Ömer Çelik: SDG'nin entegrasyon sürecini yakından takip ediyoruz

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Şu anda SDG feshedildi, oradaki entegrasyon sürecini yakından takip etmeye devam ediyoruz. Bu fesih süreçlerinin teoride ve retorikte kalmamasının, sahada gerçekleşmesinin bölgedeki herkes için son derece iyi bir geleceği inşa edeceğine inanıyoruz" dedi.

Kaynak : İhlas Haber Ajansı
Haber Giriş : 10 Eylül 2026 19:40, Son Güncelleme : 10 Eylül 2026 19:41
Ömer Çelik: SDG'nin entegrasyon sürecini yakından takip ediyoruz

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) devam ederken partisinin Genel Merkez binasında basın açıklaması gerçekleştirdi. Sözcü Çelik, konuşmasına başlamadan önce 3'ü CHP, 1'i ise Yeniden Refah Partisi'nden olmak üzere toplam 4 belediye başkanının AK Parti'ye katıldığını açıkladı. Ayrıca Çelik, Trendyol 2026 CEV Avrupa Şampiyonası'nda İtalya'yı 3-2 yenerek Avrupa Şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımı'nı da kutladı.

"Terör örgütünün bulunduğu ülkelerdeki yöneticilerle yoğun bir şekilde çalışmaları sürdürüyoruz"

Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini yakın bir şekilde takip ettiklerini söyleyen Çelik, "Meclis'te yüksek bir oyla kabul edilen yasadan sonra Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında bir kurul kuruldu. Bu kurul ilk toplantısını yaptı ve birtakım alt komisyonlar belirledi. Bundan sonrasında da bu kurul düzenli bir şekilde silahsızlanma, örgütün feshi ve tasfiyesi sürecini takip edecek. Bu süreçte MGK kararıyla teyit edildikten sonra yasadan faydalanma mümkün olacak. Silahsızlandırma kapsamında ilgili kurumlarımız çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu çerçevede Iraklı muhataplarıyla yoğun bir mesai içerisindeler. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci iç içe olduğu için komşu ülkelerle, terör örgütünün bulunduğu ülkelerdeki yöneticilerle yoğun bir şekilde bu çalışmaları sürdürüyoruz" dedi.

"SDG'nin entegrasyon sürecini yakından takip etmeye devam ediyoruz"

Süreç boyunca en önemli konulardan bir tanesinin de Suriye'deki gelişmeler olduğunu dile getiren Çelik, "Şu anda SDG feshedildi, oradaki entegrasyon sürecini yakından takip etmeye devam ediyoruz. Bu fesih süreçlerinin teoride ve retorikte kalmamasının, sahada gerçekleşmesinin bölgedeki herkes için son derece iyi bir geleceği inşa edeceğine inanıyoruz. Türkmen, Kürt, Arap, Sünni, Şii, Alevi, Nusayri, Dürzi, Yezidi olmak üzere hangi etnik ya da dini gruptan olursa olsun hepsinin geleceği için son derece kıymetli bir süreç. O sebepten etnik ya da dini gruplar adına ayrılıkçılık peşinde koşanların, bulundukları ülkeleri istikrarsızlaştırmaya çalışanların, örgütlerin adı ne olursa olsun bunun siyonizmin ve emperyalizmin bölgedeki çıkarlarına hizmet ettiklerini gördük. Bundan sonrasında da bölgeye daha çok kan vaat edenlere karşı terörsüz bölge sürecinin ne kadar kıymetli olduğunun görüldüğünü değerlendiriyoruz. Önemli olan konu şudur; kahraman şehitlerimizin ve gazilerimizin büyük fedakarlıklarıyla, terör vasıtasıyla ülkemize verilmek istenen zararlar her zaman engellenmiştir. Türkiye; birliğini, bütünlüğünü, kardeşliğini ve ortak gelecek dünyasını her zaman korumuştur" ifadelerini kullandı.

"Kullanılan dilin, üretilen siyasetin herkes için daha çok oksijen üretmesi lazım"

Sağduyulu, kapsayıcı ve kuşatıcı bir dil kullanmanın önemli olduğunu kaydeden Parti Sözcüsü Çelik, "Bunun yanı sıra kapsayıcı ve kuşatıcı siyasetlerin ortaya konması önemlidir. Dil sadece havada kalan bir şey olmamalıdır. Somut bir gerçekliği ifade etmelidir. Onun için marjinal ajandalar yerine daha büyük ufuklara bakabilmek, daha kapsayıcı bir gelecek ufku üzerine konuşabilmek önemlidir. Gerçekten konuşulanlar geleceğin daha iyi olmasına mı hizmet ediyor yoksa geleceğe dönük olarak birtakım kaldıraçlar vasıtasıyla yeni provokasyonların, travmaların oluşturulmasına mı yol açıyor diye iyi bakmak gerekir. Kullanılan dilin, üretilen siyasetin herkes için daha çok oksijen üretmesi lazım. Dünyanın geçtiği bu dönem bütün kurumların parçalandığı, şimdiye kadar medeni dediğimiz ilkelerin, uluslararası hukuk normlarının darmadağın olduğu bir dönem. Biz her şeye rağmen medeni bir hayatı, kurala dayalı bir düzeni, demokratik bir siyaseti, toplumsal düzeyde etnik ya da mezhebi temelde bölünme üzerine değil ortaklıklar üzerine konuşan bir yaklaşım sergilemeliyiz. Bugünün dünyasında demokrasi düşüncesi büyük yaralar alıyor" açıklamasında bulundu.

"Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasından şimdiye kadar Rusya kaynaklı 8, Ukrayna kaynaklı 35 Türk işletmeli gemi hedef alınmıştır"

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın yakın bir şekilde takip ettiklerini anlatan Çelik, defalarca kez barış masasının kurulması için yapılan girişimlerin ardından gelinen noktada bu savaşın uzun soluklu bir yıpratma mücadelesine döndüğüne dikkati çekerek, "Savaşın seyrini değiştirecek hiçbir şey olmamasına rağmen taktiksel kazanımlar üzerinden yıpratma savaşı devam etmektedir. Bu her bakımdan kötüdür. İnsan hayatının karşılıklı olarak tehlikeye atılması en baştaki konudur. Savaşın daha geniş bir bölgeye yayılma ihtimali, NATO-AB çerçevesinde ortaya çıkan tartışmalar ve daha ileri düzeyde silahların kullanılmasından bahsedilmesi gibi durumlar var. Karadeniz'deki durum son derece sakıncalı bir hale gelmiştir. Karadeniz'deki sivil Türk gemilerinin hedef alınması da son derece reddedilmesi gereken bir durumdur. Şimdiye kadar Rusya kaynaklı 8, Ukrayna kaynaklı 35 Türk işletmeli gemi maalesef hedef alınmıştır. Bu savaş ortamında böyle bir tablo ortaya çıktı, bu konudaki uyarılarımızı sürdürüyoruz. Kısır döngünün bir an evvel sona ermesi, İstanbul'da bir masa kurularak artık bir sonuca varılması gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu.

"(ABD, İsrail, İran) Yeniden müzakere konusunda Cumhurbaşkanımız diplomatik trafiğini devam ettiriyor"

Dünyanın birçok bölgesinde savaşın olduğu bir dönemden geçildiğini ve bu durumun da başta tedarik zinciri ile küresel ve bölgesel barış konuları olmak üzere birçok konuyu olumsuz etkilediğini vurgulayan Çelik, "ABD ve İsrail'in İran'a saldırısından sonra herhangi bir barış zemini kurulamadı. Bu haksız ve hakkaniyetsiz saldırının ardından İslamabad Mutabakat Zaptı barış için bir ortaya çıkmıştı ve bu barış için bir umut olarak değerlendirilmişti. Şimdi barış için umut olan zaptın, Hürmüz Boğazı'ndaki çatışmalar sebebiyle işlevsiz kaldığını söylemek yanlış olmaz. İran'a dönük olarak daha çok ekonomik yaptırımın uygulanması, İran'daki rejimin İsrail'in ajandası çerçevesinde hedef alınmasının hiçbir sonuç getirmeyeceği ortadır. Daha uzun süreli bir savaş dünyanın her tarafını etkileyecek, Hürmüz Boğazı'nın kapalı olması ya da oradaki çatışmalı durumun dünyanın her tarafına daha yoğun bir şekilde sıçrayan sonuçları olacaktır. Bunun yolu savaşı yoğunlaştırmak, İran'a daha çok saldırmak değil tam tersine bir an evvel barışın sağlanacağını bir ortamın tesis edilmesine çalışmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız çatışmanın daha derinleşmemesi ve sivil kayıpların durdurulması için büyük bir inisiyatif ortaya koydu. Zaptın ortaya çıkmasında da çok büyük katkıları oldu. Provokasyonlardan kaçınma ve yeniden müzakere konusunda da sayın Cumhurbaşkanımız diplomatik trafiğini devam ettiriyor" diye konuştu.

"İngiltere ve AB'nin İsrail'in eylemlerini belki de ilk defa 'etnik temizlik' olarak adlandırılması vahşetin hangi boyutlara geldiğini gösteriyor"

Orta Doğu'nun bütün bölgesine bakıldığında sorunun kaynağının Netanyahu Hükümeti'nin olduğunu aktaran Çelik, "Bugün Suriye'de, Lübnan'da, İran'da ve diğer alanlardaki bu ortaya çıkan tablo Netanyahu Hükümeti'nin saldırganlığı ve soykırımcı politikaların neticesi olarak ortaya çıkmıştır. En son yeni yerleşim yerleri ilan etmişlerdi. İlan ettikleri yeni yerler çok stratejik yerler. İki devletli çözümü tamamen imkansız kılacak şekilde yeni yerleşim yerleri ortaya koyuyorlar. İngiltere ve AB'nin çok güçlü bir şekilde karşı çıkması ve belki de ilk defa onlar tarafından İsrail'in bu eylemlerinin 'etnik temizlik' olarak adlandırılması vahşetin hangi boyutlara geldiğini göstermektedir" değerlendirmesinde bulundu.

"Netanyahu Hükümeti, Gazze'ye yaptıklarını, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'e de yapmak istiyor"

İsrail'de yapılacak olan seçimlerin yaklaştıkça Netenyahu Hükümeti'nin daha saldırgan olacağı ve daha büyük cinayetlere imza atacağına ilişkin uluslararası topluma uyarılarda bulunan Çelik, "Bugün ya toplu bir şekilde somut eylemlerle buna karşılık verilecek ya da bu kademe kademe herkesi içine çeken vahşet sarmalı büyüyerek yoluna devam edecek. Gazze'ye yaptıklarını, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'e de yapmak istiyor. Fiilen 1967 sınırlarındaki başkenti Doğu Kudüs Filistin devletini imkansız hale getirmek istiyor. Daha da kötüsü Lübnan'dan Suriye'ye kadar vahşetin boyutlarını devam ettirmesidir" dedi.

"Hedef; bölge barışının sağlanması ve bu barışı tehdit eden unsurların bu tehdidinin ortadan kalkmasıdır"

Mekke Ortak Savunma Antlaşması'na yönelik birtakım spekülasyonların yapıldığını belirten Çelik, "Biz öteden beri şunu savunuyoruz; içinde olduğumuz güvenlik örgütlerine zıt ya da alternatif güvenlik anlaşmaları yapmıyoruz. İçinde bulunduğumuz güvenlik örgütlerini tamamlayan, bölgesel barışın sağlanması açısından daha işlevsel sonuçlar doğurabilecek yaklaşımlar sergiliyoruz. Şu anda Suudi Arabistan ve Pakistan'la birlikte yapılan antlaşma, bölgedeki devletlerin ve komşularımızın kendi iradeleriyle barışın korunmasına dönük bir inisiyatifin nasıl oluşturulacağına dönük bir mikro model olarak ortaya çıkıyor. Bundan sonra yeni katılımlar olacaktır ama henüz çok yeni. İttifak bölgedeki bütün devletlere açık ama prensiplerinin ve giriş kurallarının oturması biraz daha zaman alacaktır. Olgunlaştıkça bölge ve küresel barışa katkıda bulunacak bir yapı olarak yoluna devam edecektir. Bu organizasyonlar, şu güvenlik örgütünün alternatifi olarak ya da şu kişilere karşı yapılıyor gibi birtakım yaklaşımlar değil, buradaki hedef; bölge barışının sağlanması ve bu barışı tehdit eden unsurların bu tehdidinin ortadan kalkmasıdır" değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.

"Netanyahu'nun özellikle seçime doğru giderken dünyayı ve bölgeyi daha ciddi sıkıntılarla baş başa bırakacağı görülmektedir"

Bir gazeteci tarafından İsrail'in Suriye topraklarına provokasyonlarının devam etmesi ve yapılan açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "Birlikleri daha önce Hermon Dağı'nın gerisindeydi. Daha sonra Suriye'deki durumdan istifade edip o bölgeyi işgal ettiler. Geçici olarak bulunduklarını söylüyorlardı fakat sonra kalıcı bir şekilde oraya yerleştiler. Dolayısıyla orası üzerinden de çok geniş bir alanda istihbarat faaliyetleri yaptığını tespit ediyoruz. Devletlerin egemenliğine, ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı ilkeleri ortadan kalktığı zaman dünya vahşi bir ormana döner. Bugün devletlerin egemenliğine en büyük saygısızlığı Netanyahu ve şebekesi yapmaktadır. Sadece Hermon Dağı bölgesinde sadece Suriye topraklarına dönük olarak yapılan bir saygısızlık ve yanlış eylem olarak görmemek lazım. Devletlerin egemenlik ilkesine saygı duyan herkesin ve tüm kurumların reddetmesi gereken bir yaklaşımdır. Netanyahu'nun özellikle seçime doğru giderken dünyayı ve bölgeyi daha ciddi sıkıntılarla baş başa bırakacağı görülmektedir" cevabını verdi.

"(Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Mansur Yavaş'ı kabul etmesi) Ankara'nın ihtiyaçları doğrultusunda yapılmış doğal bir görüşmedir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı kabul etmesinin ardından muhalefet yorumlarına ilişkin değerlendirmelerinin sorulması üzerine Çelik, şöyle konuştu:

"Gayet doğal bir görüşme. Sayın Cumhurbaşkanımızdan pek çok belediye başkanı randevu talep etmektedir. Cumhurbaşkanımız da kendi programlarının uygunluğuna bağlı olarak kendi takdirleriyle çeşitli zamanlarda bu randevuları vermektedir. Geçmişte de oldu. Ahlat dönüşü sayın Yavaş, Cumhurbaşkanımızdan randevu talep ediyor. Cumhurbaşkanımızın takdiriyle de bu gerçekleşti. Ankara'nın sorunlarını, önümüzdeki dönemdeki yatırımları ifade etmişler. Sayın Cumhurbaşkanımız belediye başkanlığından da geldiği için şehirleri daha ileri götürecek projeler konusunda her zaman çok hassastır. Burada da parti ayrımı gözetmeksizin çeşitli partilere mensup belediye başkanlarına zaman zaman bu randevuları verirler. Cumhurbaşkanımız devletimizin başıdır, dolayısıyla kendisinden randevu talep eden farklı siyasi partilerdeki milletvekillerine de çeşitli zamanlarda vakit ayırmaktadır. Ankara'nın ihtiyaçları doğrultusunda yapılmış doğal bir görüşmedir. Bu yorumlar çeşitli konularda yapılıyor. Gördüğümüz kadarıyla muhalefetin hayatında siyaset, siyasetin standartlarının yükseltilmesi ve iyi bir belediyecilik yapılması ile ilgili herhangi bir gündem olmadığı için her olaydan büyük spekülasyonlar çıkarma konusunda son derece iştahlı bir muhalefet anlayışı var. Onları kendi tartışmalarıyla baş başa bırakıyoruz."

"Yunanistan'ın birtakım süreçlerini İsrail'e teslim ederek Türkiye'yi kuşatabileceğini zannetmesi boş bir yaklaşım"

Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in Türkiye'ye yönelik ifadeleri ve Meis Adası'na yönelik ziyaret gerçekleştireceği yönündeki açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "Daha büyük bir yerden bakmak lazım. Dünyada bir çırpıda saysam 10 tane ağır kriz alanı sayarım. Bunların 3-4 tanesinin bütün dünyayı yıllar boyunca sarsacak potansiyele sahip olduğunu söyleyebilirim. Daha çok gerilim üretmek, kriz üretmek bir siyasi yetenek değil. Herhangi bir siyasetçi daha çok gerilim üretecek yaklaşım içerisine giriyorsa çok yetenekli bir iş yapmıyordur. Yunanistan ile bütün sorunları masada çözebiliriz. Türk diplomasisinin kabiliyetleri çok yüksektir. 'Biz burada komşuyuz, başkaları gider biz kalırız' diyoruz. Bunu da bir eksiklik olarak söylemiyoruz. Hem masada hem sahada son derece güçlü bir ülke olarak söylüyoruz. Ama Yunanistan'ın birtakım işlevsiz ittifaklara girerek ya da kendi ülkesinin birtakım süreçlerini İsrail'e teslim ederek Türkiye'yi kuşatabileceğini zannetmesi son derece boş bir yaklaşım. Bunun Yunanistan'a da büyük bir zararı olur" ifadelerini kullandı.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber