Hasan Atilla Uğur'un ifadesi: Kozinoğlu'nun ölümü FETÖ kokuyor
"Hayalet" lakaplı eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun Silivri Cezaevi'ndeki şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada, dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan "Örgüt üyeliği" suçundan tutuklandı. Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur (69) ve emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ise "Kasten öldürme" suçundan, yaşları ve sağlık sorunları göz önüne alınarak ev hapsiyle serbest bırakıldı. Uğur, savcılık sorgusunda Kozinoğlu'nun ölümünün arkasında FETÖ olduğunu iddia etti; "Net olarak elimde bir kanıtım yok lakin eğer Kaşif Kozinoğlu'nun vefatı bir kasıt ise bu durum buram buram FETÖ kokmaktadır" dedi. Uğur, Kozinoğlu'na dil altı hapı verdiğini söyledi ancak hapın kaynağını açıklayamadı; kahve bardağını yıkaması, ışıkları kapatması ve odasına girdikten sonra elinde bir cisimle çıkması gibi konularda çelişkili ifadeler verdi.
"Hayalet" lakaplı eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun Silivri Cezaevi'ndeki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur'un savcılık sorgusuna detaylarına ulaşıldı.
Koğuşta Kozinoğlu'na kendisi hakkındaki Kurtlar Vadisi MİT raporunu bizzat sorduğunu doğrulayan Uğur; fenalaşan Kozinoğlu'na dil altı hapını kendi eliyle verdiğini itiraf etmesine karşın ilacın kaynağını açıklayamadı. Hastaneye sevk sonrasında koğuşta kahve bardağı yıkanmasıyla çelişkili ifadeler veren Hasan Atilla Uğur, 15 Kasım 2011'deki "Hiçbir görevli görevini savsaklamadı" ifadesini kabul etmeyerek "O ifadeler bana ait değildir" dedi. Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili FETÖ ve Enver Altaylı'yı işaret eden Hasan Atilla Uğur ile Hasan Ataman Yıldırım hakkında "kasten öldürme" suçlamasıyla sağlık sorunları gerekçe gösterilerek ev hapsi kararı verildi.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından derinleştirilerek sürdürülen soruşturma kapsamında olay tarihinde görev yapan dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan, sevk edildikleri Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince "Örgüt üyeliği" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur (69) ile emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ise "Kasten öldürme" suçundan, yaşları ve sağlık sorunları göz önüne alınarak ev hapsi şartıyla serbest bırakıldı.
"MEKTUPLA GÜLEN'E ŞİKAYET EDİLDİ"
Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ebubekir Efe tarafından sorgulanan Hasan Atilla Uğur, Kozinoğlu'nun ölümünün arkasında FETÖ parmağı olduğunu iddia etti. Uğur, Kozinoğlu'nun ölümünün basit bir ihmal olup olmadığının araştırılmasını değerli bulduğunu belirterek, "Net olarak elimde bir kanıtım yok lakin eğer Kaşif Kozinoğlu'nun vefatı bir kasıt ise bu durum buram buram FETÖ kokmaktadır. Araştırmalar sonucunda bir kasıt çıkarsa gözlerin çevrilmesi gereken yer Fethullahçı Terör Örgütü'dür" dedi.
Kozinoğlu'nun örgütün doğrudan hedefi olduğunu savunan Uğur, "FETÖ hükümlüsü Enver Altaylı'nın bizzat Fethullah Gülen adlı terörist başına yazdığı mektuplar mevcuttur. Bu mektuplarda Kaşif Kozinoğlu terörist başına şikayet edilmektedir" ifadelerini kullandı.
KURTLAR VADİSİ RAPORUNU DETAYINI ANLATTI
Hasan Atilla Uğur, görev yaptığı dönemde Kurtlar Vadisi ekibine devletin bilgilerini verdiğiyle ilgili MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun rapor tuttuğu iddialarına da cevap verdi. Hasan Atilla Uğur ifadesinde "Kaşif Kozinoğlu koğuşa ilk geldiği zaman bana, Kurtlar Vadisi ile kendisinin ilişkilendirildiği raporu yazmadığını, manipüle etmiş olabileceklerini, altındaki bir grubun yazdığını söyledi" dedi.
SORGUDAN ÇIKAN BÜYÜK ÇELİŞKİLER
Hasan Atilla Uğur, FETÖ iddialarını öne sürse de savcılığın somut kamera kayıtlarına ve dökümlere dayandırdığı çelişkili sorular karşısında yanıtsız kaldı. Uğur ifadesinde, Kozinoğlu'nun duş aldıktan sonra kendi odasına geçerken yanına uğradığını iddia etti.
Ancak savcılık tespitleri ve kameralar, Kozinoğlu'nun saat 17:57'de kahvesini alıp doğrudan kendi odasına girdiğini ve 18:04'e kadar yalnız kaldığını ortaya koydu. Çelişki sorulunca Uğur, "Yanlış hatırlıyor olabilirim, odasına giderken bağırmış olabilir" dedi. Kameralarda, saat 18:40'ta Kozinoğlu'nun odasına giren Uğur'un 4 dakika kaldıktan sonra elleri arkada çıktığı ve sağ elinde bir cisim tuttuğu belirlendi. Savcının cismin ne olduğu sorusuna Uğur, "Elimde ne olduğunu hatırlamıyorum, bir cisim olduğunu da zannetmiyorum" yanıtını verdi.
KAHVE BARDAĞI DETAYLI SORULDU
Kozinoğlu fenalaşıp hastaneye kaldırıldıktan hemen sonra Uğur'un, Kozinoğlu'na ait kahve bardağını alıp mutfakta yıkadığı saptandı.
Diğer koğuş arkadaşı Hasan Ataman Yıldırım'ın Kozinoğlu'nun odasından çıkarak elindeki bardağı Uğur'a göstermesi sorulduğunda Uğur, "Bunun sebebini bilmiyorum, bardağı bana neden gösterdiğini hatırlamıyorum" iddiasında bulundu. Uğur'un ortak alandaki ışıkları kapatıp ortamı 14 dakika karanlıkta bırakması sorulduğunda, "Bu hususun hiçbir sebebi ve anlamı yoktur. Zaten gündüz saatiydi" savunmasını yaptı.
DİL ALTI HAPINI HATIRLAMADI
Kozinoğlu'na dil altı hapı verdiğini ve tansiyonunu ölçtüğünü söyleyen Uğur, hapı ve cihazı nereden aldığını hatırlamadı. Çelişkiler üzerine, "Vermiş olduğum hap zaten Kaşif Kozinoğlu'nun odasında olabilir. Tansiyon cihazı da demek ki orada olabilir" şeklinde muğlak yanıtlar verdi.
"HİÇBİR GÖREVLİ SAVSAKLAMADI" İFADESİ VERMİŞ
Uğur'un 15 Kasım 2011'de verdiği "Hiçbir görevli görevini savsaklamadı" ifadesi de kendisine soruldu. Uğur "O ifadeler bana ait değildir" diyerek sağlık butonuna bastıktan en az 7-8 dakika sonra gardiyanların geldiğini söyledi.