Borcu olan herkes etkilenecek! Dünyada ucuz para dönemi bitti
ABD 10 ve 30 yıllık tahvil getirilerinde yaşanan sert yükseliş, dev ekonomilerin 40 trilyon doları aşan kamu borç yükünü ve yüksek bütçe açıklarını yeniden küresel piyasaların ana gündem maddesi haline getirdi. Jeopolitik risklerin etkisiyle petrolün 90 doları aşması ve yapay zeka yatırımları nedeniyle dev teknoloji şirketlerinin rekor borçlanmaya gitmesi, yüksek faiz yükünü konut kredilerinden gelişmekte olan ülkelere kadar geniş bir alana yayıyor.
Piyasalarda ABD'nin 40 trilyon doları aşan kamu borcuna yönelik endişeler artarken, ülkenin bütçe açığının da önümüzdeki dönemde GSYH'nin yüzde 6'sı seviyesinde kalması bekleniyor.
Öte yandan Capital Economics Başekonomisti Neil Shearing'e göre yatırımcılar ABD'nin mali görünümünü yeniden fiyatlamaya başladı. Shearing, Washington'ın borç sorununa ilişkin yaklaşımını "Bir plan yok" sözleriyle değerlendirdi.
Petrol ve enflasyon baskıyı artırıyor
Tahvil piyasasındaki satışın arkasında sadece kamu borcu bulunmuyor. ABD-İran çatışmalarının yeniden başlamasının ardından petrolün 90 doların üzerine çıkması, enflasyonun yeniden hızlanabileceği endişesini artırdı.
Mecvut tablo merkez bankalarının faiz artırmak zorunda kalabileceği beklentisini güçlendirerek tahvil getirilerini daha da yukarı itiyor. Borçlanma yarışına teknoloji şirketleri de katılırken yapay zeka veri merkezlerini finanse eden beş büyük teknoloji şirketinin bu yılki tahvil ihracı 135 milyar dolara ulaştı. 2020-2024 dönemindeki yıllık ortalama yalnızca 35 milyar dolardı.
Fatura konut kredilerine kadar uzanıyor
Tahvil getirilerinin kalıcı olarak yüksek seyretmesi devletlerin faiz giderlerini artırırken şirketlerin yatırım maliyetlerini ve tüketicilerin kredi faizlerini de yukarı çekiyor.
İngiltere'de kamu harcamalarındaki her 12 sterlinden 1'i şimdiden borç faizine gidiyor. Avustralya'da ise tahvil getirileri 15 yılın zirvesine çıkmış durumda.
Gelişmekte olan ülkeler için risk daha büyük
Gelişmekte olan ülkeler açısından risk daha da büyürken borçlarını yüzde 1-2 daha yüksek faizle çevirmek zorunda kalan ülkelerin sağlık, eğitim ve iklim yatırımlarına ayırabileceği kaynakların azalabileceği belirtiliyor.
Tahvil piyasalarındaki satış dalgası haftanın sonunda bir miktar hafiflese de getiriler üç ay öncesinin belirgin şekilde üzerinde kalmaya devam ediyor. Bu nedenle piyasadaki asıl soru, son yükselişin geçici bir dalgalanma mı yoksa küresel ekonominin daha yüksek borçlanma maliyetlerine geçişinin başlangıcı mı olduğu.