Üniversitelerde ders saati ücretli görevlendirmeler mercek altına alınmalı

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 31'inci maddesi kapsamında gerçekleştirilen ders saati ücretli öğretim görevlisi görevlendirmeleri, üniversitelerde şeffaflık, liyakat ve kamu kaynaklarının etkin kullanımı bakımından yeniden değerlendirilmelidir. Özellikle bu görevlendirmelerin ileride açılacak akademik kadrolara başvuruda deneyim kazandırma amacıyla kullanılması ihtimali, Yükseköğretim Kurulu ve Sayıştay tarafından incelenmesi gereken önemli bir konudur.

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Haber Giriş : 28 Ekim 2026 23:15, Son Güncelleme : 28 Ekim 2026 23:20
Üniversitelerde ders saati ücretli görevlendirmeler mercek altına alınmalı

Üniversitelerde eğitim-öğretim faaliyetlerinin sürdürülebilmesi amacıyla farklı akademik personel istihdam yöntemleri uygulanmaktadır. Bunlardan biri de 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 31'inci maddesi kapsamında gerçekleştirilen ders saati ücretli öğretim görevlisi görevlendirmeleridir.

Söz konusu maddeye göre, üniversitelerde öğretim üyesi bulunmayan derslerde veya özel bilgi ve uzmanlık gerektiren konularda, alanındaki çalışmaları ve eserleriyle tanınmış kişiler ders saati ücreti karşılığında görevlendirilebilmektedir. Kanunda ayrıca ilgili yönetim kurullarının görüşleri, yetkili akademik yöneticilerin önerileri ve rektörün onayıyla bu görevlendirmelerin yapılabileceği düzenlenmektedir.
Bu yöntem, özellikle alanında uzman kişilerin bilgi ve tecrübelerinden yararlanılması bakımından önemli bir imkandır. Ancak bu yetkinin kullanımında yeterli şeffaflığın sağlanmaması, bazı sakıncalı uygulamaların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.

DERS SAATİ ÜCRETLİ GÖREVLENDİRMELER KADROYA HAZIRLIK YÖNTEMİNE Mİ DÖNÜŞÜYOR?

Üzerinde durulması gereken en önemli hususlardan biri, ders saati ücretli görevlendirmelerin ileride yapılacak akademik personel alımlarıyla ilişkisidir. Bilindiği üzere üniversiteler, öğretim görevlisi kadrolarına yapılacak alımlarda ilgili mevzuat çerçevesinde mesleki deneyim şartları belirleyebilmektedir.
Bu noktada şu ihtimalin göz ardı edilmemesi gerekiyor:
Bir kişinin önce ders saati ücretli olarak görevlendirilmesi, belirli bir süre ders vermesinin sağlanması ve ardından açılan kadro ilanında bu deneyimle örtüşen şartlara yer verilmesi, diğer adaylar açısından fırsat eşitliği sorununa yol açabilir.
Özellikle görevlendirmenin nasıl yapıldığı, kişinin hangi objektif ölçütlerle seçildiği ve daha sonra açılan kadro ilanındaki şartların nasıl belirlendiği önem taşımaktadır.
Ders saati ücretli görevlendirme, belirli kişilere gelecekteki akademik kadrolar için avantaj kazandırmanın aracı haline getirilmemelidir.
Bu tür bir uygulamanın varlığı somut belgelerle ortaya konulmalıdır. Ancak sistemin böyle bir amaçla kullanılabilme ihtimali dahi önleyici tedbirlerin alınmasını gerekli kılmaktadır.

GÖREVLENDİRİLEN KİŞİLER HANGİ ÖLÇÜTLERLE BELİRLENİYOR?

Kadrolu öğretim görevlisi alımlarında ilan, başvuru, değerlendirme ve sınav gibi aşamalar bulunurken, ders saati ücretli görevlendirmelerde aynı nitelikte bir kamuya açık rekabet süreci öngörülmemektedir.
Bu nedenle seçim sürecindeki idari takdir yetkisinin nesnel ölçütlere dayanması daha da önem kazanmaktadır.
Üniversitelerde ders saati ücretli görevlendirmeler yapılırken şu soruların cevaplandırılması gerekir:

  • İlgili dersi verebilecek kadrolu öğretim elemanı bulunmakta mıdır?
  • Görevlendirilecek kişinin akademik ve mesleki uzmanlığı nasıl değerlendirilmiştir?
  • Aynı alanda uzman başka kişilerin bulunup bulunmadığı araştırılmış mıdır?
  • Görevlendirme gerçekten eğitim-öğretim ihtiyacından mı kaynaklanmaktadır?
  • Görevlendirilen kişinin daha sonra aynı üniversitede açılan akademik kadroya başvurması halinde çıkar çatışması riskleri nasıl yönetilmektedir?

Bu soruların cevaplandırılabildiği bir sistem, hem üniversite yönetimlerini hem de görevlendirilen kişileri olası tartışmalardan koruyacaktır.

GERÇEKTEN DERS İHTİYACI VAR MI?

Konunun bir diğer boyutu kamu kaynaklarının kullanımıdır.
Üniversitelerin mevcut öğretim elemanı kapasitesiyle karşılanabilecek dersler için ayrıca ders saati ücretli görevlendirme yapılması, kamu kaynaklarının etkili ve ekonomik kullanımı açısından sorgulanmalıdır.
Örneğin bir bölümde ilgili dersi verebilecek yeterli sayıda öğretim elemanı bulunmasına rağmen üniversite dışından ayrıca ücretli görevlendirme yapılmasının hangi akademik gerekçeye dayandığı açıklanabilmelidir.
Benzer şekilde çok sayıda ders saati ücretli görevlendirme yapılan birimlerde, mevcut öğretim elemanlarının ders yükleri ile dışarıdan yapılan görevlendirmelerin karşılaştırılması gerekir.
Elbette bir alanda kadrolu öğretim elemanının bulunması, o ders için dışarıdan uzman görevlendirilmesini her durumda gereksiz kılmaz.
Ancak özel uzmanlık ihtiyacının somut biçimde ortaya konulması önemlidir.
Ücretli görevlendirmelerin temel gerekçesi kişilere istihdam imkanı oluşturmak değil, karşılanması gereken gerçek bir eğitim-öğretim ihtiyacı olmalıdır.

SAYIŞTAY DENETİMLERİNDE DEĞERLENDİRİLMELİ

Ders saati ücretli görevlendirmeler yalnızca akademik personel yönetimi açısından değil, kamu mali yönetimi açısından da önem taşımaktadır. Bu kapsamda Sayıştay denetimlerinde görevlendirmelerin hukuki dayanağının, fiilen verilen derslerin, yapılan ödemelerin ve mevcut akademik personel kapasitesinin değerlendirilmesi yerinde olacaktır.
Özellikle ders saati ücretli görevlendirmelerin yoğunlaştığı üniversitelerde, bu uygulamaların gerçek ihtiyaçlara dayanıp dayanmadığının incelenmesi kamu kaynaklarının etkin kullanımı bakımından önemlidir.
Burada amaç, mevzuata uygun şekilde ders veren uzmanların veya hak ettikleri ücretlerin sorgulanması değildir.
Amaç, ders saati ücretli görevlendirme yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesidir.

YÖK ORTAK İLKELER BELİRLEMELİ

Üniversitelerin akademik ihtiyaçları ve uzmanlık alanları birbirinden farklılık gösterebilir.
Bu nedenle ders saati ücretli görevlendirme imkanının tamamen kaldırılması doğru bir yaklaşım olmayacaktır.
Ancak Yükseköğretim Kurulunun, üniversitelerde bu görevlendirmelerin daha şeffaf ve nesnel ölçütlerle yapılabilmesi için ortak ilkeler geliştirmesi yararlı olacaktır.
Bu kapsamda görevlendirmelerde akademik ihtiyaç gerekçesinin belgelendirilmesi, görevlendirilen kişinin uzmanlığının ortaya konulması, ders yüklerinin değerlendirilmesi ve görevlendirmelerin yıllık olarak raporlanması sağlanabilir.
Ayrıca ders saati ücretli görevlendirmelerin, sonradan açılan kadro ilanlarında belirli kişilere avantaj sağlayacak şekilde kullanılmasını önleyecek tedbirler üzerinde durulmalıdır.
2547 sayılı Kanun'un 31'inci maddesi, üniversitelerin gerçek akademik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kullanılmalıdır.
Üniversitelerde akademik kadrolara giden yol, kişiye özel deneyim kazandıran görevlendirmelerden değil, açık, şeffaf ve liyakate dayalı yarışma süreçlerinden geçmelidir.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber