AYM'den hekimlere rücu yetkisine İlişkin kritik karar
Anayasa Mahkemesi, devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının tıbbi uygulama hataları nedeniyle idare tarafından ödenen tazminatların kendilerine rücu edilmesi sürecinde Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu'nun rolüne ilişkin düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bulmadı.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 18. maddesinin ikinci fıkrası, devlet üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık personelinin tıbbi uygulama hataları nedeniyle idarece ödenen tazminatların kendilerine rücu edilip edilmeyeceğine Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu'nun karar vermesini, üniversitenin de bu Kurul kararını dikkate alarak altı ay içinde nihai kararı vermesini düzenliyor. Yüksek Mahkeme, Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin iptal talebini reddetti
Tıbbi uygulama hatası ve rücuen tahsil kararı
Kararın çıkış noktası, Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen somut bir dava oldu. Tıbbi uygulama hatası nedeniyle bir üniversite tarafından ödenen tazminatın, kusuru bulunan kamu görevlilerinden rücuen tahsili talebiyle açılan davada mahkeme, uygulanacak kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine vararak iptal talebiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.
İtiraza konu kural, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 18. maddesinin ikinci fıkrasıydı. Bu fıkraya göre devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık personelinin mesleğin icrası kapsamında yaptığı işlemler nedeniyle idarece ödenen tazminatın ilgilisine rücu edilip edilmeyeceği ve rücu miktarına, Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içinde karar veriliyor. Devlet üniversitelerinde görev yapanlar bakımındansa, ilgili üniversitenin Kurul kararını ve varsa kesinleşmiş ceza mahkemesi kararını dikkate alarak altı ay içinde nihai kararı vermesi öngörülüyor.
Mahkeme, Yetkisi Bulunmayan Bölümleri İncelemeden Çıkardı
Anayasa Mahkemesi ilk inceleme aşamasında, bakılmakta olan davanın iki devlet üniversitesi hekimine karşı açılmış bir rücu davası olduğunu belirleyerek kuralın "kamu kurum ve kuruluşları" ibaresine yönelik başvuruyu mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddetti. Aynı şekilde, rücu davası açılan hekimler hakkında kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmadığından "kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı" ibaresine yönelik başvuru da yetkisizlik nedeniyle reddedildi. Esasa ilişkin inceleme, kuralın "ve Devlet üniversitelerinde" ile "Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı" ibareleriyle sınırlı olarak yapıldı.
Daha Önce Verilen İptal Kararının Arka Planı
Kararda, Anayasa Mahkemesi'nin 30 Kasım 2023 tarihli başka bir kararına da değinildi. O kararla, devlet üniversitelerinde çalışan sağlık personeline rücu konusunda Mesleki Sorumluluk Kurulu'na yetki verilmesi, üniversitelerin bütçe hazırlama yetkisi üzerinde doğrudan etki doğurabilecek nitelikte bir kurula karar alma yetkisi tanınmasının merkezi yönetimin vesayet yetkisinin sınırlarıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal edilmişti. Bu iptalin ardından kanun koyucu, ek 18. maddenin ikinci fıkrasına yeni bir cümle ekleyerek nihai kararı verme yetkisini üniversitelere bırakmış, ancak Kurul kararının ve varsa kesinleşmiş ceza mahkemesi kararının dikkate alınmasını şart koşmuştu. İtiraza konu olan da bu yeni düzenlemeydi.
Mahkemenin Gerekçesi: Nihai Karar Yetkisi Üniversitede
Anayasa Mahkemesi çoğunluğu, kuralda üniversitenin Kurul kararını dikkate alacağı belirtilmekle birlikte rücu konusundaki nihai değerlendirmenin ve icrai karar alma yetkisinin üniversiteye ait olduğu sonucuna ulaştı. Kararda Kurul kararının üniversite için herhangi bir bağlayıcılığının bulunmadığı, ilgili kamu görevlisine açılacak tazminat davalarının ilke olarak üniversite aleyhine açılacağı ve hükmedilen tazminatın da üniversite tarafından ödeneceği vurgulandı. Bu çerçevede rücu sürecinin üniversite tarafından başlatılacağı, üniversitenin Kurul'un görüşünü aldıktan sonra nihai değerlendirmeyi kendisinin yapacağı belirtilerek kuralın üniversite özerkliğiyle çelişen bir yönü bulunmadığına karar verildi.
Mahkeme ayrıca düzenlemenin, rücu konusunda farklı üniversiteler arasında uygulama birliğini sağlamaya yönelik meşru bir amaç taşıdığını ve bu amaca ulaşmak bakımından elverişli olduğunu kaydetti. Kanun koyucunun vesayet yetkisinin kullanım yöntemini belirlemede takdir yetkisi bulunduğu gözetilerek kuralın gereklilik şartını da karşıladığı sonucuna varıldı.
Üç Üyeden Karşı Oy: Kurul Kararı Olmadan Üniversite Süreci Başlatamıyor
Karara üç üye katılmadı. Üye Engin Yıldırım karşı oy gerekçesinde, kuralın lafzına göre rücu mekanizmasının işletilebilmesi için öncelikle Mesleki Sorumluluk Kurulu'nun karar alması, ardından üniversitenin bu karar doğrultusunda nihai değerlendirmeyi yapması gerektiğini belirtti. Yıldırım'a göre üniversitenin kendiliğinden rücu sürecini başlatması mümkün değil; Kurul olumlu görüş vermediği takdirde üniversitenin rücu kararı alması da mümkün olmuyor. Bu nedenle nihai kararın üniversite tarafından verileceği öngörülse de Kurul kararının fiilen üniversite kararı üzerinde etkili ve bağlayıcı bir konumda bulunduğunu, dolayısıyla seçilen vesayet aracının üniversite özerkliğini anlamsız hale getirdiğini savundu.
Üye Yusuf Şevki Hakyemez de benzer bir çizgide, idari vesayet yetkisinin istisnai bir yetki olduğunu ve vesayet makamlarının yerinden yönetim kuruluşları yerine geçerek icrai karar alma yetkisine sahip olamayacağını hatırlattı. Hakyemez, Kurul'un devlet üniversitelerinde rücu süreçlerini başlatmada tek başına inisiyatif elinde tuttuğu sürece üniversitelerin bu süreci kendiliğinden başlatamayacağını, bu durumun üniversitelerin idari özerkliğiyle çeliştiğini ifade etti.
Üye Yıldız Seferinoğlu ise karşı oyunda Anayasa'nın 130. maddesindeki idari ve mali özerklik güvencesinin, üniversite dışındaki merkezi bir kurula karar yetkisi verilmesiyle işlevsiz kaldığını belirtti. Seferinoğlu, Kurul kararının rücu mekanizmasının işletilmesi için ön şart olarak dayatılmasının ölçüsüzlük oluşturduğunu, üniversitenin Kurul kararına aykırı bir karar verip veremeyeceği konusundaki muğlaklığın da hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğunu vurguladı.
Anayasa Mahkemesi, açıklanan gerekçelerle itiraz konusu ibarelerin Anayasa'nın 130. maddesine aykırı olmadığına ve itirazın reddine oyçokluğuyla karar verdi. Karar, devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diğer sağlık personeline yönelik rücu süreçlerinin işleyişini şimdilik değiştirmeden sürdürülmesini sağlıyor.