"Bakanlık Müşaviri" İken, Veteriner Hekim" Kadrosuna Atanan Memurun Davasının Reddedilmesi, Hak İhlali Midir?
Kanun hükümleri idareye yetki verebilir ancak atama işlemlerini inceleyen mahkemelerin taraflarca ileri sürülen iddiaları yeterli gerekçe ile tartışmadan karar vermemeleri gerekir.
AYM ye intikal eden (2020/9840) bir olayda başvurucu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında "Bakanlık Müşaviri" iken, 703 sayılı KHK ile getirilen düzenleme (375 sayılı KHK Geçici Madde 33) uyarınca "Veteriner Hekim" kadrosuna atanmıştır. Bu işlemin iptali için açtığı davada mahkemelerin, söz konusu KHK hükmünün Anayasa'ya aykırılık iddiasını yeterli gerekçeyle tartışmadan reddetmesi başvurunun temelini oluşturmaktadır.
Başvurucu 6/9/2018 tarihinde yürütmenin durdurulması talebiyle birlikte atama işleminin iptali için dava açmış, dilekçesinde mesleki kariyerine zarar veren ve kazanılmış haklarını elinden alan atama işleminin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş; ayrıca atama işlemine dayanak düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğunu belirterek iptal edilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasını istemiştir.
Mahkeme, 2/11/2018 tarihinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının olayda gerçekleşmediğini belirterek yürütmenin durdurulması talebini reddetmiştir. Bölge İdare Mahkemesi de kararı ilgili kanuna uygun bularak başvurucunun itirazını reddetmiştir.
Başvurucu, 375 sayılı KHK'nın geçici 33. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ilişkin itirazlarının ve itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına dair taleplerinin gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini iddia etmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünde Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut koşullarının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.
AYM yaptığı inceleme neticesinde, bir kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu iddiası "temellendirilmiş ve esasa etkili" ise, derece mahkemelerinin bu iddiayı geçiştiremeyeceğini vurgulamış, mahkemelerin Anayasa Mahkemesine başvurma zorunluluğu olmasa bile, başvurucunun ciddi anayasallık iddialarını neden yerinde görmediklerini ayrıntılı ve ikna edici bir gerekçeyle açıklamaları gerektiği belirtilmiştir.
AYM, uyuşmazlığın dayanağı olan KHK maddesini zaten daha önce (E.2018/117 sayılı kararıyla) iptal ettiğini de hatırlatmış ve başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine oy birliğiyle karar verilmiştir.
Sonuç itibari ile AYM kararı, KHK'lar ile kadro değişikliği yaşayan kamu görevlileri için mahkemelerin "idarenin takdir yetkisi yoktur, kanun böyle diyor" şeklindeki yüzeysel gerekçelerinin hak ihlali sayılacağını tescil etmektedir. Dolayısı ile mahkemeler, kanunun kendisinin Anayasa'ya uygun olup olmadığını ciddi şekilde süzgeçten geçirmek zorundadır.