Makine sektöründen ilk yarıda 13,8 milyar dolarlık ihracat

Makine sektörünün ihracatı, yılın ilk yarısında 2025'in aynı dönemine göre yüzde 1,7 artışla 13,8 milyar dolara yükseldi.

Kaynak : Anadolu Ajansı
Haber Giriş : 18 Temmuz 2026 14:51, Son Güncelleme : 18 Temmuz 2026 14:52
Makine sektöründen ilk yarıda 13,8 milyar dolarlık ihracat

Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) verilerine göre, serbest bölgeler de dahil edildiğinde makine imalat sanayisinin konsolide ihracatı, ocak-haziran döneminde 13,8 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Bu dönemde kilogram başına ortalama ihracat fiyatı yüzde 11 artışla 8,7 dolara ulaştı.

Yılın ilk yarısında en yüksek ihracat 1,7 milyar dolarla yüzde 8,7 artışın yaşandığı Almanya'ya yapıldı. Onu yüzde 33,9 artış ve 1,2 milyar dolarla ABD izledi. İtalya, Birleşik Krallık ve İspanya ilk 5'teki diğer ülkeler oldu.

İhracatın en çok arttığı ürün grubu yüzde 25,6 yükselişin yaşandığı "türbin, turbojet ve hidrolik silindirler" olurken, "deri işleme makinelerinin" ihracatı yüzde 35,3 düştü.

"Geçici şoklar küresel ticarette kalıcı bir gerçeğe dönüştü"

Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, küresel sanayideki yatırım reflekslerini ve tedarik stratejilerini doğrudan etkileyen jeopolitik belirsizliklerdeki şokların kalıcı hale gelmeye başladığını belirterek, ABD-İran gerilimi başta olmak üzere artan jeopolitik risklerin, Avrupa sanayisi ve özellikle Almanya'daki üreticiler üzerinde mevcut yapısal sorunları daha da ağırlaştırdığını söyledi.

Geleneksel sanayi kollarında yaşanan daralma ve istihdam kayıplarına karşın savunma harcamalarının etkisiyle bazı üretim alanlarında büyüme görüldüğünü dile getiren Yılmaz, bunun küresel sermaye ve devletlerin önceliklerinin hızla değiştiğine işaret ettiğini bildirdi.

"Türkiye, yeni sanayi paradigmasında stratejik üretim üssü olabilir"

Sevda Kayhan Yılmaz, Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nde imzalanan on milyarlarca dolarlık yeni çok uluslu tedarik anlaşmalarının küresel ekonominin artık "güvenlik odaklı yeni bir endüstriyel tahkimat" dönemine girdiğini tescillediğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Savunma ve güvenlikle ilgili harcamaların 2035 yılına kadar milli gelirin yüzde 5'ine çıkarılması hedefiyle şekillenen yeni küresel bütçe ve harcama paradigması, imalat sanayimiz için devasa bir sipariş ve yatırım dalgası potansiyeli barındırıyor. Yeniden yapılanma bütçeleri, siber güvenlikten dijitalleşmeye, kritik altyapı yatırımlarından savunma sanayisinin geliştirilmesine kadar çok geniş bir alana kaynak aktarılmasını sağlarken, uzun süredir durgunluk ve sanayisizleşme baskısıyla boğuşan Avrupa endüstrisi için de yeni bir büyüme stratejisi işlevi görüyor.

Bu rüzgarı stratejik bir avantaja dönüştürmek isteyen Türkiye, zırhlı araçlardan füzelere, insansız hava araçlarından konvansiyonel silahlara kadar geniş bir yelpazede üretim için önemli bir üretim ve lojistik unsuru olabilir. Mevcut mühimmat açıkları ve buna bağlı olarak askeri üretim kapasitesini genişletme çabaları, Türk makine sektörünün küresel askeri-sanayi hiyerarşisinde çok daha üst düzey, yüksek katma değerli bir konuma yükselmesi için tarihi bir fırsat penceresi sunuyor."

"Savunma standartları sektörde dönüşümü hızlandırabilir"

MAİB Başkanı Yılmaz, karlı ve uzun vadeli projelere dahil olabilmenin, savunma sanayisinin talep ettiği üstün teknolojik disipline ve sıkı düzenleme standartlarına eksiksiz uyum sağlamaktan geçtiğine dikkati çekerek, Avrupa savunma tedarik zincirlerine entegrasyonun Türk makine sektörünün kalite, izlenebilirlik, siber güvenlik ve üretim standartlarını önemli ölçüde yükselteceğini ifade etti.

KOBİ'ler için başlangıçta zorlu görünen sertifikasyon ve akreditasyon süreçlerinin sektörün küresel rekabet gücünü artıracak kalıcı bir dönüşüm sağlayacağını dile getiren Yılmaz, bu süreçte kamu desteklerinin kesintisiz sürmesinin büyük önem taşıdığını belirtti.

Yılmaz, ülkelerin artan savunma sanayisi yatırımlarının geleneksel ekonomik dengeler üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişelere dikkati çekerek, güçlü bir savunma altyapısının temel amacının çatışmaları körüklemek değil, caydırıcılık sağlayarak barış ve güvenliği korumak olduğunu bildirdi.

Makine sektörünün geliştirdiği ileri teknolojilerin savaş alanlarında kullanılmak zorunda kalmamasını temenni eden Yılmaz, bu yatırımların kalıcı barış ve küresel istikrarın güvencesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber