KDK: Zorbalık yapan öğrenciye bağıran öğretmene ceza yerinde
Kamu Denetçiliği Kurumu, başka sınıftan bir öğrenciyi öğretmenler odasında bağırarak korkutan öğretmene verilen uyarma cezasına yapılan itirazı reddetti.
Kınama cezası itiraz üzerine uyarmaya çevrilen İstanbul'daki sınıf öğretmeni KDK'ye başvurdu. Kurum, cezayı usul ve esas yönünden hukuka uygun buldu.
Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), kendi sınıfında olmayan bir öğrenciyi öğretmenler odasına götürüp bağırarak korkuttuğu tespit edilen sınıf öğretmenine verilen uyarma cezasında hukuka aykırılık görmedi. Öğretmen, bu görüşmeyi kendi sınıfındaki bir öğrenciyi akran zorbalığından korumak için yapmıştı. Kurum, 1 Ekim 2026 tarihli ve 2026/19932-S.26.27238 sayılı kararıyla öğretmenin 5 Temmuz 2026'da İstanbul Valiliğine karşı yaptığı başvuruyu reddetti. Öğretmene önce kınama cezası verilmiş, ceza itiraz üzerine uyarmaya indirilmişti. Karardaki mesleki görüş raporu, okulun zorbalık karşısında koordineli bir çalışma yürütüp yürütmediğinin anlaşılamadığını da kaydetti. Ombudsmanlık, idareye karara karşı başvuru yollarını göstermesini önerdi.
Öğretmen öğrenciyi neden öğretmenler odasına götürdü?
Başvuran, Ümraniye'deki bir ilkokulda 3/A sınıf öğretmeni olarak görev yapıyor. KDK kararına göre öğretmenin sınıfındaki bir öğrenci, 4/A sınıfında okuyan bir öğrencinin "akran nezaketsizliğine" maruz kaldı. Öğretmen, kendi öğrencisini korumak amacıyla 24 Aralık 2025'te 4/A'daki öğrenciyi sınıfından aldı ve öğretmenler odasında yalnız görüştü. Okul yönetiminin bu görüşmeden bilgisi yoktu.
Öğrencinin velisi şikayet dilekçesi verdi. Dilekçede, çocuğa kamerasız ortamda psikolojik şiddet uygulandığı, bağırılıp korkutulduğu ve altını ıslatmasına neden olunduğu öne sürüldü. Veli ayrıca görüşme sırasında güvenlik kapılarının kilitlenerek alıkonulduğunu, eğitim durumu ve kılık kıyafeti hakkında küçümseyici söz söylendiğini iddia etti. Ümraniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, 30 Aralık 2025 tarihli olurla soruşturma başlattı.
Okul akran zorbalığına karşı ne yaptı?
KDK'nin kendi meslek elemanından aldığı 17 Ağustos 2026 tarihli Mesleki Görüş ve Değerlendirme Raporu, bu soruya net bir cevap bulamadı. Raporda, ailenin rehberlik servisiyle görüşmeyi kabul etmediği ve sunulan desteğe çatışmacı bir tutumla karşılık verdiği yönündeki iddia aktarıldı. Okul idaresinin, sınıf öğretmeninin ve rehberlik biriminin birlikte ne yönde çaba harcadığı ise dosyadan anlaşılamadı.
Rapor, soruşturma raporunda yer almayan bir eksiğe de işaret etti: Okulda öğretmenlere ve personele akran zorbalığını önleme eğitimi gerekip gerekmediği belirlenmeli, gerekiyorsa öğrenciler ve aileler de bu eğitime dahil edilmeli. Rapora göre konu yalnızca disiplin sorunu olarak görülmemeli. Rehber öğretmen, aile ve okul idaresi süreci her iki çocuğun üstün yararını gözeterek birlikte izlemeli.
Kınama cezası uyarma cezasına nasıl çevrildi?
Muhakkik, 8 Nisan 2026 tarihli raporunda iki fiili sübuta ermiş saydı: Öğretmen, kendi sınıfı olmayan bir öğrenciyi okul yönetiminin bilgisi olmadan kamerasız ortama götürmüş ve burada bağırıp korkutarak psikolojik şiddet uygulamıştı. Rapor, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin B bendinin (a) alt bendi uyarınca kınama cezası teklif etti. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü 29 Nisan 2026'da kınama cezası verdi.
Öğretmen 4 Mayıs 2026'da İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Disiplin Kuruluna itiraz etti. Kurul, 22 Mayıs 2026 tarihli kararında fiil ile teklif edilen cezayı uyumsuz buldu, itirazı kabul etti ve dosyayı disiplin amirine gönderdi. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü de 24 Haziran 2026'da cezayı aynı maddenin A bendinin (a) alt bendi uyarınca uyarmaya çevirdi. Bu bent, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde "kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak" fiilini düzenliyor. Öğretmen bu cezayı da KDK'ye taşıdı.
KDK uyarma cezasını hangi gerekçeyle hukuka uygun buldu?
Kurum önce usulü inceledi. Zamanaşımı süreleri, savunmanın alınması, itiraz süreci ve cezayı veren makam yönünden işlemlerin mevzuata uygun olduğu sonucuna vardı.
Esas yönünden soruşturma raporuna dayandı. Rapor, olay yerinde yapılan incelemeye ve şikayetçinin, öğretmenlerin, okul idarecisinin ve öğrencilerin ifadelerine göre hazırlanmıştı. Ombudsmanlık, fiilin sübuta erdiğini ve karşılığının uyarma cezası olduğunu belirtti.
Öğretmenin koruma amacı sonucu değiştirmedi. Mesleki görüş raporu, öğretmenin öğrenciye "suç ceza mantığı" ile yaklaştığını değerlendirdi. Öğretmenin, zorbalığa uğrayan çocukların ifadelerinin tam alınmadığı yönündeki açıklamasını da bu yaklaşımın dayanağı saymadı. Raporda şu tespit yer aldı:
"Oysa mağdur çocuk kadar zorbalıkta bulunan 9 yaşındaki çocuğun da desteğe, ilgiye, özenli yaklaşıma ihtiyacı bulunmaktadır."
Rapora göre öğretmen, çocuğun saldırgan davranışını önlemek yerine korku, baskı ve stres yarattı ve koordineli iş birliği yükümlülüğüne uygun davranmadı. KDK de kararında öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği özene vurgu yaptı:
"Öğretmenin öğrenciye yönelik psikolojik şiddet niteliğindeki davranışının, çocuğun üstün yararı ve psikolojik bütünlüğünün korunması ilkeleriyle bağdaşmadığı; öğretmenlik görevinin gerektirdiği mesleki özen, sorumluluk ve davranış standartlarına aykırılık oluşturduğu değerlendirilmektedir."
Kurumun vardığı sonuç şu cümleyle ifade edildi:
"Başvuran hakkında yürütülen soruşturma sonucunda verilen disiplin cezasının usul ve esas açısından hukuken yerinde olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır."
Uyarma cezası alan memur hangi yollara başvurabilir?
Karar, disiplin cezası alan memurlar için izlenecek yolu da gösteriyor. 657 sayılı Kanun'un 135. maddesine göre uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna itiraz edilebiliyor. İtiraz süresi, kararın tebliğinden itibaren yedi gün. Sürede itiraz edilmeyen cezalar kesinleşiyor. Disiplin kurulu, itiraz dosyası kendisine ulaştıktan sonra otuz gün içinde karar vermek zorunda. İtiraz kabul edilirse disiplin amiri cezayı hafifletebiliyor veya tamamen kaldırabiliyor. Bu dosyada da kınama cezası bu yolla uyarmaya indi.
KDK'nin ret kararı yargı yolunu kapatmıyor. Kararda, 6328 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açma süresinden kalan sürenin, ret kararının tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam edeceği hatırlatıldı.
Ombudsmanlık, idarenin iyi yönetim ilkelerine uyumunu da değerlendirdi. İstenen bilgi ve belgeler Kuruma süresinde ve gerekçeli olarak gönderilmişti. Ancak idare, başvurana verdiği cevapta hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermemişti. KDK, idareye "karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi" ilkesine uymasını önerdi. Karar, Kamu Denetçisi Şerif Yılmaz'ın ret önerisi üzerine Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca tarafından verildi.
KDK'nin 1 Ekim 2026 tarihli ve 2026/16500 başvuru numaralı ret kararı (PDF)