Çelik: Suriye'de çözüm 'tek Suriye, tek ordu' ilkesinden geçiyor

AK Parti MKYK toplantısı sonrası açıklama yapan Ömer Çelik, Suriye'deki çözümün "tek Suriye, tek ordu" ilkesinden geçtiğini belirtti. SDG'nin içindeki PKK unsurlarından arınarak Suriye ordusuna entegre olması gerektiğini vurgulayan Çelik, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın Kürtlerin haklarını garanti altına alan kararnamesini "sevindirici ve tarihi bir adım" olarak nitelendirdi.

Kaynak : Anadolu Ajansı
Haber Giriş : 26 Ocak 2026 19:34, Son Güncelleme : 26 Ocak 2026 20:21
Çelik: Suriye'de çözüm 'tek Suriye, tek ordu' ilkesinden geçiyor
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı'na ilişkin, parti genel merkezinde açıklamalarda bulundu.

Toplantıda AK Parti'ye yerel yönetimlerden 4 katılım olduğunu belirten Çelik, "Konya Çumra Belediye Başkanı Mehmet Aydın'a, Yozgat Kadışehri Belediye Başkanı Davut Karadavut'a, Şırnak İdil Karalar Belediye Başkanı Hasan Turgut'a Çorum Ortaköy Aştağul Belde Belediye Başkanı Şenol Öncül'e AK Parti ailesine hoş geldiniz diyoruz." diye konuştu.

Çelik, millete hizmet yolunda bu büyük ailenin parçası olmak isteyen, AK Parti'nin ilkelerini benimseyen vatandaşa hizmet götürme konusunda kararlı ve sevdalı olan herkese kapılarının ilkeler çerçevesinde açık olduğunu vurgulayarak, katılımların hayırlı olmasını temenni etti.

Bu yıla çok yoğun girildiğini ve bu yoğunluğun çok da pozitif anlamda olmadığını aktaran Çelik, birçok alanda dünyanın krizlerle sarsıldığı bir dönemde olunduğunu, bu nedenle birçok hassasiyetin çok ince bir işçilikle, çok ciddi hassasiyetlerle ve çok iyi stratejilerle yönetilmesi gerektiğini dile getirdi.

Çelik, MKYK ve Merkez Yürütme Kurulu'nun (MYK) hem iç politika hem de dış politika ile ilgili gelişmeleri bu hassasiyet çerçevesinde değerlendirdiğini aktararak, Dışişleri Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sunumları, TBMM çalışmaları, Gazze ve Suriye'deki son durumun değerlendirilmesi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının gündemiyle ilgili olarak basına yansıyan son konular, sosyal medya kullanımı konusundaki yaklaşımlar, stratejiler ve hazırlıkların değerlendirildiği kapsamlı bir toplantının gerçekleştirildiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın toplantının açılışındaki konuşmasında Gazze konusundaki son gelinen noktayı ve bu konuda kendisinin yürüttüğü güçlü diplomasiyi, Suriye'deki olaylarla ilgili değerlendirmelerini MKYK üyeleriyle paylaştığını aktaran Çelik, iç ve dış politikaya dair talimatlarda bulunduğunu dile getirdi.

Çelik, bu ay saha çalışmalarının devam ettiğini ve bu kapsamda illere ziyaretler gerçekleştirildiğini anımsatarak, vatandaşlarla buluşacakları programların süreceğini söyledi.

- "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge birbiriyle ayrılmaz bütünlüğe sahip iki kavram"

Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayan Çelik, şöyle konuştu:

"Daha önce de ifade ettiğim gibi Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge, iç içe, kol kola ve birbiriyle ayrılmaz bütünlüğe sahip iki kavram. Terörsüz Türkiye terörsüz bölgeden ayrılamaz, terörsüz bölge kavramı Terörsüz Türkiye kavramından ayrılamaz. Zaman zaman bu ikisinin ayrı ayrı değerlendirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Aradaki bağın koparılmaya çalışıldığını görüyoruz. Aradaki bağı koparmaya çalışanların, bu bağı kopardığı zaman yerine ne yerleştirmeye çalıştığına baktığımızda da terör örgütlerini meşrulaştırmaya çalışan, mazur göstermeye çalışan, terör örgütlerinin kazanımları dedikleri birtakım ifadeleri, aslında terör organizasyonlarının kurduğu bir takım diktatöryal vesayetleri kazanım gibi sunma şeklinde birtakım yaklaşımların bu işlerin arkasında olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Bütün bu süreç aslında Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge kavramlarının ne kadar zamanlı olduğunu, ne kadar doğru olduğunu, dünyanın içinden geçtiği bu dönemde ne kadar stratejik bir adım olduğunu bir kere daha gösteriyor."

Çelik, bu nedenle hem MKYK hem MYK hem de partinin tüm organları açısından en hassasiyetle takip edilen konuların başında geldiğini ifade etti.

- Terör örgütü DEAŞ'e dönük mücadele kesintisiz şekilde sürmeli

Bu çerçevede Suriye'deki gündemin son derece önemli olduğunun altını çizen Çelik, şu ifadeleri kullandı:

"Uzun zamandır biz Suriye'de terör örgütlerinin birtakım alan kapama, birtakım bölgelerde diktatoryal vesayetler kurma ve terörist aktiviteleri devam ettirmeleri konusundaki uyarılarımızı ifade ediyorduk. Burada da aslında Suriye'deki herkesin kazandığı, tek Suriye, tek ordu ilkesine bağlılık çerçevesinde tüm etnik grupların, tüm mezhep gruplarının, tüm dini gruplarının haklarının garanti altına alınacağı bir modelin, bir iradenin ortaya çıkması gerektiğini ifade ediyorduk. Burada da gerçekten kastımız, Esad döneminin zulmünden, red, inkar ve asimilasyon politikalarından sonra bütün Suriyelilerin Suriye'nin inşasına özne olarak katılması, kimsenin dışlanmaması gerektiğiydi.

Türkmen, Arap, Kürt kardeşlerimiz, Müslümanlar, Hristiyanlar, aynı şekilde mezhep grupları, Şii, Sünni, Alevi, Nusayri, Dürzi, oradaki bütün mezhep grupları, adını saydığımız sayamadığımız ve etnik grupların tek bir Suriye'nin onurlu ve eşit parçaları olarak Suriye'nin geleceğinde söz sahibi olması gerektiğini defalarca ifade ettik ve irademizin bu olduğunu da söyledik."

Çelik, "Her zaman hassasiyetle vurguladığımız bir diğer konu, Suriye'de terör örgütü DEAŞ'le mücadelenin, DEAŞ'e dönük mücadelenin kesintisiz şekilde sürmesi gerektiği, DEAŞ denilen katliam örgütünün hiçbir şekilde kendisine bir alan bulamaması gerektiğidir." ifadesini kullanarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aynı şekilde hiçbir terör örgütünün de burada hangi adı kullanırsa kullansın, hangi harfleri kullanırsa kullansın hiçbir şekilde var olmaması gerektiği temelindedir. Daha önceden beri uyarılarımızı net bir şekilde yapıyoruz. İki konuda net cümleler kurduk ve bunun izahını da net bir şekilde yaptık. Birincisi, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci kapsamında PKK'nın bütün şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğini, buna Suriye, Irak, İran yapılanmaları, Avrupa'daki illegal yapılanmasının dahil olduğunu ifade ettik. Yine aynı şekilde bunun devamı olarak da bunun değişik yöntemlerde olabileceğini, Irak'taki yöntemin farklı, Suriye'deki yöntemin farklı olabileceğini ifade ettik."

- "Tek Suriye, tek ordu ilkesine aykırı bir tutum almak Türkiye ve Suriye açısından milli güvenlik sorunu"

Çelik, 10 Mart Mutabakatı'na ilişkin de "Suriye açısından bizim önemsediğimiz, hem kan dökülmemesi açısından, hem de Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin hem haklarının garanti altına alınması hem terörün vesayetinden kurtulması bakımından hem de Suriye'nin birliğine, bütünlüğüne zarar veren terör gruplarının, asimetrik silahlı grupların ortadan kalkması ama bir şekilde Suriye'nin bir parçası olması gerektiği bakımından da 10 Mart Mutabakatı'nın önemini vurguladık." dedi.

10 Mart Mutabakatı'nın esasında çok sade bir yöntemi içerdiğine işaret eden Çelik, şunları kaydetti:

"SDG, içindeki Suriyeli olmayan PKK'lılardan arındığı zaman, aynı şekilde burada terör faaliyetlerinden vazgeçtiği zaman ve SDG unsurları bireysel olarak Suriye ordusunun parçası olup, tek Suriye ilkesine dayalı bir şekilde bu entegrasyona yöneldiği zaman, esasında bütün bunlar çatışmasız bir şekilde çözülmüş olacaktı. Günün sonunda havaalanlarının, gümrük kapılarının, enerji bölgelerinin Suriye devletine devri şeklindeki bir durum, Suriye'nin kuzeyinde terör devletçiği kurmak isteyenlerin bu yanlış yaklaşımdan vazgeçmelerinin somut göstergesi olacaktı. Bu konuda da sürekli olarak bunu ifade ettik.

Yani burada tek Suriye, tek ordu ilkesine aykırı bir tutum almanın hem Türkiye açısından bir milli güvenlik sorunu ve tehdidi olduğunu hem de Suriye açısından bir milli güvenlik sorunu ve tehdidi olduğunu burada Türkiye ile Suriye'nin ortak düşündüğünü ifade ettik."

Suriye'de Esed rejimi döneminde kimlikleri, varlıkları yok sayılmış Kürtlerin, Türkmenlerin ve diğer unsurların kimliklerinin, kültürlerinin garanti altına alınmasını önemsediklerini vurgulayan Çelik, şöyle konuştu:

"Bu çerçevede daha önce bahsetmiştim Sayın Cumhurbaşkanı'mız, Esad henüz katliamlara başlamadan önce, Esad rejimi ile görüşülen zamanlarda Sayın Cumhurbaşkanı'mızın başbakan olarak en çok vurguladığı hususlardan bir tanesi Suriye'deki Kürtlere kimlik haklarının verilmesi, insan hakları konusunda bir eksiklerinin olmaması ve aynı zamanda da vatandaşlık haklarından eşit şekilde yararlanmalarıydı. Biz o toplantılarda defalarca Sayın Cumhurbaşkanı'mızın, Esad'a ve heyetine bu dediklerini duyduk. Hatta o zaman Türkiye'de bugün bu konularda çok konuşan ve yanlış konuşan bazı siyasi partilerin henüz gündeminde Suriye Kürtleri diye bir konu yoktu."

- "Kürt kardeşlerimizin orada nüfus cüzdanı bile yoktu"

Esed rejiminin inkarcılığı ve ardından katliamcılığı karşısında ilişkilerin kesildiğini hatırlatan Çelik, "Suriye'deki devrimden sonra da bu hassasiyetlerimizi sürdürdük. Biz burada tek bir Suriye'nin, tek bir Suriye iradesinin ortaya çıkması, Türkmen, Kürt ve Arap kardeşlerimizin ortak bir iradeyle kendi ülkelerine ve devletlerine eşit özne olarak katılmalarının sağlanması gerektiğini ifade ettik." diye konuştu.

Çelik, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından yayınlanan ve Suriye'deki Kürtlerin haklarını ve kimliklerini garanti altına alan kararnamenin son derece sevindirici olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Kararnameyi tam olarak okuduğunuz zaman Suriye Kürtlerinin Suriye'nin ayrılmaz bir parçası olduğunu, dillerinin ve kültürlerinin garanti altına alındığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Şimdi bazıları bu kararnameyi küçümsemeye çalışıyorlar ama şunu unutmamak gerekir ki Esad rejiminin özellikle inkar politikası, yok sayma politikası dikkate alındığında Kürt kardeşlerimizin orada nüfus cüzdanı bile yoktu. Şimdi bunun devlet düzeyinde bir kararname ile garanti altına alınmış olmasının ortaya koyduğu irade beyanını hem sevindirici hem önemli buluyoruz."

- "18 Ocak Mutabakatı ile bir noktaya varılmış oldu"

Orta Doğu'da kimlik kavgalarının, etnik kavgaların, mezhep kavgalarının son derece acı sonuçlar doğurduğuna dikkati çeken Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Belki de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen böyle bir kararname ortaya çıkmış oldu. Orta Doğu'daki devletlere baktığınızda resmen o ülkede bir çoğulculuk olduğunu benimseyen bir kararname ortaya çıkmış oldu. Tabii ki önemli olan eylemlerdir ama sonuçta hukuki bir zemin ortaya çıkmıştır Kürt kardeşlerimiz için. Bunun takibi gerekir. Tabii ki bu konuda da biz hassasiyetlerimizi Suriye yönetimiyle paylaşıyoruz. Sayın Şara ve yönetimi de tek bir Suriye ilkesi etrafında bu konularda son derece hassas olduklarını ifade ediyorlar. Tüm bu çerçevede maalesef 10 Mart Mutabakatı'na SDG tarafından uyulmadığı için söz konusu askeri operasyonlar başladı. 18 Ocak Mutabakatı ile bir noktaya varılmış oldu. Bugün itibarıyla bir kere daha görüldü ki Suriye'de terör örgütleri ortadan kalktığı zaman, terör örgütlerine alan verilmesi ve ilgili konular bertaraf edildiği zaman, en çok kazanan Suriye Kürtleri oluyor, Türkmenleri oluyor, Arapları oluyor ve diğer gruplar oluyor. Dolayısıyla Suriye'de son ortaya çıkan tabloyu bütün Kürtlerin kazanımı, bütün Türkmenlerin kazanımı ve bütün Arapların kazanımı olarak görmek lazım."

- "Terör örgütleri konusunda ilkeli tutum ortaya koymak gerekir"

Terör örgütünün kazanımının herhangi bir etnik grubun kazanımı olarak görülmesinin son derece hastalıklı bir zihniyetin sonucu olduğunu belirten Çelik, "Birileri çıkıp da 'SDG, Kürtleri temsil ediyor' gibisinden hastalıklı bir cümle kuruyorsa, bu hastalıklı cümlenin bir başkasının çıkıp 'DEAŞ, Arapları temsil ediyor' gibisinden hastalıklı bir cümleden farkı yoktur. O sebeple terör örgütleri konusunda ilkeli bir tutum ortaya koymak gerekir. Burada gerçek kazanım Suriye'de Kürt kardeşlerimizin de Türkmenlerin de Arapların da bu terör örgütlerinden kurtulmasıdır." diye konuştu.

AK Parti Sözcüsü Çelik, şöyle devam etti:

"SDG'nin veya DEAŞ'ın kaybını, kim ki Kürtlerin ya da Arapların kaybı gibi kodluyorsa onun Kürt ya da Arap diye bir derdinin olmadığı, yaşanan gelişmeler, sahadaki gerçeklik, 10, 20, 30 yıllık tarih perspektifi açısından bakıldığında net bir şekilde görülür. Günün sonunda esas kazanım birincisi Suriye devleti tarafından Kürt kardeşlerimizle ilgili olarak yayınlanan, onların haklarını ve kimliklerini garanti alınan kararnamedir. Bundan sonrasında da bu bahsettiğimiz mutabakat çerçevesinde tek Suriye, tek ordu ilkesine katılımın sağlanmasıdır."

İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda bu sene yansıyan mesajların son derece ilginç olduğuna dikkati çeken Çelik, doğrudan küresel düzenin geleceğiyle ilgili çok etkili mesajlar verildiğini ama bu haliyle kapitalizmi savunanların, neoliberal siyasi düzeni savunanların kendi içerisinde çelişkiye düştüğü önemli zaman dilimlerinden birinden geçildiğini ifade etti.

"Belki de ilk defa mevcut düzenin elitleri tarafından bu düzenin bittiğinin ya da iflas ettiğinin söylenmeye başlandığını" aktaran Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi herkes alıştı ama Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda 'Dünya 5'ten büyüktür' sözünü ilk söylediğinde Genel Kurul'da bir sessizlik olmuştu. Şimdi coşkuyla alkışlanan bu söz, o zaman biraz böyle temkinli yaklaşılarak, biraz mevcut dünya düzenine muhalefet etmenin son derece net bir cümlesi olarak herkesin mesafeli durmaya çalıştığı, biraz çekinerek yaklaştığı bir cümleydi. Düzenin elitleri, aslında kapalı toplantılarda bu düzenin eksikliklerini ve iki yüzlülüklerini son derece bilmesine rağmen bunu dışarıda açıkça ifade edemiyorlardı. Şimdi ise bakıyoruz, kamuya açık toplantılarda bu neoliberal düzenin, bu ekonomik düzenin temsilcisi olan elitler, bu düzenin iki yüzlülüğünü ortaya koymaya çalışıyor. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanımızın yıllar öncesinden söylediğinin bugün tekrarı anlamına gelebilecek, teyidi anlamına gelebilecek son derece çarpıcı cümleler duyuyoruz."

Çelik, Avrupa'daki bazı ülkelerin Grönland konusundaki tartışmalarla ilgili seslerini yükselttiklerini ama itiraz ettikleri şeyin aynısını Afrika'da pek çok ülkede yaptıklarını belirterek, Avrupa'nın burada norm koyma kabiliyetini kaybettiğini söyledi.

Batı İttifakının, kendisini diğer ittifaklardan sadece askeri yapısıyla değil aynı zamanda bir referans olan değerler ittifakı olma itibarıyla da ayırdığını anlatan Çelik, "Şimdi o değerler ittifakı olma durumunun nasıl çatladığını, nasıl ortadan kalktığını görüyoruz." dedi.

Çelik, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda Kanada Başbakanı Mark Carney'in konuşmasının çok çarpıcı olduğunu söyledi.

- "İran halkının iradesine saygı gösterilmelidir"

En çok tartışılan konulardan birinin yapay zeka olduğuna işaret eden Çelik, "Sanayi devriminin işçileri, işsiz bırakmasından sonra yapay zekanın beyaz yakalıları, eğitim almışları işsiz bırakacağı gibi bir şey var. Dolayısıyla, yaygın bir yoksulluk simülasyonu, dünyanın her tarafında eğitimle bile giderilemeyen bir yoksulluk simülasyonu ortaya çıkıyor. Bu yoksulluğa karşı mücadele için insanlığın anayasalara madde koymaktan başka stratejiler geliştirmeye kadar çok yönlü bir çerçeveyi üretmesi gerekiyor ama şimdilik çatışma dışında bir şey üretilmiyor." diye konuştu.

AK Parti Sözcüsü Çelik, şunları kaydetti:

"İran konusunu çok yakından ve endişeyle takip ediyoruz. İran'a dönük herhangi bir dış müdahalenin karşısındayız. Bu son derece yanlış olur. Hem dış müdahale hem de dış müdahale yoluyla bir darbe İran'a son derece sıkıntılı sonuçlar doğurur. Burada İran halkının iradesine saygı gösterilmelidir. Şimdiye kadar binlerce defa denenmiştir, her dış müdahale vahşi, son derece acı verici ve halka bedel ödeten sorunlar ortaya çıkarmıştır. İkincisi, ülkelerin devlet başkanlarının hedef alınması, Venezuela örneğinde olduğu gibi veya şimdi İran örneğinde de bu çok fazla haber yapılıyor. Silah zoruyla rejimlerin değiştirilmeye çalışılması dünyanın hiçbir yerinde çözüm olmadı. Daha büyük sıkıntıları beraberinde getirdi ve bu aslında bu işte geçmişte rol almış Amerikalı siyasetçiler tarafından da itiraf edildi.

Dolayısıyla, biz İran'daki sorunları görmezden gelmiyoruz, İran'da toplumsal hayatta ve devlet hayatında sorunlar var ama bu kardeş İran halkının kendi dinamikleriyle çözülmelidir. Eğer kendi dinamikleriyle çözülmesine müsaade etmez de dış müdahale şeklinde bir tutum içerisine girerseniz o durumda o iradenin de üzeri örtülüyor, daha katı birtakım sonuçların doğurması söz konusu oluyor. İran, köklü bir devlet, bizim komşumuz ve bizim için İran halkı kardeş bir halk. Dolayısıyla, oraya dönük dış müdahalenin son derece yanlış sonuçlar doğuracağını, hiçbir şekilde olmaması gerektiğini net bir şekilde buradan ifade ediyoruz."

- "Gazze, dünyaya insanlık dersi vermiş insanların vatanıdır"

Gazze konusundaki gündemin her zaman esas gündemleri olduğunun altını çizen Çelik, son kurulan Gazze Kurulu'nun yapacağı çalışmaların biraz önce MKYK toplantısında da ele alındığını vurguladı.

Çelik, Filistin'i Filistinlilerin yönetmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Filistin'i Filistinlilerin yönetmesi iradesini gölgeleyecek tutumlar içerisine girilmemelidir. Burada kalıcı barışın tek yolu bu ateşkesin kalıcı hale gelmesi ama ondan sonra 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan entegre toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti'nin kurulmasıdır. Bu olmadığı müddetçe orada kalıcı barışın sağlanması mümkün değildir." şeklinde konuştu.

Burada son derece acımasız ve yanlış cümlelerin kurulduğunu dile getiren Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Gazze bir emlak değildir. Gazze bir emlak yaklaşımıyla değerlendirilecek bir toprak değildir, Gazze bir vatandır. Gazze'nin vatan olması ilkesine saygısızlık yapacak şekilde bir emlak olarak değerlendirilmesi şeklindeki yaklaşımlar son derece vahşi ve barbar birtakım cümleler kurulması anlamına geliyor. Gazze, asil ve soylu insanların, dünyaya insanlık dersi vermiş, direniş dersi vermiş insanların vatanıdır. Dolayısıyla, Filistin'i Filistinlilerin önetmesi ilkesi ve saygı duyulmalıdır. Gazze'nin Batı Şeria ile birlikte diğer alanlarla birlikte Filistinlilerin vatanı olduğu ilkesine saygı duyulmalıdır. Dolayısıyla, Gazze Barış Kurulu çerçevesindeki çalışmalar bu şekilde sürdürülmelidir.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber