AYM: İşverenini TV'de eleştiren işçinin işten çıkarılması ihlal

Anayasa Mahkemesi, yerel televizyonda işverenini eleştiren belediye şirketi işçisinin işten çıkarılmasını ifade özgürlüğü ihlali saydı: Fesih son çare olmalı.

Kaynak : Memurlar.Net
Haber Giriş : 02 Ekim 2026 00:28, Son Güncelleme : 02 Ekim 2026 00:31
AYM: İşverenini TV'de eleştiren işçinin işten çıkarılması ihlal

İşvereni hakkında kamuoyu önünde eleştiride bulunan işçi, daha hafif tedbirlerin yetersiz kalacağı somut olarak gösterilmeden işten çıkarılamaz. Anayasa Mahkemesi (AYM), Eskişehir Büyükşehir Belediyesinin şirketi Espark'ta çalışırken yerel bir televizyon programında işyerinde haksızlığa uğradığını anlatan ve bu nedenle iş sözleşmesi feshedilen Mehmet Güven'in ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti. AYM Birinci Bölümünün 21 Nisan 2026 tarihinde oybirliğiyle verdiği karar, 2 Ekim 2026 tarihli ve 33388 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı. Dosya yeniden yargılama için Ankara Bölge Adliye Mahkemesine gönderildi.

Belediye şirketi işçisi televizyon programında ne söyledi?

Başvurucu, 2018'den bu yana Espark Eskişehir Park Bahçe Peyzaj Temizlik AŞ'de işçi olarak çalışıyordu. 29 Nisan 2021'de Eskişehir TV'de bir programa konuk oldu. Programda siyasi görüşü nedeniyle kendisine farklı davranıldığını söyledi, görev yerinin değiştirilmesini "sürgün" olarak nitelendirdi ve bu haksızlıklara sessiz kalmayacağını belirtti.

Programın ardından Belediyenin İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı, "gereğinin yapılması" için Şirkete bildirimde bulundu. Şirket soruşturma başlattı ve işçiden yazılı savunma istedi.

İşçi hangi gerekçeyle işten çıkarıldı?

Şirket soruşturmasında, işçinin programda "Sağ görüşlü olduğum için bana farklı davranıyorlar" ve "İşveren olarak demokrasiyi yaşatmıyorlar" dediği tespit edildi. İşçinin kurumu ve yöneticilerini AK Parti İl Başkanlığına şikayet ettiğini anlattığı, görev yeri değişikliği için de alaycı biçimde "göl manzaralı yere geldim" dediği kayda geçirildi.

Şirkete göre işçi, yöneticilerle yaptığı toplantılardaki konuşmaları kamuya açık ortamda paylaşmış, yaklaşık 500 iş arkadaşını dava açmaya kışkırtmış ve yöneticilerini adaletsizlik ile yolsuzlukla suçlamıştı. Şirket bu sözlerin eleştiri sınırını aştığını savundu.

Disiplin Kurulu 18 Mayıs 2021'de iş sözleşmesinin feshine karar verdi. Dayanak, sosyal medya ve benzeri ortamlarda kurum ve idare aleyhine küçük düşürücü, onur kırıcı paylaşım ve söylemde bulunmayı cezalandıran disiplin ceza cetvelinin 52. maddesiydi.

İşe iade davası: İş Mahkemesi kabul etti, istinaf reddetti

İşçinin açtığı işe iade davasını Eskişehir 2. İş Mahkemesi kabul etti. Mahkemeye göre programdaki sözler hakaret veya sataşma niteliğinde değildi; işçi işyerindeki düzene ilişkin düşünce ve eleştirilerini dile getirmişti. İşverenin zarar gördüğüne ya da çalışma düzeninin bozulduğuna dair bir delil de bulunmuyordu.

İşverenin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararı kaldırıp davayı reddetti. Daireye göre işçi siyasi kimliğini öne çıkarmış, işyerinde yaşananları bir parti il teşkilatına aktarmış ve dava yoluyla hakkını arama imkanı varken işverenin kendini savunamayacağı bir ortamda konuşmuştu. Daire feshin geçerli nedene dayandığına karar verdi. Nihai kararı 6 Temmuz 2022'de öğrenen işçi, 4 Ağustos 2022'de AYM'ye bireysel başvuruda bulundu. [İç link: işe iade davası ve geçerli fesih nedenleriyle ilgili önceki haber]

İşçi işverenini eleştirebilir mi?

AYM önce genel ilkeleri hatırlattı. İşçiden işverenine karşı ahlak ve iyi niyet kurallarına uygun davranması bekleniyor; işverenin şeref ve itibarına saldırı veya meslek sırlarının açıklanması fesih nedeni olabiliyor. Ancak Anayasa'nın 26. maddesindeki ifade özgürlüğünden işçiler de yararlanıyor ve bu güvence işçinin işvereni hakkında yaptığı açıklamaları da kapsıyor.

Mahkeme, belediyelerin kamu gücü kullanan kurumlar olduğuna ve feshin Belediyenin bildirimiyle başlayan soruşturma sonucunda gerçekleştiğine dikkat çekti. Bu nedenle işçi 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi olsa da başvuru, devletin ifade özgürlüğüne keyfi müdahaleden kaçınma yükümlülüğü yönünden incelendi.

Kararda İş Kanunu'nun 18. maddesindeki geçerli neden şartına da değinildi. AYM'ye göre işçinin bir davranışı ancak işyerinde olumsuzluğa yol açıyorsa geçerli fesih nedeni sayılabilir; üretim ve iş ilişkisi sürecine olumsuz etkisi olmayan bir davranış fesih gerekçesi yapılamaz. [İç link: 4857 sayılı İş Kanunu mevzuat sayfası]

İstinaf dairesinin gerekçesi neden yetersiz bulundu?

AYM'ye göre Bölge Adliye Mahkemesi, işçinin hangi somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, iş barışının nasıl bozulduğunu ve işverenin hangi işletme menfaatinin zarar gördüğünü ortaya koymadı. Daire, işçinin siyasi kimliğini öne çıkardığını söylemekle yetinerek soyut ve genel bir gerekçe kullandı. Sözlerin niteliği, bağlamı ve muhtemel etkileri incelenmedi; ifade özgürlüğü ile işverenin itibarının korunması arasında denge kurulmadı.

Kararda, işçinin iş sözleşmesinin daha önce de feshedildiği, yargı kararıyla işe iade edildiği ve programdaki sözlerinin bu süreçlere ilişkin olduğu da not edildi.

Feshin son çare olması ilkesi nedir?

AYM, Yargıtayın geliştirdiği "feshin son çare olması" ilkesine vurgu yaptı. Bu ilkeye göre işveren, işten çıkarmadan önce daha hafif tedbirlerin yeterli olup olmayacağını değerlendirmek zorunda. Mahkemeye göre son çare olduğu gösterilmeden yapılan fesihler, hem ilgili işçi hem de diğer işçiler üzerinde caydırıcı etki doğuruyor. Bu nedenle işten çıkarmayı zorunlu kılan sebepler, işveren ve yargı mercilerince hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmalı.

Somut olayda bu değerlendirme yapılmadı ve doğrudan feshe gidilmesinin kaçınılmaz olduğu gösterilemedi. AYM, müdahalenin zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının ortaya konulamadığını ve feshin başvurucuya orantısız bir külfet yüklediğini belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme, işverenlerin işçilerden verimli çalışma ve kurallara uyma beklentisinin haklı olduğunu, meşru nedenler ortaya çıktığında iş ilişkisinin sona erdirilmesinin olağan olduğunu da ayrıca hatırlattı.

AYM kararından sonra işçi işine dönecek mi?

Karar, işe iadeyi doğrudan sağlamıyor. Kararın bir örneği yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine gönderilecek; daire, AYM'nin belirlediği ilkelere uygun yeni bir karar verecek. İşçinin işine dönüp dönmeyeceğini bu yargılama belirleyecek. Başvurucu tazminat talep etmediği için bu yönde hüküm kurulmadı. Başvurucuya 664,10 lira harç ve 40 bin lira vekalet ücreti olmak üzere toplam 40 bin 664 lira 10 kuruş yargılama gideri ödenecek.

İşvereni hakkında konuşan işçi hangi durumda işten çıkarılabilir?

Karar, işçinin işvereni hakkında her sözü söyleyebileceği anlamına gelmiyor. Hakaret boyutuna varan veya işverenin itibarına saldırı niteliği taşıyan sözler yine fesih nedeni olabilir. Ancak mahkemelerin "işçi kurumunu kötüledi" gibi genel bir gerekçeyle yetinmesi yeterli değil. Hangi sözün hangi yükümlülüğü ihlal ettiği, işyerinde hangi somut zarara yol açtığı ve feshin neden kaçınılmaz olduğu tek tek ortaya konulmalı.

AYM'nin Mehmet Güven başvurusuna ilişkin kararı (Resmi Gazete, 2 Ekim 2026)

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber