AYM kamulaştırma davalarında 'temyiz sınırı'nı iptal etti
Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında uygulanan "temyiz kesinlik sınırı" kuralını, mülkiyet hakkı ve hak arama hürriyetine aykırı bularak iptal etti. Artık belli bir miktarın altında kalan kamulaştırma bedelleri için de temyiz yolu açılabilecek.
Kamulaştırma Bedellerinde "Kesinlik Sınırı" Engeli Kalkıyor
Anayasa Mahkemesi (AYM), 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesinde yer alan ve miktar itibarıyla temyiz yolunu kapatan hükmü, "kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar" yönünden inceledi. Mahkeme, mülkiyet hakkının doğrudan konusu olan bu davalarda, parasal sınır nedeniyle kararların denetlenememesini Anayasa'ya aykırı buldu.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başvurdu: "Hak Arama Özgürlüğü İhlal Ediliyor"
İtiraz yoluna başvuran Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında uyuşmazlığın temelinin taşınmazın gerçek değerini bulmak olduğunu belirtti. Mevcut kurala göre, 2025 yılı için yaklaşık 544 bin TL altında kalan uyuşmazlıklarda Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyiz edilememesi, vatandaşın taşınmazının gerçek değerini almasını engelliyordu.
AYM Kararının Gerekçesi: Belirlilik ve Öngörülebilirlik Yok
Anayasa Mahkemesi iptal kararında şu temel gerekçelere yer verdi:
- Hükmün Denetlenmesini Talep Etme Hakkı: İstinaf mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak ilk defa farklı yönde verdiği kararlarda temyiz yolunun kapalı olması, hak arama özgürlüğünü sınırlamaktadır.
- Kanunilik İlkesi: Kamulaştırma davalarında dava açıldığı tarihte net bir meblağ bulunmadığı için, hangi parasal sınırın uygulanacağı konusunda belirsizlik yaşanmaktadır.
- Gerçek Karşılık Şartı: Anayasa'nın 46. maddesine göre kamulaştırma ancak "gerçek karşılık" ödenerek yapılabilir. Temyiz denetiminin kapatılması, bireyin taşınmazının gerçek değerinden yoksun kalmasına yol açabilmektedir.
Karar Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?
Anayasa Mahkemesi, iptal hükmüyle oluşacak hukuksal boşluğun kamu yararını zedelememesi adına TBMM'ye yeni bir düzenleme yapması için süre tanıdı. Karar, Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihten itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girecektir. Kararı görmek için tıklayınız.
TARTIŞMA NEREDEN ÇIKIYOR
Bu tartışmanın merkezinde, mülkiyet hakkı ile yargı sisteminin işleyiş hızı arasındaki o ince denge yer alıyor. Konuyu daha iyi anlayabilmeniz için meselenin mutfağındaki temel tartışma noktalarını şöyle özetleyebilirim:
1. Temel Konu: Temyiz Kesinlik Sınırı Nedir?
Hukuk sistemimizde, yargının iş yükünü azaltmak ve önemsiz görülen dosyaların
Yargıtay'ı kilitlemesini önlemek amacıyla bir "parasal sınır" (kesinlik
sınırı) uygulanır. Eğer davanın değeri bu sınırın (2025 yılı için yaklaşık 544.472
TL) altındaysa, Bölge Adliye Mahkemesi'nin (İstinaf) verdiği karar kesindir;
yani dosya bir üst mahkeme olan Yargıtay'a gidemez.
2. Tartışma Nerede Yaşanıyor? (Kritik Noktalar)
Tartışma, bu sınırın "Kamulaştırma Bedeli Tespit" davalarına uygulanıp
uygulanamayacağı noktasında düğümleniyor. İşte tarafların argümanları:
Belirsizlik Sorunu: Normal bir alacak davasında ne kadar istediğiniz
bellidir. Ancak kamulaştırma davasında "dava değeri" diye bir şey
en başta yoktur; bu değer mahkemenin atadığı bilirkişilerin raporuyla sonradan
ortaya çıkar. Bu durum, davanın temyiz edilip edilemeyeceğinin önceden kestirilememesine
neden olur.
Mülkiyet Hakkı vs. Usul Ekonomisi: Bir tarafta devletin "yargı hızlı ilerlesin, küçük meblağlar Yargıtay'ı yormasın" anlayışı var. Diğer tarafta ise vatandaşın "Bahçem/evim elimden gidiyor, değerini hakim yanlış hesapladıysa bunu bir üst mahkeme mutlaka denetlemeli" itirazı var.
İstinafın "İlk Defa" Verdiği Kararlar: En büyük tartışma şurada çıkıyor: Yerel mahkeme bir bedel belirliyor, ancak İstinaf bu kararı kaldırıp ilk defa bambaşka bir bedel belirliyor. Eğer bu yeni bedel sınırın altındaysa, vatandaş bu "yeni ve farklı" kararı hiçbir yere şikayet edemiyor. AYM işte bu noktada "hükmün denetlenmesini talep etme hakkı" ihlal ediliyor diyor.
3. Neden "Kamulaştırma" Özel Bir Durum?
Anayasa'nın 46. maddesi, kamulaştırmanın ancak "gerçek karşılık" ödenerek
yapılabileceğini söyler. Tartışmanın kalbi de burasıdır: Parasal sınır nedeniyle
temyiz yolu kapatıldığında, eğer bilirkişi veya istinaf mahkemesi hesaplamada
bir hata yaptıysa, taşınmazın "gerçek karşılığı" ödenmemiş olur. Bu
da mülkiyet hakkının anayasal güvencesini zedeler.