1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tümü

3 bin 500 yıl önce ilk pandem Hititler döneminde yaşandı

Salgın hastalıklar dünya tarihinde birçok kez meydana geldi. İlk salgın hastalık ise bundan 3 bin 500 yıl önce Hittiler döneminde yaşandı.
03 Haziran 2020 23:11
Yazdır
3 bin 500 yıl önce ilk pandem Hititler döneminde yaşandı

Hitit Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi ve Hititolog Doç. Dr. Özlem Sir Gavaz, tarihte kaydedilen ilk pandeminin Hititler döneminde olduğunu açıkladı.

Hitit Üniversitesi tarafından sosyal medya hesapları üzerinden "Pandemi Söyleşileri"ne katılan Doç. Dr. Özlem Sir Gavaz, "Tarihte Kaydedilen İlk Pandemi: Hititlerde Veba" konulu bir sunum yaptı. Gavaz, belki de tarihteki ilk biyolojik savaş örneğinin de Hititler zamanında kaydedildiğine dikkat çekti.

Hititçe belgeler sayesinde dünyayı kasıp kavuran pandemi günlerinde, günümüzden yaklaşık 3 bin 500 yüz yıl önce o dönemin dünyasına bir süreliğine de olsa hükmeden Hititlerin, zor salgın günlerinde neler yaşadıklarını tahmin etme şansı yakalayabileceklerini dile getiren Gavaz, ayrıca o dönemde kaydedilen birçok çivi yazılı belge sayesinde, pandeminin yayıldığı coğrafya, nasıl bulaştığı ya da çözüm yolları ile ilgili de ipuçlarını bir araya getirerek birfotoğrafın ortaya konulabileceğini ifade etti.

Hititçe metinlerde "henkan- hinkan" kelimesinin "salgın" anlamına geldiğini anlatan Gavaz, salgının genel anlamıyla, kısa süre içinde insanlara, hayvanlara ve bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan bir hastalık olduğunu söyledi.

Ayrıca Tıp biliminde endemi, epidemi ve pandemi terimlerinin salgın ve bulaşıcı hastalıkları ifade etmek için kullanıldıklarını belirten Gavaz, "Endemi, küçük çapta salgınlara denilmektedir. Epidemi, daha büyük çaplı neredeyse bir ülkenin tümüne yayılım gösteren salgınlara denilmektedir. Son zamanlarda çok sık duyduğumuz Pandemi ise bulaşıcı bir hastalığın ülke sınırlarını aşarak, ülkeler arası yayılım göstermiş halidir. İşte Hititler döneminde baş gösteren salgın bir pandemidir" dedi.

Gavaz, pandeminin yayılım gösterdiği coğrafyanın ise Mısır, Mezopotamya (Mitanni, Babil), Kuzey Suriye (Buradaki yerel krallıklar) hatta Alaşiya (Kıbrıs) ve Anadolu olduğunu dile getirdi.

Gavaz, özellikle Tel-El Amarna arşivinin yani Mısır kraliyet arşivlerinin yaklaşık olarak M.Ö. 1335'lerde bu salgına odaklandığını ve bazı belgelerde salgının başlangıç yeri ve ciddiyeti ile ilgili bilgiler içerdiğini vurguladı.

Amarna tabletinde, Simyra'daki herkesin Byblos'a girmesinin yasaklandığı ve eşek kervanlarının zararları ile ilgili bir belge olduğunu ve bu belge ile Byblos kentinin karantinaya alındığını belirten Gavaz, bir belgede de Babil'de bir aristokrat kadının vebadan öldüğünün kaydedildiğini ifade etti. Her ne kadar Mısır'daki kaynaklar salgının Mısır ülkesini çok etkilediğine dair bir belge vermese de özellikle MÖ. 1135-1330 tarihlerinde ülkenin bir kaos içinde olduğuna dair arkeololjik ve filolojik belgelerin var olduğunu, M.Ö. 14. yy'da. Hititlerin İmparatorluk döneminde I. Uppiluliuma'nın son saltanat yıllarında baş gösteren ve hem kralın hem de tahta geçen II. Arnuwanda'nın ölmesine sebep olan ve II. Murili döneminde doruk noktasına ulaşan salgının, tarihte yaşanan ilk ciddi pandemi örneği olduğunun altını çizdi.

II. Murili döneminde kralın bizzat tanrılara yakarışının konu edildiği salgın dualarında, bir salgın hastalığın varlığından, bu sebeple yirmi yıldır Hitit ülkesinin can çekiştiğinden, bazı şehirlerde kontrol altına alınmasına rağmen, bazı şehirlerin bu sebeple birer mezarlığa döndüğünden ve bununla başa çıkamadıklarından bahsettiğini anlatan Gavaz, "Askeri seferler sırasında, askerlerin günler süren uzun yürüyüşleri ve düşmanla çarpışmaları, bedensel ve zihinsel yorgunluk, memleketlerine ya da ailelerine kavuşma konusunda belirsizlik, temizlikten yoksunluk, yeterli beslenememe gibi nedenlerin Hititli askerlerin herhangi bir salgın hastalığa yakalanmaları için yeterli sebepler. Kuşkusuz hijyenden uzak bir ortamda bitler ve pireler aracılığıyla, kişilerin birbiri ile teması ve ortak eşya kullanımı gibi salgının tutsaklardan, Hitit ordusuna ve sonrasında da tüm bu coğrafyaya yayılmasının önünü açmıştır. Hititler başlarına gelen her doğal afet, felaket, savaşta yenilgi, uzun yıllar devam eden kuralık ve onun kaçınılmaz sonucu olan kıtlık ya da birden ortalığı kasıp kavuran bir salgın hastalığın arkasında tanrılara karşı işlenen bir günah ya da bir ihmal olduğunu düşünmüşlerdir. Bu nedenle ancak tanrıları memnun ettikleri takdirde rahat ve huzur veya bolluk ve bereket lükslerine kavuşacaklarına inanmışlardır. Hatta Hititçe çivi yazılı metinlerde kaydedilen onlarca bayramı, sırf tanrıların onların başına sarabileceği bin bir çeşit beladan kendilerini kurtarmak için eksiksiz yerine getirmeyi vazife edinmişlerdir. Bu sebepten tedavi yöntemleri de daha çok majik yöntemlerdir" diye konuştu.

Metinlerde kaydedilen bazı ritüellerin sırf salgını ortadan kaldırmak üzere icra edildiğini ifade eden Sir Gavaz, ilginç bir majik yönteme dikkat çekerek, "Ülkedeki veya ordudaki bir salgın hastalığı ortadan kaldırmak için yapılan bir ritüelde, bulaşının (yani mikrop, virüs, hastalık vs.) majik yöntemlerle, yüklendiği koçların, düşman ülkeye salındığından bahsederek belki de "Tarihteki kaydedilen ilk biyolojik savaş örneği olabileceğine" değindi.

Gavaz, diğer taraftan salgından kurtulabilmek için izlenen en akılcı çözümün ise bazı şehirlerde uygulanan karantina yöntemi olduğunu sözlerine ekledi.

İhlas Haber Ajansı
Bu haberi oylayabilirsiniz 0 0
YORUMLARTüm Yorumlar Popüler Yorumlar
Bu habere henüz yorum yapılmamış.
İlk yorumu siz ekleyin.
SON HABERLER
17:35 - Dolar ve avroda gün sonu fiyatları17:29 - Valilik uyardı: Vakalarda öngörülenin üzerinde artış var17:27 - MSB: Irak'ın kuzeyinde 2 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi17:23 - Bakan Koca: İş yerinde mesafeyi karşılıklı koruyalım17:18 - İstihdama ilişkin kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda17:15 - Bir ilde daha asker uğurlamaları yasaklandı
17:06 - Düğünde takılar, gelin ve damadın maketlerine takıldı17:05 - Ankara Tenis Kulübünde virüs vakasından sonra antrenmanlar iptal edildi16:57 - İl Sağlık Müdürlüğünde 4 pozitif vaka çıktı16:49 - 'Kaçma ihtimalim yok' diyerek tahliye isteyen mahrem imama ret16:46 - Çocuklar için aşı uyarısı: Ölüm riski virüsten daha yüksek16:42 - Altın fiyatları ne olur? Kuyumcular bile tahmini uyuşmadı
16:37 - Samsun BİM'den koronavirüs görüldü iddiasına açıklama16:35 - İki ilde bazı yerleşim yerleri karantinaya alındı16:26 - Meteorolojiden, 3 il için sağanak uyarısı16:19 - Van Gölü'nde ulaşılan ceset sayısı 40 oldu16:17 - Die Welt gazetesi muhabiri Yücel hakkında mahkemeden suç duyurusu
16:14 - TOGG, Türkiye'yi 'tarihe iz bırakmaya' davet ediyor
1 2 3 4 5 6 7 Tümü
ANKET
Müze kararının iptal edilmesini ve Ayasofya'nın yeniden cami olarak ibadete açılması kararını;
ARŞİV
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri veya çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Tamam