Üniversitede Özel Kalemin Eşine -Özel- Kadro!
Süleyman Demirel Üniversitesi Özel Kalem Müdürünün halihazırda Isparta'da öğretim görevlisi olan eşine özel bir kadro açılarak yeniden öğretim görevlisi olması sağlandı!
Geleneğimizde "mabeyn" görevi olarak bilinen Özel Kalem Müdürlüğü vazifesi, makamların alt birimlerle olan iletişimini ve koordinasyonunu yürüten hassas bir idari yapıyı içermektedir. Bu kritik görevi yürüten kişilerin "makamın getirdiği güçle" zamanla menfaatlerini önceleyen işleri yürüttükleri ne yazık ki hepimizin malumudur.
Hele ki bunlar içerisinde, "Gece gündüz makamın yükünü çekiyoruz. O kadar ayrıcalığımız olsun." kafasında insanlar varsa vay o kurumun haline!
Şimdi bizlere yerel basın aracılığıyla yansıyan üzücü bir örneği sizlere izah ederek, geldiğimiz vaziyete beraber bakalım!
Süleyman Demirel Üniversitesi tarafından 31 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazete'de ilan edilen Isparta Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Öğretim Görevlisi kadrosunda; "Sağlık Yönetimi veya İşletme bölümü lisans mezunu olmak. Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalında tezli yüksek lisans yapmış olmak. Yüksek lisans sonrası alanında yükseköğretim kurumlarında en az 5 (beş) yıl ders verme deneyimine sahip olmak. Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik alanında çalışmalar yapmış olmak." şeklinde özel bir şart aranmıştır.
Söz konusu kadroya, halihazırda Süleyman Demirel Üniversitesinde Özel Kalem Müdürü olarak görev yapan kişinin eşinin atamasının yapılmış ve yerel kesim tarafından ciddi tepkiler gösterilmiştir.
Kadroya ataması yapılan S.A isimli kişinin YÖK Akademik Kayıtlarına baktığımızda; eşiyle beraber ortak çalışmalarının bulunduğunu görmekteyiz. Her ne kadar Özel Kalem Müdürleri ilgili mevzuat gereğince, öğretim görevlisi alım süreçlerini yürüten komisyonda yer almasa dahi, üniversitede atamaya yetkili amir pozisyonunda olan Rektöre en yakın görevde olan kişidir.
Bu durumdan dolayı, sınav komisyonunda olan jüri üyelerinin bu durumu bile bile objektif bir şekilde sınav yapacaklarını düşünmek hayal ürünüdür.
Her şeyden öte, bir işlemin yasal mevzuata uygun olması onun etik ve ahlaki yönden bakıldığında doğru olduğunun delili sayılamaz. Kişinin eşinin üniversitede rektöre çok yakın bir görevde iken, açılan bir kadroya başvurması ve en önemlisi bu kadroda onu tarif eden daraltıcı şartlar içermesi ve nihayetinde atamasının yapılması birçok tartışmayı beraberinde getirmektedir.
Denilebilir ki, iş işten geçmiş, kişi atanmış ve göreve başlamış. İtiraz olmamış ve her şey mevzuata uygun olarak işletilmiş. Yasal boyutuyla bakıldığında elbette böyledir.
Peki bunca kişi işsiz bir şekilde akademik kadro hayaliyle gece gündüz emek vermekte iken, sadece Özel Kalem Müdürünün eşi olduğu için kişiye özel ilanla yapılan bu atama işlemi Rektör Prof. Dr. Mehmet SALTAN'ın içine sinmiş midir?