Uzmanı yanıtladı: 5G sağlığa zararlı mı?
5G heyecanı sağlık tartışmalarını da beraberinde getirdi. Uzmanlar, 5G baz istasyonlarının eski teknolojilere oranla daha düşük sinyal gücüyle çalıştığını ifade ederek sağlık endişelerinin yersiz olduğunu açıkladı. Ancak siber güvenlik konusunda uyaran Prof. Dr. Hüseyin Arslan, Türkiye'nin 10 yıl sonraki 6G vizyonu için bugünden yerli teknoloji seferberliği başlatması gerektiğini söyledi.
Türkiye, 1 Nisan itibarıyla 5G teknolojisiyle tanışmaya hazırlanırken, bu yeni nesil ağın beraberinde getirdiği heyecan kadar güvenlik ve sağlık endişeleri de gündeme taşındı.
İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan, 5G'nin sadece bir haberleşme hızı artışı değil, özellikle 'dikey sektörler' için tarımdan sağlığa, ulaşımdan bankacılığa kadar tüm dikey sektörleri dönüştürecek bir "nesnelerin haberleşmesi" devrimi olduğunu ifade etti. Vatandaşların önemli endişelerinden biri olan sağlık risklerinin önceki teknolojilerden farklı olmadığını belirten Arslan, asıl kritik noktanın veri güvenliği ve yerli teknoloji üretimi olduğunu ifade ederek Türkiye'nin 6G vizyonu için bugünden atması gereken stratejik adımlara dikkat çekti.
"5G'nin sağlığa etkisi şu anda kullandığımız 4.5G'den farklı olmayacak,
insanlarımız endişe etmesin"
İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Hüseyin Arslan, vatandaşların 5G teknolojisiyle ilgili özellikle sağlık
endişelerinin yüksek olduğuna değinirken, konuya ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
"5G bildiğiniz gibi Türkiye'ye geliyor, 1 Nisan itibarıyla operatörler
5G servisi verecek. Tabii halkımızda büyük bir heyecan var, büyük bir de merak
var: 'Acaba bu 5G nedir, bize neler getirecek?' diye. En sık karşılaştığımız
sorulardan bir tanesi ve endişelerden bir tanesi '5G sağlığımıza etki edecek
mi?'. Tabii 5G ile beraber yeni frekanslar da devreye giriyor; hem daha geniş
frekanslar, bantlar ve hem de daha yeni frekanslar kullanılacak. Burada da bir
endişe oluşuyor, 'Acaba bu yeni frekanslar, 5G ile beraber gelen frekanslar
sağlığa bir zarar veriyor mu?' diye. Kısaca şöyle söyleyebilirim: 5G'nin sağlığa
etkisi 4.5G'den, şu anda kullandığımız 4.5G'den ya da daha önce kullandığımız
3G ve 2G'den çok daha farklı olmayacak, insanlarımız bu konuda çok endişe etmesin.
Tabii 5G ile beraber daha fazla alanda daha çok baz istasyonu görmeye başlayacağız.
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, aslında 2G ve 3G, 5G'ye göre daha güçlü sinyal
yayıyor. Eğer endişe edeceksek onlardan endişe etmemiz lazım, onları da zaten
yıllardan beri kullanıyoruz. Şu ana kadar kesinleşmiş, net bir zararını görmedik.
Bu baz istasyonlarında ve cep telefonlarında yayılan sinyal güçleri ve radyasyonlar
öyle çok güçlü ve sağlığa etki edecek sinyaller değil."
"5G ile birlikte kişiler haberleşmeyecek, nesneler haberleşecek"
5G'nin önceki nesillere göre çok ciddi yenilikler getirecek bir teknoloji olduğunu
aktaran Arslan, tarımdan sağlığa pek çok sektörde 5G ile kapsamlı ilerlemeler
kaydedileceğini ifade etti. Prof. Dr. Arslan, 5G'nin özellikle dikey sektörlere
yansıyacak etkilerinden şu şekilde bahsetti:
"5G'yi hem dikey sektörlere hem de normal kullanıcılara çok büyük avantajlar
sağlayacak ve hayatımızı daha da iyileştirecek bir teknoloji diye düşünebiliriz.
Zaten 5G'nin temel amacı da bu; tarım, sağlık, eğitim, ulaşım ya da elektrik
ve su altyapıları gibi pek çok noktayı daha akıllı yapacak, daha dijitalleşecek
ve daha verimli hale getirecek bir teknoloji. Veri hızında da tabii ki 5G ile
beraber bilgiyi bir noktadan bir noktaya çok daha hızlı şekilde taşıyabileceğiz.
Bu noktada aslında bireyler de hem kapasite, hem kapsam hem de veri hızı anlamında
5G'nin nimetlerinden faydalanacaklar. Burada kişiler haberleşmeyecek, nesneler
haberleşecek. Örneğin bir aracın içindeki cihazlar kendi içlerinde, başka araçlarla
ya da etraftaki yayalarla haberleşebilecek. Bununla beraber "self-driving
car" dediğimiz, kendi kendini süren araçlar da olacak. 5G cihazların ve
nesnelerin internete bağlandığı, "nesnelerin interneti" konseptinin
gelişmesine imkan sağlayacak. Bunu sadece tarımla ve otomotiv sektörüyle kısıtlamak
doğru değil; bankacılık da dahil olmak üzere bildiğimiz bütün sektörlere etki
edebilecek ve bunların hepsini dijitalleştirecek bir teknolojiden bahsediyoruz.
Bu noktada aslında 5G'yi bir çığır açıcı bir teknoloji diye düşünebiliriz."
"5G ile ilgili en büyük endişem ilgili siber güvenlik ve veri güvenliği
endişesi"
5G teknolojisinin getirdiği en büyük endişenin siber güvenlik ve veri sorunları olabileceğini belirten Prof. Dr. Arslan, "Türkiye'de çok büyük bir heyecan var, herkes heyecanla bekliyor. İnsanlar 5G ile beraber her şey değişeceğini düşünüyor olabilir ancak şu anda o değişimi sağlayacak yeterince veri yok elimizde. Elbette ülkemize 5G'nin gelmesi çok önemliydi ama biz hala 5G'nin nimetlerinden sadece Türkiye'de değil dünyada da tam anlamıyla faydalanabilmiş bir noktada değiliz. Benim 5G ile ilgili en büyük endişem ilgili siber güvenlik ve veri güvenliği endişesi. 5G ile beraber aslında her noktadan veri akışı daha da fazla artacak. Her şey veri üretecek; tarım, sağlık ya da insan vücudu veri üretecek ve internete bağlanacak. Tabii internete bağlanması çok iyi, beynimiz de dahil internete bağlanacak belli bir noktada. Bunların internete bağlanması her şeyi daha da geliştiriyor, iyileştiriyor ve otomatikleştiriyor; fakat internete bağladığımız her şeyde bir risk de var, benim için endişe verici kısım bu" şeklinde konuştu.
"Umuyorum ki 5G'ye geçişimiz yerli ve milli olur"
5G'de veri güvenliğinin sağlanması için yerli ve milli teknolojinin önemine dikkat çeken Arslan, "Aslında Türkiye'deki şebekelerin yüzde 80'i Çin menşeli firmalar tarafından sağlanıyor. Bu da tabii ki hem o firmalara hem o firmaların arkasındaki ülkelere çok ciddi bir şekilde avantajlar sağlayacak çünkü bu şebekelerin kontrolü tamamen onların elinde; operatörlerin çok fazla bir kontrolü yok. Bizim verilerimizin, kişilerin ve sektörlerin güvenliğini garantiye alabilmemiz için mutlaka ve mutlaka yerli üretime önem vermemiz lazım, yerli teknolojiye önem vermemiz lazım. İnşallah umuyorum ki 5G'ye geçişimiz sadece yerli değil aynı zamanda milli olur, 5G'ye geçişimiz güvenli olur" dedi.
"6G'yi bugünden geliştirmemiz lazım ki 10 yıl sonra yerli ve milli bir
şekilde bizim olsun"
Dünyada yakın gelecekte 6G teknolojisine geçileceğini aktaran Arslan, Türkiye'de
de bu teknolojinin güvenli bir şekilde sağlanabilmesi için yerli ve milli çalışmaların
önem taşıdığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
"Biz 5G'de aslında bir nevi geç kaldık; 5G'yi konuşmaya, düşünmeye ve bununla
alakalı çalışmalara 15 yıl önce başlamamız gerekiyordu. Şu anda ne yapabiliriz?
Büyük bir ihtimalle 10 yıl sonra 6G gelecek ve 6G kullanılmaya başlanacak. 6G,
5G'nin de çok daha ötesinde ve çok daha fazla yeni hizmetler veren; sadece haberleşme
değil radar sistemleriyle ilgili algılamayı da sağlayan bir noktada olacak.
Bir taraftan karasal network'ler, uzaydaki network'ler, uydular, alçak irtifa
platformları gibi daha kapsamlı, daha geniş ve kabiliyetli bir network geliyor
5-6 yıl sonra dünyaya, 10 yıl sonra da büyük ihtimalle Türkiye'ye. Bu konuda
aslında Türkiye olarak geç kalmış değiliz. 5G'de yaptığımız hatayı tekrarlamamak
için bütün kurumlarımız ve üniversitelerimizle beraber 6G'ye dört koldan sarılmamız
lazım. Bu teknolojiyi geliştirmemiz lazım ki 10 yıl sonra yerli ve milli bir
şekilde '6G bizim, 6G güvenli ve 6G ile ilgili hiç bir endişemiz yok' diyebilelim."