Uyarma ve kınama cezalarına yargı yolu: Memura açık, askeri personele kapalı
Anayasa Mahkemesi (AYM), 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu kapsamında subay, astsubay, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı dava açılamamasını öngören düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bulmadı. Ankara 23. İdare Mahkemesinin itirazı üzerine görülen davada Yüksek Mahkeme, kuralın askeri disiplinin sağlanması amacıyla kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olduğuna ve mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirmediğine hükmetti. Karar, 17 Eylül 2026 tarihli ve 33373 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı.
İtirazın Konusu: TSK Disiplin Kanunu'nun 43. Maddesindeki Yargı Yolu Sınırlaması
Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 2025/212 esas ve 2026/127 karar sayılı kararına konu itiraz, 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 43. maddesinin, 12/6/2024 tarihli ve 7517 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ".subay,.", ".hakkında verilen uyarma, kınama." ve ".cezaları hariç." ibarelerine yönelikti. Davayı gören Ankara 23. İdare Mahkemesi, söz konusu ibarelerin Anayasa'nın 2., 9., 36., 125. ve 129. maddelerine aykırı olduğu kanaatiyle iptalleri istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştu.
Dava, askeri personelin kınama cezası gerektiren bir fiil nedeniyle daha hafif bir ceza olan uyarma cezasıyla cezalandırılmasının iptali talebine ilişkindi. Anayasa Mahkemesi ilk inceleme aşamasında, bakılmakta olan davanın konusu gözetildiğinde esasa ilişkin incelemenin cümlede yer alan "uyarma, kınama" ibaresiyle sınırlı olarak yapılması gerektiğine oybirliğiyle karar verdi.
Uyarma ve Kınama Cezalarına Karşı Neden Dava Açılamıyor
Kararın gerekçesinde, 6413 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler hakkında uygulanabilecek disiplin cezalarının ağırlık derecesine göre uyarma, kınama, hizmete kısmi süreli devam, aylıktan kesme, hizmet yerini terk etmeme, oda hapsi ve Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezaları olduğu hatırlatıldı. İtiraz konusu kural, bu cezalardan uyarma ve kınamaya karşı iptal davası açılmasını engelleyerek söz konusu askeri personelin mahkemeye erişim hakkını sınırlamaktaydı.
Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkını sınırlayan böyle bir düzenlemenin Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca kanunla yapılması, meşru bir amaca dayanması ve ölçülü olması gerektiğini vurguladı. Kuralın, hangi tür disiplin cezalarına karşı dava açılamayacağını tereddüde yer vermeyecek biçimde açık ve net şekilde düzenlediği, bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı değerlendirildi. Askeri disiplinin tesisi amacının da Anayasa'nın 129. maddesi kapsamında kanun koyucuya tanınan takdir yetkisi çerçevesinde anayasal olarak meşru bir amaç olduğu belirtildi.
Anayasa Mahkemesinin Daha Önceki İptal Kararlarıyla Bağlantısı
Yüksek Mahkeme, benzer düzenlemeleri daha önce iki kez iptal ettiğine dikkati çekti. AYM, 1/6/2022 tarihli ve E.2022/10, K.2022/72 sayılı kararıyla uyarma ve hizmete kısmi süreli devam cezalarına karşı dava açılamamasını, 30/11/2022 tarihli ve E.2022/122, K.2022/151 sayılı kararıyla da kınama cezasına karşı yargı yolunun kapalı olmasını Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmişti. Bu kararlarda, söz konusu cezaların TSK'dan ayırma ya da sözleşme feshi gibi doğrudan özlük haklarını etkileyen işlemlere dayanak oluşturmasına rağmen kendilerinin yargısal denetime tabi tutulamamasının hak arama özgürlüğü ile disiplinin sağlanmasındaki kamusal yarar arasındaki dengeyi bozduğu tespit edilmişti.
Kanun koyucu, bu iptal kararları üzerine 7517 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle 6413 sayılı Kanun'un 43. maddesinde değişikliğe gitti. Yeni düzenlemeyle uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezalarına karşı yargı yolu yine kapalı tutulmakla birlikte, bu kez disiplin ceza sayısı veya puanı nedeniyle tesis edilen ve TSK'dan ilişiğin kesilmesi sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan davalarda, dayanak alınan disiplin cezalarının hukuka uygunluğunun mahkemelerce denetlenmesine imkan tanındı. Anayasa Mahkemesi çoğunluğu, bu ek güvencenin kuralı önceki iptal gerekçelerinden ayırdığı ve askeri personele aşırı bir külfet yüklemediği sonucuna ulaştı.
Kararda Altı Üyeden Karşı Oy
Kararda Kadir Özkaya, Engin Yıldırım, Rıdvan Güleç, Yusuf Şevki Hakyemez, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar çoğunluk görüşüne katılmadı. Karşıoy yazılarında, yeni düzenlemenin yalnızca disiplin ceza sayısı veya puanı nedeniyle tesis edilen ilişik kesme işlemlerini kapsadığı, oysa uyarma ve kınama cezalarının sicil, terfi, atama, sözleşmenin yenilenmemesi ya da disiplinsizliği alışkanlık haline getirme gerekçesiyle tesis edilen ilişik kesme işlemlerinde de dayanak oluşturabildiği, bu hallerde ise cezaların hukuka uygunluğunun denetlenemediği belirtildi. Karşı oy kullanan üyeler, mevcut düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin önceki iptal kararlarında ortaya konulan ilkeyi bütün sonuçlarıyla karşılamadığını ve kuralın Anayasa'nın 13., 36. ve 129. maddelerine aykırı olduğunu savundu.
Çoğunluk, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 125. maddelerine aykırılığı iddiasını ayrıca incelemeye gerek görmedi; kuralın Anayasa'nın 9. maddesiyle de ilgisi bulunmadığına karar verdi. Sonuç olarak ".uyarma, kınama." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oyçokluğuyla hükmedildi.