süreç için çok emek sarf edildi"
'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' süreci için gerçekten çok emek sarf edildi. Kuşkusuz pek çok çalışma yapıldı. Biz artık AK Parti'de yaptığımız çalışmaların sayısını unuttuk. Yani yüzlerce kere toplanmışızdır. Sabah erken saatlerden gece geç saatlere kadar bütün arkadaşlarımızla birlikte, kurduğumuz heyetle birlikte çok yoğun bir şekilde buna emek ve mesai harcadık. Esasında 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' hedefi; etrafımızdaki gelişmeleri çok iyi izlediğimizde, etrafımızda, yakın bölgemizde emperyalistlerin, siyonistlerin hangi kirli planları bölgeyi parçalamaya dönük, bölge insanlarını birbirine düşürmeye dönük hangi şer şebekelerini devreye soktuğunu düşündüğümüzde esasında Türkiye Cumhuriyeti'nin köklü devlet aklının bugün siyasette, Meclis'te ve diğer alanlarda tecelli eden siyaset aklının, milletimizin değerlerinin, irfanının, basiretinin bir neticesi olarak ortaya çıktı.
Bölgemizdeki bütün bu gelişmeleri hep birlikte değerlendirdiğimizde, özellikle son 10 yıla odaklandığımızda göreceğimiz şey şudur: Kurallı bir dünya düzeni sona ermiştir, kuralsız bir dünya düzenine geçilmiştir. Kaotik bir şekilde ortaya çıkan bu tablo neticesinde dünyanın bütün dikişleri sökülmektedir. Yakın zamana kadar hatırlarsınız Sykes-Picot rejiminin bölgede değişmesi gerektiğine dair tartışmalar batılı bazı odaklar tarafından, bazı think-tank'ler tarafından başlatılmıştı. O zaman bakıldı ki aslında Sykes-Picot'nun bölgeye getirdiği yanlışlıkların ve zararların giderilmesini amaçlayan bir yaklaşım değil bu; tam tersine daha başka, daha çok bölünmüş, daha çok parçalanmış, etnik ve dini temelde birbiriyle daha kavgalı hale gelmiş bir bölgenin ortaya çıkmasını istiyorlar. Bununla ilgili olarak tabii birçok diplomasi yürütüldü.