1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tümü

Kaliteli eğitimle, 'beyin göçü'nü engelleyebiliriz

Yükseköğretim Kalite Kurulu Kurucu Başkanı ve Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun: - "Kendi yükseköğretim kurumlarımızı kaliteli bir eğitim-öğretime hazır hale getirmek zorundayız. Böylece ülkemizden giden beyin göçünü engelleyip, sadece kendi nüfusumuzu değil, dünyadan Türkiye'ye akacak olan genç nüfusu da arttırıp, akışın yönünü değiştirebiliriz"
04 Kasım 2018 16:24
Yazdır
Kaliteli eğitimle, 'beyin göçü'nü engelleyebiliriz

Yükseköğretim Kalite Kurulu Kurucu Başkanı ve Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun, gelişmiş ülkelerin "beyin göçü" ile genç nüfusu kendilerine çekmek istediklerini belirterek, "Kendi yükseköğretim kurumlarımızı, kaliteli bir eğitim-öğretime hazır hale getirmek zorundayız. Böylece ülkemizden giden beyin göçünü engelleyip sadece kendi nüfusumuzu değil, dünyadan Türkiye'ye akacak olan genç nüfusu da artırıp, akışın yönünü değiştirebiliriz." dedi.

Prof. Dr. Uzun, Üniversite Öğretim Elemanları Dayanışma Derneği'nce (ÜNDER), İstanbul Üniversitesi Baltalimanı Sosyal Tesisleri'nde düzenlenen konferansta, "Küreselleşme ve Yükseköğretim" başlıklı bir sunum gerçekleştirerek, gelişmiş ülkelerin beyin göçü stratejisine karşılık, yükseköğretim kurumlarının daha kaliteli ve gençlerin ilgisini çekecek şekilde donatılması gerektiğini söyledi.

Gelişmiş ülkelerin, kendi ülkelerinde azalan genç nüfusun yerine koymak amacıyla beyin göçünü gerçekleştirmek için çaba sarf ettiğini söyleyen Uzun, "Beyin göçüyle genç nüfusu, kendilerine çekmek istiyorlar. Burada da yükseköğretimin rolü gerçekten büyük önem arz ediyor. Gençlerin, gelişmiş ülkelere gitmek istemesi ve daha kaliteli bir eğitim-öğretim görme arzusuyla gelecek dünyaya hazırlanmak isteğine karşılık biz, kendi yükseköğretim kurumlarımızı kaliteli bir eğitim-öğretime hazır hale getirmek zorundayız. Böylece ülkemizden giden beyin göçünü engelleyip, sadece kendi nüfusumuzu değil, dünyadan Türkiye'ye akacak olan genç nüfusu da arttırıp, akışın yönünü değiştirebiliriz." değerlendirmesinde bulundu.

Uzun, yükseköğretimin kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yükseköğretimdeki genel eğilimlere bakıldığı zaman bütün dünyada bütçe kısıtlamalarının olduğunu görüyoruz. Özellikle ABD'de yükseköğretim kurumlarında, öğrencilerin kurumlara verdiği paralarda, yüzde 60'lara varan çok ciddi bir artışın olduğunu gözlemliyoruz. Kendi ülkemize baktığımız zaman ise gerçekten gıpta edilmesi gereken bir durumda olduğumuzu söylemek istiyorum çünkü genç nüfus Türkiye'nin en büyük zenginliğidir. Yükseköğretimin sürdürülebilirliği, gündemimize yeni bir kavram olarak 'Yaşam boyu öğrenme' kavramını dahil ediyor. Sanki bu kavramı yeni duyuyormuşuz gibi bir algının oluşturulmasından da rahatsızım çünkü 'Beşikten, mezara ilim öğrenmek her Müslümana farzdır' bilinci bizim inancımızın temel esaslarından biridir. Bugün ise 'Yaşam boyu öğrenme' kavramı, batıdan ithal ettiğimiz bir kavramdır."

- "YÖK sistemimizdeki nicel büyümenin, küresel eğilimlerle uyumlu olduğunu gözlemliyorum"

Küresel eğitimde, eğilimlerin, yaşlanan nüfus, iş gücü piyasasındaki değişimler gibi pek çok faktörü içine alan bir etkileşme sürecine dahil olduğunu işaret eden Prof. Dr. Orhan Uzun, "İş dünyasının ihtiyaç duyduğu becerilerle, öğrencilerin eğitimle kazandırılan becerilerin eşleşmesi gerekmektedir. Bu durum, bilimsel, kişisel ve kurumsal olarak kendine dair yöntemini geliştirmelidir. Çünkü eğitim yaşam boyu süren bitmeyen bir süreçtir." diye konuştu.

Uzun, eğitimin küreselleşme sürecinde yaşanan etkilerinin, hızlı kentleşme, katı göç politikaları, ekonomik değişimler ve bütçe kısıtlamaları gibi pek çok eğilimi haiz olduğunu anlatıp, bu kapsamda yükseköğretimin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Küreselleşme, tüm dünya ekonomisinin işleyişini derinden etkilemiş ve değiştirmiştir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan patlama, bilgi toplumlarını ortaya çıkardığı için bugün akıllı bir toplumdan bahsedebiliyoruz. Bu toplumlarda ise yükseköğretim kurumlarının önemli bir rolü vardır. Dolayısıyla, hem en gelişmiş hem de gelişen ekonomilerde yükseköğretimin geliştirilmesi öncelik haline gelmiştir. Bu kapsamda, şunu da eklemek istiyorum ki dünya genelinde insanların ortalama yaşama süreleri uzamakta ve bununla birlikte doğurganlık oranları düşmektedir. Bu iki durumun neticesinde 15-24 yaş arasındaki genç nüfusunda dünya genelinde bir azalma görülmektedir ve azalma neticesinde yükseköğretime başlayacak geleneksel öğrenci nüfusu da birçok gelişmiş ülkede azalmaktadır. Bu durumun geçerli olmadığı tek kıtanın, Afrika kıtası olduğu tahmin ediliyor ve Afrika kıtasında da genç nüfusun 2025 yılına kadar artmaya devam edeceği öngörülüyor."

Yükseköğretim Kurulunca uygulamaya konulan pek çok yenilikçi projenin, kalitenin arttırılması konusunda önemli çalışmalar gerçekleştirdiğine dikkati çeken Uzun, 100 farklı alanda 2 bin doktora öğrencisinin nitelikli insan kaynağı yetiştirme noktasında önemli katkılar sağlayacağına inandığını belirtti.

Uzun, dijitalleşme ve saydamlaşma konusunda da YÖK'ün Yükseköğretim Bilgi Sistemi (YÖKSİS) aracılığıyla önemli gelişmelere imza attığını, önümüzdeki süreçte bu uygulamaların sonuçlarının yükseköğretimde kalitenin arttırılmasına önemli katkılar sağlayacağına inandığını anlatarak, konuşmasına şöyle devam etti:

"Son dönemde yükseköğretim sistemimizdeki nicel büyümenin küresel eğilimlerle uyumlu olduğunu gözlemliyorum. Ayırca dünya genelinde kendi ülkelerinde eğitim gören 5 milyon mobil öğrenciye de arz üretme noktasında önemli bir işlev gördüğüne inanıyorum. Bunun sonucu olarak son 10 yılda ülkemizde öğrenim gören uluslararası öğrenci sayısı oluşturulan kapasiteyle 10 kat artmıştır. Bu sonuç yükseköğretim sistemimizin önemli bir başarısıdır."

- "Yurtdışında doktora yapmak, iyi bir bilim insanı olunduğu anlamına gelmiyor"

Üniversite Öğretim Elemanları Dayanışma Derneği (ÜNDER) Başkanı Muhammet Kurulay, dernek çalışması sonucu pek çok başarıya imza attıklarını ve önerilere her zaman açık olduklarını belirterek, yaklaşık iki ay önce yurt dışında yüksek lisans eğitimi için öğrencilerin artık gönderilmediğini ve 2 sene önce düzenledikleri çalıştayın sonuçlarını rapor halinde YÖK'e ulaştırdıklarını ifade etti.

Kurulay, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Bu raporda kısaca, 'Yurt dışında doktora yapmak demek, iyi bir bilim insanı olunduğu anlamına gelmiyor ve yurt dışında Türkiye'den belki daha az eğitim veya hiç eğitim almadan maalesef para karşılığı lisansüstü eğitimler verilebiliyor.' ifadelerini kullandık. Uygulanan bu yanlışlığı ise yurt dışında doktora eğitimi yapan arkadaşlarımızın tespitleriyle ortaya koyduk. YÖK'ün yetkilerinin bir kısmını rektörlere devretmesini çok olumlu karşılıyoruz. Bu süreçle yükseköğretimde kalitenin artacağına inanıyoruz. Dernek çatısı altında inceleyeceğimiz konular arasında 'Rektörleri denetleyecek bir iç-dış mekanizma var mı, üniversite iç denetim mekanizması nasıl işletilebilir ve bu noktada hakkaniyete uygun nasıl denetlenebilir?' gibi pek çok konuyu konuşabileceğimiz programlar hazırlamak istiyoruz."

Anadolu Ajansı
Bu haberi oylayabilirsiniz 0 0
Bu haber 4,977 defa okundu. 6 Yorum yapıldı
YORUMLARTüm Yorumlar Popüler Yorumlar
ANKET
2018/2 KPSS'de yer alan kadro sayısından memnun musunuz?
ARŞİV
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Tamam