Ağırbaş: Kendi neslimizi yok etmek üzereyiz

Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samet Ağırbaş, dünyayı ve insan sağlığını tehdit eden atık krizinin altında iklim değişikliğinin yattığını söyledi. Anadolu'da 2 bin yıl öncesinden atık kültürünün var olduğuna dikkati çeken Ağırbaş, kırsal kesimlerden şehirlere göçün sonucunda köylerde atık kültürünün bitme noktasına geldiğini vurgulayan Ağırbaş, vatandaşların köylerine sahip çıkması gerektiğini hatırlatırken, "Kırsal hayatı özendirmek için köylere gidiyoruz. Kentlerdeki konforu kentlere götürürsek, gençlerimizi kırsala çekebiliriz" dedi.

Kaynak : Türkiye
Haber Giriş : 21 Ekim 2026 08:07, Son Güncelleme : 21 Ekim 2026 08:11
Ağırbaş: Kendi neslimizi yok etmek üzereyiz

Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samet Ağırbaş, dünyayı ve insan sağlığını tehdit eden atık kirizinin altında iklim değişikliğinin yattığını söyledi.

Anadolu'da 2 bin yıl öncesinden atık kültürünün var olduğuna dikkati çeken Ağırbaş, kırsal kesimlerden şehirlere göçün sonucunda köylerde atık kültürünün bitme noktasına geldiğini vurgulayan Ağırbaş, vatandaşların köylerine sahip çıkması gerektiğini hatırlatırken," Kırsal hayatı özendirmek için köylere gidiyoruz. Kentlerdeki konforu kentlere götürürsek, gençlerimizi kırsala çekebiliriz" dedi.

Ağırbaş. Kasım ayında Antalya'da yapılacak COP31 İklim Değişikliği zirvesinde dünyanın önemsemediği atık meselesinin Türkiye tarafından önemli bir konu olarak gündeme getirileceğini söyledi.

Sıfır Atık Başkanı Samet Ağırbaş ile yaptığımız sohbette öne çıkan başlıklar şöyle:

BÖLGENİN ÖZELLİKLERİNE GÖRE ÇÖZÜM
"İllerimizin, köylerimizin, mahallelerimizin sıfır atıkla alakalı ihtiyaçlarını tespit edip hedef belgelerini, vizyon belgelerini ortaya koyuyoruz. Sorunun çözümü her mahallede farklı. Mersin'deki ile Rize'deki bir değil. O bölgenin kültürüne uygun, insanlığına uygun, doğal yaşamına, topografyasına uygun çözüm yollarına ihtiyacımız var. Özellikle gıda ile alakalı sıfır atık, israf ve buna benzer vatandaşın hayatını olumsuz yönde etkileyen konuları vatandaşın gündeminden çıkarmak istiyoruz.
KÖYLERE ÖZEL ÖNEM
Eskiden köylerimizde herhangi bir çöp kutusu yoktu. Meyve sebze kabuklarını ahırdaki ineğe veriyorlardı. Soğanla pembe rengi elde ediyorlardı. Zerteçaldan sarı rengi elde ediyorlardı. Nardan, kırmızıyı biliyorlardı. Tamamen doğal bir yaşam vardı. Ketenden bez elde ediyorlardı. Ne zaman ki petrokimya ürünleri hayatımıza girdi, o zaman itibariyle biz köydeki doğal yaşamı kaybettik. Kırsal yaşamı özendirmek ve kırsal yaşamı desteklemek için köylere gidiyoruz. Köylerdeki doğal yaşamı şehirdeki insanlara anlatmak onların köyle bağlı olmasını istiyoruz. Yarın Allah korusun bir savaş çıksa, bir afet olsa, bizim insanımızın köyle bağlantısı olsa birçok insanımızı koruz kurtarırız. Ama bizim köyle bağlantısı kopmuş bir toplum olmamız Türkiye açısından çok tehlikeli. Tarımımızı korumak, hayvancılığımızı korumak istiyorsak şehirde yaşayan bütün vatandaşlarımızın köyle, kırsalla bağını diri tutmak zorundayız. Ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada insanlar ekonomik sebeplerden dolayı kırsaldan kente göç ediyorlar. Kentteki konforu köylerde nasıl sağlayabiliriz? Bunun derdindeyiz şu an.
TARIM ALANLARI İŞGAL ALTINDA
Bugün tarım alanlarımız plastik ve atık işgali altında. İstemeden de olsa haftalık ortalama 5 gram kadar nitro plastiğe maruz kalıyoruz. Plastik doğada çözülmeye çalışırken nitronlaşıyor ve o nitronlar havada tutunabiliyor. O tarla yatılan plastik portakalın üstüne yapışıyor, limonun üstüne yapışıyor. Siz de çayınıza limon sıkarken limonla beraber peti yiyorsunuz. İnsanlar 20'li yaşlarda kalp krizi geçirmeye başlıyor. Bugün İngiltere'de yapılan araştırmalar bize şunu gösteriyor. Artık doğmamış çocukların kanında biz mikroplastiğe rastlıyoruz. Kendi neslimizi yok etmek üzereyiz. Köylerde yaşarken de biz kentteki o konforu köylere de götürdüğümüzde gençlerimizi kırsala çekebiliriz. Vatandaşlarımızın köyüne sahip tutması lazım. Orada tarımı yapamıyorsa bile yılda bir kere de olsa köyüne gitmesi lazım. Köydeki yaşamı unutmaması lazım.
DÜNYAYA ÖRNEK OLDUK
İklim değişikliğinin temel sebeplerinden bir tanesi atık krizi. Bugün artık okyanuslarda yeni bir kıtadan bahsediyoruz. Plastik kıtası. Hawaii'nin açıklarında neredeyse Afrika kıtasının yarısı kadar bir atık kıtası var. 2050 yılı ve sonrasında denizlerimizde balıklardan çok plastiklerin olması öngörülüyor. Dünyadaki bütün tekstil fabrikalarını kapatın. Önümüzdeki beş nesli giydirecek kadar elbise var. Müthiş bir tüketim çılgınlığı içerisindeyiz.
ANTALYA COP31 TOPLANTISI
COP toplantısının 31.si Antalya'da yapılacak 30 toplantıdır, sıfır atıp COP gündeminde yoktu. İlk defa Antalya'da bizim girişimlerimizle sıfır atıp iklim değişikliğinin bir parçası olarak KOP 31'de tartışılacak. İklim değişikliği global bir sorun. Artık dünya buna geldi. Çünkü atık krizi gözde görülür bir kriz. Ekonomisine sıfır atıp projesinin katkısı 350 milyar liraya geçti. Dünya ekonomisine milyarlarca dolardan fazla katkısı oldu.
250 MİLYON İNSAN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE YOKSULLAŞACAK
Kenya'da gecekondu mahallesinde, bundan 15 sene öncesine kadar insanlar açlıktan ve susuzluktan dolayı hayatını kaybediyordu. Bu yıl itibariyle iklim değişikliğine bağlı sebeplerden dolayı yağış rejimi değişti. Şimdi boğularak da ölüyorlar. Sanayi devrimine gerçekleştiren ülkeler ağır sanayiyi farklı yerlere kaydırdılar ama dünyaya ciddi bir zarar verdiler. Bu zararın faturasını Afrika'da daha elektriği tanıyamayan insanlar ödüyor. 800 milyon insanın elektriğe erişimi yok. Kenya'daki Gecekondu Mahallesi'nde insanlar 3-4 yaşındaki çocuklarını daha iyi bir hayat yaşaması umuduyla bize vermeye çalışıyor. 5-6 metre kadar yerlerde 7-8 kişi yaşıyorlar. Tuvalet yok, su yok, elektriği pille alıyorlar. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde 250 milyondan fazla insanın iklim değişimine bağlı çöplerden dolayı yoksullaşması bekliyoruz."

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber