Yeni C.M.K. ve Suçla Mücadelede Yeni Gelişmeler

Haber Giriş : 06 Aralık 2004 00:57, Son Güncelleme : 27 Mart 2018 00:42
Değerlendirmeyi Yapan: Yusuf Murat
Çalıştığı Kurum: Adalet Bakanlığı

YENİ C.M.K. VE SUÇLA MÜCADELE

Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu 4 Aralık 2004 tarihinde mecliste kabul edildi. Yasa ceza muhakemesi hukukumuza bir çok yenilikler getirdi. Bunların en başta gelenleri ise suçla mücadele ile ilgili olanlarıdır.

Suçla mücadele, iki yönlü olarak ele alınmaktadır. Bunlardan birincisi suçun önlenmesidir. Bu durumda suç işlenmesinin önüne geçilerek ?suç olgusu? nun ortaya çıkması engellenir. Buna ?suçların idari önlenmesi? de denilebilir. Bu önleme tarzında eğitim ve idari (polisiye) önlemler söz konusudur. Polisiye önlemlerle tüm suçları önlemeye çalışmak, hak ve özgürlükleri kullanmayı zora sokacağından sadece bu yöntem kullanılarak suçla mücadele edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle suçla mücadelede ikinci bir yöntem olan ?adli önleme? gündeme gelmektedir. Bu yöntem de ise suç sayılan fiilleri işleyenlerin, şiddet kullanma tekeline sahip devlet tarafından cezalandırılmaları ve cezalandırılma korkusuyla suç işlenmesinin önüne geçilmesi söz konusudur. Hemen söylemek gerekir ki, bu yöntemlerin her ikisinin de hukuk devleti ilkeleri ve insan haklarna uygun ve etkili şekilde kullanılması durumunda suçla mücadele edilebilir. Yeni C.M.K. da ?suçla mücadele? bakımından getirilen yenilikler şu başlıklar altında incelenebilir.

İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması

Yasanın135.maddesindeki bu düzenleme daha önce CMUK'ta yer almıyordu. Bu düzenlemenin bir benzeri 4422 sy. yasada vardı. Ancak 4422 sy.yasadaki düzenleme sadece çıkar amaçlı suç örgütleri hakkında uygulanabiliyordu ve sadece DGM. Hakimi bu kararı verebilmekteydi. Yeni düzenleme ile telefon dinlenmesi ve diğer iletişim araçlarının tespit ve kayda alınmasına konu olabilecek suçların sayısı artırılmıştır. Yani artık daha fazla suç bakımından bu yolun işletilmesi mümkün hale getirilmiştir. Bu bağlamda cep telefonlarının sinyal yerinin tespit edilmesi konusundaki düzenleme de suçla mücadeleyi kolaylaştırıcıdır.

Önceki düzenlemeden farklı olarak bu hususta tüm hakim ve savcıların yetkili kılınması da olumlu bir gelişmedir. Ayrıca bu hususta telefonları dinlenen kişiler dışındaki kişilerin suç işlediğinin öğrenilmesi veya dinlemeye konu olan suç dışındaki bir suçun öğrenilmesi durumunda bu kişi ve suçların da soruşturulabileceği hükme bağlanmıştır.

Gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi

Yasanın 139.maddesinde düzenlenen bu husus, hukukumuza ilk kez girmiştir. Artık hakim ve savcı kararıyla ?gizli bir görevli? kullanılmak suretiyle, işlenildiği düşünülen bazı suçlar için delil elde edilebilecek ve ülkemizdeki bulunan organize suç örgütleri bu gizli görevlilerin çalışmasıyla çökertilebilecektir.

Teknik araçlarla izleme

Yasanın 140. maddesine göre, bazı suçlar bakımından, bu suçları işlediği düşünülen kimselerin kamuya açık yerlerdeki ve iş yerlerindeki faaliyetlerinin teknik araçlarla izlenmesi mümkündür. Bu kurum da hukukumuza ilk kez giren ve suçla mücadelede çok faydalı olacağı düşünülen bir kurumdur.

Cumhuriyet savcısının konumu

Yasanın 160 ve 161. maddeleriyle suçların soruşturulması konusunda cumhuriyet savcısının konumu güçlendirilerek suç soruşturmalarının savcıların idaresi altında yapılacağı düzenlenmiştir. Savcıların kolluk güçlerine sözlü emir verebilme yetkisiyle donatılması ve kolluk amirleri hakkında adli görevleri bakımından savcıların doğrudan adli soruşturma açabilmeleri de olumlu bir gelişmedir.

Adli kolluk

Yasanın 164. maddesinde adli kolluk kurumu düzenlenmektedir. Ülkemizde özellikle kolluk güçlerinin ?kurumsal bir alınganlık ve alışkanlıkla? yaklaştığı ve olumsuz tavır takındığı adli kolluk düzenlemesi, yasalarımızda ilk defa yer alan bir kurum değildir. 1937 tarihli emniyet teşkilatı kanununda da bu kurum yer almıştır. Ancak bugüne kadar hayata geçirilememişti. Yasa, idareden tamamen bağımsız bir adli kolluk gücü öngörmemektedir. Suç soruşturmasının bütün yükünü yüklenen savcıların kolluk gücü üzerinde birtakım yetkilerinin bulunması şarttır. Bu husus yasayla kısmen sağlanmaya çalışılmıştır. Savcıya bağlı olarak suçları soruşturmak, kolluk güçlerini de rahatlatacaktır. Bu düzenlemeyle kolluk güçlerinin suçla mücadelede zaafa uğratıldığını söylemek, gerçekçi değildir. Aslında bu yönde bir düzenlemenin bulunmaması savcılık kurumunu, ?yetkileri çok, imkanları yok? bir kurum haline getirerek etkisizleştiriyordu. Bu düzenleme, yeterli olmamakla birlikte, savcılarla kolluk güçlerini ilişkilendirmesi bakımından oldukça önemli ve suçla mücadele açısından olumlu bir gelişmedir.

Kaçakların yargılanması

Yasanın 247.maddesine göre, hakkındaki kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişilerin duruşmaya getirilebilmesi için Türkiye'de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına el konulabilecektir. Bu düzenleme ile cezadan kurtulmak maksadıyla kaçan kişilerin duruşmaya getirilmesi amaçlanmaktadır. Böylece suçla mücadelede önemli bir adım daha atılarak suçların cezasız kalmasının önüne geçilmiş olacaktır.

Mahkemelerin istemine cevap verme zorunluluğu

Yasanın 332 maddesine göre, suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı olarak istenilen bilgilere on gün içinde cevap verilmesi zorunludur. Bu yükümlülüğe uymayan kişiler ve yasama dokunulmazlığına sahip olanlar dışındaki kamu görevlileri hakkında doğrudan soruşturma açılabilecektir. Bu düzenleme ile gerekli bilgilerin kısa sürede temin edilerek yargılanmanın daha hızlı yürütülmesi amaçlanmaktadır.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber