Suriye ile fosfat imzası: Stratejik bir sürecin ilk adımı

Türkiye ile Suriye arasında yer bilimleri ve madencilik alanında imzalanan mutabakat zaptı yeni bir geleceğin de ilk adımı. Masada çok kritik bir madenin çıkarılması, işlenmesi, lojistiği ve ihracat zincirine kazandırılması var. Bu hamle Ankara-Şam hattını ve tüm bölgeyi doğrudan etkileyebilecek bir sürecin de başlaması anlamına geliyor

Kaynak : TRT
Haber Giriş : 20 Ağustos 2026 11:11, Son Güncelleme : 20 Ağustos 2026 11:05
Suriye ile fosfat imzası: Stratejik bir sürecin ilk adımı

Uzun yıllardır acı, gözyaşı ve savaşla anılan Suriye yeni yönetimiyle birlikte küllerinden doğmanın hesaplarını yapıyor. Elbette Şam'ın bu yolculuğundaki en önemli paydaşlarından biri Türkiye.

Ankara sadece askeri meselelerde değil enerjiden ulaşıma, sağlıktan eğitim ve sosyal politikalara kadar her alanda Suriye'ye destek oluyor. Bu kapsamda atılan adımlardan biri de madencilik alanındaki mutabakat zaptı...

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın Mayıs 2025'te Şam'a gerçekleştirdiği ziyaretle başlayan ve her iki tarafta en üst düzeyde siyasi iradeyle desteklenen kritik sürecin ilk somut çıktısı Suriye'de imzalanan madencilik anlaşması oldu.

Suriye'de atılan imzalar ne anlama geliyor?

Aslında bu mutabakat zaptı basit bir madencilik anlaşmasından çok daha derin anlamlar taşıyor.

İki ülke farklı alanlarda birlikte harekete etme iradesini ortaya koyuyor. Örneğin maden kaynakları ve enerji hammaddeleri arama işi bunlardan biri. Ki burada arama teknolojileri ile yöntemlerinin paylaşımı öne çıkıyor.

Bir diğer önemli mesele; jeotermal enerji alanında ise fosfat başta olmak üzere endüstriyel hammadde, nadir toprak elementlerinde arama, araştırma, işletme ve uç ürün edilmesinde ortak projeler yürütülmesi.

Ayrıca fosfat projelerinin geliştirilmesi, finansmanı, inşası ve işletilmesi amacıyla Türk kamu kurumları, özel sektör kuruluşları ve Suriyeli kuruluşlar arasında ortak girişimlerin desteklenmesi bir başka kritik madde. İki ülke bu stratejik alanda da kamu-özel sektör iş birliğinin önünü açacak. İlaveten, Suriye'de üretilecek kritik ham maddelerin taşınması için gerekli altyapılar da inşa edilecek.

Daha net bir ifadeyle, mesele madencilik faaliyetlerinin çok daha ötesinde. Ankara, bu anlaşmayla Suriye'de kritik ham maddeler değer zincirinin her biri birbirinden önemli halkalarını sabırla inşa ediyor. Bu da Türkiye ile Suriye arasında belki de bu alanda diğer sektörleri de besleyecek çok boyutlu bir ekonomik iş birliği anlamına geliyor.

Türkiye, tahıl koridoruyla ihracatını artırabilir

Gıda güvenliği için de hayli stratejik bir adım

Bu noktada fosfat için de ayrı bir parantez açmak şart. Bilindiği üzere Suriye'nin özellikle Humus-Palmira çevresinde çok büyük fosfat yatakları bulunuyor. Açık kaynaklara göre buradaki rezerv 2 milyar ton seviyesine kadar çıkıyor. Uzun yıllardır savaşla boğuşan Suriye'nin üretimiyse doğal olarak hayli düşük seyrediyor.

Türkiye'nin denkleme girmesiyle artacak fosfat üretimi gıdayı da doğrudan etkiliyor. Fosfat üretimi gübre, gübre de tarım ve doğal olarak gıda anlamına geliyor. Günümüzde gıdanın arzı da güvenliği de küresel anlamda en stratejik kabiliyetlerden biri kabul ediliyor.

Bilindiği üzere bu tablo önemli fosfat ihracatçılarının Rusya-Ukrayna Savaşı ve Hürmüz Boğazı kriziyle kırılgan bir zemine geçmesiyle daha da kritik bir hale geldi.

Ankara bu anlaşma ile Suriye'nin kendi fosfatını çıkarabilmesini, bunu işleyebilmesini ve gerekirse ihraç edebilmesini de sağlayacak bir planı hayata geçirmek istiyor.

Elbette ihracat için Türkiye'nin en önemli kaldıraçlarından biri büyük ekonomisi ve geniş iç pazar hacmi. Suriye'de işler yolunda gider ve yol haritası uygulanabilirse Ankara bu kez masaya 'müşteri' olarak da oturabiliyor.

Irak ve Suriye'nin kalkınmasında kilit ülke Türkiye

Suriye ile imzalanan mutabakat aslında bölgesel kalkınma için de hayli önemli. Türkiye, en uzun kara sınırına sahip komşusunun yeniden ayağa kalkabilmesi için elini taşın altına koyuyor.

Ancak bir adım geri çekilip fotoğrafın geneline bakıldığında, Türkiye-Irak hattında atılan adımların da bu süreçle birlikte okunması gerektiği ortaya çıkıyor. Çünkü Ankara, yıllardır savaşlar ve krizlerle boğuşan diğer komşusu Irak'la da enerji başta olmak üzere farklı alanlarda stratejik anlaşmalar imzalıyor.

Günün sonunda Türkiye, bölgenin yeraltı zenginliklerini ucuz maliyetlerle sömürmek, bunu başaramadığı takdirde siyasi amaçlarla ortalığı karıştırmak isteyen kimi aktörlerin aksine bir yol izliyor. Komşuları Suriye ve Irak ile kazan-kazan temelli projeler geliştirip, bölgede istikrar ve refahın artarak daha parlak bir geleceğe ulaşmasında lokomotif ülke konumunu giderek pekiştiriyor.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber