Bakan Tekin: 100 öğrenciden 43'ü artık meslek lisesini tercih ediyor
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, meslek liselerine yönelimin her yıl arttığını açıkladı. Bu eğitim öğretim döneminde 9. sınıfa kayıt yaptıran her 100 öğrenciden 43'ünün meslek lisesini tercih ettiğini belirten Tekin, Türkiye'nin OECD standartlarına yaklaştığını vurguladı.
BAKAN TEKİN: Mesleki ve teknik eğitim konusu bizim açımızdan can alıcı
bir konu. İki açıdan önemli. Bir tanesi, Türkiye'deki demokratikleşme süreci
açısından çok mağdur edilen bir kitle meslek liseleri. 28 Şubat'ta öğrenci sayısı
yarı yarıyadan daha fazla azalan bir okul grubundan bahsediyoruz. Daha önce
sınavla öğrenci alan meslek liseleri, katsayı engeli ile bir anda öğrenci bulamama
riskiyle karşı karşıya kalmıştı. Dolayısıyla 2010 yılında katsayı mağduriyetinin
giderilmiş olması, demokratikleşme göstergeleri açısından önemli.
Bir diğer konu, bütün uluslararası çalışmalarda, akademik çalışmalarda ülkelerin
milli gelirleri ile insan kaynaklarının yetkinlikleri arasında çok paralel bir
ilişki var. İnsan kaynaklarını doğru ve uygun standartlarda yetiştiren ülkelerin
milli gelirleri, diğer ülkelere göre daha rasyonel bir zemine oturuyor. Biz
de buradan hareketle hem bu demokratikleşme açısından hem de insan kaynağının
doğru yetiştirilmesi açısından mesleki ve teknik eğitim veren ortaöğretim kurumlarına
özel bir önem gösterdik.
Bilhassa 2013 yılından itibaren attığımız adımlar, 2014'te dershanelere yönelik
kanunla başlayan süreç mesleki ve teknik eğitimde bir kırılma. Çünkü orada mesleki
ve teknik eğitimle ilgili olarak özellikle proje okul formatıyla meslek liselerinde
çok farklı bir ivme yakalandı.
O dönem şunları yaptık. İl il gezerek hem meslek liselerimizde ihtiyaç kalmayan
programları, bölümleri kapatıp yerlerine yeni bölümler açıldı hem de yeni açtığımız
bölümlerin programları revize edildi.
Mesleki ve teknik eğitimin içeriği ile ilgili konuya girdiğimizde de birkaç
sorun var. İl il gezdiğimizde bize dendi ki meslek liselerinde bir, öğrenci
azaldı, öğrenciler için yeniden cazip hale getirilmesi lazım. İki, ihtiyaç olmayan
bölümler var, 1930'da, 1940'ta açılmış ama artık ihtiyaç duyulmayan bölümler
var. Yeni bölümlere ihtiyaç var, onların açılması lazım. Yeni açılacak bölümler
ya da mevcut bölümlerden devam edeceklerin programları yani müfredatları çok
eski veya okullarımızdaki teknik imkanlar ve öğretmenlerimizin bu konudaki yetkinlikleri
ile ilgili eleştiriler var. Biz dedik ki bunların hepsini giderecek mekanizmalar
geliştirmemiz lazım. 2014'te o meşhur dershane kanunundaki proje okul bize bu
imkanı sundu. Oturduk biz bu okulların müfredatlarını sektörle beraber belirlemeye
başladık. Diyelim İvedik OSB'nin içerisinde ne tür yetişmiş elemana ihtiyaç
var, hangi formatta, hangi formasyonda yetişmiş olmasına ihtiyaç var, hangi
yetkinlikleri kazanmasına ihtiyaç varsa oturalım buradaki sektörle beraber karar
verelim dedik. Bu bizim için çok önemli bir adımdı.
Proje okul formatının bize kazandırdığı bir diğer şey, sektörde ihtiyaç duyduğumuz
yetkinlikteki öğrenciyi yetiştirmek konusunda eğer öğretmenlerimizin bir eksiklikleri
varsa sektörü bilen, sektörün içinde çalışan uygun profildeki kişilerin ders
vermesini sağlamış olduk. O da bizim için çok önemliydi. Bunları yaptık.
Sonra bir başka husus devreye girdi. Dedik ki tamam, öğretim programlarını,
bölümleri revize ettik. Eğitim kadrosu ile ilgili böyle kararlar aldık ama bu
çocuklar sadece teorik eğitimle yetinebilirler mi, sadece teorik eğitim sorunu
çözer mi? Sadece teorik eğitim çözmez mantığından hareketle özellikle işbaşı
eğitimi ve staj uygulamalarını yaygınlaştıran düzenlemelere ağırlık verdik.
Bu kez de sektör bize şunu söyledi. Bize gönderdiğiniz çocuklara devlet teşvik
verecek mi? Biz orada bir adım daha attık ve sektörde işbaşı eğitimlerini almak
üzere gönderdiğimiz çocuklar için çocuklarımızın ustalık ve kalfalık durumlarına
göre asgari ücretin yüzde 30'u ve yüzde 50'si oranında teşvik uygulaması başlattık.
Yani çocuğu işbaşı eğitimi için, staj için bir işletmeye gönderdiğimizde cebine
asgari ücretin yüzde 30'u ya da yüzde 50'si kadar harçlık vermeye başladık.
Bu da çok önemli bir şey. Bunların hepsini, özellikle 2014'ten itibaren sektörle
sürekli, her aşamada görüşerek yaptık.
Sonra çocuklarımızın iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı sigortalanmasıyla
ilgili olarak bir süreci başlattık. Tabii bu tek taraflı bir ilişki değil.
Karşı taraftan da yani çocuklarımızı işbaşı eğitimine gönderdiğimiz işletmelerden
de taleplerimiz var. Bir, istihdamla ilgili taleplerimiz var. Yani çocukların
mezun olduktan sonra uygun koşullarda istihdamlarını sağlamamız lazım. İki,
en çok hassas olduğumuz yer, illerde valilerin, ilçelerde kaymakamların kontrolünde
iş sağlığı ve iş güvenliği ilkeleri açısından iş yerlerinin tespiti ve protokol
imzalanması. Hangi iş yerleriyle protokol imzalanacak, Öyle her önüne gelen
iş yeriyle protokol imzalamıyoruz. Hem bizim tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerdeki
iş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili ilkeler hem Anayasamız, kanunlarımız.
Bu çerçevede iş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili kamu otoriteleri ki Türkiye'de
bu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgi alanına giriyor, onların akredite
ettiği, uygun bulduğu kriterlerde olan iş yerlerine çocukları gönderdik, bu
da bizim için çok önemli bir hassasiyet.
Üçüncüsü, bu süreci başlattıktan sonra bizim iş sağlığı ve iş güvenliği açısından
rutin kontrol periyotlarımız var. Her bir çocuğumuz işbaşı eğitimi için bir
iş yerine gittiği zaman onun bir koordinatör öğretmeni var, bu koordinatör öğretmenimiz
belirli aralıklarla, haftalık, 10 günlük, 15 günlük periyotlarla çocuğu iş yerinde
ziyaret ediyor. Bizim zaten aldığımız o iş sağlığı ve iş güvenliği açısından
tedbirlere uyulup uyulmadığını ve çocuğun branşıyla ilgili işte yetiştirilmek
üzere eğitim alıp almadığını koordinatör öğretmenimiz kontrol eder. Aynı zamanda
işletmede mesleki eğitim sürecini kontrol etmek için çok yakın zamanda mobil
uygulama takip sistemini hayata geçirdik. Bu da bizim için önemli. Bu kapsamda,
2024 yılında öğrencilerimizin işletmede uygulamalı eğitim yaptığı 253 bin işletme
denetlendi, 23 bin 252 işletmenin uygunsuz olduğu gerekçesiyle sözleşmeleri
feshedildi.
Yine aynı şekilde bu protokolleri yaptığımız işletmelere öncesinde iş sağlığı
ve iş güvenliği eğitimleri veriyoruz.
Dolayısıyla mesleki ve teknik eğitimle ilgili bu türden tedbirlerle süreci
yürüttük. Ardından şöyle bir durum karşımıza çıktı. Eski adıyla çıraklık eğitim
merkezleri, zorunlu eğitimin 12 yıl olması sebebiyle kapanmış durumdaydı. Bu
kez yine 12 yıllık zorunlu eğitimden taviz vermeden, 12 yıllık zorunlu eğitim
içerisinde çocuklarımızın işbaşı eğitimlerini daha yoğun yaptıkları MESEM uygulamalarını
başlattık. Mesleki eğitim merkezlerini zorunlu eğitimin bir parçasına dönüştürdük.
Yani asgari kriterlerde bir ortaöğretim öğrencisinin alması gereken dersleri
verip yanında daha yoğun bir biçimde işletmede zaman geçirdiği bir programı
başlattık. Bunların hepsi 2014, 2015 ve 2016'lı yıllarda. Her attığımız adımdan
sonra, nasıl sonuç elde ettik diye sektörle değerlendirme yapıyorduk.
Sonra bir başka konu, bazı branşları, bazı alanları da Türkiye'nin insan kaynağı
açısından farklı bir yere oturtuyoruz. Cumhurbaşkanlığı Strateji Başkanlığı,
onların belirlediği bazı branşlarda öğrencilere ilave olarak teşvikler de ödemeye
başladık. OSB'lerin içinde ve dışında açılan meslek liselerinde, özel meslek
liselerindeki öğrencilere branşlara göre teşvik veriyoruz. Stratejik alanlarda
ara eleman yetiştirmek konusunda böyle bir adım attık.
2023'te Milli Eğitim Bakanı olduktan sonra bütün illerde il istihdam kurullarını
aktif hale getirdik. Diyelim Bilecik'te ne tür bir personele ihtiyaç var, hangi
sanayi, hangi sektör gelişiyor, o kurul bize oradan kendi ili ile ilgili tanımlamasını
veriyor, biz de meslek liselerimizi ona göre revize ediyoruz. Gördük ki çok
farklı sektörel ihtiyaçlar ortaya çıkmış.
Bunların hepsini yeniden bir mevzuat formuna kavuşturarak 2024 yılı yaz aylarında
Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesi, Sayın Cumhurbaşkanımızın imzasıyla
yayımlandı. Orada da yeni bazı adımlar attık. Bölge okulları kurduk. Sektör
içi ve sektöre entegre okullar kurduk. Meslek liselerimizin tamamını bir daha
gözden geçirdik. Hem ihtiyaç olmayan programları kapatalım hem de yeni ihtiyaçlara
göre yeni programlar açalım, bu programları açarken de sektörle beraber yapalım
diye bir çalışmanın içerisine girdik.
Bununla beraber başka bir adım daha attık. Çocuklarımız, işletmelerde staja
gidiyor, bir de bugün gezdiğimiz gibi okulların içerisinde atölyelerimiz var.
O zaman öyle bir şey yapmamız lazım ki atölyelerimizin standartlarının öğrencilerimizin
en iyi şekilde eğitim alabileceği şekilde donanımlı hale gelmesi lazım. Buna
ciddi bir kaynak ayırdık.
Meslek liselerimizin atölye ve laboratuvarlarının yeni ihtiyaçlara göre reorganizasyonu
ile ilgili bir adım attık. Hem iç kaynaklardan hem genel bütçeden hem de uluslararası
kaynaklardan şu an meslek liselerimizin atölye ve laboratuvarlarını ciddi şekilde
reorganize ediyoruz. Yeni cihazlar, yeni laboratuvarlar, atölyenin ihtiyaç duyduğu
donatım malzemeleri almaya başladık. "Dijital İkiz" diye bir proje
başlattık mesela. Şu an Türkiye'de 10 okulda uyguluyoruz. Geçtiğimiz aralık
ayında Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızla beraber tanıtımını yaptık. Mesela otomotiv
bölümümüzdeki çocuklarımız. Artık çok fazla otomotiv markası var, çok farklı
çalışan araçlar var. Bu araçların onarımı, tamiri ile ilgili olarak hepsini
görme imkanları yok. Atölyemizde ya da herhangi bir işletmede bütün modelleri
görme ihtimali yok. Onu ne yapıyoruz şimdi? Sanal ortamda çocuklarımızın elektrikli
ya da yakıt türü farklı olan, çalışma mekaniği farklı olan, modeli farklı olan
bütün araç türlerini elektronik ortamda görebilecekleri bir sanal proje başlamış
oldu. Yani çocuk açıyor, x model bir aracın, herhangi bir yılda üretilmiş bir
aracın çalışma sistemine göre nasıl tamir edileceğini, neresine nasıl dokunuşlarda
bulunulacağını bilgisayar ortamında görebiliyor. Simülatör gibi yani. Hata yaparsa
nasıl sonuçlanacağını da görüyor. Bu da atölyelerimizde sadece otomotiv için
değil diğer alanlar için de kullanacağımız yeni bir şey.
Biz bu ay ciddi şekilde mesleki ve teknik eğitime odaklanacağız. Bu hafta Antalya'da,
mesleki ve teknik eğitim öğrencilerimiz arasında her yıl yaptığımız robot yarışmasının
18.'sini gerçekleştireceğiz. O da çocuklarımızın, öğretmenlerimizin heyecanla
beklediği bir şey.
Meslek liseleri ile ilgili yeni çalışmalar ya da projeler hayata geçirilecek
mi?
Biz şu an doğru adımlar atarak mesleki eğitimle ilgili yeni daha bir atılım
gerçekleştiriyoruz.
Muhalefetin bu meseleler üzerinden çok yoğun eleştiri yapmasının sebebi de burası.
Her gittiğimiz yerde ticaret odaları, sanayi odaları bize bu konularda teşekkür
ediyor. Benzeri okul önerileriyle geliyorlar, program önerileriyle geliyorlar.
Mesleki eğitimde geleceği yakalamak, değişen üretim ihtiyaçlarına karşılık vermek
amacıyla Siber Güvenlik, Yapay Zeka, Endüstriyel Kalite Kontrol, Havacılık ve
Uzay Teknolojisi ve Gastronomi ve Mutfak Sanatları alanlarını açtık ve açmaya
devam edeceğiz. Biz bunları konuşalım istiyoruz bu ay.
İşbaşı eğitimlerinin ardından istihdama kazandırılan öğrenci sayıları ile
ilgili hedeflerinize ulaştınız mı? 2013'ten bu yana mesleki eğitime ilgi ne
durumda?
Uluslararası ortalamaları hemen hemen yakalamış durumdayız. Şu anda en kalabalık
ortaöğretim birimiz mesleki ve teknik eğitim. Ortalama yaklaşık yüzde 41. Yani
100 öğrenciden 41'i meslek lisesine gidiyor. Bu yıl meslek lisesini tercih edenlerde
o oran yüzde 43. Bu eğitim öğretim döneminde ilk defa 9. sınıfa kayıt yaptıran
100 öğrenciden 43'ü meslek lisesine kayıt yaptırdı. Yani mesleki ve teknik eğitime
yönelim sürekli artıyor. Tabii mesleki ve teknik eğitime yönelen çocuklarımızın
hepsi doğrudan sektörde istihdam edilmiyor. Yükseköğretime de devam edenler
var. Ama sektör tarafından ciddi şekilde bu öğrencilerimizin istihdamı yapılıyor.
Bunu talepten görüyoruz. Ciddi bir taleple karşı karşıyayız.
Bu yıl biliyorsunuz sektör içi okulların sayısı 6'ya çıktı. Çok ciddi şekilde
talep var. Biz de biraz ince eleyip sık dokuyarak izin veriyoruz. Bu yeni bir
model, 2025-2026 döneminde başlattık bunu.
Meslek liselerine yönelik algının daha olumlu bir noktaya taşınmasına yönelik
çalışmalarınız var mı?
Şunu unutmayalım. Darbeler insanların ve toplumların zihinlerinde travmalara sebebiyet veriyor. Bu travmalar da öyle çabucak atlatılmıyor. Toplumsal travmalarımız var. Bunların aşılması gerekiyor. Şu an hem imam hatip okulları için hem meslek liseleri için 28 Şubat öncesindeki noktaya gelmiş durumdayız. Ama insanların hala bu konuda tereddütleri var. Bence bizim çalışmalarımız kadar toplumun demokrasiye, insan haklarına, sivil siyasete sahip çıkma içgüdüsü de bu algının düzelmesi konusunda katkı sağlayacak.
Almanya eski Başbakanı Olaf Scholz, "Ülke olarak daha önce mühendisler
ülkesiydik, şimdi avukatlar ülkesine dönüştük" dedi. Yani dünyada böyle
bir trend de var. Şu an ara elemana duyulan ihtiyacı karşılayabilecek düzeyde
miyiz?
Biz ara eleman demiyoruz artık, aranan eleman diyoruz. Şu an biz sektörle beraber bunu yetiştirmeye çalışıyoruz. En çok duyulmasını istediğim şey, sektörün bu anlamda ihtiyaç duyduğu nitelikli elemanların branşlarını bizimle gelip paylaşırlarsa ihtiyaç duydukları yetkinlikteki kişileri beraber yetiştiririz. Ben bunu söylüyorum. TOBB'daki toplantılarda da illeri ziyaret ettiğimde ticaret sanayi odalarıyla yaptığımız toplantılarda da bunları söylüyorum. Gelin beraber yapalım. Biz bu programları yaparız, öğretim programlarını revize ederiz, çocukları yetiştiririz, okulu yaparız vs. Sizden bunun karşılığında istediğimiz şey çocuklarımızın hem istihdamında hem de iş yeri açmalarında kendilerine destek olun. Şu an sektörle epeyce işbirliği içerisindeyiz. Yüzde 43 rakamını yeterli görmüyorum ama iyi bir noktaya geldiğimizi söylemek istiyorum. Hemen hemen OECD standartlarındayız şu anda.
Zamanında çocukların kabiliyetini keşfedebilen öğretmenler doğru yönlendiriyorlar.
Belli bir yaştan sonra kabiliyetler keşfedilmeyince çoğu zaman aslında meslek
lisesine gitmemesi gerekenler meslek lisesine gidiyor, İletişim Fakültesine
gitmemesi gereken İletişim Fakültesine gidiyor. Bu oranı yüzde 50 de yapsanız
bunların ne kadarı acaba bu alanda kabiliyetli?
Tek başına ortaöğretim düzeyinde verilecek bir eğitimle bu sorun çözülür demiyoruz
zaten biz.
Herkes mesleki ve teknik eğitime ilişkin 28 Şubat travmasının yarattığı bu olumsuz
algıdan hareketle, çocuğunun akademik eğitim almasını istiyor.
Mesleki ve teknik eğitimle ilgili oluşan olumsuz havanın dağılması lazım. Onu
hep beraber dağıtacağız. Yavaş yavaş olacak bu. Bu konuda başka projeler başlattık.
Çocuklarımızın mesleki yönelimleriyle ilgili TÜBİTAK'la ortak hazırladığımız
"Mesleki Eğilim Belirleme Bataryası" projesi var. İçeriği şu, ortaokullardaki
çocuklarımızın mesleki eğilimleriyle ilgili testleri yapıyoruz. Bizim mesleki
eğilim testlerimiz ne olursa olsun, mahalle baskısı, toplumun beklentileri,
aile beklentileri biraz öğrenciyi yönlendirebiliyor. Okullara gittiğimizde çocuklar
"Aslında ben şunu istiyorum ama annem, babam şöyle istiyor, ben şu liseye
gitmek istiyorum ama annem, babam şu liseye gitmemi istiyor." diyebiliyor.
Bunların hepsi bu toplumsal algı ile ilgili. Biz bunu yapıyoruz, velilere bunu
söylüyoruz, artık takdir velilerin.
Aynı zamanda öğrencilerimizin erken yaşta ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerini
sağlamak amacıyla 7. sınıf ve üzeri öğrenciler için zanaat atölyelerini ve meslek
ortaokullarını açtık.
Son dönemde üniversite tercihlerinde bile bu tür sorunlar yaşanıyor. Ailelerin
yönlendirmesiyle seçtiği okulun dışındaki alanlarda hayatını sürdürmek isteyen
öğrencilerin sayısının fazla olduğunu görüyoruz.
Çocuklar okumak istedikleri bölümleri acaba kendi yeteneklerine uygun olduğu için mi tercih etmek istiyorlar yoksa sosyal medya platformları, dizi platformları ve benzeri yerlerde yönlendirildikleri için mi? Mesela psikoloji okumak isteyen çok çocuk var. Acaba dizi sektöründen mi etkileniyorlar? Orada bazı mesleklere bir yönlendirme var gibi geliyor bana. Ben bu yönlendirme süreçlerinin çocuklarımızın meslek tercihlerini etkilemesinin doğru bir şey olduğunu düşünmüyorum. Biz okullarda şunu yapmak istiyoruz, bahsettiğimiz TÜBİTAK'la ortak yürüttüğümüz proje ile çocuklarımızın mesleki eğilimlerini görelim, rehberlik edelim. Veliler ortaöğretim tercihlerini buna göre yapsınlar. Tabii bizimki hukuken zorunlu tutacağımız bir yönlendirme değil. Evet, bu testlerle yapıyoruz, şu anda başladı, uyguluyoruz. 8. sınıflarda rehber öğretmenlerimiz çocuklarımızı ortaöğretim kurumlarına yönlendiriyorlar. Ama veli bunu ne kadar dikkate alacak, onu bilmiyoruz.
Devlet teşviki ya da özel sektör teşviki ile iş yeri sahibi olan meslek lisesi
mezunlarının sayısı nedir?
Şu an yaklaşık 3400 meslek lisemiz var. Bunların hepsini aynı perspektifle gözden geçirdik, hepsi proje okul formatında, sektörle beraber çalıştırıyoruz dersem yanlış olmaz. 3400 okuldan yaklaşık olarak 500'ünden mezun olan çocukların istihdamıyla ilgili problemimiz yok. Onlar sektörde anında istihdam ediliyor. Çünkü sektörle beraber yetiştiriyoruz. Ama diğer okullarımızı da peyderpey bu şekilde dönüştürüyoruz.
MESEM'lerle ilgili muhalefetin "Bakanlık çocukları ölüme gönderiyor"
şeklinde eleştirileri oluyor. Bunlara cevabınız ne olur?
Bu ithamı bize yöneltenlere aynen iade ediyorum. Biz 223 bin işletmeye öğrenci
gönderiyoruz. Bunların her birisiyle ilgili, eğitim öğretim döneminin başında
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirlenen iş sağlığı ve iş
güvenliği kriterlerine uygun olup olmadığı açısından komisyonumuz kararını veriyor,
uygundur diyor. Sonra oradaki kişilere iş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili
yine Çalışma Bakanlığının belirlediği eğitimler veriliyor. Sonra çocuğu gönderiyoruz,
çocuğu gönderdikten sonra öğretmenimiz haftada bir mutlaka oraya gidiyor, çocuğun
çalıştığı yeri görüyor. Şikayet üzerine müfettişlerimiz gittiğinde denetim yapıyorlar.
Ya da iş sağlığı ve iş güvenliği ihmaliyle ilgili en küçük bir şikayet geldiğinde
biz anında sözleşmeyi feshediyoruz ve çocuğu göndermekten vazgeçiyoruz. Şimdi
bu kadar yoğun tedbirlerimizi alıyoruz, buna rağmen kazalar oluyor. Çok büyük
işletmelerde de oldu küçük işletmelerde oluyor.
Kaza olma ihtimali var diye mesleki eğitimden, çocuklarımızın kendini geliştirmesinden
vazgeçelim demek, doğru değil.
Çocuklarımız teorik olarak aldıkları eğitimin sahada bir karşılığı olmayınca
nasıl o alanda yetişmiş olacaklar?
Bu çocuklar bizim çocuklarımız, biz bütün tedbirleri alıyoruz ama tüm bu tedbirlere
rağmen maalesef bizi de çok üzen kazalar olabiliyor. Ama muhalefetin çözüm önerisi
de yok zaten.
23 bine yakın işletmenin bu yıl sözleşmesini iptal ettik. Bunlara tekrar öğrenci
vermiyoruz. İş sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini almadığı için veyahut da
başka tür eksikliklerden dolayı o işletmeye artık öğrenci göndermiyoruz.
Aranan eleman olarak mesleki eğitim alanların üretimde ve girişimcilik alanında
bulunması için hangi çalışmaları yapıyorsunuz?
Biz sanayi odaları, ticaret odaları, MÜSİAD, TÜSİAD, vb. bunlarla protokol
yaparken diyoruz ki sizin neye ihtiyacınız var, biz ona göre yetiştirelim. Siz
de bu okullarımızdaki öğrencilerimizin hem staj eğitimlerini hem de istihdamlarını
garanti altına alın diye onlarla konuşuyoruz.
Bizim genel müdürlüğümüzün bu konuda sektörle yürüttüğü işler var. Teknik eleman,
tekniker; iş yeri açma konusunda sağladığımız kolaylıklar var. Teşvikler de
var. Gençlik ve Spor Bakanlığının, Aile Bakanlığının iş yeri açan gençlere verdiği
teşvikler var. Sonuçta bizim Bakanlığımız eğitimle ilgili kısım. Arkadaşların
beklentileri şu. Bütün her şeyi devlet yapsın, yetiştirsin, bize versin istiyor.
Ben de diyorum ki öyle olmaz, siz ne veriyorsunuz? Siz buradan mezun olan çocukları
istihdam için, destek için, neler yapıyorsunuz? Onu da görmek lazım şimdi.
Öğretmenlerin yeni teknolojiye adaptasyonu için yapılan çalışmalar var mı?
Mesleki ve teknik eğitimde öğretmen problemi, teknik eğitim fakülteleri kapatıldıktan
sonra orada bir boşluk var. İkincisi, üniversitelerde bu tür eğitimi veren fakültelerden
mezun olan kişilerin sektördeki yenilikleri, sahadaki yenilikleri bilip bilmediklerini
bilmiyoruz. Sektörle beraber yürüyoruz derken kastım buydu. Okullarımızdaki
bütün bu yeniliklerde eğer öğretmenlerimizin alanlarıyla ilgili bir problem
varsa, sektörden yetişmiş eleman, mühendis ya da statüsüne uygun kişilerle takviye
ediyoruz. Veya sektörle beraber çalışarak öğretmenlerimizin sektördeki yenilikleri
takip etmeleri için hem ulusal hem uluslararası fonlarla desteklenen projeler
yürütüyoruz.
Milli Eğitim Akademilerini branş bazlı olarak dizayn ettik. Mesleki ve teknik
eğitim liselerimizde görev yapacak branş öğretmenlerimiz için İstanbul Haydarpaşa'daki
akademimiz buna odaklanmış durumda. Onu da sektörle entegre bir biçimde yürütüyoruz.
Şehrin ihtiyaçlarına göre mesleki eğitimden bahsetmiştiniz. Hangi şehre göre
nasıl bir okul olacak?
İl İstihdam Kurulu diye bir kurul oluşturduk biz. Valinin veya görevlendireceği vali yardımcısının başkanlığında, işte İŞKUR müdürü, çalışma il müdürü vesaire toplanıyorlar ve diyorlar ki oradaki sektör temsilcileri, biz mesela Bilecik'te seramik sanayini geliştirmek istiyoruz. Sektör olarak buraya odaklanacağız. Dolayısıyla o alanda yetişmiş kişiye ihtiyacımız var, biz meslek liselerimizi bu kurulun bizi yönlendireceği programlara göre revize ediyoruz. Orada mesela ihtiyaç olmayan bir programı kapatıyoruz, onun yerine seramik programı açıyoruz. Meslek liselerimizin tamamı bu perspektifle gözden geçiriliyor.