Hayvanları Koruma Kanunu'nun 2. yılı: Binlerce hayvan toplandı, ölüm...

Hayvanları Koruma Kanunu'ndaki düzenlemelerin yürürlüğe girmesinin üzerinden iki yıl geçti. 2 Ağustos 2024'te uygulanmaya başlanan kanun, sokaktaki sahipsiz hayvanların toplanarak barınaklarda bakılmasını ve tehlike arz eden hayvanlara ötanazi yapılabilmesini öngörüyor. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Türkiye'deki sahipsiz hayvanların yüzde 92,35'inin toplandığını açıkladı. Ancak aktivistler, hayvanların hunharca toplandığını, barınaklarda aşırı kalabalık, yetersiz beslenme ve tedaviye ulaşamama nedeniyle çok sayıda ölüm yaşandığını iddia ediyor.

Kaynak : Memurlar.Net
Haber Giriş : 07 Ağustos 2026 08:26, Son Güncelleme : 07 Ağustos 2026 08:30
Hayvanları Koruma Kanunu'nun 2. yılı: Binlerce hayvan toplandı, ölüm...

Hayvanları Koruma Kanunu hakkında yapılan ve bazı hayvanseverler tarafından "katliam yasası" olarak anılan düzenlemenin yürürlüğe girmesi üzerinden iki yıl geçti.

2 Ağustos 2024'te uygulanmaya başlanan düzenleme sokaktaki sahipsiz hayvanların toplanarak barınaklarda bakılmasını öngörüyor.

Ayrıca "İnsan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak" sokak hayvanlarına ötanazi yapılabileceğine hükmediyor.

Resmi açıklamalara göre aradan geçen iki yılda başta sokak köpekleri olmak üzere binlerce hayvan toplatıldı.

Bu süreçte farklı illerde sahipsiz hayvanların topluca öldürüldüğüne dair iddia ve görüntüler de ortaya atıldı.

Farklı illerdeki yetkililer ise bu iddiaları yalanladı.

BBC Türkçe düzenlemenin ikinci yılında sokak hayvanlarının durumunu inceledi.

Hükümetin yıl sonu hedefi

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 17 Haziran'da yaptığı bir paylaşımda sokak hayvanlarını toplama işlemlerinin 63 ilde tamamlandığını söyledi.

Çiftçi 18 Temmuz'da yaptığı bir konuşmada ise Türkiye'deki sahipsiz sokak hayvanlarının %92,35'inin toplandığını açıkladı.

Bakan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Bu şekilde hem sokaklarımız, alanlarımız, meydanlarımız, parklarımız daha güvenli hale geliyor hem de hayvan refahını artırmış oluyoruz.

"Hayvanları insanların veya sokakların insafından da kurtarmış oluyoruz."

Sahipsiz hayvanlara dair veriler açık kaynaklarda yer almıyor.

Ancak İçişleri Bakanlığı yetkilileri Nisan ayında mecliste düzenlenen bir oturumda Türkiye'de sokakta yaşayan köpek sayısının 1 milyon 250 bin civarında olduğunu söylemişti.

BBC Türkçe, İçişleri Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan bu verileri talep etti ancak haberin yayımlandığı tarihe kadar yanıt alamadı.

Bununla birlikte Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bir soru önergesine verdiği yanıta göre Şubat 2026 itibariyle Türkiye'de 413 bin hayvan kapasiteli 386 hayvan bakımevi ve 102 doğal yaşam alanı bulunuyor.

Bakanlık, soru önergesine yanıtında bu alanlarda 244 bin hayvanın bakıldığını söylüyor.

Yanıtta bu sayıların belediye ve özel tesisleri kapsayıp kapsamadığı belirtilmiyor.

Bakanlık ayrıca 2025'te 18 belediye, 12 mahalli idare birliği ve 14 il özel idaresine "hayvan bakımevi/doğal yaşam alanı yapımı için" yaklaşık 501 milyon lira, belediyeler tarafından Hayvan Bilgi Sistemi'ne kaydedilen sahipsiz köpekler için ise 109 milyon lira mali yardım yapıldığını vurguluyor.

'Bütün ülkede hayvanlar hunharca toplanıyor'

Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili düzenlemeler, sokak hayvanlarının toplanması ve bakımında sorumluluğu belediyelere veriyor.

Süreç, valilerin başkanlık ettiği il hayvanları koruma kurulları tarafından koordine ediliyor.

Hayvanları Koruma Kanunu'ndaki düzenlemelere itiraz eden dönemin İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkanı Deniz Tavşancıl, BBC Türkçe'ye son iki yılı değerlendirirken "Bu yasa kanlı bir yasaydı bizim için, uygulaması çok daha kanlı oldu" diyor.

Tavşancıl, "Sokak hayvanları ülkemizin hem güzel rengiydi hem de kültürel dokusuna ait bir şeydi" diyor ve ekliyor:

"Böyle bir ortamdan sokaklarda kedi köpeğin olmadığı bir ortama geçiliyor olması çok üzücü."

Ankara Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkanı Tuğba Gürsoy, "Bütün ülkede hayvanlar çok hunharca toplanıyor" diyor.

Gürsoy, "Daha toplama esnasında yüksek doz anestezilerle veya havasız araçlarda üst üste istiflenerek, toplama sırasında saatlerce bekletilerek birçoğu araçlarda ölüyor" iddiasında bulunuyor ve ekliyor:

"Bir çoğu ertesi gün anesteziden uyanamıyor, başka sıkıntılar yaşıyor. Bir kısmı bakımsızlıktan ölüyor."

Kanunda belediyelerin hayvanları ağırlayacak barınak ve doğal yaşam alanlarını hazırlamaları için 2028'in sonuna kadar süre tanınıyor.

Ancak İçişleri Bakanlığı, yıl sonuna kadar tüm sahipsiz sokak hayvanlarını toplamayı hedeflediklerini söylüyor.

Konuştuğumuz aktivistler, hükümetin izlediği politikaların çokça ölüme yol açtığını savunuyor.

BBC Türkçe bu iddialarla ilgili İçişleri Bakanlığı'na ulaştı ancak haber yayımlanana kadar yanıt alamadı.

BBC Türkçe sahipsiz hayvanların toplanmasını savunan, bu konuda İçişleri Bakanlığı ile de temasta olan Güvenli Sokaklar ve Yaşam Hakkını Savunma Derneği (GÜSODER) ile de görüşme talebinde bulundu ancak yanıt alamadı.

Barınaklarda neler yaşanıyor?

Türkiye'deki hayvan barınaklarını düzenli olarak ziyaret eden aktivist Alper Karmış, 2018'den bu yana 46 şehir gezdiğini söylüyor.

Karmış, "Bazı şehirlerde aşırı kalabalığa bağlı beslenememe ve tedaviye ulaşamama durumu var. Ölüm sayısı ve ölüm hızı çok yüksek" diyor.

BBC Türkçe'ye konuşan aktivist, yakın zamanda ziyaret ettiği Kars Belediyesi'ne bağlı bir barınağı örnek veriyor.

Burada üç veteriner hekim ve üç tekniker olmasına karşın hayvanların tedaviye ulaşamadığını savunan Karmış, sulukların çamurlu ve paslı olduğunu aktarıyor.

Karmış, ziyareti sırasında barınağın içinde ölü hayvanlar gördüğünü, diğer köpeklerin cansız bedenleri yediğine şahitlik ettiğini söylüyor.

Aynı barınağı kış aylarında da ziyaret ettiğini söyleyen aktivist, aradan geçen sürede hayvan mevcudunun "iki üç binden 500-600 civarına indiğini" savunuyor.

Karmış, "Sadece altı ayda bir barınaktaki köpek sayısının %50-60 civarında azaldığına tanıklık edebiliyoruz" diyor.

Aktivist, bu oranların doğal ölümler ile açıklanamayacağını savunuyor.

Kars Belediyesi, konuyla ilgili sorularımıza verdiği yazılı yanıtta "söz konusu iddiaları doğrulayan herhangi bir bulguya rastlanmadığını" söyledi.

Belediye ayrıca barınaktaki hayvanların günlük bakım, beslenme ve sağlık kontrollerinin düzenli olarak yapıldığını belirterek "Gerekli tıbbi müdahaleler gecikmeksizin uygulanmaktadır" dedi.

'Sokak hayvanlarının yaşam hakkı gözetilmiyor'

Yüksek ölüm oranları iddiasıyla gündeme gelen illerden biri de Ankara.

Ankara Valisi Yakup Canbolat, 1 Temmuz'da yaptığı paylaşımda Ankara'da 52 bin sokak hayvanının toplandığını açıkladı.

Ancak BBC Türkçe'nin ulaştığı Nisan 2026 tarihli bir resmi belgeye göre 1 Ocak 2025-Nisan 2026 arasında Ankara ilinde yaklaşık 60 bin sokak köpeği toplandı.

Ankara'da sokak hayvanlarının izlenmesi ve denetlenmesine ilişkin resmi istatistiklerin yer aldığı bu belgede yaklaşık 32 bin köpeğin "doğal nedenlerle" öldüğü ifade ediliyor. Doğal nedenlerin ne olduğu ise detaylandırılmıyor.

Ankara Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkanı Tuğba Gürsoy, katıldığı toplantılarda yetkililerin ildeki toplam barınak kapasitesinin 13 bin civarında olduğunu açıkladığını söylüyor.

Gürsoy, 52 bin köpeğin toplandığı açıklamasına ithafen "Öyleyse 39 bin köpek burada yok demek" diyor.

Avukat, "Sokak hayvanlarının yaşam hakkının hiçbir şekilde gözetilmediğini görüyoruz" yorumunu yapıyor.

BBC Türkçe toplanan hayvan sayılarına dair tutarsızlıkları ve toplanma sırasındaki usulsüzlük iddialarını Ankara Valiliği'ne sordu ancak haberin yayımlandığı tarihe kadar yanıt alamadı.

'Sahada şiddet ile ilgili bir sorunumuz yok'

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Veteriner İşleri Dairesi Başkanı Mustafa Şener ise BBC Türkçe'nin konuya dair sorularını yanıtlarken her ilçenin idari ve mali özerkliği olduğunu hatırlatarak yalnızca ABB'nin faaliyetleri özelinde konuşabileceğinin altını çiziyor.

Şener, hayvanların araçlarda istiflendiği iddialarını reddediyor:

"Bizim araçlarımızın hepsi havalandırmalı ve klimalı. Bölüm bölüm ayırıyoruz. Her bölüme yavrularıyla değilse birden fazla köpek koymuyoruz."

Şener, hayvanlara yönelik şiddet ve gereğinden fazla sakinleştirici kullanılması iddiaları ile ilgili "Sahada toplamaya veteriner hekim olmaksızın bir ekip göndermiyorum, bizim şiddet ile ilgili bir sorunumuz yok" diyor.

Sokak hayvanlarının ihmal ve usulsüzlükler sebebiyle öldüğü iddialarına ise "Bir hayvan ölmüşse, nedenine dair çalışma yapan hekim raporunu tanzim eder" yanıtını veriyor.

Yetkili, ABB'nin barınak kapasitesinin yeterli olduğunu ve gerektiğinde artırılabileceğini vurguluyor.

Ayrıca Ankara'da yüze yakın ruhsatsız özel yaşam alanı olduğunu ve buradaki hayvanların gönüllülerden toplanan bağışlar ile bakıldığını hatırlatıyor.

Şener, belediyelere yönelik şikayetler ile özel kurumların topladığı bağışların bağlantılı olduğunu savunuyor:

"Siz [belediye olarak] yaralı hayvanları tedavi ederseniz, ücretsiz kısırlaştırırsanız, mama üretip gönüllülere verirseniz insanların sahada para toplayabileceği parametreleri tırpanlamış oluyorsunuz."

İstanbul Barosu'ndan Deniz Tavşancıl ise özel bakımevleri ile ilgili tartışmada bu tesislerin af kapsamında ruhsatlandırılmasını öneriyor:

"Bundan sonrası için sıkı denetimleri yapılır. Böylelikle oradaki hayvanların da hayatı ve yaşam hakları güvence altına alınır."

'Köpeklerin özgürlüğe tek çıkış bileti sahiplendirme'

Peki çözüm ne olabilir?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi barınaklarında çalışan köpek eğitim ve davranış uzmanı Gökçen Yücekaya, "Artık hayvanların özgürlüğe tek çıkış bileti maalesef sahiplendirme oldu" diyor:

"Sahiplenme şu anda tek kilit nokta. O yüzden bunun her noktasından doğru bir şekilde ele alınıp doğru bir şekilde yönlendirilmesi ve içinin doldurulması çok kıymetli."

Yücekaya ayrıca barınaklarda çalışacak gönüllü bulmakta zorlandıklarını söylüyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Barınaklardaki koşullar kötü olabilir, bütün hayvanlar barınaklara toplanmış olabilir ama burada en önemli şey bizim de elimizi taşın altına koymamız."

Deniz Tavşancıl, hayvan satışlarının üç yıllığına yasaklanması gerektiğini vurguluyor:

"Böylelikle içerdeki hayvanların sayısı azaltılabilir. İnsanlar satın almaz da sahiplenirlerse mevcudu böyle kurtarabilir, koruyabiliriz."

Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HAYKONFED) İkinci Başkanı Haydar Özkan ise sokak hayvanlarının kısırlaştırılmasının önemine işaret ediyor:

"Hayvanları kapalı alanlara, ölüm kamplarına toplayıp kısırlaştırma yapmazsan kontrolsüz üreme oralarda da devam edecek."

Özkan, "Bunun böyle gitmesi mümkün değil. bunların olmaması için bir an önce yaşatacak bir yasa çıkmasını istiyoruz" diyor.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber