Bozayı saldırısı sonucu arıcılık faaliyetinde meydana gelen zararı kim öder?

Bozayı saldırısı sonucu arıcılık faaliyetinde meydana gelen zararı kimin ödeyip ödemeyeceğine dair Kamu Denetçiliği Kurumunun (Ombudsmanlık) 07/09/2026 tarih ve 2026/17658-S.26.24067 sayılı kararı.

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Haber Giriş : 21 Eylül 2026 10:00, Son Güncelleme : 21 Eylül 2026 09:47
Bozayı saldırısı sonucu arıcılık faaliyetinde meydana gelen zararı kim öder?

Kamu Denetçiliği Kurumunun (Ombudsmanlık) 07/09/2026 tarih ve 2026/17658-S.26.24067 sayılı kararında aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir.

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle; kayıtlı olarak arıcılık faaliyeti yürüttüğünü, 21.12.2025 tarihinde arılığına bozayı tarafından gerçekleştirilen saldırı sonucunda arılı kovanlarının, arı kolonilerinin, kabarmış peteklerinin, bal stokunun ve diğer arıcılık ekipmanlarının zarar gördüğünü, olayı 22.12.2025 tarihinde CİMER üzerinden bildirmesine rağmen idarenin iletişim hatası nedeniyle yerinde incelemenin gecikmeli olarak gerçekleştirildiğini, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğünce uzman personel bulunmadığı gerekçesiyle zararının parasal değerinin tespit edilmediğini, yönlendirildiği İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünce ise olayın üzerinden süre geçtiği gerekçesiyle teknik inceleme talebinin karşılanmadığını, idareler arasındaki görev ve koordinasyon eksikliği sebebiyle mağduriyet yaşadığını, saldırı nedeniyle 20 adet arılı kovan ve kolonisinin, kovanların içinde bulunan 120 adet ve ekipman kulübesinde muhafaza edilen 175 adet olmak üzere toplam 295 adet kabarmış peteğinin zarar gördüğünü, ayrıca bal, ilaçlama, besleme ve bakım giderleri yönünden zarara uğradığını ve yeni üretim döneminde elde edeceği bal gelirinden mahrum kaldığını ileri sürerek idarelerin zarar tespit raporu düzenlemekten kaçınmalarının hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesini ve uğradığı zararın uzman kişilerce hesaplanarak tarafına ödenmesini talep etmektedir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

11. Başvuru, başvuranın bozayı saldırısı sonucu arıcılık faaliyetinde meydana gelen zararın tespit edilerek tazmin edilmesi talebi hakkındadır.

17. Bu çerçevede, bozayı saldırısının gerçekleştiği ve başvurana ait 20 adet arılı kovanın saldırı sonucunda zarar gördüğü hususunda taraflar arasında esaslı bir uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın esas olarak, başvuranın zararının idari aşamada uzman teknik personel ve/veya bilirkişi marifetiyle tespit edilip edilmemesi ile TARSİM kapsamında sigortası bulunmayan başvuranın zararının tazmin edilmesinin mümkün olup olmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Bu çerçevede, başvurunun idarenin kusursuz sorumluluğu ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmiştir.

18. Anayasa'nın 125'inci maddesinde idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış olup bu hüküm idarenin kamu hukukundan kaynaklanan mali sorumluluğunun anayasal temelini oluşturmaktadır.

19. Anayasa Mahkemesinin idarenin mali sorumluluğuna ilişkin yerleşik yaklaşımında; idarenin kamu hukukundan kaynaklanan mali sorumluluğunun Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası haricinde bir yasal dayanağı bulunmadığı, özel hukuktan farklı olarak -somut bazı konuları düzenleyen birkaç istisna dışındaidarenin idari nitelikteki işlem ve eylemlerinden doğan zararlara ilişkin mali sorumluluğunu düzenleyen genel bir kanun hükmü bulunmadığı, idarenin kamu hukuku alanından kaynaklanan mali sorumluluğunun çerçevesi ile hüküm ve esaslarının, Anayasa'nın anılan hükmünden yola çıkılmak suretiyle Danıştay içtihatlarıyla belirlendiği, Danıştay içtihatlarına göre idarenin mali sorumluluğunun, kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk şeklinde ikiye ayrılmakta; kusursuz sorumluluğun da dayandığı sebebe göre tehlikeli faaliyetler, mesleki risk, sosyal risk ve fedakarlığın denkleştirilmesi biçiminde tasnif edilmekte olduğu, kusur sorumluluğunda idarenin kusurlu bulunması (hizmet kusuru) sorumluluğun temel şartı iken kusursuz sorumluluk hallerinde idarenin kusuru bulunmasa dahi -diğer şartların gerçekleşmesi kaydıyla- idarenin mali sorumluluğunun söz konusu olabildiği değerlendirmelerine yer verilmiştir (Anayasa Mahkemesi, Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 02.02.2017, §§ 28-30; Özer Aslankılıç ve diğerleri, B.No: 2021/40471, 13.02.2024, §§ 15-17).

20. Kusursuz sorumluluk ilkelerinden biri olan kamu külfetleri karşısında eşitlik veya fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi, toplumun genel yararına yönelik bir idari faaliyet veya kamu politikası nedeniyle belirli kişi veya kişilerin toplumun diğer bireylerinden farklı olarak özel ve olağan dışı bir külfete katlanmaları halinde, söz konusu külfetin yalnızca bu kişiler üzerinde bırakılmamasını ve meydana gelen özel zararın topluma paylaştırılmasını esas almaktadır.

21. Yaban hayatının korunması, Anayasa'nın çevrenin korunmasına ilişkin hükümleri ile 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu kapsamında toplumun genel yararına yönelik olarak yürütülen bir kamu politikasıdır. Nitekim 4915 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinde yaban hayvanlarının Bakanlıkça koruma altına alınmasına ilişkin esaslar düzenlenmiş; bu maddeye dayanılarak Tarım ve Orman Bakanlığınca belirlenen ve 10.08.2022 tarihli ve 31919 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ek-I Yaban Hayvanları Listesi'nin (Memeliler) 129'uncu sırasında bozayı (Ursus arctos) sayılmıştır. Anılan tür bakımından yapılan (IV) numaralı açıklamada, 4915 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesi çerçevesinde gerektiğinde avına izin verilebileceği belirtilmiş; listenin genel açıklamalarında ise söz konusu istisnalar dışında bu kapsamdaki yaban hayvanlarının Bakanlıkça koruma altında bulunduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla başvuruya konu olayın meydana geldiği 21.12.2025 tarihinde bozayının, gerektiğinde Kanun'da öngörülen usul çerçevesinde avına izin verilebilmekle birlikte, kural olarak Bakanlıkça koruma altında bulunan bir yaban hayvanı olduğu anlaşılmaktadır.

22. Bu çerçevede, bozayının korunmasına yönelik kamu yararı karşısında belirli bir kişinin toplumun diğer kesimlerinden farklı, özel ve olağan dışı bir zarara katlanması halinde, söz konusu zararın bütünüyle ilgili kişi üzerinde bırakılıp bırakılamayacağının kamu külfetleri karşısında eşitlik ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

23. Danıştay 10. Dairesinin 10.11.2020 tarihli ve E. / K. / sayılı kararında, bozayı saldırısı sonucunda bir kişinin hayatını kaybetmesi nedeniyle açılan tam yargı davasında; yaban hayvanlarının korunması kapsamında bozayıların koruma altına alınmasının kamu yararına yönelik olduğu, bu kamu yararından kaynaklanan külfetin yalnızca zarar gören kişi üzerinde bırakılmaması gerektiği ve meydana gelen özel nitelikteki zararın kusursuz sorumluluk, diğer ifadeyle fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca tazmin edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

24. Her ne kadar anılan Danıştay kararına konu olayda bozayı saldırısı sonucunda bir kişinin hayatını kaybetmesi söz konusu iken eldeki başvuruda arı kolonileri ve diğer malvarlığı değerlerinin zarar görmesi nedeniyle maddi zarar ileri sürülmekte ise de; Danıştay kararında benimsenen sorumluluk esasının, zararın bedensel veya malvarlıksal niteliğinden ziyade, yaban hayatının korunmasına yönelik kamu yararı karşısında belirli bir kişinin özel ve olağan dışı bir külfete katlanması olgusuna dayandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararın somut uyuşmazlık bakımından, aynı maddi olayın birebir emsali olmaktan ziyade, bozayıların korunması nedeniyle ortaya çıkan özel zararların hangi kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyan üst yargı içtihadı niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir.

25. Bu yönüyle, idarenin Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün 29.11.2021 tarihli yazısında atıf yapılan Mersin İdare Mahkemesinin 30.11.2007 tarihli kararından hareketle yaban hayvanlarının verdiği zararlardan idarenin hiçbir koşulda sorumlu tutulamayacağı yönünde kategorik bir sonuca ulaşmasının, bozayı zararlarının fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi kapsamında değerlendirilebileceğini kabul eden daha sonraki tarihli Danıştay içtihadıyla bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün 29.11.2021 tarihli yazısında 2007 tarihli Mersin İdare Mahkemesi kararına dayanılmış olmasına karşılık, bozayı saldırısından doğan zararın fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul eden Danıştay 10. Dairesinin 10.11.2020 tarihli kararının söz konusu Genel Müdürlük yazısından önce verilmiş olduğu da dikkate alınmıştır.

26. İdarenin başvuranın talebini karşılamamasındaki temel gerekçelerden birinin, tarımsal üreticilerin yaban hayvanı saldırısından kaynaklanan zararlarının TARSİM kapsamında sigortalanabilmesi ve başvuranın TARSİM sigortasının bulunmaması olduğu anlaşılmıştır.

27. Bununla birlikte TARSİM, tarımsal üretimde karşılaşılan belirli risklerin sigorta ilişkisi kapsamında teminat altına alınmasını sağlayan özel bir zarar karşılama mekanizmasıdır. Bir zararın TARSİM kapsamında sigortalanabilir olması ile aynı zararın Anayasa'nın 125'inci maddesi ve idare hukukunun genel sorumluluk esasları çerçevesinde idareye yüklenebilir olup olmadığı birbirinden farklı hukuki meselelerdir.

28. 5363 sayılı Kanun'un 17'nci maddesinde, bu Kanun kapsamında uygulama yılında yer alan riskler için tarım sigortası yaptırmayan üreticilerin 20.06.1977 tarihli ve 2090 sayılı Kanun'dan yararlanamayacağı açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla kanun koyucunun tarım sigortası yaptırılmamasına bağladığı hukuki sonuç, sigortasız üreticinin 2090 sayılı Kanun kapsamında sağlanan yardımlardan yararlanamaması olarak belirlenmiştir. Buna karşılık 5363 sayılı Kanun'da, tarım sigortası yaptırılmamış olmasının Anayasa'nın 125'inci maddesi ile idare hukukunun genel sorumluluk esaslarından kaynaklanabilecek mali sorumluluğu ortadan kaldıracağına veya sigortasız üreticilerin kusurlu ya da kusursuz sorumluluk esaslarına dayanarak idareden zararlarının giderilmesini talep edemeyeceklerine ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. Bu nedenle başvuranın TARSİM sigortasının bulunmaması, TARSİM sistemi kapsamında sigorta tazminatından yararlanmasına engel teşkil etmekle birlikte, idarenin genel mali sorumluluğunun somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmesini engelleyen mutlak bir sorumsuzluk nedeni olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

29. Nitekim Danıştay kararında ortaya konulan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinin, bozayı saldırısı nedeniyle doğrudan arıcılık faaliyetinde meydana gelen malvarlığı zararlarına da uygulanabileceğini ortaya koyan ve mevcut başvuruyla maddi olguları önemli ölçüde örtüşen güncel yargı kararlarının bulunduğu tespit edilmiş olup Artvin ili Borçka ilçesinde arıcılık faaliyetinde bulunan bir kişinin arı kolonilerinin 29.04.2024 tarihinde ayı saldırısına uğraması sonucunda 15 arı kolonisinin telef olması üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı aleyhine açılan tam yargı davasında, Rize İdare Mahkemesinin 30.12.2025 tarihli ve E. / K. / sayılı kararıyla; yaban hayvanlarının korunması kapsamında ayıların koruma altında bulunması nedeniyle fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi kapsamında kişilerin özel nitelikteki zararlarının tazmin edilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı görülmüştür.

44. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

44.1. Başvuruya konu bozayı saldırısının gerçekleştiği ve başvurana ait 20 adet arılı kovanın zarar gördüğü hususunun idarece düzenlenen 23.01.2026 tarihli Arazi İnceleme Tutanağıyla ortaya konulduğu; saldırının gerçekleştiği tarihte bozayının Bakanlıkça koruma altında bulunan ve ancak 4915 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesi çerçevesinde gerektiğinde avlanmasına izin verilebilen yaban hayvanları arasında olduğu; zararın parasal miktarının bilirkişi marifetiyle hesaplanabileceğinin idarenin Kurumumuza verdiği cevapta da kabul edildiği,

44.2. Buna karşın, idarece TARSİM sigortasının bulunmaması ve özel mevzuatta yaban hayvanlarının verdiği zararların idarece ödeneceğine ilişkin açık bir hüküm yer almaması gerekçeleriyle başvuranın tazmin talebinin idarenin genel mali sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk ilkeleri yönünden esaslı bir değerlendirmeye tabi tutulmadığı, ancak Danıştay 10. Dairesinin E. / K. / sayılı kararında, bozayıların korunmasından kaynaklanan özel ve olağan dışı zararların denkleştirilmesi ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin kabul edildiği, aynı ilkenin ayı saldırısı nedeniyle arı kolonilerinin ve bunlardan elde edilecek bal gelirinin zarar görmesine ilişkin malvarlığı zararına uygulanabileceği ise Rize İdare Mahkemesinin 30/12/2025 tarihli ve E. / K. / sayılı kararıyla ortaya konulduğu ve bu kararın Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince 07/07/2026 tarihinde kesin olarak usul ve hukuka uygun bulunduğu, anılan istinaf incelemesinde Tarım ve Orman Bakanlığınca TARSİM sigortasının bulunmaması ve gerekli kişisel koruma tedbirlerinin alınmaması yönündeki savunmaların ileri sürülmüş olması karşısında, söz konusu hususların idarenin tazmin sorumluluğunun varlığının incelenmesini bütünüyle engelleyen mutlak sorumsuzluk nedenleri olarak kabul edilmesinin güncel yargısal yaklaşım ile bağdaşmadığı,

44.3. Bununla birlikte başvuranın koruyucu tedbirlerinin yeterliliği ile bu hususun zararın meydana gelmesine veya artmasına somut etkisinin bulunup bulunmadığının teknik olarak ayrıca değerlendirilmesi; varsa zarar görenin davranışının tazmin edilecek zarar üzerindeki etkisinin de göz önünde bulundurulması gerektiği değerlendirilmiştir.

45. Bu itibarla; başvuranın bozayı saldırısı nedeniyle uğradığı zararın, 23.01.2026 tarihli Arazi İnceleme Tutanağı ve dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgeler esas alınarak, ilgili Doğa Koruma ve Milli Parklar birimleri ile İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri arasında gerekli koordinasyon sağlanmak suretiyle, konusunda uzman teknik personel ve/veya bilirkişi marifetiyle zararın meydana geldiği döneme ilişkin rayiç değerler üzerinden tespit edilmesi; yoksun kalınan kar ve diğer zarar kalemlerinin saldırıyla nedensellik bağı ve gerçekleşme derecesinin objektif teknik verilerle ortaya konulması; başvuranın aldığı veya almadığı koruyucu tedbirlerin zararın meydana gelmesine veya artmasına somut etkisinin bulunup bulunmadığının ve varsa bu etkinin tazmin edilecek zarar üzerindeki sonucunun ayrıca değerlendirilmesi ve bu şekilde belirlenen zarar yönünden başvuranın tazmin talebinin Anayasa'nın 125'inci maddesi, idarenin kusursuz sorumluluğu ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi ile konuya ilişkin güncel yargı içtihatları birlikte gözetilerek yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

VII. KARAR

-Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE,

-Başvuranın bozayı saldırısı nedeniyle uğradığı zararın, 23.01.2026 tarihli Arazi İnceleme Tutanağı ve dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgeler esas alınarak, ilgili Doğa Koruma ve Milli Parklar birimleri ile İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri arasında gerekli koordinasyon sağlanmak suretiyle, konusunda uzman teknik personel ve/veya bilirkişi marifetiyle zararın meydana geldiği döneme ilişkin rayiç değerler üzerinden tespit edilmesi; yoksun kalınan kar ve diğer zarar kalemlerinin saldırıyla nedensellik bağı ve gerçekleşme derecesinin objektif teknik verilerle ortaya konulması; başvuranın aldığı veya almadığı koruyucu tedbirlerin zararın meydana gelmesine veya artmasına somut etkisinin bulunup bulunmadığının ve varsa bu etkinin tazmin edilecek zarar üzerindeki sonucunun ayrıca değerlendirilmesi ve bu şekilde belirlenen zarar yönünden başvuranın tazmin talebinin Anayasa'nın 125'inci maddesi, idarenin kusursuz sorumluluğu ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi ile konuya ilişkin güncel yargı içtihatları birlikte gözetilerek yeniden değerlendirilmesi hususunda TARIM VE ORMAN BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

-6328 sayılı Kanun'un 20'nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve TARIM VE ORMAN BAKANLIĞINA tebliğine;

-Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Bu bilgiler haricinde hukuki gerekçeler ve mevzuat yönünden konuyu detaylı olarak inceleyen Kamu Denetçiliği Kurumunun (Ombudsmanlık) 07/09/2026 tarih ve 2026/17658-S.26.24067 sayılı kararını bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız.

Ahmet KANDEMİR

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber