Üniversitelerde birim enflasyonuna dair YÖK dur demeli!

Türk yükseköğretim sisteminde son yıllarda üzerinde yeterince durulmayan yeni bir eğilim ortaya çıkıyor: "Yeni bir ihtiyaç ortaya çıktığında mevcut birimleri güçlendirmek yerine yeni birimler kurmak, yeni yöneticilikler oluşturmak ve yeni ünvanlar üretmek"

Kaynak : Memurlar.Net
Haber Giriş : 09 Ekim 2026 14:00, Son Güncelleme : 07 Ekim 2026 09:02
Üniversitelerde birim enflasyonuna dair YÖK dur demeli!

Türk yükseköğretim sisteminde son yıllarda üzerinde yeterince durulmayan yeni bir eğilim ortaya çıkıyor:

"Yeni bir ihtiyaç ortaya çıktığında mevcut birimleri güçlendirmek yerine yeni birimler kurmak, yeni yöneticilikler oluşturmak ve yeni ünvanlar üretmek"

Sayıştay Başkanlığının 2025 yılına ilişkin değerlendirmeleri bu konuyu yeniden gündeme taşıdı.

Sayıştay, bazı üniversitelerde "Araştırma Dekanlığı", "Öğrenci Dekanlığı" ve "Öğrenci İşleri Dekanlığı" adı altında birimler oluşturulduğunu tespit etti. Üstelik bunlar yalnızca isimlendirmeden ibaret değil. Sayıştay tespitine göre söz konusu dekanlıklar üniversite senatosu kararlarıyla kurulmuş, rektör onayıyla dekan ve dekan yardımcıları görevlendirilmiş.

Sayıştay'ın konuya yaklaşımı hukuki açıdan oldukça açık. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununda senatoya dekanlık kurma veya kaldırma şeklinde bir görev verilmediği gibi, mevcut düzenlemede bu yeni dekanlıkların kurulması ve personel görevlendirilmesi için de hukuki altyapı bulunmuyor.

Sayıştay bu birimlere gerçekten ihtiyaç duyuluyorsa yükseköğretim mevzuatında gerekli değişikliklerin yapılarak hukuki altyapılarının oluşturulması gerektiğini söylüyor.

Buraya kadar Sayıştay'ın hukuki tespiti. Ancak biz meseleye bir de başka açıdan bakalım:

Bu birimlere gerçekten ihtiyacımız var mı?

ÖĞRENCİ İŞLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI VARKEN NEDEN ÖĞRENCİ İŞLERİ DEKANLIĞI?

Üniversitelerde yıllardır öğrenci hizmetlerinin yürütülmesinden sorumlu Öğrenci İşleri Daire Başkanlıkları bulunuyor.

Kayıttan mezuniyete, öğrenci belgelerinden akademik süreçlere, YÖKSİS işlemlerinden diploma süreçlerine kadar geniş bir hizmet alanı bu birimler tarafından yürütülüyor.

Eğer öğrenci hizmetlerinde eksiklik varsa çözüm gerçekten yeni bir "Öğrenci İşleri Dekanlığı" kurmak mı? Yoksa mevcut Öğrenci İşleri Daire Başkanlıklarının personel, yetki, teknolojik altyapı ve kurumsal kapasitesini güçlendirmek mi?

Aynı işi yapan veya birbirine çok yakın görevleri bulunan iki ayrı organizasyon oluşturduğumuzda bu kez başka sorular ortaya çıkıyor:

Yetki kimde olacak? Sorumluluk kimde olacak? Hangi işi daire başkanlığı, hangi işi dekanlık yapacak?

Kurumsal yapıyı güçlendirelim derken görev ve yetki karmaşası üretme riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.

ARAŞTIRMA OFİSLERİ VARKEN NEDEN ARAŞTIRMA DEKANLIĞI?

Benzer durum araştırma faaliyetleri bakımından da geçerli. Üniversitelerde araştırma süreçlerini desteklemek amacıyla araştırma ofisleri, bilimsel araştırma projeleri koordinasyon birimleri, teknoloji transfer yapılanmaları ve farklı koordinatörlükler zaten bulunabiliyor.

Eksiklik varsa bunları güçlendirelim.

Daha nitelikli personel verelim.

Yetkilerini netleştirelim.

Araştırmacıya daha hızlı hizmet verecek hale getirelim.

Ama her yeni ihtiyaç ortaya çıktığında yeni bir "dekanlık" kurmanın üniversiteye sağlayacağı ilave katkının da somut biçimde ortaya konulması gerekiyor.

Araştırma faaliyetlerinin güçlendirilmesine mi ihtiyacımız var, yoksa Araştırma Dekanlığı adı verilen yeni bir idari yapıya mı?

Bu ikisi aynı şey değil.

HER İHTİYAÇ İÇİN YENİ BİRİM KURARSAK SONU NEREYE VARACAK?

Asıl tartışmamız gereken mesele de bu.

Üniversitelerde elbette yeni ihtiyaçlar ortaya çıkabilir.

Dijital dönüşüm, yapay zeka, uluslararasılaşma, araştırma, kalite, sürdürülebilirlik, kariyer, mezun ilişkileri ve daha onlarca yeni çalışma alanı var.

Fakat her yeni faaliyet alanını yeni bir başkanlık, koordinatörlük, ofis, merkez veya dekanlık kurarak karşılamaya çalışırsak bunun sonu nereye varacak?

Bugün öğrenci dekanlığı...

Yarın araştırma dekanlığı...

Sonra başka bir ihtiyaç için başka bir dekanlık...

Üniversitelerin temel organizasyon şemaları giderek genişlerken gerçekten hizmet kapasitesi mi artıyor, yoksa birim ve yöneticilik sayısı mı?

Bunun da sorgulanması gerekiyor.

HER AKADEMİSYENE İDARİ GÖREV Mİ ÜRETECEĞİZ?

Konunun konuşulması gereken daha hassas bir tarafı da var. Üniversitelerde akademik ve idari organizasyon, kişilere görev veya ünvan oluşturmak amacıyla değil, kurumun gerçek ihtiyacına göre şekillenmelidir.

Her akademisyene bir idari görev vermek, her çalışma alanına bir yöneticilik oluşturmak veya yeni yöneticilik alanları açmak için organizasyon şemalarını sürekli büyütmek doğru bir yükseköğretim yönetimi modeli olamaz.

Yeni bir birim kurulurken önce şu sorular sorulmalı:

Bu birimin yapacağı işi bugün hangi birim yapıyor?

Mevcut birim neden yetersiz?

Yeni birim hangi sorunu çözecek?

Yeni birim kurulmadan mevcut yapı güçlendirilerek aynı sonuç alınabilir mi?

Bu soruların ikna edici cevapları yoksa yeni bir organizasyon kurmanın da anlamı yok.

İHTİYAÇ VARSA MEVCUT BİRİMLERİ GÜÇLENDİRELİM

Belki de yükseköğretimde artık şu ilkeyi benimsememiz gerekiyor:

Önce yeni birim kurmak değil, mevcut birimi güçlendirmek.

Öğrenci hizmetlerinde sorun varsa Öğrenci İşleri Daire Başkanlığını güçlendirelim.

Araştırma faaliyetlerinde sorun varsa mevcut araştırma yapılanmalarını güçlendirelim.

Uluslararasılaşmada sorun varsa ilgili mevcut yapıyı etkin hale getirelim.

Gerçekten mevcut organizasyon içerisinde karşılanamayacak yeni ve kalıcı bir ihtiyaç ortaya çıkmışsa ancak o zaman yeni birim kurulmasını tartışalım.

YÖK BU KONUDA BİR ÇERÇEVE OLUŞTURMALI

Sayıştay'ın tespiti, YÖK açısından önemli bir fırsata dönüştürülebilir.

Mesele yalnızca hukuki altyapısı bulunmayan dekanlıkların mevzuata eklenmesi olmamalı.

Önce şu soruya cevap verilmeli:

Türk yükseköğretim sisteminin gerçekten bu yeni birimlere ihtiyacı var mı?

Varsa görevleri, yetkileri ve mevcut birimlerle ilişkileri açıkça düzenlensin.

Yoksa üniversitelerde yeni isimlerle benzer işler yapan yapılar oluşturulmasının önüne geçilsin.

Çünkü iyi yönetim, organizasyon şemasına sürekli yeni kutucuklar eklemek değildir.

İyi yönetim; mümkün olan en sade organizasyonla, görev ve sorumlulukları açık biçimde belirleyerek en nitelikli hizmeti üretebilmektir.

Sayıştay önemli bir soruna işaret etmiş durumda.

Şimdi YÖK'ün yalnızca bu yapıların hukuki altyapısını değil, üniversitelerde giderek büyüyen "birim ve ünvan enflasyonunu" da masaya yatırmasının zamanı geldi.

İŞTE SAYIŞTAY BULGUSU

5.1.2. Üniversitelerde Araştırma Dekanlığı, Öğrenci Dekanlığı ve Öğrenci İşleri Dekanlığı Kurulmasının Hukuki Altyapısının Bulunmaması

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Ana ilkeler" başlıklı 5'inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, üniversiteler ile yüksek teknoloji enstitüleri ve bunlar içindeki fakülte, enstitü ve yüksekokulların, Cumhurbaşkanınca yapılan yükseköğretim planlaması çerçevesinde kanunla kurulacağı hükmü mevcuttur.

Adı geçen Kanun'un "Senato" başlıklı 14'üncü maddesinde senatonun görevleri sayılmakta olup bunlar arasında dekanlık kurma veya dekanlık kaldırma şeklinde bir görev bulunmamaktadır. Kanun'un "Fakülte organları" başlıklı 16'ncı maddesinde ise fakültenin ve birimlerinin temsilcisi olan dekanın, rektörün önereceği üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süre ile seçileceği ve normal usul ile atanacağı, süresi biten dekanın ise yeniden atanabileceği düzenlemesine yer verilmek suretiyle, kanunla kurulan fakültelere dekan atama yetkisinin Yükseköğretim Kurulunda olduğu açıkça ifade edilmiştir. Denetimlerde bazı üniversitelerde, üniversite senatosu kararı ile araştırma dekanlığı, öğrenci dekanlığı ve öğrenci işleri dekanlığı kurulduğu, söz konusu dekanlıklara rektör onayıyla dekan ve dekan yardımcıları görevlendirildiği tespit edilmiştir.

Araştırma, öğrenci ve öğrenci işleri dekanlıkları üniversitelerde son dönemde ortaya çıkan ihtiyaçların bir sonucu olarak kurulmaya başlansa da bu dekanlıkların kurumsal yapılanması ve yetkilerinin 2547 sayılı Kanun ile kurulan fakültelerden tamamen farklı olduğu, bu birimlerin kurulması ve personel görevlendirmesinin hukuki altyapısının mevcut olmadığı görülmektedir.

Söz konusu dekanlıkların üniversitelere beklenen katkıyı sağlayabilmesi için yükseköğretim mevzuatında bu birimlerin kurulması ve işleyişini düzenleyen gerekli değişikliklerin yapılarak hukuki altyapılarının oluşturulması gerekmektedir.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber