Bakan Fidan: Bu tek başına İsrail'in savaşı değil, bütün dünya bunun bedelini ödüyor
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Amerika ve İsrail'in İran'a saldırısıyla başlayan savaşın tüm dünyayı etkilediğini söyledi, "Bu anlamsız savaş bitmeli" dedi. Türkiye'nin diplomasiden yana olduğunu yineleyen Bakan Fidan, müzakere sürecinin bir an önce başlaması gerektiğini vurguladı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) 2026'nın ikinci gününde açılış konuşmasını yaptı.
STRATCOM'u "çok anlamlı" bir toplantı olarak niteleyen Fidan, mevcut durumun sadece istikrarsızlık değil, aynı zamanda sistematik bir çöküşte olduğunu vurguladı.
Fidan, bunun aslında çok daha derin bir çöküşün sonucu olduğu değerlendirmesini yaparak "Çünkü çöküş dediğimizde uluslararası sistem vicdani pusulasını kaybetmiş durumdadır ve meşruiyet noktasında da sıkıntı yaşamaktadır" diye konuştu.
Krizlerin bunun ardından geldiğini belirten Fidan, kurumların artık güvenliği sürdüremediği bir noktaya gelindiğini, gerilimlerin önlenemediğini ve barışla ilgili sorunlarla karşı karşıya kalındığını ifade etti.
Hakan Fidan, uluslararası sistemin hala yetkinliği olup olmadığı meselesine bakılması gerektiğini belirterek bunun adalet, öngörülebilirlik ve güven noktasında değerlendirilmesi gerektiğini aktardı.
Küresel yönetimin artık fonksiyonel ve sürdürülebilir olmadığının görüldüğünü aktaran Bakan Fidan, bunun bir gecede olmadığı mesajını verdi.
Fidan, durumun yapısal bir sürecin sonucu olduğunun altını çizerek şunları söyledi:
"Bu, yapısal bir sürecin sonucu ve Türkiye de aslında yıllardır bunlara maruz kaldı. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan uluslararası kurumların reformuna yönelik çağrılarda bulunduğunda bu yalnızca politik bir slogan değildi aslında. Bu, bir nevi tanı niteliğindeydi ve bu tanı da aslında bu krizler daha yaşanmadan karşımıza çıkmıştı, daha kapımızda bu krizler yaşanmaya başlamadan görülmeye başlamıştı. BM'nin aslında pusulasını kaybetmesiyle birlikte bunu ortaya koymaya çalıştık."
Birçok aktörün jeopolitik anlamda rahat oldukları konfor alanlarını artık "kaybettikleri" tespitini yapan Fidan, kendi kendine hizmet eden bir statüko ile karşı karşıya olunduğunu ancak bu illüzyonun artık yıkılmış duruma geldiğini söyledi.
Fidan, "Rahat bir şekilde adil olmayan sistemden yararlananlar, şimdi nihayet tam da kendi kurdukları bu yapının sonuçlarını görmekteler" diye konuştu. Sisteme daha net sorular sorulmasının önemine değinen Fidan, sorulardan örnek vererek bunların gerçek çatışma sahalarından çıktığını belirtti.
Bölgedeki mevcut durum
Fidan, "İsrail'in yarattığı gerilimlerle aslında daha büyük bir savaşa doğru yöneliyoruz" ifadesini kullanarak Ankara'nın, bölge ülkelerini ciddi bir çatışmaya sürükleyecek her türlü duruma karşı olduğunu bildirdi.
İran'ın girişimlerinin de Körfez bölgesini etkilediğine dikkati çeken Fidan, "Net bir şekilde ifade etmemiz gerekiyor ki bu, İsrail'in savaşı değil aslında tek başına. Bütün dünya bunun bedelini ödemekte ve jeopolitik ve ekonomik sıkıntılar giderek artmakta, çok ciddi seviyeye ulaşmakta" ifadelerini kullandı.
Fidan, Türkiye'nin ilk günden itibaren "tehlikeli tabloyu" gördüğünü belirterek savaşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "siyasi bekası" için yürütüldüğü tespitini yaptı.
Savaşın bütün dünyayı etkilediğini hatırlatan Fidan, şunları kaydetti:
"Bu nedenle de işte bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Çünkü bu çatışma çok ciddi şekilde yaraları derinleştirebilir ve birbirine kaderleri geçmiş ülkeleri ciddi şekilde etkileyebilir. Yalnızca şehirlerde değil ama aynı zamanda insanların kalplerinde ve yüreklerinde ve zihinlerinde ciddi etkiler yaratabilir. Tek bir çıkış yolumuz var bu noktada; bu da gerilimin azaltılması ve diplomasi. İşte tam bu sebeple Türkiye bölgedeki ortaklarıyla koordine halinde diplomatik çözümler için hareket etmektedir."
Fidan, yakın zamanda bölge ülkelerine yaptığı ziyaretleri anımsatarak buralarda bir dayanışma ortaya koymaya çalıştıklarını ve devam eden çatışma ile İsrail'in genişleyici politikalarına karşı da durulduğunu ifade ettiklerini söyledi.
Özellikle Lübnan'a yönelik bu çabaların daha operasyonel hale getirilmesi hususunda üst düzey diyalog sürdürmeye çalışıldığını aktaran Fidan, "Buradaki amacımız eyleme geçirilebilir adımları atmak ve bu çatışmanın bir an önce sona erdirilmesini sağlamak. Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor ki daha fazla büyümesin, daha fazla yayılmasın ve küresel ekonomi daha fazla geri dönülemez şekilde hasar almasın" diye konuştu.
Fidan, süreçte diyalog kanallarının açık olması gerektiğini anımsatarak sonuç odaklı bir müzakere sürecinin "hızlı şekilde başlaması" gerektiğini vurguladı.
Barış'a doğru giden yolda yürümeye çalışılırken Netanyahu'nun fundamentalist ve farklı yaklaşımlarının tekrar ortaya koyulmasına izin verilmemesi gerektiğinin altını çizen Fidan, "Çok uzun bir süre boyunca biz bu tasarlanmış kaosu yaşadık. Burada uzun süren çatışmaların bu şekilde tasarlanması bölgeyi zayıflaştırmakta, bölmekte veya savunmasız hale getirmektedir." ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Fidan, istikrarın engellenmesinin durdurulması gerektiğini belirterek şu tespiti yaptı:
"Öyle bir mantaliteyle karşı karşıyayız ki insani çalışanlara, arabuluculara, diplomatlara karşı yine de saldırılar düzenlemekteler ve bu aslında yapısal olarak küresel düzenin ne noktaya geldiğini bize göstermekte. Bunun arkasında ciddi bir şekilde uluslararası toplumun da etkisi var. Çünkü diplomasi kurumu dediğimiz zaman bu böylesi bir yangın ateş hattının içerisine girdiğinde en ciddi ve en tehlikeli aşamasına gelmiş demek oluyor."
Böyle anlarda netlik ve sağduyu gibi kavramların çok önemli olduğunu söyleyen Fidan, Türkiye'nin, her türlü diplomatik aracı seferber etmek niyetinde olduğunu dile getirdi.
"Enformasyon bir savaş alanı"
Enformasyonun da bir savaş alanı olduğunu ve anlatıların hayati değer taşıdığını söyleyen Fidan, anlatıların algıları yönlendirmeye, gerçekleri değiştirmeye ve hakikati yanıltmaya çalıştığına dikkati çekti.
Hakan Fidan, "Bunun başlangıcı aslında İsrail'in Gazze'deki soykırımıyla gözlerimizin önünde başladı. Çok uzun bir süredir sivillerin hedef alınması çok net bir şekilde üretilmiş bir anlatıyla karşımıza çıkmakta ve bu vahşeti doğrulamaya çalışmakta." diyerek politik ve diplomatik araçların yıllardır İsrail'in yayılmacı yaklaşımı için algı çalışmasında kullanıldığını belirtti.