Beraat etmesine rağmen emsallerinden rütbe olarak geri kalan subayın albaylığa terfi ettirilmemesi hukuka uygun bulundu
Davacının mevzuatta gerekli şartları yerine getirerek önce yarbay rütbesine terfi ettikten sonra albay rütbesine terfi ettirilmesi mümkün olup davacının dava konusu işlem tarihi itibarıyla albay rütbesine terfi ettirilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek 2. Dairenin iptal kararını bozdu.
Dava konusu olay
Hakkında yürütülen adli soruşturma sebebiyle 09/07/2008-13/10/2008 tarihleri arasında tutuklu kalmıştır.
Tutukluluğunun sona ermesinden itibaren 18/05/2009 tarihine kadar görev yapmaya devam etmiştir.
Söz konusu soruşturma sebebiyle 18/05/2009 tarihinde açığa alınmış, 21/09/2010 tarihinde görevine geri dönmüş ve yeniden yüzbaşı rütbesinde çalışmaya devam etmiştir.
Bu arada adli süreç ilerlemeye devam etmiş, hakkında iddia olunan bir kısım suçtan beraat kararı 21/05/2012 tarihinde, bir kısım suçtan zaman aşımı nedeniyle düşme ve beraat kararları ise 29/06/2018 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı, 03/07/2018 tarihinde, albay rütbesine terfi ettirilme istemiyle başvuru yapmıştır.
Jandarma Genel Komutanlığının 15/08/2018 tarihli işlemi ile 29/06/2018 tarihinden geçerli olmak üzere binbaşı rütbesine terfi ettirilmiş, binbaşılık nasıp tarihi emsallerinin binbaşı rütbesine nasıp tarihi olan 30/08/2009 tarihine götürülmüştür.
Danıştay 2. Daire işlemi iptal etmişti
Davacı hakkında verilen ve kesinleşen beraat/düşme kararlarının da anlam ve sonuçlarının ortadan kalkmasına yol açacak nitelikte olması, hakkında yürütülen yargılama süresince aynı rütbede görev yapan davacının, beraat ve düşme kararları kesinleştiği halde sadece bir üst rütbeye terfiinin yapılmasının hakkaniyete de aykırılık teşkil ettiği hususları dikkate alındığında, davacının rütbe-terfiinin emsallerine göre belirlenerek albay rütbesine terfi ettirilmesi, özlük haklarının güncellenmesi, geriye yönelik rütbe ve terfi maaş farklarının hesaplanarak yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu düzenleyici işlemler ile albay rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin 15/08/2018 tarihli bireysel işlemin iptaline karar verilmiştir.
İDDK işlemi hukuka uygun buldu
İdarece, davacı binbaşı rütbesine terfi ettirilmişse de takip eden rütbelere terfi, ilgili rütbelerin terfi şartlarına tabi bulunduğundan, davacının adli yargı sürecinin etkisinin ve verilen kararın sonuçlarının görevindeki yükselmesine ve rütbelere terfiiyle ilgisinin olmadığı, adli süreç sonunda kesinleşen kararların, hiçbir işleme gerek kalmaksızın davacının emsalleri ile aynı durum ve konuma getirilmesi sonucunu doğurmayacağı, davacının süreç boyunca terfi edememesinin "cezalandırma" değil idari bir tedbir niteliğinde olduğu, bu çerçevede, hakkaniyet değerlendirmesi yapılmasına da olanak bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur.
T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No: 2025/2662
Karar No: 2026/123
İSTEMİN KONUSU:
Danıştay İkinci Dairesinin 30/04/2025 tarih ve E:2021/17380, K:2025/2139 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:
Davacının, albay rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan 27/12/1998 tarih ve 23566 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Subay Sicil Yönetmeliği'nin 60. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendindeki "bir" ve "bu Yönetmeliğin 41 nci maddesi esaslarına göre" ibareleri ile (b) bendinin (2) numaralı alt bendindeki "bir" ve "bu Yönetmeliğin 41 nci maddesi esaslarına göre" ibarelerinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti:
Danıştay İkinci Dairesinin 30/04/2025 tarih ve E:2021/17380, K:2025/2139 sayılı kararıyla;
Anayasa'nın 2. maddesi ile 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 13. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun 30. maddesinde bekleme sürelerinin düzenlendiği belirtildikten sonra, aynı Kanun'un 33., 38. ve 65. maddelerinde yer alan kurallar ile Subay Sicil Yönetmeliği'nin 37. maddesinde yer alan terfi esas ve şartları, 39. maddesinde yer alan yeterliğin saptanması, 40. maddesinde yer alan sicil notu ortalamasına ilişkin kurallara ve aynı Yönetmeliğin 41. ve 60. maddelerinin ilgili kısımlarına yer verilerek,
Düzenleyici işlem yönünden,
Anayasa'nın dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle 124. maddesinde, (mülga) Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceğinin hüküm altına alındığı,
Bir hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde, alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı, normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa'nın bulunduğu ve daha sonra gelen kanunların yürürlüğünü Anayasa'dan, yönetmeliklerin ise yürürlüğünü kanunlardan aldığı, dolayısıyla bir normun, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesinin mümkün bulunmadığı,
Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde, herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı, Devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları hükmüne yer verildiği,
Bu kuralın, aynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların oluşturulmasını engellediği, aynı durumda olanlar için farklı düzenleme yapılmasının eşitliğe aykırılık oluşturacağı, Anayasa'nın amaçladığı eşitliğin, mutlak ve eylemli eşitlik değil hukuksal eşitlik olduğu, bir diğer anlatımla aynı hukuki durumda olanlar için aynı, ayrı hukuki durumda olanlar için ayrı kurallar öngörülmesinin Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmeyeceği,
Hukuk devleti ilkesinin ön koşullarından biri olan "hukuk güvenliği" ile kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanmasının amaçlandığı; hukuk güvenliği ilkesinin hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı,
Dava konusu edilen düzenlemelerde, rütbe terfi sırasına giren subaylardan açığa çıkarılan/tutuklananlar yönünden, haklarında beraatine, kamu davasının düşmesine, ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve hükmü kesinleşmiş olanların, terfi eden emsallerinin şartlarını haiz olmak kaydıyla, kadro açığı şartı aranmadan bir üst rütbeye terfi işlemlerinin, Yönetmeliğin 41 nci maddesi esaslarına göre derhal yapılacağı, terfi edenlerin nasıplarının, emsallerinin nasıp tarihine götürüleceğinin öngörüldüğü, 41. maddede de rütbe-terfii işlemlerinin usullerinin belirtildiği,
926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun 65. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca, açığa alınan veya tutuklanan subay ve askeri memurlar hakkında terfi sırasına girenlerden tutuklu bulunan ya da tahliye edilmekle beraber kovuşturma veya duruşması devam eden veya hakkında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş bulunanların terfileri ve kademe ilerlemelerinin yapılmayacağının kurala bağlandığı, anılan Kanun'un 33. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kural uyarınca haklarında kamu davasının düşmesi yahut ortadan kaldırılması/beraat kararları verilenlerin rütbe terfi ve rütbe kıdemliliklerinin hükmün veya kararın kesinleşme tarihinden geçerli olarak yapılıp, emsalleri tarihine götürüleceğinin düzenlendiği,
926 sayılı Kanun'un kararda yer verilen hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, haklarında hürriyeti bağlayıcı bir ceza dışında hüküm verilenlerin, yargılamalarının devam ettiği süre zarfında yapılmayan rütbe-terfi işlemlerinin, haklarında verilen hükmün kesinleştiği tarihten itibaren yapılacağı ve emsalleri tarihine götürüleceğinin açıkça belirtilmesine rağmen, dava konusu edilen düzenlemede, kişilerin yargılandıkları süre boyunca mevcut rütbeleri ile görev almaya devam ettikleri, haklarında verilen ve kesinleşen mahkumiyet dışındaki karara rağmen yargılama süresi ve bu süre zarfında ilerleyebileceği rütbeler dikkate alınmadan rütbe - terfilerinin yalnızca bir üst rütbeye terfi edecek şekilde planlandığı ve bu şekilde uygulandığının anlaşıldığı,
Yargılama süresince bilfiil emsalleriyle aynı şart ve koşullarda görev yapan, haklarında yapılan yargılama sonunda mahkumiyet dışında bir karar verilen ve yargı kararıyla suçsuz olduğu kesinleşen personelin durumunun emsalleriyle eşitlendiği ve bu zamana dek yapılmayan rütbe terfilerinin mevcut hukuki durumuna uygun olarak yeniden düzenlenerek durumunun emsalleriyle eşitlenmesinin, hem Anayasa'da yer alan eşitlik ilkesine hem de Anayasa Mahkemesinin 07/05/2021 tarih ve 31477 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 04/02/2021 tarih ve E:2019/89, K:2021/10 sayılı kararında ve istikrar kazanmış birçok kararında yer verdiği görüşüyle uyum sağlayacağı,
Bununla birlikte Anayasa'nın 128. maddesinin 2. fıkrasında, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceğinin hükme bağlandığı, davacının rütbe-terfiinin yapılması yolundaki talebinin, özlük haklarına yönelik bir istem olduğuna da kuşku bulunmadığı, bu halde özlük haklara ilişkin olduğu anlaşılan düzenlemenin Anayasa'nın 128. maddesinin 2. fıkrası gereğince kanunla düzenlenmesi gerektiği, özlük haklarının kanun ile belirlenmesi gerektiğine dair Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının da bu yönde olduğu,
Bireysel işlem yönünden,
Yüzbaşı rütbesinde görev yapmaktayken 04/07/2008 tarihinde gözaltına alınan ve 09/07/2008-13/10/2008 tarihleri arasında tutuklu olan davacının, 18/05/2009 tarihi itibarıyla açığa alındığı, açığa alınma durumunun 21/09/2010 tarihinde sona ermesi üzerine, Erzurum Jandarma Bölge Komutanlığı emrinde yüzbaşı rütbesiyle göreve başlatıldığı, hakkında yapılan yargılamalar sonucu verilen beraat ve düşme kararlarının kesinleştiği 29/06/2018 tarihinden itibaren binbaşılığa yükseltilerek, binbaşılık nasıp tarihinin emsallerine (30/08/2009) götürüldüğü, ancak rütbe itibarıyla emsallerinin gerisinde kaldığı, davacının rütbe terfiinin emsallerine göre yapılmayarak, mevcut hukuki durumunun düzeltilmemesi yönündeki işlemin, kararda aktarılan Kanun hükümlerine aykırı olması, ayrıca bunun davacı hakkında verilen ve kesinleşen beraat/düşme kararlarının da anlam ve sonuçlarının ortadan kalkmasına yol açacak nitelikte olması, hakkında yürütülen yargılama süresince aynı rütbede görev yapan davacının, beraat ve düşme kararları kesinleştiği halde sadece bir üst rütbeye terfiinin yapılmasının hakkaniyete de aykırılık teşkil ettiği hususları dikkate alındığında, davacının rütbe-terfiinin emsallerine göre belirlenerek albay rütbesine terfi ettirilmesi, özlük haklarının güncellenmesi, geriye yönelik rütbe ve terfi maaş farklarının hesaplanarak yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu düzenleyici işlemler ile albay rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin 15/08/2018 tarihli bireysel işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
Davalılardan İçişleri Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı tarafından, Yönetmeliğin Kanun'a uygun olduğu, dolayısıyla kanunla düzenleme ilkesine aykırılık bulunmadığı, her rütbenin taşıyacağı mesuliyetler farklı olduğundan ilgilinin bir anda albay rütbesine getirilmesinin ülke güvenliği açısından zafiyet oluşturabileceği, Kanun'un 33. maddesinde terfi zamanının düzenlendiği, terfinin ancak terfi şartları oluştuğunda yapılabileceği, terfi sisteminin idarenin işleyişine uygun olarak bilinçli bir şekilde düzenlendiği, bireysel işlemle ilgili kesin hüküm bulunduğu, Kanun gereği harçtan muaf tutulmalarının icap ettiği belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Diğer davalı tarafından, Yönetmeliğin hukuka uygun olduğu, bireysel işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı, kendileri bakımından harçlar yönünden hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğu belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:
İstemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ:
Temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin ve İçişleri Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığının usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esası hakkında gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı, 2003 yılından itibaren jandarma yüzbaşı rütbesinde görev yapmaktadır.
Hakkında yürütülen adli soruşturma sebebiyle 09/07/2008-13/10/2008 tarihleri arasında tutuklu kalmıştır.
Tutukluluğunun sona ermesinden itibaren 18/05/2009 tarihine kadar görev yapmaya devam etmiştir.
Söz konusu soruşturma sebebiyle 18/05/2009 tarihinde açığa alınmış, 21/09/2010 tarihinde görevine geri dönmüş ve yeniden yüzbaşı rütbesinde çalışmaya devam etmiştir.
Bu arada adli süreç ilerlemeye devam etmiş, hakkında iddia olunan bir kısım suçtan beraat kararı 21/05/2012 tarihinde, bir kısım suçtan zaman aşımı nedeniyle düşme ve beraat kararları ise 29/06/2018 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı, 03/07/2018 tarihinde, albay rütbesine terfi ettirilme istemiyle başvuru yapmıştır.
Jandarma Genel Komutanlığının 15/08/2018 tarihli işlemi ile 29/06/2018 tarihinden geçerli olmak üzere binbaşı rütbesine terfi ettirilmiş, binbaşılık nasıp tarihi emsallerinin binbaşı rütbesine nasıp tarihi olan 30/08/2009 tarihine götürülmüştür.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık, yüzbaşı rütbesinde iken hakkındaki adli soruşturma nedeniyle önce tutuklanan, ardından açığa alınan davacının, bu durumları sona erdikten sonra fakat ceza yargılaması neticesi kesinleşene kadar aynı rütbede görev yapmaya devam etmesinin akabinde, ceza yargılamasına ilişkin kararların kesinleşmesinden sonra, emsallerinin bulunduğu rütbeye değil, bir üst rütbeye terfi ettirilmesinden kaynaklanmaktadır. Davacının söz konusu süreci, adli soruşturma başladığında yüzbaşı rütbesinde bulunduğu 2008 yılından adli sürecin kesinleşmesinden sonra binbaşı rütbesine terfi ettirildiği 2018 yılına kadar devam etmiş olup emsallerinin bu arada 2009 yılında binbaşı, 2014 yılında yarbay, 2017 yılında albay rütbesine terfi ettikleri belirtilmektedir.
Davacı, doğrudan albay rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin işlem ile dayanağı olan Subay Sicil Yönetmeliği'nin 60. maddesindeki, açığa alınanlardan veya açıkları kaldırılanlardan haklarında beraat ya da kamu davasının düşmesine karar verilmiş ve bu kararları kesinleşmiş olanların "bir" üst rütbeye terfilerinin "Yönetmeliğin 41. maddesindeki esaslara göre" yapılacağına ilişkin ibareler ile tutuklu bulunan ya da tahliye edilmekle birlikte yargılaması devam eden yahut haklarındaki hüküm kesinleşmemiş olanlardan haklarında beraat veya kamu davasının düşmesine karar verilmiş ve bu kararları kesinleşmiş olanların "bir" üst rütbeye terfilerinin "Yönetmeliğin 41. maddesindeki esaslara göre" yapılacağına ilişkin ibarelerin iptaline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Düzenleyici işlem yönünden,
2803 sayılı Kanun'un 13. maddesindeki atfa göre, jandarma hizmetleri sınıfında bulunan subayların nasıp ve terfileri bakımından 926 sayılı Kanun uygulanacaktır.
926 sayılı Kanun'un terfi zamanını düzenleyen 33. maddesine göre, açığa alınmaları veya tutuklanmaları nedeniyle terfi edemeyen ve rütbe kıdemliliği onanmayanlardan, haklarında kamu davasının düşmesine yahut beraatine karar verilenler hakkında, emsalleri terfi etmiş veya rütbe kıdemliliği onanmış olmak şartıyla maddenin mülga ilk fıkrası, yani "terfilerin her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılacağına" ilişkin hüküm uygulanmayacaktır, ancak, bu durumda olanların rütbe terfi ve rütbe kıdemlilikleri, hükmün veya kararın kesinleşme tarihinden geçerli olarak yapılıp emsalleri tarihine götürülecektir. Albaylar hariç olmak üzere, terfi sırasında olup da belirli oranda sicil mecburiyetini, sicil belgelerinin düzenlenmesinden sonra, 30 Ağustos tarihine kadar tamamlayacak olanlar hakkında bu hüküm uygulanmayacaktır.
926 sayılı Kanun'un 38. maddesinde de rütbe terfi şartları ve esaslarına yer verilmiştir. Buna göre, rütbe terfiinin genel olarak şartları, rütbeye mahsus bekleme süresini tamamlamış olmak, bekleme süresinin belli oranlarında yıllık sicili bulunmak, kıt'a hizmetlerini yapmış olmak, üst rütbe kadrosunda açık bulunmak gibi şartlardır. Aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde, Kanun'un 65. maddesine göre, 30 Ağustos tarihinden sonra terfi etme durumunda olanların, terfi eden emsallerinin şartlarını haiz olmak kaydıyla kadro açığı şartı aranmadan bir üst rütbeye terfi işlemlerinin derhal yapılacağı düzenlenmiştir.
Kanun'un 65. maddesinde ise, açığa alınan yahut tutuklanan subaylar hakkında yapılacak işlemlere yer verilmiştir. Bunlardan terfi sırasına girenlerden açıkta bulunanların, tutuklu bulunan ya da tahliye edilmekle beraber kovuşturma veya duruşması devam eden veya hakkında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş bulunanların terfileri ve kademe ilerlemeleri yapılmayacaktır. Bu gibilerin terfi ve kademe ilerlemesi işlemlerinin ne şekilde yapılacağının Subay Sicil Yönetmeliği'nde gösterileceği hükme bağlanmıştır.
Subay Sicil Yönetmeliği'nin 41. maddesinde, "teğmen-yarbay rütbelerindeki subayların terfi işlemleri" düzenlenmiştir. Maddede, diğer terfi esaslarının yanında, 5. fıkrada, Kanun'un 65. maddesine göre 30 Ağustos tarihinden sonra terfi etme durumunda olanların, terfi eden emsallerinin şartlarını haiz olmak kaydıyla kadro açığı şartı aranmadan bir üst rütbeye terfi işlemlerinin, derhal yapılacağı, terfi edenlerin nasıplarının, emsallerinin nasıp tarihine götürüleceği kuralına yer verilmiştir.
Yönetmeliğin 60. maddesinde, "açığa çıkarılan, tutuklanan ve firar veya izin tecavüzünde bulunan subayların terfi usulleri" düzenlenmiştir.
Maddede, açığa alınanlar ile soruşturmaya konu fiilleri bakımından açıkları kaldırılanlardan, haklarında beraat ya da kamu davasının düşmesine karar verilmiş olup hükmü kesinleşmiş olanların terfi eden emsallerinin şartlarını haiz olmak kaydıyla kadro açığı şartı aranmadan bir üst rütbeye terfi işlemlerinin, Yönetmeliğin 41. maddesi esaslarına göre derhal yapılacağı, terfi edenlerin nasıplarının, emsallerinin nasıp tarihine götürüleceği düzenlenmiştir. Dava konusu düzenlemelerden biri bu hükümdeki "bir" ve "bu Yönetmeliğin 41 nci maddesi esaslarına göre" ibareleridir.
Yine aynı maddede, tahliye edilmekle beraber muhakemesi devam eden veya haklarında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş bulunanların terfilerinin yapılmayacağı düzenlenmiştir. Buna göre, daha önce tutukluluk hallerine son verilmekle beraber bilahare haklarında beraat yahut kamu davasının düşmesine karar verilmiş ve hükmü kesinleşmiş olanların terfi eden emsallerinin şartlarını haiz olmak kaydıyla kadro açığı şartı aranmadan bir üst rütbeye terfi işlemlerinin, Yönetmeliğin 41. maddesi esaslarına göre derhal yapılacağı, terfi edenlerin nasıplarının, emsallerinin nasıp tarihine götürüleceği düzenlenmiştir. Dava konusu düzenlemelerden bir diğeri de bu hükümdeki "bir" ve "bu Yönetmeliğin 41 nci maddesi esaslarına göre" ibareleridir.
Yukarıdaki hükümlerin değerlendirilmesinden, 2803 sayılı Kanun ile 926 sayılı Kanun'a yapılan atıf bakımından jandarma hizmetleri sınıfında bulunan subayların nasıp ve terfi işlemlerinin nasıl yapılacağının yahut hangi durumlarda yapılmayacağının, 926 sayılı Kanun'un 33., 38. ve 65. maddelerinde düzenlendiği; düzenlemelerin herhangi bir tereddüte mahal bırakmayacak biçimde açık ve net olduğu, bu nedenle belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte bulunduğu, dolayısıyla kamu görevlilerinin özlük hakları bakımından "kanunla düzenleme" şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.
Kanun'un 65. maddesindeki düzenleme ile terfi sırasına girenlerden açıkta bulunan, tutuklu olan yahut hakkında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş subayların terfi ve kademe ilerlemesi işlemlerinin ne şekilde yapılacağının yönetmeliğe bırakılmasıyla da bu konudaki usul ve esaslara dair temel ilkeler ve çerçevenin Kanun ile belirlendiği anlaşıldığından, anılan konulara ilişkin idare tekniği ve uzmanlığını ilgilendiren diğer hususların düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakılmasının "belirlilik ilkesi"ne aykırılık içermediği değerlendirilmiştir.
Dava konusu düzenlemelerde, açığa çıkarılan ya da tutuklanan subaylardan beraat ya da kamu davasının düşmesine karar verilenlerden hükmü kesinleşmiş olanların bir üst rütbeye terfi edebilecekleri, bunun da Yönetmeliğin 41. maddesindeki esaslara göre yapılacağı kurala bağlanmıştır.
926 sayılı Kanun'un 33. maddesinde, açığa alınmaları yahut tutuklanmaları nedeniyle terfi edemeyenlerin terfi ve rütbe kıdemliliklerinin "haklarındaki kararın kesinleşme tarihinden geçerli olarak yapılıp emsalleri tarihine götürüleceği" kurala bağlanmışsa da, Kanun'un rütbe terfi şart ve esaslarının düzenlendiği 38. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde, 65. maddeye göre, 30 Ağustos tarihinden sonra terfi etme durumunda olanların, terfi eden emsallerinin şartlarını haiz olmak kaydıyla kadro açığı şartı aranmadan bir üst rütbeye terfi işlemlerinin derhal yapılacağı, Kanun'un 65. maddesinde de hükmü kesinleşmemiş olanların terfilerinin yapılmayacağı, nasıl yapılacağının ise yönetmelikte gösterileceği düzenlendiğinden ve müteakip rütbelere terfiler kendi şartlarına tabi olduğundan, Kanun'un sistematik yahut tarihsel yorumundan ziyade her üç maddesi birlikte ele alındığında, Kanun'un bu konumdakiler için rütbe terfiinin durdurulması ile yeniden başlatılması hususunda bir denge getirerek düzenlendiği kanaatine varılmış, Kanun'da da "bir üst rütbeye" terfiin kurala bağlandığı anlaşılmış ve Yönetmeliğin 60. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendindeki ve (b) bendinin (2) numaralı alt bendindeki "bir" ibarelerinde, yani terfilerin "bir üst rütbeye" yapılacağına dair dava konusu Yönetmelik düzenlemelerinde üst norm olan Kanun'a ve hukuka aykırılık görülmemiştir. Bunların müteakip rütbelere terfilerinde, nasıplarının emsalleri tarihine götürülmemesi halinde, söz konusu işlemlere karşı açılacak davalarda bu hususun ayrıca incelenebileceği tabiidir.
Yönetmeliğin dava konusu 60. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendindeki ve (b) bendinin (2) numaralı alt bendindeki "bu Yönetmeliğin 41 nci maddesi esaslarına göre" ibarelerinin incelenmesine gelince;
Yönetmeliğin 41. maddesinde, teğmen-yarbay rütbesindeki subayların terfi işlemleri bakımından genel bir düzenleme yapılmış, sicil notu ortalaması, yeterlik derecesi, bir üst rütbedeki kadro açığı gibi kriterlere göre nasıl terfi işlemi yapılacağı düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, Kanun'un 65. maddesine göre 30 Ağustos tarihinden sonra terfi etme durumunda olanların, terfi eden emsallerinin şartlarını haiz olmak kaydıyla kadro açığı şartı aranmadan bir üst rütbeye terfi işlemlerinin derhal yapılacağı, terfi edenlerin nasıplarının, emsallerinin nasıp tarihine götürüleceği kurala bağlanmıştır.
Buna göre açığa çıkarılan, soruşturmaya konu fiillerine göre açıkları kaldırılan ya da tutukluluk hallerine son verilen ve beraat yahut düşme hükümleri kesinleşmiş olan subayların terfilerinin, bu durumda bulunmayan subaylarla "kadro açığı şartı aranmaması" gibi bazı şartlar hariç aynı şartlara tabi tutulmasında ve bir üst rütbeye terfide üst norm olan Kanun'a uygun şekilde aynı esasların uygulanmasında; Kanun'un rütbe terfi şartları ve esaslarının düzenlendiği 38. maddesinde bir üst rütbeye terfi şartları bakımından belli şartlar hariç bir ayrım yapılmaması, Yönetmelik'te de "terfi eden emsallerinin şartlarını haiz olmak kaydıyla" terfi işlemlerinin yapılacağının düzenlenmesi, bu şartların tamamlanması durumunda bir üst rütbenin alınabileceği, her bir rütbenin taşıdığı yetki ve sorumlulukların farklılaşması, bir üst göreve hazır bulunuşluk ve liyakat, rütbe geçişinin terfi sisteminin işleyişi açısından ehemmiyeti, kolluk yetkisinin ülke güvenliği bakımından niteliği ve önemi göz önüne alındığında, hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu durumdakilerin "bir üst rütbeye terfii" Kanun gereği olduğundan, bunların "doğrudan" emsalleriyle eşit rütbeye getirilerek eşitlik ilkesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, zira Kanun'un özellikle 33. maddesindeki amacının, yargılaması nihayete eren subayın birkaç rütbe birden atlayarak emsaliyle eşitlenmesi değil, yargılama sebebiyle durmuş olan terfilerin yeniden başlatılması olduğu, burada eşitlik bakımından önemli olanın davacıyla aynı konumda bulunanlara aynı kuralların tatbikinin olduğu değerlendirilmiştir.
Bireysel işlem yönünden,
Davacı hakkındaki adli süreç en son hükmün kesinleşme tarihi olan 29/06/2018 tarihinde sona ermiştir. Davacı da, davalı idarece bu tarihten geçerli olarak bir üst rütbe olan binbaşı rütbesine terfi ettirilmiş, binbaşı rütbesine nasbı emsallerinin nasıp tarihi olan 30/08/2009 tarihine götürülmüştür. Davacının mevzuatta gerekli şartları yerine getirerek önce yarbay rütbesine terfi ettikten sonra albay rütbesine terfi ettirilmesi mümkün olup davacının dava konusu işlem tarihi itibarıyla albay rütbesine terfi ettirilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
İdarece, davacı binbaşı rütbesine terfi ettirilmişse de takip eden rütbelere terfi, ilgili rütbelerin terfi şartlarına tabi bulunduğundan, davacının adli yargı sürecinin etkisinin ve verilen kararın sonuçlarının görevindeki yükselmesine ve rütbelere terfiiyle ilgisinin olmadığı, adli süreç sonunda kesinleşen kararların, hiçbir işleme gerek kalmaksızın davacının emsalleri ile aynı durum ve konuma getirilmesi sonucunu doğurmayacağı, davacının süreç boyunca terfi edememesinin "cezalandırma" değil idari bir tedbir niteliğinde olduğu, bu çerçevede, hakkaniyet değerlendirmesi yapılmasına da olanak bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur.
Buna göre, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin 30/04/2025 tarih ve E:2021/17380, K:2025/2139 sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 15/01/2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.