Sayıştay yükseköğretim kalite süreçlerinde maliyet denetimi de yapmalı

Sayıştay'ın YÖKAK raporundaki yetki devri bulgusu, üniversitelerin akreditasyon derneklerine ödediği milyonlarca liralık hizmet bedellerini ve kamu maliyesindeki yükü yeniden gündeme taşıdı. Program başına 200-300 bin lirayı bulan akreditasyon ücretlerinin kamu tasarruf prensipleriyle çeliştiğine dikkat çekilerek, kalite süreçlerinde maliyet denetimi yapılması çağrısında bulunuldu.

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Haber Giriş : 02 Ekim 2026 12:00, Son Güncelleme : 02 Ekim 2026 12:06
Sayıştay yükseköğretim kalite süreçlerinde maliyet denetimi de yapmalı

Memurlar.net olarak geçtiğimiz günlerde Sayıştayın Yükseköğretim Kalite Kuruluna (YÖKAK) ilişkin önemli bir bulgusunu gündeme getirmiştik. Sayıştay, program akreditasyonunda nihai karar yetkisinin YÖKAK'a ait olduğunu, bu yetkinin bağımsız dış değerlendirme ve akreditasyon kuruluşlarına devredilemeyeceğini tespit etmiş ve rapora bağlamıştı. Memurlar.Net

Sayıştay'ın denetim sonucu rapora bağladığı bu bulgularının iki temel boyutu bulunmakta:
1- Nihai karar yetkisinin dış değerlendirme ve akreditasyon kuruluşlarına devredilmesi.
2- Dış değerlendirme ve akreditasyon kuruluşlarının hizmet bedeli tahsili ve bu bedelin kamu kaynağının kullanımı çerçevesinde nasıl görülmesi gerektiği.

Türkiye'de kalite akreditasyon ve belgelendirme süreçlerini, kamu kurumlarının ciddiyeti ve bağımsız dış değerlendirme, akreditasyon ve belgelendirme kuruluşlarının ciddiyeti olarak ayrı ayrı ele almak gerekiyor.
Kamu kurumları kendi misyonları ve temsiliyetleri gereği daha olgun bir yaklaşım sergilerken, bağımsız dış değerlendirme, akreditasyon ve belgelendirme kuruluşlarının yapısının bazen bir firma bazen de dernek statüsünde olmasından dolayı her birinin aynı hassasiyeti taşıyıp taşımayacağı, hizmet ücreti ve sunulan hizmet arasında nitelikli bir denge oluşturup oluşturamayacakları ayrıca değerlendirilmesi ve denetlenmesi gereken bir husustur.
Yazımızın özel konusu gereği Yükseköğretim kurumları ve bu kurumların eğitim ve öğretim birimleri için gerçekleştirilen değerlendirme ve akreditasyon süreçleri kurumların üstlenmiş olduğu hizmet alanı nedeniyle hem kanunilik ilkesi hem de hizmetin sunuluş şekli nedeniyle özel hassasiyet gerektirmektedir.

Sayıştay'ın 2025 yılı değerlendirme raporunda hizmetin kanuniliği açısından yapılan tespitler büyük bir sorunu açık etmiş durumdadır. Sayıştay'ın kendi açısından denetim bulgusu yaptığı husus, ciddi paralar harcanması ile birlikte zaman ve emek yoğunluklu bir süreç işletilerek elde edilen akreditasyonların geçerliliğinin sorgulanıp sorgulanmayacağı daha doğrusu bir iptal sürecinin işletilip işletilmeyeceği gibi belirsizlikler nedeniyle Üniversiteler açısından büyük risklere gebe durumdadır.

Denetim bulgusunda somut olarak yer almayan ancak bulgunun sebebini oluşturan faaliyetlerin mali boyutu ise daha karmaşık ve dikkat çekici bir durumu gözler önüne sermektedir.

Öncelikle bir hususu açıkça belirtelim. Program akreditasyonunun temelinde son derece kıymetli amaçlar bulunuyor.
Üniversitelerde mezun veren programların eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme ve topluma hizmet faaliyetlerini gözden geçirmeleri; kendi güçlü ve zayıf yönlerini tespit etmeleri, öğrencilerini ve dış paydaşlarını karar mekanizmalarına dahil etmeleri, ölçülebilir hedefler oluşturmaları ve sürekli iyileştirmeyi esas almaları yükseköğretimin niteliği açısından önemlidir.

Sorun kaliteyi ölçmekte değil, kaliteyi ölçmek için oluşturduğumuz sistemin kendisinin ne kadar ölçülü olduğunda.

PROGRAM BAŞINA 200-300 BİN LİRAYI BULAN ÜCRETLER

Akreditasyon süreçleri maalesef ücretsiz yürütülmüyor. Üniversiteler her bir program için bağımsız akreditasyon kuruluşlarına önemli miktarlarda ödeme yapıyor.
2026-2027 dönemi için açıklanan tarifelere bakıldığında tablo dikkat çekici.
Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MÜDEK), genel değerlendirme bedelini program başına 235 bin TL + KDV olarak belirlemiş durumda. MÜDEK
Fen, Edebiyat, Fen-Edebiyat, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakülteleri Öğretim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneğinde (FEDEK) ise genel değerlendirme bedeli 245 bin TL + KDV. FEDEK
Mesleki Eğitim Değerlendirme ve Akreditasyon Derneğinde (MEDEK) genel değerlendirme bedeli 210 bin TL + KDV, Sağlık Bilimleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneğinde (SABAK) ise 295 bin TL + KDV olarak açıklanmış durumda. Medek
Üstelik bazı kuruluşlarda ziyaretle veya raporla yapılan ara değerlendirmeler için de ayrıca ücretlendirmeler yapılıyor. Tek bir program açısından bakıldığında dahi yüz binlerce liradan söz edebiliyoruz.
Bir üniversitenin onlarca programını akreditasyon sürecine soktuğu düşünüldüğünde ise toplam maliyetin hangi rakamlara ulaşabileceğini ayrıca değerlendirmek gerekiyor.

ÖN LİSANS PROGRAMLARINDA DA CİDDİ ÜCRETLER VAR

Konunun önemli ayaklarından birisi de meslek yüksekokulları. Ön lisans programlarının akreditasyonunu gerçekleştiren MEDEK'in yayımladığı tarifeye göre 2026-2027 döneminde her program ayrı ücretlendiriliyor ve genel değerlendirme bedeli normal öğretim için programı 210 bin TL + KDV. Medek

Peki kaliteyi ölçmenin bu kadar pahalı olduğu bir sistemde, değerlendirenler ve değerlendirilenler olayın maddi baskısından ya da etkilerinden uzak kalabilirler mi?

Konu artık yalnızca akademik kalite meselesi olmaktan çıkmış durumda. Bu nedenle alanda oluşan sektörün önceliğinin kalite denetimi yapmak mı yoksa maddi bir kazanç sağlamak mı olduğu sorgulanmadan geçilemiyor.
Bunun bir de kamu maliyesine oluşturduğu yük kısmı var. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çeşitli denetim ve kontrol süreçleri ile bu süreçleri işletecek yapıları oluşturarak kamu kaynaklarının etkili ve verimli kullanılmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte 2024/7 sayılı Tasarruf Tedbirleri Genelgesinde; Kamu kaynaklarının maksadına uygun azami tasarruf prensiplerine riayet edilerek kullanılması, her kamu kurum ve kuruluşu ile görevlisi için bir görev aynı zamanda mecburiyet olduğu ifade edilmiştir.

Yukarıda yer verilen tarife bedeli üzerinden bir hesaplama yaparak kamu kaynaklarının etkili, verimli ve daha önemlisi ne kadar tasarruflu kullanılabildiğini anlatmaya çalışalım.
Bünyesinde 10 meslek yüksekokulu ve her meslek yüksekokulunda da en az 3 programı olan bir üniversite olduğunu varsayalım. Bu üniversitenin toplamda en az 30 ön lisans programı bulunmaktadır. Her bir programın bu yıl aynı anda değerlendirme ve akreditasyon başvurusu yapması durumunda 210.000x30=6.300.000+KDV gibi bir tutar karşımıza çıkmaktadır. Bu tutar aynı zamanda tek bir kuruluşa/derneğe tek seferde yapılacak ödemeyi de ifade etmektedir.

Tam da bu noktada şöyle bir sorunun zorunlu olarak sorulması gerekmektedir:
Verilen bunca emek ve parasal değer yükseköğretim kurumlarının eğitim faaliyetlerinin niteliğine mi yoksa kamu maliyesinin giderlerinin artışına mı yansıyor?

Ve en önemlisi;
Devlet üniversitelerinin bütçelerinden bu kuruluşlara bir yılda toplam ne kadar para aktarılıyor ve aktarılan paralar sadece bir hizmet bedeli mi yoksa dolaylı yoldan dernekler adına gelir getirici bir faaliyet aracı mı?

Bunlar cevaplanması gereken sorular.
Sayıştay'ın YÖKAK'a dair hazırlamış olduğu denetim raporunda dikkat çektiği hususlardan biri de bağımsız akreditasyon kuruluşlarının yapısı, niteliği, sermaye yapısı ve değerlendiricilerinin nitelikleri konusunda yeterli düzenleme bulunmamasıydı.
Bu çerçevede son sözümün şudur ki: Kalite pahalı olabilir; ancak kamu adına yapılan hiçbir harcama sorgulanamaz olmamalıdır.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber