Üniversitelerde ders saati ücretli görevlendirmeler mercek altına alınmalı
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 31'inci maddesi kapsamında gerçekleştirilen ders saati ücretli öğretim görevlisi görevlendirmeleri, üniversitelerde şeffaflık, liyakat ve kamu kaynaklarının etkin kullanımı bakımından yeniden değerlendirilmelidir. Özellikle bu görevlendirmelerin ileride açılacak akademik kadrolara başvuruda deneyim kazandırma amacıyla kullanılması ihtimali, Yükseköğretim Kurulu ve Sayıştay tarafından incelenmesi gereken önemli bir konudur.
Üniversitelerde eğitim-öğretim faaliyetlerinin sürdürülebilmesi amacıyla farklı
akademik personel istihdam yöntemleri uygulanmaktadır. Bunlardan biri de 2547
sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 31'inci maddesi kapsamında gerçekleştirilen
ders saati ücretli öğretim görevlisi görevlendirmeleridir.
Söz konusu maddeye göre, üniversitelerde öğretim üyesi bulunmayan derslerde
veya özel bilgi ve uzmanlık gerektiren konularda, alanındaki çalışmaları ve
eserleriyle tanınmış kişiler ders saati ücreti karşılığında görevlendirilebilmektedir.
Kanunda ayrıca ilgili yönetim kurullarının görüşleri, yetkili akademik yöneticilerin
önerileri ve rektörün onayıyla bu görevlendirmelerin yapılabileceği düzenlenmektedir.
Bu yöntem, özellikle alanında uzman kişilerin bilgi ve tecrübelerinden yararlanılması
bakımından önemli bir imkandır. Ancak bu yetkinin kullanımında yeterli şeffaflığın
sağlanmaması, bazı sakıncalı uygulamaların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.
DERS SAATİ ÜCRETLİ GÖREVLENDİRMELER KADROYA HAZIRLIK YÖNTEMİNE Mİ DÖNÜŞÜYOR?
Üzerinde durulması gereken en önemli hususlardan biri, ders saati ücretli görevlendirmelerin
ileride yapılacak akademik personel alımlarıyla ilişkisidir. Bilindiği üzere
üniversiteler, öğretim görevlisi kadrolarına yapılacak alımlarda ilgili mevzuat
çerçevesinde mesleki deneyim şartları belirleyebilmektedir.
Bu noktada şu ihtimalin göz ardı edilmemesi gerekiyor:
Bir kişinin önce ders saati ücretli olarak görevlendirilmesi, belirli bir süre
ders vermesinin sağlanması ve ardından açılan kadro ilanında bu deneyimle örtüşen
şartlara yer verilmesi, diğer adaylar açısından fırsat eşitliği sorununa yol
açabilir.
Özellikle görevlendirmenin nasıl yapıldığı, kişinin hangi objektif ölçütlerle
seçildiği ve daha sonra açılan kadro ilanındaki şartların nasıl belirlendiği
önem taşımaktadır.
Ders saati ücretli görevlendirme, belirli kişilere gelecekteki akademik kadrolar
için avantaj kazandırmanın aracı haline getirilmemelidir.
Bu tür bir uygulamanın varlığı somut belgelerle ortaya konulmalıdır. Ancak sistemin
böyle bir amaçla kullanılabilme ihtimali dahi önleyici tedbirlerin alınmasını
gerekli kılmaktadır.
GÖREVLENDİRİLEN KİŞİLER HANGİ ÖLÇÜTLERLE BELİRLENİYOR?
Kadrolu öğretim görevlisi alımlarında ilan, başvuru, değerlendirme ve sınav
gibi aşamalar bulunurken, ders saati ücretli görevlendirmelerde aynı nitelikte
bir kamuya açık rekabet süreci öngörülmemektedir.
Bu nedenle seçim sürecindeki idari takdir yetkisinin nesnel ölçütlere dayanması
daha da önem kazanmaktadır.
Üniversitelerde ders saati ücretli görevlendirmeler yapılırken şu soruların
cevaplandırılması gerekir:
- İlgili dersi verebilecek kadrolu öğretim elemanı bulunmakta mıdır?
- Görevlendirilecek kişinin akademik ve mesleki uzmanlığı nasıl değerlendirilmiştir?
- Aynı alanda uzman başka kişilerin bulunup bulunmadığı araştırılmış mıdır?
- Görevlendirme gerçekten eğitim-öğretim ihtiyacından mı kaynaklanmaktadır?
- Görevlendirilen kişinin daha sonra aynı üniversitede açılan akademik kadroya başvurması halinde çıkar çatışması riskleri nasıl yönetilmektedir?
Bu soruların cevaplandırılabildiği bir sistem, hem üniversite yönetimlerini
hem de görevlendirilen kişileri olası tartışmalardan koruyacaktır.
GERÇEKTEN DERS İHTİYACI VAR MI?
Konunun bir diğer boyutu kamu kaynaklarının kullanımıdır.
Üniversitelerin mevcut öğretim elemanı kapasitesiyle karşılanabilecek dersler
için ayrıca ders saati ücretli görevlendirme yapılması, kamu kaynaklarının etkili
ve ekonomik kullanımı açısından sorgulanmalıdır.
Örneğin bir bölümde ilgili dersi verebilecek yeterli sayıda öğretim elemanı
bulunmasına rağmen üniversite dışından ayrıca ücretli görevlendirme yapılmasının
hangi akademik gerekçeye dayandığı açıklanabilmelidir.
Benzer şekilde çok sayıda ders saati ücretli görevlendirme yapılan birimlerde,
mevcut öğretim elemanlarının ders yükleri ile dışarıdan yapılan görevlendirmelerin
karşılaştırılması gerekir.
Elbette bir alanda kadrolu öğretim elemanının bulunması, o ders için dışarıdan
uzman görevlendirilmesini her durumda gereksiz kılmaz.
Ancak özel uzmanlık ihtiyacının somut biçimde ortaya konulması önemlidir.
Ücretli görevlendirmelerin temel gerekçesi kişilere istihdam imkanı oluşturmak
değil, karşılanması gereken gerçek bir eğitim-öğretim ihtiyacı olmalıdır.
SAYIŞTAY DENETİMLERİNDE DEĞERLENDİRİLMELİ
Ders saati ücretli görevlendirmeler yalnızca akademik personel yönetimi açısından
değil, kamu mali yönetimi açısından da önem taşımaktadır. Bu kapsamda Sayıştay
denetimlerinde görevlendirmelerin hukuki dayanağının, fiilen verilen derslerin,
yapılan ödemelerin ve mevcut akademik personel kapasitesinin değerlendirilmesi
yerinde olacaktır.
Özellikle ders saati ücretli görevlendirmelerin yoğunlaştığı üniversitelerde,
bu uygulamaların gerçek ihtiyaçlara dayanıp dayanmadığının incelenmesi kamu
kaynaklarının etkin kullanımı bakımından önemlidir.
Burada amaç, mevzuata uygun şekilde ders veren uzmanların veya hak ettikleri
ücretlerin sorgulanması değildir.
Amaç, ders saati ücretli görevlendirme yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri
doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesidir.
YÖK ORTAK İLKELER BELİRLEMELİ
Üniversitelerin akademik ihtiyaçları ve uzmanlık alanları birbirinden farklılık
gösterebilir.
Bu nedenle ders saati ücretli görevlendirme imkanının tamamen kaldırılması doğru
bir yaklaşım olmayacaktır.
Ancak Yükseköğretim Kurulunun, üniversitelerde bu görevlendirmelerin daha şeffaf
ve nesnel ölçütlerle yapılabilmesi için ortak ilkeler geliştirmesi yararlı olacaktır.
Bu kapsamda görevlendirmelerde akademik ihtiyaç gerekçesinin belgelendirilmesi,
görevlendirilen kişinin uzmanlığının ortaya konulması, ders yüklerinin değerlendirilmesi
ve görevlendirmelerin yıllık olarak raporlanması sağlanabilir.
Ayrıca ders saati ücretli görevlendirmelerin, sonradan açılan kadro ilanlarında
belirli kişilere avantaj sağlayacak şekilde kullanılmasını önleyecek tedbirler
üzerinde durulmalıdır.
2547 sayılı Kanun'un 31'inci maddesi, üniversitelerin gerçek akademik ihtiyaçlarını
karşılamak amacıyla kullanılmalıdır.
Üniversitelerde akademik kadrolara giden yol, kişiye özel deneyim kazandıran
görevlendirmelerden değil, açık, şeffaf ve liyakate dayalı yarışma süreçlerinden
geçmelidir.