Görev yeri değişikliği mobbing sayılır mı? KDK kararı

Birim değişikliklerini mevzuata uygun bulan Ombudsmanlık, idareye de çalışanın motivasyonunu ve huzurunu gözetmesi gerektiğini hatırlattı.

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Haber Giriş : 02 Kasım 2026 21:22, Son Güncelleme : 02 Kasım 2026 21:24
Görev yeri değişikliği mobbing sayılır mı? KDK kararı

Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), Balıkesir'de bir hastanede çalışan tıbbi sekreterin farklı birimlere art arda görevlendirilmesinde mobbing unsuru bulmadı. Kurum, 30 Ekim 2026 tarihli ve 2026/22498-S.26.30887 sayılı kararıyla 2026/13416 numaralı başvuruyu reddetti. Başvuru, 30 Mayıs 2026'da Balıkesir Valiliğine karşı yapılmıştı. Kararda, görevlendirmelerin mevzuat çerçevesinde yapıldığı belirtildi. Başvuranın aşağılandığını veya dışlandığını gösteren bir veriye de dosyada rastlanmadı.

Tıbbi sekreter KDK'ye hangi şikayetlerle başvurdu?

Hastanede sağlık memuru (tıbbi sekreter) olarak çalışan başvuran, 2020 yılı sonundan itibaren objektif bir gerekçe gösterilmeden art arda farklı birimlere görevlendirildiğini öne sürdü. Satın Alma Birimindeyken 8 Mart 2023'te Ayniyat Birimine, 8 Eylül 2025'te ise Ameliyathane Birimine görevlendirildiğini anlattı. Son görevlendirmenin eğitim-öğretim dönemi başlamadan hemen önce, mesai bitimine dakikalar kala ve acil ihtiyaç gerekçesiyle yapıldığını söyledi. Bunun aile düzenini, çocuğunu okula ulaştırma planını ve iş-yaşam dengesini etkilediğini savundu. Tecrübesine, eğitimine ve sertifikalarına daha uygun bir birimde çalışma taleplerinin dikkate alınmadığını da belirtti.

Başvuran ayrıca şikayetçi olduğu İdari ve Mali İşler Müdürünün dilekçe süreçlerinde yer aldığını ileri sürdü. Sağlık raporunun sisteme işlenip kaldırılmasının ve yeniden yüklenmesinin istenmesinin, baskı altında bırakıldığı kanaatini güçlendirdiğini söyledi. Kurumda dışlandığını, hakkında dedikodu yapıldığını, muhakkiklerin aynı yönetim yapısından seçilmesinin de tarafsızlık konusunda tereddüt yarattığını iddia etti. Yaşananların yoğun strese, izin kullanmasına ve sağlık sorunlarına yol açtığını aktaran başvuran, olayların sistematik mobbing olup olmadığının değerlendirilmesini istedi. Görev ve yetkilerin kamu hizmetinin gereklerine aykırı kullanıldığı tespit edilirse sorumlular hakkında işlem başlatılmasını talep etti.

Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü görev yeri değişikliklerini nasıl savundu?

Balıkesir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü, KDK'ye gönderdiği 20 Temmuz 2026 tarihli yazıda hastanede tıbbi sekreter kadrolarında 102 personel çalıştığını bildirdi. Bunların yaklaşık 72'si poliklinik, klinik, acil servis, ameliyathane ve yoğun bakım gibi alanlarda, 30 kadarı ise idari ve mali işler birimlerinde görev yapıyor. İdare, hastane içi yer değişikliklerinin personel ihtiyacı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, 657 sayılı Kanun, 1219 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik kapsamında yapılabildiğini açıkladı.

İdareye göre görevlendirmeler aynı kurum içinde ve aynı unvanda yapıldı. Başvuranın kadrosu, mali ve özlük hakları değişmedi. Değişiklikler yaklaşık iki ila iki buçuk yıl aralıklarla gerçekleşti, benzer görevlendirmeler diğer personel için de yapıldı. İdare, çalışma saatlerinin tüm birimlerde 08.30-17.30 olarak kaldığını da belirtti. Başvuranın çocuğunun eğitimi veya ailevi mazereti nedeniyle yazılı bir başvurusu bulunmadığını savundu. Sağlık sorunları ile görev yeri değişikliği arasında illiyet bağı kuran bir tıbbi tespit veya yargı kararı olmadığını ekledi. Dilekçelerin amirlerin bilgi ve parafından geçmesinin olağan bir prosedür olduğunu, dışlanma ve dedikodu iddialarını destekleyen somut delil bulunmadığını da bildirdi.

Ameliyathane görevlendirmesi neden yapıldı, memur hangi birimlere gönderildi?

KDK'nin dosyadan tespitine göre ameliyathanedeki kayıt personelinin doğum iznine ayrılması üzerine hasta kayıt işlemlerinin aksamaması için personel ihtiyacı doğdu. Ayniyat depo biriminde çalışan başvuran için 5 Eylül 2025 Cuma günü "Bölüm Değişikliği Takip Formu" dolduruldu. Kendisine 8 Eylül Pazartesi'den itibaren ameliyathane kayıt birimine görevlendirildiği bildirildi. Başvuran 9 Eylül'den itibaren 4 gün yıllık izin kullandı, izin bitiminde 15 Eylül'de 5 gün istirahat raporu aldı. Rapor EKİP portalına eki yüklenmeden gönderildi ve iş yoğunluğu nedeniyle sehven imzalandı. Durum fark edilince raporun portaldan yeniden gönderilmesi istendi, rapor sonrasında izne çevrildi.

Başvuranın ameliyathane görevlendirmesine itirazı değerlendirildi ve personel ihtiyacı olan Disiplin Birimine görevlendirildi. İdarenin yazısına göre bu görevlendirme 22 Eylül 2025'te yapıldı. Yürütülen incelemede disiplin biriminde görev almasının uygun olmayabileceği görüşü üzerine 31 Ekim 2025'te yine Başhekimliğe bağlı UEYS Birimine geçirildi. 14 Temmuz 2026'da ise Evrak Kayıt Birimindeki aksaklıkların giderilmesi için bu birime Birim Sorumlusu olarak görevlendirildi.

KDK mobbing başvurusunu neden reddetti?

Başvuran daha önce ALO 170'e başvurmuş, Teftiş Kurulu Başkanlığına da dilekçe yazmıştı. Bunun üzerine İl Sağlık Müdürlüğünün onayıyla yapılan incelemeyi Gönen Devlet Hastanesi İdare ve Mali İşler Müdürü yürüttü. 10 Şubat 2026 tarihli raporda birim değişikliğinin Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğine ve usule uygun olduğu, görevlendirmede kasıt veya mobbing bulunmadığı kanaatine varıldı. Disiplin işlemi yapılmasına da gerek görülmedi. İl Sağlık Müdürlüğü, 24 Şubat 2026 tarihli İşlemden Kaldırma Oluru ile dosyayı işlemden kaldırdı.

KDK'ye göre idareler, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi için personelin kurum içi yerini değiştirebilir. Kararın mevzuat bölümünde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76'ncı maddesine ve Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğine yer verildi. Ombudsmanlık, şikayete konu değişikliklerin mevzuat çerçevesinde yapıldığını tespit etti. İncelemeci görevlendirmesinin de Sağlık Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliğine uygun olduğunu belirtti. Kararda, başvuranın 14 Temmuz 2026'da Birim Sorumlusu yapılması ve idarenin açıklamaları da dikkate alındı.

Kurum, mobbingden söz edebilmek için çalışanın kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre aşağılanması, dışlanması, yıldırılması veya benzeri muamelelere maruz kalması gerektiğini vurguladı. Bu ölçütlere göre vardığı sonucu ise şöyle ifade etti: ".başvuranın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi gibi kötü muameleye tabi tutulduğuna, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı hareket edilerek takdir yetkisinin usulüne aykırı kullanıldığına ilişkin bir veriye dosya kapsamında rastlanamamıştır."

AYM'ye göre bir davranışın mobbing sayılması için hangi şartlar aranıyor?

KDK, Anayasa Mahkemesinin (AYM) 10 Mart 2016 tarihli ve 2013/6235 başvuru numaralı kararına da yer verdi. AYM'ye göre mobbing, belirli bir veya birden fazla çalışanı hedef alan, sürekli ve sistematik şekilde yapılan, fiziksel olmayan bir psikolojik taciz biçimi. Tehdit, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylemler tek tek değil, kümülatif olarak değerlendiriliyor. Bu davranışların toplamının kişilik haklarına, onur ve haysiyete ya da sağlığa zarar verici olup olmadığına objektif ölçütlerle bakılıyor. Tüm çalışanlara yönelik tedbir veya talimatlar belirli kişileri hedef almıyorsa mobbing sayılmıyor. Süreklilik göstermeyen, ara sıra yaşanan birkaç haksız veya kaba davranış için de aynı değerlendirme geçerli. Mağdurun işine veya mesleğine ilişkin olumsuz sonuçların ortaya çıkıp çıkmadığı da araştırılıyor.

Mobbing iddiasını ispatlama yükü kural olarak bu iddiayı ileri süren çalışanda. AYM, psikolojik tacizi kanıtlamanın kolay olmadığını kabul ediyor ve hukuka uygun her türlü delilin kullanılabileceğini belirtiyor. Sistematik ve süreklilik gösteren bir muamele ispatlanırsa yük yer değiştiriyor. Kararda bu durum şöyle anlatılıyor: ".bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir."

KDK ret kararına rağmen idareye ne hatırlattı?

Ombudsmanlık başvuruyu reddetse de iyi yönetim ilkeleri yönünden idareye bir hatırlatma yaptı. Kurum, idarelerin personelin motivasyonunu, ihtiyaçlarını, verimliliğini ve huzur içinde çalışmasını ön planda tutması gerektiğini belirtti. Çalışma arzusunu artıracak tedbirlerin alınması gerektiğini de vurgulayan KDK, "çalışma tatminini ters yönde etkileyecek hususlardan uzaklaşılarak çalışan konforunun sağlanması" gerektiğini kaydetti. Aksi durumun kurumsal hedeflere ulaşmayı geciktirebileceğine veya engelleyebileceğine dikkat çekti.

İyi yönetim değerlendirmesinde idarenin KDK'nin bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verdiği de tespit edildi. Kurum, bu hatırlatmadaki hususlara idare tarafından özen gösterilmesini beklediğini bildirdi.

Mobbinge uğradığını düşünen memur nereye başvurabilir, ret kararından sonra dava açabilir mi?

Kararda aktarılan 2025/3 sayılı "İşyerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, 6 Mart 2025 tarihli ve 32833 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı. Genelgeye göre çalışanlar, ilgili mevzuattaki usullere uygun olarak çalıştıkları kuruma veya kuruluşa başvurabiliyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi, TBMM Dilekçe Komisyonu ve ALO 170 de başvuru yolları arasında. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna ve KDK'ye de başvuru yapılabiliyor.

Bu dosya, belgelemenin önemini de gösteriyor. İdare savunmasında, ailevi mazeret için yazılı başvuru bulunmadığını ve sağlık sorunları ile görev yeri değişikliği arasında bağ kuran bir tıbbi tespit olmadığını öne sürdü. Dışlanma ve dedikodu iddiaları için de somut bilgi, belge, tanık beyanı veya yargı kararı bulunmadığını savundu. AYM de iddiaların hukuka uygun her türlü delille ispatlanabileceğini kabul ediyor.

Ret kararı yargı yolunu kapatmıyor. 6328 sayılı Kanun'un 21'inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, idari işleme karşı varsa dava açma süresinden kalan süre, kararın başvurana tebliğ tarihinden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam ediyor. Bu süre içinde yetkili ve görevli mahkemelerde dava açılabiliyor.

Kamu Denetçiliği Kurumunun Mobbing kararı

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber