Araştırma görevlisi ilanında 25 adayın tamamı elendi: Üniversiteler özel şartları yeniden düşünmeli!

Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi tarafından ilan edilen araştırma görevlisi kadrosuna başvuran 25 adayın tamamının ilan şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle elenmesi, akademik personel alımlarında yüksek lisans alanlarının nasıl tanımlanması gerektiğini yeniden gündeme getirdi.

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Haber Giriş : 22 Ekim 2026 14:00, Son Güncelleme : 22 Ekim 2026 09:36
Araştırma görevlisi ilanında 25 adayın tamamı elendi: Üniversiteler özel şartları yeniden düşünmeli!

Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi tarafından Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Anabilim Dalına bir araştırma görevlisi kadrosu ilan edildi.

Söz konusu kadronun özel şartlarında şu ifadelere yer verildi:
"Mimarlık Bölümü lisans mezunu olmak. Mimarlık Tarihi ve Restorasyon alanında tezli yüksek lisans yapıyor olmak."
İlanın ön değerlendirme sonuçları açıklandığında ise oldukça dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı.
Kadroya başvuran 25 adayın tamamı, "ilan şartlarını sağlamıyor" gerekçesiyle elendi. Başka bir ifadeyle, 25 kişinin başvurduğu araştırma görevlisi kadrosunda giriş sınavına katılmaya hak kazanan tek bir aday dahi bulunamadı.

92 ALES PUANI, 92,5 YABANCI DİL PUANI AMA SONUÇ DEĞİŞMEDİ!

Üniversite tarafından yayımlanan ön değerlendirme sonuçları incelendiğinde, başvuran adaylar arasında oldukça yüksek akademik sınav puanlarına sahip kişilerin bulunduğu görülüyor.
Örneğin bir adayın ALES puanı 92,782, yabancı dil puanı ise 92,500.
Bu adayın ön değerlendirme puanı 92,669 olmasına rağmen değerlendirme sonucu "İlan şartlarını sağlamıyor" olarak açıklandı.
Benzer şekilde ön değerlendirme puanları 87,904, 87,431 ve 85,469 olan adaylar da ilan şartlarını sağlamadıkları gerekçesiyle elendi.
Elbette yüksek ALES ve yabancı dil puanları, bir adayın ilan edilen kadronun bütün şartlarını taşıdığı anlamına gelmez.
Ancak 25 adayın tamamının elenmesi, ilan şartlarının akademik alanın gerçekliğiyle ne ölçüde örtüştüğünün sorgulanmasını gerektiriyor.

YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARININ ADLARI İLE AKADEMİK UZMANLIK ALANLARI HER ZAMAN AYNI DEĞİL!

Burada üzerinde durulması gereken temel mesele, yüksek lisans programlarının adlandırılmasıdır.
Üniversitelerimizde mimarlık alanındaki lisansüstü eğitimler farklı akademik yapılanmalar altında yürütülebilmektedir. Bazı üniversitelerde doğrudan "Mimarlık" adıyla tezli yüksek lisans programları bulunurken, bu programlarda mimarlık tarihi, restorasyon ve koruma gibi konularda akademik çalışmalar yapılabilmektedir.
Dolayısıyla bir adayın yüksek lisans programının adının yalnızca "Mimarlık" olması, o adayın mimarlık tarihi ve restorasyon alanında çalışmadığı anlamına gelmez. Aynı şekilde "Mimarlık Tarihi ve Restorasyon" ifadesinin bir anabilim dalının adı olması, bütün üniversitelerde aynı adla tezli yüksek lisans programı bulunduğu anlamına da gelmemektedir.
Asıl sorun, akademik uzmanlık alanları ile lisansüstü program adlarının her zaman birebir örtüşmemesidir.
Bu farklılıklar dikkate alınmadan hazırlanan ilanlar, ilgili alanda eğitim gören adayların yalnızca program adları nedeniyle değerlendirme dışında kalmasına yol açabilmektedir.

ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ İLANLARINDA DAHA GENEL ŞARTLAR BELİRLENMELİ

Araştırma görevliliği, akademik kariyerin başlangıç aşamalarından biridir. Bu kadrolara yapılacak alımlarda adayların ilgili lisans veya lisansüstü eğitim alanlarıyla bağlantılı şartların aranması doğaldır. Ancak şartların gereğinden fazla daraltılması, akademik kariyerinin başındaki başarılı adayların başvuru imkanlarını sınırlandırabilmektedir.
Örneğin mimarlık tarihi ve restorasyon alanında araştırma görevlisi alınacak bir kadroda, yalnızca belirli bir lisansüstü program adını esas almak yerine, Mimarlık alanında tezli yüksek lisans yapıyor olmak gibi daha genel bir şartın tercih edilmesi değerlendirilebilir.
Böylelikle mimarlık alanında lisansüstü eğitim gören adayların daha geniş bir bölümünün başvuru yapabilmesi sağlanabilir.
Elbette anabilim dalının özel akademik ihtiyaçları bulunabilir. Ancak bu ihtiyaçların, aday havuzunu gereksiz yere daraltmadan ve objektif biçimde tanımlanması gerekir.

25 ADAYIN TAMAMININ ELENMESİ NE ANLAMA GELİYOR?

Bir araştırma görevlisi ilanına 25 adayın başvurması, söz konusu kadroya yönelik ciddi bir ilgi bulunduğunu gösteriyor. Ancak başvuranların tamamının elenmesi, kadronun ilan edilme amacı bakımından düşündürücü bir sonuç ortaya çıkarıyor.
Üniversitenin personel ihtiyacını karşılamak amacıyla başlattığı süreçte, sınava katılabilecek tek bir adayın dahi bulunamaması, ilan şartlarının yeniden gözden geçirilmesini gerektiren önemli bir işarettir.
Bununla birlikte, yayımlanan ön değerlendirme tablosunda bütün adayların ilan şartlarını sağlamadığı belirtilmekle birlikte, her adayın hangi şartı karşılamadığı ayrı ayrı açıklanmamıştır.
Dolayısıyla 25 adayın tamamının yalnızca yüksek lisans alanının adından dolayı elendiği kesin olarak söylenemez. Ancak ilanda yer alan yüksek lisans şartının dar biçimde tanımlanmış olması, üzerinde durulması gereken temel hususlardan biridir.

YÖK AKADEMİK İLANLARDA ORTAK BİR YAKLAŞIM GELİŞTİRMELİ

Bu örnek yalnızca Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesine özgü bir mesele olarak görülmemelidir. Üniversitelerimizde araştırma görevlisi alımlarında yüksek lisans ve doktora alanlarının farklı şekillerde tanımlanması, benzer sorunların başka akademik alanlarda da yaşanmasına neden olabilmektedir.
Aynı akademik alanda eğitim gören adaylar, yalnızca üniversitelerinin lisansüstü programları farklı isimlendirmesi nedeniyle bazı ilanlara başvuramaz hale gelebilmektedir.
Bu nedenle Yükseköğretim Kurulunun araştırma görevlisi ilanlarında kullanılacak lisansüstü eğitim şartlarına ilişkin daha genel, kapsayıcı ve öngörülebilir bir yaklaşım geliştirmesi yerinde olacaktır.
Özellikle yüksek lisans ve doktora şartlarında program adları ile bilimsel uzmanlık alanları arasındaki farklılıkların dikkate alınması, akademik personel alımlarında fırsat eşitliğine katkı sağlayacaktır.
Üniversitelerin amacı, ilan şartlarını mümkün olduğunca daraltmak değil, kadronun gerektirdiği akademik yeterliliğe sahip adayların yarışabilmesini sağlamak olmalıdır.
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesinin ön değerlendirme sonuçları, bu konunun yeniden ele alınması gerektiğini gösteren somut bir örnek oluşturuyor.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber