Ali Babacan: İktidarla muhalefet tencere kapak olmuş
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada güncel siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Babacan, "İktidar sandıkta alamadığı belediyelerle ilgili kayyum, tutuklama ve yargı sopasıyla transfer olmak üzere üç yönteme başvuruyor" dedi. Muhalefet belediyelerinde de "skandal üstüne skandal" yaşandığını belirten Babacan, "İktidarla ana muhalefet, mesele belediyelerse tam tencere kapak olmuştur" ifadesini kullandı.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada güncel siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Belediye seçimlerinin üzerinden iki yıl geçtiğini belirten Babacan, belediyelere yapılan operasyonlara değindi.
"BELEDİYE BAŞKANLARI KENDİ İŞLERİNE BAKMIYOR"
Babacan şunları söyledi:
"Yerel seçimlerin üzerinden iki yıl geçti. O günden bu yana birçok belediyede sorunlar büyüdü. Kaynaklar ranta ve yolsuzluğa gömüldü, siyasi hesaplar millete hizmetin önüne geçmiş durumda. İktidar sandıkta alamadığı belediyelerle ilgili üç yönteme başvuruyor. Birinci yöntem; bir önceki seçimlerde de uyguladıkları kayyum atama. İkinci yöntem belediye başkanlarına yargı süreçleriyle tutuklama ve yerine başka başkanlar atama. Üçüncü yöntem de yargı sopasıyla belediyeleri ele geçirme. Yani yargı korkusu altında belediye başkanlarını transfer etme. Şu son iki yıl içerisinde transfer üzerine transfer yapıldı. İktidar, seçmenin verdiği yetkiyi yok saydı, demokrasiyi yok saydı.
Öte yandan ana muhalefetin yönettiği belediyelere bakıyoruz. Skandal üstüne skandal görüyoruz. Bazı belediyelerde yolsuzluk almış başını gitmiş durumda. Üstelik kendileri de bu durumu kabul ediyorlar çünkü bazı belediyelerde savunulacak bir tablo yok. Görüyorsunuz bir tarafta, iktidarın yargı sopasıyla belediyelerin el değiştirmesi diğer tarafta muhalefetin hesapsızlığı, denetimsizliği ve iş bilmezliği.
İktidarla ana muhalefet, mesele belediyelerse tam tencere kapak olmuştur. Olan o şehirlerde yaşayan vatandaşa oluyor. Belediye hizmetlerine baktığımızda tüm Türkiye'de bir gerileme var. Kimi korku altında kimi de menfaat şebekelerinin içinde kendi işlerine bakmıyor belediye başkanları.
"BELEDİYELERLE İLGİLİ MEVZUATIN TAMAMEN DEĞİŞMESİ GEREKİYOR"
Milletimiz, iki yanlışın ortasında öylece kalıverdi. Şehirlerimizin sorunları sümen altı edildi. Siyasi partilerin belediyelerle ilgili kendi iç denetim mekanizmaları olması gerekiyor. Madem yargı iktidarın talimatıyla hareket ediyor o zaman belediyeler kendi belediye başkanlarının hesaplarını görmeli.
Türkiye de uzman çok. Daha yargıya bırakmadan aylarca, yıllarca süren yargı süreçlerine bırakmadan kendi belediye başkanları düzgün mü temiz mi yoksa hataları var mı siyasi partiler bunu kendi içlerinde yapmak zorundalar. Belediye mevzuatı en iyi niyetli belediye başkanlarını bile zorlayan bir mevzuat. Gri alan çok, yanlışların önünü açık tutan bir mevzuat var.
Başkanlara geniş bir inisiyatif alanı açılıyor. Başkan, seçildiği ilk gün baskı altına alınıyor. 'Biz seni seçtirdik, bizim için ne yapacaksın' deniliyor. En düzgün belediye başkanları bile seçildikten sonra yoldan çıkarılmak için baskı altına giriyor. Belediyelerle ilgili mevzuatın tamamen değişmesi gerekiyor. Bu imar rantlarının mutlaka yeniden düzenlenmesi gerekiyor.
Türkiye'de yolsuzluk diye adlandırabileceğimiz alanın üçte ikisi imar rantlarıyla ilgili konulardır. İmar rantları meselesi şehirlerimizi bozmaktadır. Şehir merkezlerine daha yüksek kat verilmesi kanalizasyon, su, elektrik ve trafik ile şehirlerimizi tıkamış durumda.
Belediye başkanları için mutlaka etik kurallar olmalı. Sadece yasalar değil, belediye başkanlarının yaptıklarının hangisi ahlaki hangisi değil bunları yazılı hale getirmezseniz en dürüst belediye başkanlarını bile baskı altına alırsınız ve onların yoldan çıkmasına sebep olursunuz. Her belediye başkanı her zaman hesap vermeye hazır olmak zorundadır."