Sayıştay yükseköğretim kalite süreçlerinde maliyet denetimi de yapmalı
Sayıştay'ın YÖKAK raporundaki yetki devri bulgusu, üniversitelerin akreditasyon derneklerine ödediği milyonlarca liralık hizmet bedellerini ve kamu maliyesindeki yükü yeniden gündeme taşıdı. Program başına 200-300 bin lirayı bulan akreditasyon ücretlerinin kamu tasarruf prensipleriyle çeliştiğine dikkat çekilerek, kalite süreçlerinde maliyet denetimi yapılması çağrısında bulunuldu.
Memurlar.net olarak geçtiğimiz günlerde Sayıştayın Yükseköğretim Kalite Kuruluna
(YÖKAK) ilişkin önemli bir bulgusunu gündeme getirmiştik. Sayıştay, program
akreditasyonunda nihai karar yetkisinin YÖKAK'a ait olduğunu, bu yetkinin bağımsız
dış değerlendirme ve akreditasyon kuruluşlarına devredilemeyeceğini tespit etmiş
ve rapora bağlamıştı. Memurlar.Net
Sayıştay'ın denetim sonucu rapora bağladığı bu bulgularının iki temel boyutu
bulunmakta:
1- Nihai karar yetkisinin dış değerlendirme ve akreditasyon kuruluşlarına devredilmesi.
2- Dış değerlendirme ve akreditasyon kuruluşlarının hizmet bedeli tahsili ve
bu bedelin kamu kaynağının kullanımı çerçevesinde nasıl görülmesi gerektiği.
Türkiye'de kalite akreditasyon ve belgelendirme süreçlerini, kamu kurumlarının
ciddiyeti ve bağımsız dış değerlendirme, akreditasyon ve belgelendirme kuruluşlarının
ciddiyeti olarak ayrı ayrı ele almak gerekiyor.
Kamu kurumları kendi misyonları ve temsiliyetleri gereği daha olgun bir yaklaşım
sergilerken, bağımsız dış değerlendirme, akreditasyon ve belgelendirme kuruluşlarının
yapısının bazen bir firma bazen de dernek statüsünde olmasından dolayı her birinin
aynı hassasiyeti taşıyıp taşımayacağı, hizmet ücreti ve sunulan hizmet arasında
nitelikli bir denge oluşturup oluşturamayacakları ayrıca değerlendirilmesi ve
denetlenmesi gereken bir husustur.
Yazımızın özel konusu gereği Yükseköğretim kurumları ve bu kurumların eğitim
ve öğretim birimleri için gerçekleştirilen değerlendirme ve akreditasyon süreçleri
kurumların üstlenmiş olduğu hizmet alanı nedeniyle hem kanunilik ilkesi hem
de hizmetin sunuluş şekli nedeniyle özel hassasiyet gerektirmektedir.
Sayıştay'ın 2025 yılı değerlendirme raporunda hizmetin kanuniliği açısından
yapılan tespitler büyük bir sorunu açık etmiş durumdadır. Sayıştay'ın kendi
açısından denetim bulgusu yaptığı husus, ciddi paralar harcanması ile birlikte
zaman ve emek yoğunluklu bir süreç işletilerek elde edilen akreditasyonların
geçerliliğinin sorgulanıp sorgulanmayacağı daha doğrusu bir iptal sürecinin
işletilip işletilmeyeceği gibi belirsizlikler nedeniyle Üniversiteler açısından
büyük risklere gebe durumdadır.
Denetim bulgusunda somut olarak yer almayan ancak bulgunun sebebini oluşturan
faaliyetlerin mali boyutu ise daha karmaşık ve dikkat çekici bir durumu gözler
önüne sermektedir.
Öncelikle bir hususu açıkça belirtelim. Program akreditasyonunun temelinde
son derece kıymetli amaçlar bulunuyor.
Üniversitelerde mezun veren programların eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme
ve topluma hizmet faaliyetlerini gözden geçirmeleri; kendi güçlü ve zayıf yönlerini
tespit etmeleri, öğrencilerini ve dış paydaşlarını karar mekanizmalarına dahil
etmeleri, ölçülebilir hedefler oluşturmaları ve sürekli iyileştirmeyi esas almaları
yükseköğretimin niteliği açısından önemlidir.
Sorun kaliteyi ölçmekte değil, kaliteyi ölçmek için oluşturduğumuz sistemin
kendisinin ne kadar ölçülü olduğunda.
PROGRAM BAŞINA 200-300 BİN LİRAYI BULAN ÜCRETLER
Akreditasyon süreçleri maalesef ücretsiz yürütülmüyor. Üniversiteler her bir
program için bağımsız akreditasyon kuruluşlarına önemli miktarlarda ödeme yapıyor.
2026-2027 dönemi için açıklanan tarifelere bakıldığında tablo dikkat çekici.
Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MÜDEK),
genel değerlendirme bedelini program başına 235 bin TL + KDV olarak belirlemiş
durumda. MÜDEK
Fen, Edebiyat, Fen-Edebiyat, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakülteleri Öğretim Programları
Değerlendirme ve Akreditasyon Derneğinde (FEDEK) ise genel değerlendirme bedeli
245 bin TL + KDV. FEDEK
Mesleki Eğitim Değerlendirme ve Akreditasyon Derneğinde (MEDEK) genel değerlendirme
bedeli 210 bin TL + KDV, Sağlık Bilimleri Eğitim Programları Değerlendirme
ve Akreditasyon Derneğinde (SABAK) ise 295 bin TL + KDV olarak açıklanmış
durumda. Medek
Üstelik bazı kuruluşlarda ziyaretle veya raporla yapılan ara değerlendirmeler
için de ayrıca ücretlendirmeler yapılıyor. Tek bir program açısından bakıldığında
dahi yüz binlerce liradan söz edebiliyoruz.
Bir üniversitenin onlarca programını akreditasyon sürecine soktuğu düşünüldüğünde
ise toplam maliyetin hangi rakamlara ulaşabileceğini ayrıca değerlendirmek gerekiyor.
ÖN LİSANS PROGRAMLARINDA DA CİDDİ ÜCRETLER VAR
Konunun önemli ayaklarından birisi de meslek yüksekokulları. Ön lisans programlarının
akreditasyonunu gerçekleştiren MEDEK'in yayımladığı tarifeye göre 2026-2027
döneminde her program ayrı ücretlendiriliyor ve genel değerlendirme bedeli
normal öğretim için programı 210 bin TL + KDV. Medek
Peki kaliteyi ölçmenin bu kadar pahalı olduğu bir sistemde, değerlendirenler
ve değerlendirilenler olayın maddi baskısından ya da etkilerinden uzak kalabilirler
mi?
Konu artık yalnızca akademik kalite meselesi olmaktan çıkmış durumda. Bu nedenle
alanda oluşan sektörün önceliğinin kalite denetimi yapmak mı yoksa maddi bir
kazanç sağlamak mı olduğu sorgulanmadan geçilemiyor.
Bunun bir de kamu maliyesine oluşturduğu yük kısmı var. 5018 sayılı Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanunu çeşitli denetim ve kontrol süreçleri ile bu süreçleri
işletecek yapıları oluşturarak kamu kaynaklarının etkili ve verimli kullanılmasını
sağlamayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte 2024/7 sayılı Tasarruf Tedbirleri
Genelgesinde; Kamu kaynaklarının maksadına uygun azami tasarruf prensiplerine
riayet edilerek kullanılması, her kamu kurum ve kuruluşu ile görevlisi için
bir görev aynı zamanda mecburiyet olduğu ifade edilmiştir.
Yukarıda yer verilen tarife bedeli üzerinden bir hesaplama yaparak kamu kaynaklarının
etkili, verimli ve daha önemlisi ne kadar tasarruflu kullanılabildiğini anlatmaya
çalışalım.
Bünyesinde 10 meslek yüksekokulu ve her meslek yüksekokulunda da en az 3 programı
olan bir üniversite olduğunu varsayalım. Bu üniversitenin toplamda en az 30
ön lisans programı bulunmaktadır. Her bir programın bu yıl aynı anda değerlendirme
ve akreditasyon başvurusu yapması durumunda 210.000x30=6.300.000+KDV gibi bir
tutar karşımıza çıkmaktadır. Bu tutar aynı zamanda tek bir kuruluşa/derneğe
tek seferde yapılacak ödemeyi de ifade etmektedir.
Tam da bu noktada şöyle bir sorunun zorunlu olarak sorulması gerekmektedir:
Verilen bunca emek ve parasal değer yükseköğretim kurumlarının eğitim faaliyetlerinin
niteliğine mi yoksa kamu maliyesinin giderlerinin artışına mı yansıyor?
Ve en önemlisi;
Devlet üniversitelerinin bütçelerinden bu kuruluşlara bir yılda toplam ne
kadar para aktarılıyor ve aktarılan paralar sadece bir hizmet bedeli mi yoksa
dolaylı yoldan dernekler adına gelir getirici bir faaliyet aracı mı?
Bunlar cevaplanması gereken sorular.
Sayıştay'ın YÖKAK'a dair hazırlamış olduğu denetim raporunda dikkat çektiği
hususlardan biri de bağımsız akreditasyon kuruluşlarının yapısı, niteliği, sermaye
yapısı ve değerlendiricilerinin nitelikleri konusunda yeterli düzenleme bulunmamasıydı.
Bu çerçevede son sözümün şudur ki: Kalite pahalı olabilir; ancak kamu adına
yapılan hiçbir harcama sorgulanamaz olmamalıdır.