Görevden Uzaklaştırılan Kişinin Göreve İadesi Halinde Performans Ödemelerinin Yapılması ve Eksik Ödemelere Faiz İşletilmesi Gerekir Mi?
Görevden uzaklaştırılan kamu görevlisinin maaşından kesilen ancak sonradan ödenen aylıklarına faiz işletilmemesi, mülkiyet hakkının ihlalidir. Ancak diğer hallerde öncelikle idari işlemin hukuka aykırılığının tespiti ile iptali gereklidir.
657 sayılı Kanun'un "Görevden uzaklaştırma" başlıklı 137. maddesinde;
"Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde,
görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan
ihtiyati bir tedbirdir.
Görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabilir."
657 sayılı Kanun'un "Görevden uzaklaştırılan veya görevinden uzak kalan memurların hak ve yükümlülüğü" başlıklı 141. Maddesinde;
"Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler.
143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir."
657 sayılı Kanun'un "Tedbirin kaldırılması" kenar başlıklı 142. maddesinin birinci fıkrasında,
"Soruşturma sonunda disiplin yüzünden memurluktan çıkarma veya cezai bir işlem uygulanmasına lüzum kalmıyan Devlet memurları için alınmış olan görevden uzaklaştırma tedbiri, 138 inci maddedeki yetkililerce (Müfettişler tarafından görevden uzaklaştırılanlar hakkında atamaya yetkili amirlerce) derhal kaldırılır."
Hükümlerine yer verilmiştir.
14/4/1982 tarihli ve 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un "Döner sermayeden yapılacak ödemeler" başlıklı 29. maddesi şöyledir:
"Döner sermayeden; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesine göre döner sermaye işletmelerinin çalıştırılacak memurları ve toplu sözleşmelerden doğan diğer hakları, döner sermaye ile yapılan iş ve hizmetlere ilişkin giderler, Harcırah Kanunu uyarınca ödenecek yolluklar ve kurum personeline yapılacak ödemeler dışında hiçbir ödeme yapılmaz."
2659 sayılı Kanun'un "Kurum personeline yapılacak ödeme" başlıklı 30. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinin en az %
35'i Adli Tıp Kurumu ve birimlerine malzeme, araç, gereç, araştırma ve döner
sermayede görevli personel giderlerine ayrılır. Gelirin geri kalan kısmı Adli
Tıp Kurumunda ve birimlerinde görevli memur ve sözleşmeli personele; unvanı,
görevi, sınıfı, çalışma şartları, hizmet nitelikleri, hizmete katkısı, performansı
ve benzeri hususlar dikkate alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine
çıkarılacak yönetmelikte tespit edilecek esaslara göre ödenebilir."
Adli Tıp Kurumu Döner Sermaye İşletmesi Yönetmeliği'nin "Ödemelerin Yapılamayacağı
Haller" başlıklı 31. maddesi şöyledir:
"Görevlendirme halleri hariç olmak üzere, hastalık izin ve başka nedenlerle görevlerinden ayrılmış olanlar, bu süre içinde bu Yönetmelik uyarınca yapılacak olan ödemelerden yararlanamazlar."
AYM ye intikal eden bir başvuruda (B.N: 2020/39839) kamu görevlisinin görevden uzaklaştırıldığı dönemde maaşından kesilen ancak sonradan ödenen aylıklarının ve döner sermaye tutarının değer kaybına uğratılarak ödenmesi ile performansa dayalı döner sermaye ödemesi yapılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin AYM tarafından izleyen tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir.
Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."
Başvurucunun performansa dayalı döner sermaye ödenmesi talebinin reddedilmesine ilişkin şikayeti esas itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirdiğinden bütün şikayetler mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmelidir.
Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikayet eden bir kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumu değerlendirilmelidir (Cemile Ünlü [2. B.], B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu [1. B.], B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).
Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin halihazırda sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı -kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyut bir temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değil mülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir.
Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti olmayıp belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da ayni menfaatle ilgili hukuki bir işleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir.
Kamu görevlisi olan başvurucu, tesis edilen işlemle 26/8/2016 tarihinde görevinden uzaklaştırılıp yine 1/6/2018 tarihinde görevine iade edilmiştir. Başvurucunun görevden uzaklaştırma işlemine karşı idari ve yargısal yollara başvurduğuna dair bir iddiasının bulunmadığını kaydetmek gerekir. Görevine iade edilen başvurucunun görevden uzakta kaldığı dönem için performansa dayalı döner sermaye ödenmesini talep etmiştir. İdari makamın zımni reddi üzerine açılan dava, görevden uzaklaştırma tedbirinin hukuka uygunluk karinesinden yararlanacağı ve görevden uzak kaldığı dönemde fiilen çalışmadığı gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda öncelikle başvurucunun performansa dayalı döner sermaye alacağı bağlamında mevcut bir mülkünün var olup olmadığı incelenmelidir. Başvurucunun söz konusu alacak için açtığı dava idari mahkemelerce reddedilmiştir. Dolayısıyla performansa dayalı döner sermaye ödemesine dayalı alacağın varlığı mahkemeler önünde kanıtlanamadığından başvurucuya ait mevcut bir mülk bulunmamaktadır.
Mevcut bir mülkün bulunmadığının tespit edilmesinin ardından tedbiren görevinden uzaklaştırılan başvurucunun performansa dayalı döner sermaye almasına yönelik meşru bir beklentisinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. 657 sayılı Kanun'da görevine iade edilen kişilere görevlerinden uzakta kaldıkları dönemde aylıklarından yapılan kesintilerin iade edileceği düzenlenmiştir. Buna bağlı olarak somut olayda da başvurucuya görevinden uzakta kaldığı dönemde kesilen aylıklarına konu tutar görevine iade edilmesi üzerine geri ödenmiştir. Buna karşılık görevinden uzaklaştırıldığı dönemde başvurucuya performansa dayalı ödemenin yapılmasını öngören bir kanun hükmünün varlığının ortaya konulamadığını belirtmek gerekir.
Son olarak ise başvurucuya performansa dayalı döner sermaye ödemesi yapılması
gerektiğini gösteren yerleşik bir yargı içtihadının olup olmadığı irdelenmelidir.
Başvurucu, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 12/12/2018 tarihli ve
E.2013/2, K.2018/2 sayılı kararına dikkat çekmiştir. Söz konusu kararda Sağlık
Bakanlığı personeli olup döner sermaye ek ödemesinden yararlananlar hakkında
tesis edilen naklen atama, ikinci görevin üzerinden alınması gibi işlemlerin
iptal edildiği kaydedilmiştir. İlgililerin fiilen çalışamamalarının hukuka aykırı
bulunan işlemlerden kaynaklandığı, bu nedenle iptale konu hukuka aykırı işlem
sonucu ortaya çıkan tüm maddi kayıpların ödenmesinin Anayasa'nın 125. maddesinin
ve idare hukukunun gereği olduğu vurgulanmıştır. Bu bağlamda döner sermaye ek
ödemesinin de davacıların yoksun kaldığı parasal haklardan sayılarak ilgili
dönem için kendilerine ödenmesi gerektiği görüşü benimsenerek içtihatların bu
doğrultuda birleştirilmesine karar verilmiştir.
Kamu görevlilerinin tabi olduğu rejimin belirlenmesi ve bu kapsamda gerekli
tedbirlerin alınmasında idare geniş bir takdir yetkisine sahiptir. Bu kapsamda
görevi başında kalmasında sakınca görülen kamu görevlileri hakkında tesis edilen
görevden uzaklaştırma işleminin geçici bir tedbir olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Başvuruya konu olayda tesis edilen bir işlemle görevinden uzaklaştırılan başvurucu
yine görevine iade edildiğini kaydetmek gerekir.
Hukuk devletinde idare, hukuka aykırı olarak tesis ettiği işlemlerin sebep olduğu ihlalleri giderme yükümlülüğü altındadır. İdare; eski hale getirme (restitutio in integrum) ilkesi gereği kişiyi, hukuka aykırı işlem tesis edilmemiş olsaydı kişi hangi durumda olacaksa ona mümkün olduğunca en yakın konuma getirmekle yükümlüdür. Başvurucu görevden uzaklaştırma işleminin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla iptaline yönelik herhangi bir idari veya yargısal yola başvurduğunu belirtmemiştir. Bu haliyle ortada hukuka aykırı olduğu tespit edilmiş bir idari işlemin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan başvuruya konu olayın koşullarında görevden uzaklaştırma tedbirinin adaleti açıkça hiçe sayacak şekilde hukuka aykırı olduğunun ilk bakışta anlaşılabilecek nitelikte olduğu da söylenemeyecektir. Dolayısıyla başvurucunun sunduğu içtihadı birleştirme kararı, performansa dayalı döner sermaye ödenmesi için başvurucu yönünden somut temele dayalı yerleşik bir yargı içtihadı olarak görülmemiştir.
Sonuç olarak Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında başvurucunun mevcut bir mülkünün veya mülkü elde etme yönünde yeterli hukuki temele dayalı meşru bir beklentisinin bulunmadığına karar verilmiştir.
Öte yandan Başvurucu; kesinti yapılan maaşının ve ödenmeyen döner sermayenin
faiz işletilmeksizin ödenmesi nedeniyle alacağının enflasyon karşısında değer
kaybına uğratılmasından yakınmıştır. Bakanlık görüşünde, kesinti yapılan maaşın
ve döner sermayenin faiziyle birlikte ödeneceğine dair bir düzenleme olmadığı
ve başvurucunun açıkta geçirdiği sürede avukatlık stajı yapmasına rağmen maaşının
ödendiği belirtilmiştir.
Başvurucuya yapılan ödemelere faiz işletilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının
ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna ve Anayasa'nın 35.
maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine, karar verilmiştir.
Dolayısı ile yasal düzenlemeler kadar, ilgililerin fiilen görev yapamadıkları süreler için bunun hukuka aykırı işlemlerden kaynaklanması ve iptali durumunda, hukuka aykırı işlem sonucu ortaya çıkan tüm maddi kayıpların ödenmesi gerekecek, hukuka aykırı olduğu tespit edilmiş bir idari işlem bulunmadığı durumlarda ise maddi haklarının telafi edilmesinde ciddi anlamda hak kayıpları ortaya çıkabilecektir. Eksik ödenen maaş haklarının göreve iade ile birlikte faizle telafi edilmesine de mülkiyet hakkının korunmasının doğal bir sonucu olarak bakmak ve değerlendirmek yerinde olacaktır.