Bakan Tekin: Milli ve manevi değerlerden uzaklaşan bir gençlikle karşı karşıyayız
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sosyal medyanın ve modern iletişim araçlarının gençler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek köklü bir müfredat reformuna gittiklerini açıkladı. "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" ile okullarda sadece bilgi yığma dönemini bitirip beceri odaklı bir sisteme geçtiklerini belirten Bakan Tekin, yeni program sayesinde çocukların fizik, kimya veya tarih öğrenirken aynı zamanda vatanseverlik, yardımlaşma gibi bizi biz yapan kültürel dinamiklerle bezenmesini hedeflediklerini vurguladı.
AK Parti Bursa İl Başkanığı ziyaretinde konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin,
"Bursa'da 2002 yıllarında 16 bin 568 öğretmen tarafından 9 bin 488 derslikte
eğitim verilirken, bugün 25 bin 407 derslikte 42 bin 917 öğretmenimiz eğitim
veriyor. Öğretmen sayımız da derslik sayımız da 2,5 kat artmış" dedi.
Eğitim öğretim çalışmalarından geçmişten bugüne kadar olan yatırımları değerlendiren
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Siyasi partiler ve siyasi partilerin
liderleri teoride çok güzel projeler ortaya koyabilirler. Çok güzel söylemler
ifade edebilirler. Ama bu ifadelerin, bu söylemlerin hayata geçmesinin yolu,
arkasındaki güçlü teşkilat desteğidir. Bunların hayata geçmesinin yolu, bu söylemlerin
tabana ulaşmasıdır ki bunu tabana ulaştıracak olan mecra da teşkilatlardır.
Bu anlamda teşkilatlar hayati bir öneme sahip. Türkiye'de 2002'den önceki Türkiye
ile 2002'den sonraki Türkiye'yi karşılaştırırken, hem yurt içinde hem yurt dışında,
ulusal ya da uluslararası ortamlarda bu değerlendirmeyi yaparken nasıl gurur
duyuyorsak, bu gururun arkasında bize sürekli destek olan AK Parti teşkilatlarının
ve Türk milletinin çok büyük bir desteği var, çok büyük bir katkısı var"
dedi.
Eğitim öğretimle ilgili nitelik konusunda uluslararası arenada üzerinde en
çok konuşulan, yani ilk bakılan noktalardan bir tanesi öğretmen başına düşen
öğrenci sayısı olduğunu belirten Bakan Tekin, "Derslik başına, yani bir
sınıfa düşen öğrenci sayısının ne olduğu üzerinden analizler yapılır. Uluslararası
göstergelerin tamamı buna vurgu yapar. 2002-2003 eğitim öğretim yılında Bursa'da
toplam 16 bin 568 öğretmenimiz varmış. Şu an, an itibarıyla Bursa'da 42 bin
917 öğretmenimiz var. Yani yaklaşık olarak 2,5 kat öğretmen sayısı artmış durumda.
Bunun istatistiklere yansıması da şöyle. İlköğretim okullarında öğretmen başına
düşen öğrenci sayımız 30 iken şu anda ilkokullarda 19, ortaokullarda ise 14
olması bizim için çok önemli bir göstergedir" şeklinde ifade etti.
2002-2003 eğitim öğretim yılında Bursa'da çocukların toplam 9 bin 488 derslikte
eğitim gördüğünü hatırlatan Bakan Tekin, "Şu an 25 bin 407 dersliğimiz
var. Devam edenler ve planladıklarımız hariç. Gittikçe bu rakamlara eklenecek.
2002 yılında ilköğretimde, yani ilkokullarda ve ortaokullarda derslik başına
düşen öğrenci sayısı Bursa'da ortalama 44'müş. Gerçekten çok kötü bir rakam.
44 ortalama demek, şu anlama gelir. 70, 80 hatta 90 kişilik sınıfların varlığı
anlamına gelir. 2026 yılı itibarıyla bu rakam Bursa'da 27'dir. Bu gerçekten
çok önemli bir rakam. Liseler için baktığımızda, 2002 yılında ortaöğretimde,
yani liselerde derslik başına düşen öğrenci sayısı 39'muş. Şu an 22'dir. Bu,
eğitim öğretim açısından biraz önce başkanımızın da söylediği gibi, dersliklerin
eğitim öğretim sürecine yaptığı katkının önemli bir göstergesi. Ben bu sürece
katkı veren herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Gelinen noktada şimdi bu rakamları başka bir boyuta taşımak istediklerini belirten
Tekin, "Şu anda gerek dünyadaki egemen söylem, gerek bu egemen söylemin
toplumsal anlamda yaygınlaştırıldığı iletişim araçları, sosyal medya başta olmak
üzere, bunlarla birlikte çocuklarımızın hem eğitim öğretim hayatı farklı bir
boyuta kavuşmuş oldu hem de bizi biraz rahatsız eden bazı konular ortaya çıktı.
İşte sosyal medya üzerinde milli ve manevi değerlerinden uzaklaşan, vatanseverlik
gibi, sosyal anlamda yardımlaşma ve dayanışma gibi bizi biz yapan değerlerden
uzaklaşan bir gençlikle birlikte biz, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında
öğretim programlarımızı hem çağın ihtiyaç duyduğu pedagojik ve teknolojik yeniliklerle
bezenmiş bir biçimde revize ettik. Kabaca şöyle söyleyebilirim size. Eski programlarımız
dünyada artık terk edilmişti. Çünkü eski programlar, eski müfredatımız bilgi
vermek üzerine kurgulanmıştı. Yani çocuklarımıza ne kadar çok bilgi verirsek
o kadar iyi. Hep bilgi verelim. Ama dünya başka bir yere evrildi. Dünya diyor
ki çocuklar artık bilgiye erişmede sıkıntı yaşamıyorlar. Ama bilgiyi ne için
ve nasıl kullanacakları konusunda sıkıntı var. Dünyada gelişmiş ülkeler eğitim
öğretim programlarını bilgi vermekten, bilgiyi beceriye dönüştürmeye, bilgiyi
beceriye dönüştürecek programlara göre müfredatlarını değiştirdiler. Bizim de
bunu yapmamız gerekiyordu. Bu bir zorunluluk. Bu yeni ortaya çıkan bir şey değil.
Ben 2013-2018 arası dönemde bakanlıkta müsteşar olarak çalışırken de uluslararası
toplantılarda, biraz önce söylediğim fiziki yatırımlardan bahsettiğimiz her
ortamda, bize söylenen şey, 'Öğretim programlarımızın beceri odaklı hale gelmesi
gerekir' deniyordu. Biz de bunu Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile yaptık. Fakat
bunu yaparken başka bir şey daha yaptık. O da Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak
biliyorsunuz bizde eğitim öğretim süreçleriyle ilgili iki tane kurum var. Bir
tanesinin adı Yükseköğretim Kurulu. Onun adına bunu kuranlar 'öğretim' ifadesini
kullanmış. Bizim adımız ne? Eğitim. Demek ki onlarla bizim aramızda toplumsal
beklenti ve kamusal sorumluluk anlamında bir farklılık var" ifadelerini
kullandı.
"Biz çocuklarımıza, bize emanet edilen çocuklara, milli birliğimizi ve
beraberliğimizi aşılayabileceğimiz, toplumsal yapımızın devamını sağlayacak
unsurları da müfredatımızın içerisine vermemiz gerekiyor" diyen Bakan Tekin,
"Bizim sorumluluklarımızı yerine getirmemiz için. Çünkü bizim adımız eğitim.
Dolayısıyla biz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ni inşa ederken, biraz önce söylediğim
kazanım mantığından, yani bilgi verme mantığından, bilgiyi beceriye dönüştürme
anlayışına geçtik. Daha açık, bizim anlayacağımız, yani bizim kuşağın anlayacağı
bir dille söyleyeyim. Okulda öğretmenimize, 'Öğretmenim, bu bizim sahada, dışarıda
ne işimize yarayacak' sorusunun cevabını vermeye başladık artık biz. Model beceri
odaklıydı. Onun yanına da bütün müfredatımızın içerisine milli ve manevi değerlerimizi
yerleştirmiş olduk. Yani çocuk fizik dersi alırken, kimya dersi alırken, sosyal
bilgiler ya da tarih dersi alırken bizi biz yapan değerlerimizin örneklendirildiği
bir müfredatla karşı karşıya. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin adı budur. Bunu
yaparken sadece müfredatla kendimizi sınırlandırmadık. Müfredatı besleyecek,
müfredatı destekleyecek başka enstrümanların da kullanılması gerektiği gerçeğinden
hareketle, bu konuda bize destek olacak ve katkı verebileceğini düşündüğümüz
her ortamdan faydalanmayı planladık. Mesela 'okul dışı öğrenme ortamları' diye
bir başlık oluşturduk. Bu, çocuğumuzun okul okuduğu, öğrencilik yaptığı bölgeyi,
mahalleyi, ilçeyi, her neresiyse orayı tanıyarak hayata başlaması anlamına geliyor.
Yani o bölgede bir tarihi eser, turistik bir değer ya da kültürel bir değer
varsa çocuklarımız önce onu öğrensinler. Onu eğitimin bir parçası haline dönüştürdük.
Okul dışı öğrenme ortamlarıyla kastımız bu" dedi.
Geleneksel çocuk oyunlarının toplumsal değerleri çocuklara aşılayan unsurlar
olduğunu bilerek hareket ettiklerini belirten Bakan Tekin, "Geleneksel
çocuk oyunlarımızı çocuklarımızın öğrenmesi için formatör öğretmenler aracılığıyla
onları yetiştirerek, okul bahçelerimizi bu oyunların oynanacağı zeminler haline
dönüştürerek burada da bir adım attık. Bütün bunları yaparken Türkiye Yüzyılı
Maarif Modeli'nin devamı niteliğinde işler yürütüyoruz. Bu başlıklardan bir
tanesi de bugün buraya geliş sebeplerimizin bir tanesi aslında. O da yemek kültürü.
Yemek, mutfak kültürü ve mutfak sanatları bir toplumun toplumsal değerlerinin
en görünür olduğu alanlardan bir tanesidir. Yurt dışından ya da başka bir yerden
bir misafiriniz geldiği zaman karşılama biçiminiz, ağırlama biçiminiz, yemeğinizi
ikram ediş biçiminiz, yemeğinizi hazırlayış biçiminiz; bunların hepsi bizim
kültürümüzün tamamlayıcı unsurlarıdır. Dolayısıyla biz burada gastronomiyle
ilgili, gastronominin bizim kültürümüzdeki yeriyle ilgili de bir eğitim öğretim
takvimi oluşturmuştuk. Türkiye'de başlangıç olarak yedi tane gastronomi lisesi
açtık. Devam ettireceğiz. Bölgesel kültürün, gastronomi kültürünün ve mutfak
sanatları kültürünün yerleşmesi açısından adımlar atacağız. Bu yedi tanesi şu
anda eğitime öğretime başlamak üzeredir. İki tanesi başladı. Bir de bunu tamamlayan
bir başka husus" dedi.
AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ise bakanlığın yaptığı çalışmalar ve yatırımların vatandaşlar tarafından memnuniyetle karşılandığını söyledi. Okullarda gençlerin eğitim tarzındaki değişikliğin fark edildiğini belirten Gürkan, gençlerin eğitime olan sevgisinin her geçen gün arttığına dikkat çekti.