Öğrenci Gelişim Raporları Öğretmenlere Yük, Velilere Bilmece Olmaktan Çıkarılmalı

Öğrenci gelişim raporlarının mevcut haliyle öğretmenleri yorduğu, velileri bilgilendirmekte yetersiz kaldığı ve öğrencilerin motivasyonunu olumsuz etkilediği belirtiliyor. Eğitimciler, raporların sadeleştirilerek daha anlaşılır ve işlevsel hale getirilmesini talep ediyor.

Kaynak : Memurlar.Net
Haber Giriş : 05 Ocak 2026 15:12, Son Güncelleme : 05 Ocak 2026 15:13
Öğrenci Gelişim Raporları Öğretmenlere Yük, Velilere Bilmece Olmaktan Çıkarılmalı

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) çerçevesinde ilkokullarda başlatılan Öğrenci Gelişim Raporu uygulaması, öğretmenler üzerinde ciddi bir bürokratik yük oluşturmakta, öğrenci gelişimini net biçimde ortaya koyamamakta ve veliler için anlaşılır bir geri bildirim sunmaktan ziyade çözülmesi gereken bir bilmeceye dönüşmektedir. Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen), bu raporların mevcut haliyle alanda karşılık bulmadığını ve sadeleştirilmiş bir bildirim mekanizmasına dönüştürülmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Uygulamanın, öğretmen, öğrenci, veli ve TYMM perspektiflerinden değerlendirilmesi sonucunda, raporların eğitim sürecine katkı sağlamadığı ve mevcut haliyle işlevselliğini yitirdiği belirtilmektedir.

Öğretmenler Üzerindeki Yük

Öğrenci gelişim raporları, sahada pedagojik bir araç olmaktan ziyade, amaca hizmet etmeyen ağır ve sürekli tekrar eden bir iş yükü olarak görülmektedir. Her öğrenci için sosyal duygusal, akademik ve davranışsal boyutlarda onlarca kriterin sisteme girilmesi zorunluluğu, ciddi bir zaman kaybına yol açmaktadır. Bu durum, öğretmenlerin öğrencilerin becerilerini geliştirmek yerine form doldurmak için zaman harcamalarına neden olmaktadır. Ayrıca, bu süreç raporların nesnelliğini yitirmesine ve sistemin yalnızca "mış gibi" işlemesine yol açmaktadır.

Öğrenciler Açısından Etkiler

Öğrenciler, somut ve anlaşılır bir karne beklerken karmaşık raporlarla karşılaşmakta ve bu durum karnenin temsil ettiği motivasyonu zayıflatmaktadır. Raporlarda somut ve özet verilerin eksikliği gelişimin takibini zorlaştırırken, 1. sınıftan itibaren çocukların kategorize edilmesi erken yaşta "etiketlenme" ve "yetersizlik algısı" riskini artırmaktadır. Sürekli denetlenme ve puanlanma kaygısı ise ilkokulun keşfetme ve oyun alanı olma özelliğini olumsuz etkilemektedir.

Velilerde Oluşan Belirsizlik

Veliler, raporları akademik terminolojiye boğulmuş ve belirsiz veri yığınları olarak değerlendirmektedir. Çocuğun başarısı veya olası riskler net şekilde ifade edilmediği için veliler, raporu aldıktan sonra dahi öğretmene "Çocuğumun durumu iyi mi, kötü mü?" sorusunu yöneltmektedir. Bu durum, süreci şeffaflaştırmak yerine daha da karmaşık hale getirmekte ve velinin sürece dahil olmasını engellemektedir.

TYMM ile Uyum Sorunu

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM), çok yönlü gelişimi merkeze alarak erdemli bireyler yetiştirmeyi hedeflemektedir. Ancak gelişim raporu uygulaması, süreç yerine sonuç odaklı ölçme sistemini merkeze aldığı için TYMM'nin hedefleriyle çelişmektedir. Raporlarda kullanılan dilin süreç temelli olmaması ve bireyselleştirme mekanizmalarından yoksun olması, modelin ruhunu yansıtmamaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Veli ve öğrenci tarafından anlaşılır bir dil kullanılmalı.
  • Ölçülebilir hedefler ortaya konulmalı.
  • Ölçüt sayısı azaltılarak öğretmenin gözlem kalitesi artırılmalı.
  • Hazırlanan raporlar, öğrencinin durumunu tespit etmenin ötesinde gelişimini destekleyecek somut çözüm önerileri sunmalı.
  • Velilere yol haritası olabilecek dinamik bir yapı kazandırılmalı.

Sonuç olarak, velilere anlaşılır geri bildirim sunamayan, öğretmenleri ağır bürokratik yük altında bırakan ve öğrencilerin gelişimini net şekilde yansıtamayan bu uygulamanın sadeleştirilmiş bir bildirim mekanizmasına dönüştürülmesi gerekmektedir.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber