1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tümü

'Hepimizin ortak amacı güçlü bir demokrasiyi inşa etmektir'

Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Bütün baskılara, zulme, sarayda oturmalarına, milleti ezmelerine, düşünce özgürlüğünü kaldırmalarına, güçler ayrılığı ilkesini kaldırmalarına rağmen, bize ve bu ülkenin bütün yurttaşlarına gerçek anlamda demokrasiyi getirme sorumluluğu yüklenmiştir. Hangi partiden, görüşten, kimlikten, inançtan olursa olsun, hepimizin ortak amacı güçlü bir demokrasiyi inşa etmektir
21 Mayıs 2019 15:52
Yazdır
'Hepimizin ortak amacı güçlü bir demokrasiyi inşa etmektir'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Fakir fukaradan, 80 milyondan topladığın paralarla sosyal yardım yapıyorsun, sonra, 'ben seni doyurdum' diyorsun. Bu kibir değil de nedir? Asıl o 80 milyon seni doyuruyor sen bunun farkında mısın?" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, ekonomik gelişmeleri değerlendirdi.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ı eleştiren Kılıçdaroğlu, "Ekonomiyi bilmez, vatandaşı, fakiri, fukarayı, yatağa aç giren çocukları, gecekonduda yaşayanları, susuzluk çekenleri, ekmeksiz yaşayanları bilmez. Hiçbir şey bilmez." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, Albayrak'ın, 25 Şubat 2019 tarihinde TOBB'da düzenlenen istihdam seferberliği toplantısında konuştuğunu anımsatarak, "TOBB da sanki iktidar partisinin yan kuruluşu. Sen bağımsız bir kuruluşsun. Sen de çık, esnaf kepenk kapatıyor ses çıkarmıyorsun, iflas eden sanayici var ses çıkarmıyorsun, sonra yerinde oturuyorsun, istihdam seferberliği başlattık diyorsun. Damat geliyor, atamayla gelen bakanlar, diğerleri geliyor. " diye konuştu.

2019'da 2,5 milyon yeni istihdamın hayata geçirileceğinin açıklandığını anımsatan Kılıçdaroğlu, ancak son 1 yılda, 1 milyon 376 bin kişinin işsiz kaldığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, bugün geniş tanımlı, iş aramaktan umudu kesmişler de dahil işsizlik rakamlarına bakıldığında bu sayının 8 milyon 475 bin kişi olduğuna dikkati çekerek, "Sarayın, damadın, bakanların haberi var mı? Bakanlıkların önünde bilboardlarda 'İstihdam seferberliği başlattık' yazıyor. İşsizlik seferberliği deseler anlarım. İşsizlerin sorunlarını, içlerindeki ruh halini anlamak çok kolay değildir. İşsiz birinin akşam eve gittiğinde eve ekmek götürememesi ne demektir?" sorusunu yöneltti.

- "Sanıyorlar ki herkes saraydaki gibi lale devri yaşıyor"

Kemal Kılıçdaroğlu, 2018 ve 2019 yıllarında TBMM'nin dibinde, Balıkesir, Sivas, Antalya, Bursa, Tekirdağ, Gaziantep'te işsizlik nedeniyle insanların kendisini yaktığını ifade etti.

İşsizliği, "sokağa çıkamamak, umutsuzluk, geleceğini Türkiye'de değil yurt dışında aramak, bütün kötü alışkanlıkların başlangıcı, geçimsizlik, aileyi parçalamak, toplumsal değerlerin yıpranması, ahlakın çökmesi, insanların uyuşturucu bataklığına sürüklenmesi, açlık, yokluk, bir babanın çocuğunun yüzüne bakamaması, bir annenin çocuğunu yatağa aç yatırması, yuva kuramamak" olarak tanımlayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sosyete damat ve kibir abidesi kayınpederi ise 'işsizlikle uğraşmayın, bunu dile getirmeyin, haber yapmayın' diyorlar. Sanıyorlar ki herkes saraydaki gibi lale devri yaşıyor. 'Ekonominin sorunlarını çözeceğiz' diyorlar. Çözemezsiniz, bilginiz, birikiminiz, ülke, insan sevginiz yok. Erdoğan, 20 Şubat 2018'de 'Yakında ülkemizde işsizlik değil çalışan eleman bulma sorunu yaşayacağız.' diyor. Ne zeka, ne öngörü ama. Bunlar memleketi yönetemezler, yönetecekleri bilgi, birikim, kapasite yok. Önce vicdan lazım. İşsizlik sorununu, ekonominin sorununu bunlar çözemezler. Çözmeleri için bilgi, birikim, deneyim, istişare, devlette liyakat, devlette planlama, ekonominin nereden gelip nereye gittiğini bilmeleri, dünya ekonomisini ve siyasetini iyi okumaları lazım. Bunları yapıyorlar mı; hiçbir şey yapmıyorlar."

- "Türkiye üretimden koparıldı"

Cumhuriyet tarihinin en büyük işsizliğiyle karşı karşıya olduklarını, bunun arkasının geleceğini, daha yüz binlerce kişinin işinden olacağını savunan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin üretimden koparıldığı için işsizliğin patlak verdiğini ileri sürdü.

Çiftçinin perişan olduğunu, binlerce çiftçinin üretmediğini, büyük kentlerin varoşlarına giderek, "Acaba asgari ücretle bir iş bulabilir miyim?" dediğini iddia eden Kılıçdaroğlu, sorunu çözmek için önce sorunu yaşayan kişilerle oturup, konuşulması gerektiğini anlattı.

Bülent Ecevit'in bunun için Ekonomik ve Sosyal Konseyi kurduğunu, bunun daha sonra anayasal kurum haline geldiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, 3 ayda bir toplanması gereken kurumun 10 yıldır toplanmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, "Bu insanlarla yan yana geldiklerinde hayatın bütün gerçeğini anlatacaklar, izlenen politikaların yanlışlığını anlatacaklar ama beyefendi eleştiriye tahammül edemiyor. " dedi.

- "Gönül isterdi ki bunu TOBB, TESK yapsın"

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin kalkınma planının olmadığını, ülkede üretim yapıp, sorumluluk sahibi kişilerin uyarılarını yaptığını, bunlardan birinin TÜSİAD olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Gönül isterdi ki bunu TOBB, TESK yapsın. Binlerce esnaf kepenk kapatırken, binlerce sanayici iflas ederken, fabrikasını kapatırken, TOBB'un üst katlarında oturursan, 'bir şey söylersem bana kızarlar mı' diye düşünürken, bu ülkenin sorunlarına çare üretemezsin." diye konuştu.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyinin 15 Mayıs'ta yaptığı toplantıda Başkan Tuncay Özilhan'ın yaptığı konuşmadan bölümler okuyan Kılıçdaroğlu, "TOBB'u, TESK'i susturuyor, Ziraat Odaları Başkanı'nın hakkını yemeyelim, o konuşuyor, konuşmaya çalışıyor, çiftçinin derdini anlatmaya çalışıyor. O da herhalde yarın öbür gün Erdoğan'dan bir şeyler yiyecek." dedi.

Kılıçdaroğlu, bunu söyleyeni dinlemesi gereken, devleti yöneten kişinin 16 Mayıs'ta "Ben sizin 17 yıl önceki durumunuzu da biliyorum. Bugünkü durumunuzu da biliyorum. Yeri gelirse bunları da teşhir ederim. Ama şunu bilin ki bunun hesabını sormasını da bilirim." dediğine işaret etti. Bu kişilerin, vergi veren, işçi çalıştıran kişiler olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"Sen kimin hesabını soruyorsun? Yönetim beceriksizliğinin hesabını mı soracaksın? 8 milyon işsiz bekliyor hala bunu görmüyor musun? Havuz medyası günün 24 saatinde sana övgüler düzüyor ama kimse dinlemiyor bunu görmüyor musun? Hakimler senin istediğin gibi karar verse bile o kararların itibarının, hakimlerin hakim olmadığını hala görmüyor musun? Kibir abidesi dediğimde bazı çevreler, 'bu kadar da sert eleştiri olur mu' demişlerdi. Bunu inanarak söyledim, kibir abidesi demek; her şey benden çıkar, ben olmazsam olmaz anlamına gelir. Allah kimseyi kibirli yapmasın. Alçakgönüllü olmalı. Mevla'nın söylediği gibi olmak, herkesin ayağının türabı olmak, herkese saygı duymak. Hele devleti yönetenlerin bütün insanlara saygı göstermesi, eşit davranması lazım.

16 Mayıs'ta bir toplantıda, 'Herkesin midesini doyurduk, ama neticede durum böyle. Karnını doyuruyorsunuz, her türlü ihtiyacını karşılıyorsunuz, yine de oy vermiyor.' dedi. Millet akıllı kardeşim, niye sana oy versin? İşsize bakıyor bunu yaratan kim, yönetenler, dış politikaya bakıyor sıkışmış; yapan kim, sen yönetiyorsun. Çiftçi perişan, kim yaptı, sen yaptın. İşsiz kendini yakıyor, bunu, yöneten yaptı. Kimin parasıyla kimi doyuruyorsun, asıl soru bu? Kendi cebinden mi veriyorsun? Fakir fukaradan, 80 milyondan topladığın paralarla sosyal yardım yapıyorsun, sonra, 'ben seni doyurdum' diyorsun; bu kibir değil de nedir? Benden, kefen bezi alırken, otobüse, taksiye binerken, su içerken, bulaşık yıkarken vergi alacaksın, bununla fakir fukaraya 5-10 kuruş bir şey vereceksin, 'Karnını doyuruyorum' diyeceksin. Kimin parasıyla doyuruyorsun? Asıl o 80 milyon seni doyuruyor sen bunun farkında mısın? Dönüp kendine bir baktın mı sevgili kibir abidesi; yazlık, kışlık, uçan sarayların var, sana bunları kim aldı? Bu 80 milyon fakir fukara aldı. Senin rüyanda görmediğin maaşını, aylığını veriyorlar, senin bütün mutfak masraflarını, kira bedellerini, uçak masraflarını, benzinini, 3-5 bin korumayla gidersin, onların masrafını karşılıyorlar. 80 milyon senin karnını doyuruyor, sen kalkmış kibrinle 'Ben sizin karnınızı doyuruyorum' diyorsun. Yüzüne gözüne dursun. Verdikleri oy çok fazla bile."

- "En çok merak ettiğim bu"

Erdoğan'ın, YSK'nin pazartesi günü gerekçeli kararını açıklayacağını söylediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, YSK'nin tek üyesinin "sarayda oturan zat" olduğunu iddia etti. "Biz sarayda 200 sayfa yazdık, basın altına imzayı verin." denildiğini öne süren Kılıçdaroğlu, saraydan talimat alandan, vicdanı olmayandan, egemenin önünde iki takla atan adamdan hakim olmayacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu, "7 kişi oturdu hazırladı. Biz de merak ediyoruz. Ama en çok merak ettiğim şu; bir zarfınız var, 4 tane de seçim pusulası var. Alıyorsunuz 4 seçim pusulasını bu zarfın içine koyuyorsunuz. Bu 7 kişilik çete, 'Bu zarfın içinden çıkan 4 seçmen pusulasının 1'ini kabul etmiyorum, 3'ünü doğru buluyorum.' diyor. Buna nasıl gerekçe uydurduklarını merak ediyorum, en çok merak ettiğim bu." diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Binali Yıldırım meselesine girmek istemediğini, onu Allah'a havale ettiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, "Yolunu yordamını şaşırmış; sana ne oraya gitmek. Onlar ne kadar eski varsa çıkardılar, bizler ne kadar yeni varsa çıkardık. Onlar ne kadar bu işi bilmez, köşeyi dönmek için çalışan insanlar varsa belediye başkan adayı yaptılar. Biz genç, pırıl pırıl, idealleri olan insanları çıkardık. Her türlü iftirayı atıyorlar, ne yaparsa yapsınlar, bu milletin ferasetine, vicdanına, ahlakına güveniyorum, AK Parti'li kardeşlerimin vicdanına da güveniyorum. Vicdan sahibiysek, bir haksızlık varsa, haksızlık karşısında susmayacağız. Çünkü susan dilsiz şeytandır. Gideceğiz, haksızlığa uğrayana hakkını teslim edeceğiz. " diyerek sözlerini tamamladı.

Anadolu Ajansı
Bu haberi oylayabilirsiniz 0 0
4 Yorum yapıldı
YORUMLARTüm Yorumlar Popüler Yorumlar
ANKET
Sizce, memur zammının, Hakem Kuruluna kalması iyi mi oldu?
ARŞİV
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Tamam