RTÜK'te 3A dönemi: Akıl, aile ve ahlakı korumak için proaktif denetim başlıyor
RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, STRATCOM Zirvesi'nde dijital ekosistemin geleceğine dair açıklamalarda bulundu. "Dijital hegemonya kurmak isteyen yapıların karşısında iletişim egemenliğimizi tahkim etmek zorundayız" diyen Daniş; akıl, aile ve ahlakı merkeze alan "3A Formülü"nü duyurdu. Geleneksel denetimden yapay zeka destekli proaktif izleme sistemine geçtiklerini belirten Daniş, dijital medya okuryazarlığının artık bir eğitim konusu değil, ulusal güvenlik meselesi olduğunu vurguladı.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, "Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla Beşiktaş'ta bir otelde düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nin (STRATCOM) "Dijital İletişim Ekosisteminde Küresel Kamuoyunun Dönüşümü" başlıklı panelinde yaptığı konuşmada, her yeni teknolojinin yalnızca bilgi aktarımını değil, aynı zamanda toplumsal algıyı ve kamuoyu oluşum süreçlerini kökten değiştirdiğini söyledi.
Kamuoyunun artık merkezi ve düzenli bilgi dağıtım kurumlarından değil; dağınık, çok katmanlı ve dinamik bir dijital ağ üzerinden oluştuğunu belirten Daniş, yeni düzende bireyin yalnızca içerik tüketicisi değil, aynı zamanda içerik üreticisi ve dağıtıcısı olduğunu kaydetti.
Mehmet Daniş, bu durumun çoğulcu katılımı artırırken bilgi kirliliği, dezenformasyon ve manipülasyon risklerini de beraberinde getirdiğinin altını çizerek "Bugün medya yalnızca aslında hikaye anlatmıyor. Neye güleceğimizi, neye öfkeleneceğimizi ve en önemlisi de belki neyi normal kabul edeceğimizi etkiliyor ve belki de dayatıyor." ifadelerini kullandı.
Güney Koreli yazar Byung-Chul Han'ın Psikopolitika adlı eserinin başında yer verdiği "İstediğim şeyden koru beni" ifadesinin ayrı bir anlam kazandığını vurgulayan Daniş, "Belki de bugün biz bu cümleyi 'İzlediğim şeyden koru beni' olarak anlamalıyız. Burada kastedilen, devletten her şeyi yasaklamasını talep eden bir yaklaşım değildir. Tam tersine bireyin kendi zihinsel ve ahlaki sınırlarını koruma ihtiyacının giderek daha görünür hale gelmesidir. Tıpkı gıdada içindekileri bilmek istediğimiz gibi tıpkı çevresel etkiler konusunda şeffaflık talep etmemiz gibi medya içeriklerinin de insan ve toplum üzerindeki etkisinin gizlenmediği bir düzen beklentisi gün geçtikçe değer kazanmaktadır." diye konuştu.
Daniş, toplumun artık açık biçimde "Beni kandırma, etkiyi gizleme, ne ile muhatap olduğumu bilmek istiyorum." dediğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz RTÜK olarak toplumun bu talebini görmezden gelemeyiz. Kamu düzeni, genel ahlakı, genel sağlığı ve kamu yararını önceleyen sorumlu yayıncılık anlayışımızın merkezinde güçlü bir ilke seti yer almaktadır. Bu çerçevede 3A formülünü esas alıyoruz. Aklın korunması, yani nesnel bilginin bireye iletilmesi, bireyin nesnel bilgiye, doğru bilgiye ulaşabilmesi. Ailenin korunması, maalesef özellikle özgürlük tartışmalarıyla başlayıp bugün adeta çok büyük kampanyalara dönen dijital platformlarda daha da güçlenen LGBT dayatmasını düşünürsek ailenin de aslında bu dijital dönüşümde ne kadar tehdit altında olduğunu görebiliriz. Üçüncüsü de ahlakın korunması. Yine dezenformasyonla, bilgi kirliliğiyle, manipülasyonla aslında birbirine karşı düşman edilen veya karşı karşıya getirilen toplumun bir kesimini düşündüğümüzde ahlakın korunmasının da önemli olduğunu düşünüyoruz."
Bu yaklaşımın yalnızca ulusal bir ilke değil, aynı zamanda evrensel bir sorumluluk anlayışının da ifadesi olduğunu söyleyen Daniş, "İnsanlığın ilerleyişi üretilen bilginin insani normlar ve ahlaki değerlerle işlenerek yeni bir forma dönüştürmesiyle mümkün hale gelmiştir. Bugün bilgiye ulaşma araçlarının sürekli çeşitlendiği bir dünyada medya etiği, kamu yararı ve toplumsal sorumluluk temelli içerik üretimi küresel ölçekte önem arz etmektedir." dedi.
- "Dijital çağın en büyük meydan okumalarından biri doğru bilgiyle yanlış bilginin ayırt edilmesindeki zorluktur"
RTÜK Başkanı Daniş, "Dijital ekosistem, geleneksel medya düzeninin sınırlarını ortadan kaldırmış, ulusal kamuoyunu küresel bir etkileşim alanına dönüştürmüştür. Bu yeni yapı, ülkeler arasında yalnızca bilgi akışını değil, aynı zamanda sorumluluk paylaşımını da zorunlu kılmaktadır. Geleneksel medyanın karşısında artık yapay zeka ve derin öğrenme temelli sentetik medyanın dikkat çeken bir yükselişine şahit oluyoruz. Bu yeni medya düzeni bir yandan verimlilik ve ölçeklenebilirlik sağlarken, diğer yandan dezenformasyon, kimlik manipülasyonu ve gerçeğin aşınması gibi ciddi riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu paradigma değişimi, hakikat, güven ve temsil kavramlarını yeniden tanımlayan, insan merkezli medya anlayışını küresel ölçekte şekillendiren, hibrit bir dönüşüm sürecini başlatmıştır." ifadelerini kullandı.
Bu hibrit dönüşümün aynı zamanda denetim, sorumluluk ve kamu güvenliği anlayışını da yeniden stratejik bir alan haline getirdiğine işaret eden Daniş, "Dijital ekosistemin sağlıklı, adil ve güvenilir şekilde işlemesi, yalnızca ulusal politikalarla değil, bölgesel ve küresel bir dayanışmayla mümkündür. Dijital hegemonya kurmak isteyen yapıların karşısında kendi medeniyet değerlerimizden beslenen ortak bir iletişim ağını tahkim etmek zorundayız. Bu, yalnızca bir tercih değil, kültürel sürekliliğimiz ve iletişim egemenliğimiz açısından stratejik bir zorunluluktur." değerlendirmesini yaptı.
Mehmet Daniş, bu çerçevede üç temel dönüşüm alanına dikkati çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Birincisi, içerik ekosisteminin dönüşümü. Dijital platformlar algoritmalar aracılığıyla hangi içeriğin görünür olacağını belirlemektedir. Bu durum kamuoyunun organik oluşumunu etkilemekte ve zaman zaman yönlendirilmiş algılar yaratmaktadır. Artık, 'Görünür olan gerçek midir?' sorusu her zamankinden daha kritik bir hale gelmiştir. İkincisi, güven ve doğruluk krizi. Dijital çağın en büyük meydan okumalarından biri doğru bilgiyle yanlış bilginin ayırt edilmesindeki zorluktur. Deepfake teknolojileri, bot hesaplar ve organize dezenformasyon kampanyaları kamuoyunun güven temelini sarsmaktadır. Bu noktada dijital medya okuryazarlığı yalnızca bir eğitim konusu değil, ulusal güvenlik meselesi haline gelmiştir. Üçüncüsü, kültürel ve değer temelli etkiler. Küresel dijital akışlar yerel kültürleri hem zenginleştirmekte hem de tehdit edebilmektedir. Özellikle genç nesillerin maruz kaldığı içeriklerin toplumsal değerler üzerindeki etkisi göz ardı edilemez. Bu nedenle yerli ve milli içerik üretiminin desteklenmesi stratejik bir öncelik olmalıdır."
RTÜK olarak vizyonlarını üç temel eksen üzerinde şekillendirdiklerini kaydeden Daniş, "Bir, proaktif düzenleme yaklaşımı. Geleneksel reaktif denetim mekanizmalarının ötesine geçilerek riskleri önceden öngören ve önleyici politikalar geliştiren bir anlayışı esas alıyoruz. Yapay zeka destekli izleme sistemleri bu süreçte önemli bir rol oynayacaktır ve biz de izleme teknolojimizi şu anda buna göre uyarlıyoruz. İki, uluslararası işbirliği, dijital platformlar ulus ötesi yapılar olduğu için düzenleme ve uluslararası koordinasyon gerektiriyor. RTÜK'ün küresel düzenleyici ağlarda oynadığı ileri önleyici ve insan odaklı diplomatik aktif rol, uluslararası işbirliklerine katkı sunmaktadır." ifadelerini kullandı.
Üçüncü eksenin Dijital Medya Okuryazarlığı'nın yaygınlaştırılması olduğunu belirten Daniş, 500'ün üzerinde medya okuryazarlığı programı düzenlediklerini, son yıllarda bunu güncelleyerek dijital medya okuryazarlığı yaptıklarını ve özellikle gençlere bu konuda eğitimler vermeyi kendilerine öncelik olarak koyduklarını ve çalışmalarına devam ettiklerini söyledi.
RTÜK Başkanı Daniş, 2018 yılında mevzuatta yaptıkları değişiklikle sosyal medya hariç dijital platformları denetim kapsamına aldıklarını aktardı.
- "Daha güvenli bir iletişim dünyası inşa edebiliriz"
Dijital iletişim ekosisteminin sınır ötesi bir yapıya sahip olduğunu dile getiren Daniş, bu nedenle düzenleyici otoriteler arasındaki işbirliğinin büyük önem taşıdığını, başta Arnavutluk ve Azerbaycan'daki muadil otoriteler olmak üzere ikili işbirliklerini ileri düzeyde sürdürdüklerini, denetim paylaşımı, ortak eğitim programları ve teknik işbirlikleri gerçekleştirdiklerini belirtti.
Mehmet Daniş, Avrupa Düzenleyici Otoriteler Platformu (EPRA), Karadeniz Yayıncılık Düzenleyici Otoriteleri Forumu (BRAF), İslam Ülkeleri Yayıncılık Düzenleyici Otoriteleri Forumu (IBRAF) ve yakın zamanda kurulması planlanan Türk Devletleri Yayıncılık Düzenleyici Otoriteler Forumu (T-BRAF) gibi kurucusu oldukları ve sekretaryasını yürüttükleri platformlar aracılığıyla da bölgesel, küresel ölçekte koordinasyon ve dayanışmayı güçlendirmeye gayret ettiklerini ifade etti.
Daniş, "Sonuç olarak, teknoloji kaderimizin belirleyicisi olmamalıdır, teknoloji bizim için ancak bir araçtır. Dijital iletişim ekosisteminde kamuoyunun dönüşümü bir savrulma olmak zorunda değildir. Doğru regülasyon, güçlü irade ve etik değerleri merkeze alan bir yaklaşımla daha güvenli bir iletişim dünyası inşa edebiliriz." dedi.
RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, ekranlarda ve dijital mecralarda düzenleme ve denetleme faaliyetlerine kararlılıkla devam ettiklerini ve edeceklerini kaydetti.
Geleneksel medyanın etkisinin azalmasıyla devletler ve kurumların iletişim stratejilerini tasarlarken nelere dikkat etmesi gerektiğine değinen Daniş, teknolojik olarak süratle dönüşmek gerektiğini, bölgesel ve uluslararası birlikteliklerin çok önemli olduğunu düşündüğünü dile getirdi.