Raftaki dosya açıldı, adalet tecelli etti: Kaza değil, cinayet!
Marmaris'te 2023 yılında "alkollüydü, silahı beline takarken kendini vurdu" denilerek kapatılan Abdullah Uslu dosyası, Adalet Bakanlığı'nın talimatıyla yeniden açıldı. Bilirkişi raporlarından sahte ifadelere, gizlenen kamera kayıtlarından şüpheli tapu devirlerine kadar tüm gerçekler gün yüzüne çıktı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in talimatıyla kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma
Daire Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar meyvesini vermeye başladı.
Eski dosyalar yeniden mercek altına alınırken, Marmaris'te 3 yıl önce "kaza"
olarak değerlendirilip takipsizlik kararı verilen dosya yeniden açılınca, olayın
cinayet olduğu ortaya çıkartıldı.
Muğla'nın Marmaris ilçesinde 28 Mart 2023'te yaşanan ve ilk etapta "talihsiz
bir kaza" olarak kayıtlara geçen nakliyeci Abdullah Uslu'nun ölümü, yürütülen
kapsamlı soruşturma sonucunda çarpıcı bir şekilde yeniden değerlendirildi. Dosyanın
yeniden açılmasıyla ve yürütülen titiz soruşturmayla ortaya çıkan deliller,
olayın bir kaza değil cinayet olduğunu gözler önüne serdi.
"KAZA" DENİLEREK KAPATILMIŞTI
3 yıl önce Marmaris'te yaşanan olayda, 1974 doğumlu Abdullah Uslu'nun eşi ve
komşularıyla ikametinde olduğu sırada, alkollü olduğu ve silahını beline takarken
kazara kendini vurduğu iddiasıyla dosya "taksirle ölüme neden olma"
kapsamında değerlendirilmiş ve takipsizlik kararı verilmişti. Ancak maktulün
kızı Aylin Kızılca söz konusu takipsizlik kararına itiraz etti. Takipsizlik
kararı Muğla 1.Sulh Ceza Hakimliği tarafından kaldırıldı ve soruşturmaya devam
edildi. Yeniden başlatılan soruşturmada, tanık beyanları Marmaris Cumhuriyet
Başsavcılığınca tekrar alındı. Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte dosyada
dikkat çeken ayrıntılara ulaşıldı. Olay günü evde bulunan kişilerin ifadeleri
arasında ciddi çelişkiler olduğu, bilirkişi raporuyla ifadelerin uyuşmadığı
tespit edildi. Maktulün eşi Suna Uslu, komşuları Hanife ve Ergin Ayaydın ile
iletişim kayıtlarında adı geçen Yüksel Kartal da dosyada şüpheli olarak yer
aldı.
SİLAH RAPORU: "KENDİLİĞİNDEN ATEŞ ALMAZ"
18 Nisan 2023 tarihli kriminal rapor, olayın seyrini değiştiren en kritik bulgulardan
biri oldu. Rapora göre: silahın düşme ya da çarpma sonucu kendi kendine ateş
alması mümkün değildi. "Silah düştü patladı" yalanını çürüten bu tespitle
"kaza" ihtimali ortadan kalktı, dosya cinayet soruşturmasına dönüştü.
OLAY YERİ İNCELEMESİ: HER ŞEY ANLATILANIN TERSİNİ SÖYLÜYOR
Olay yeri incelemesinde tüm bulguların ilk soruşturmada anlatılan hikayenin
tam tersini söylediği belirlendi. Olay yerinde yapılan incelemede ikamet kapısının
yan duvarında mermi izi bulunurken, şüphelilerin ölen şahsın havaya ateş ettiği
beyanı çürütüldü. Yine zeminde bulunan mermi çekirdeğinin havaya ateş edildiği
beyanı ile ters olduğu görüldü. Cesedin arkasında 2 boş kovan bulundu. Masa
başından atılan tabancadan çıkan kovanların cesedin arka tarafındaki bulunduğu
konuma gidemeyeceği tespit edildi. Tanık beyanına göre ateşlendiği varsayılırsa
ikametin yan bahçe zemininde olması gereken kovanların ise cesetten yaklaşık
151 cm uzakta olması dikkat çekti. Bilirkişi raporuna göre, "masada otururken
havaya ateş edildi" iddiası fiziken imkansızdı.
ADLİ TIP: YAKIN MESAFEDEN ATEŞ
Adli tıp bulguları ile olayda can veren Abdullah Uslu'nun 20-40 cm mesafeden
vurularak öldürüldüğü tespit edildi. Bu bulgu, kazara ateş alma iddiasını tamamen
çürüttü.
ATIŞ ARTIKLARI: ŞÜPHELİLER OLAYIN İÇİNDEYDİ
Yüz svabı (atış artığı) üzerinde yapılan incelemelerinde: Hanife Ayaydın'ın
yüz ve iki el, Suna Uslu'nun sol el ve Ergin Ayaydın'ın yüz üzerinde atış artığı
bulundu. Bu durum, şüphelilerin olay anında silaha çok yakın olduğunu ya da
doğrudan müdahale ettiklerini ortaya koydu. Yüz svabında atış artığına rastlanabilmesi
için, yüzün ateş anında tabancaya en fazla 45 cm mesafede ve tabancanın ön kısmı,
üst kısmı veya kovan tahliye yönünde bulunması gerektiği kaydedildi.
KAYIP GÜVENLİK KAMERASI BUUNDU
İlk tutanakta "çalışmıyor" denilen güvenlik kamerası sisteminin,
sonradan şüphelilerle bağlantılı bir adreste bulunduğu ortaya çıktı. Üstelik
cihazda olay gününe ait kayıtların olduğu belirlendi. Cihazda olay gününe ait
görüntü kayıtları açılamayınca cihaz incelenmek üzere Emniyet Genel Müdürlüğü
Siber Suçlar Daire Başkanlığı'na gönderildi.
DİNLEMELERDE ŞÜPHELİ KONUŞMALARA ULAŞILDI
CMK 135 kapsamında yapılan dinlemelerde geçen ifadeler soruşturmayı derinleştirdi.
Soruşturma kapsamında taraflar arasında şüpheli telefon görüşmeleri tespit edildi.
Şüpheli Yüksel Kartal ile şüpheli Hanife Ayaydın arasında geçen bir görüşmede,
Kartal'ın "Senin bir ifaden onu yakar, onun bir ifadesi ise seni maddi
yönden yakar" şeklindeki sözlerinin tape kayıtlarına yansıdığı ortaya çıktı.
Soruşturma makamları, bu görüşmenin olayın aydınlatılması açısından önemli bir
veri olduğunu değerlendirdi. Görüşmede geçen ifadelerin, şüpheliler arasında
olay sonrası bir yönlendirme ya da çıkar ilişkisi bulunabileceği ihtimalini
gündeme getirdiği kaydedildi. "Kendiniz öldüreceksiniz adamı ya",
"En azından profesyonel katil demezler" şeklindeki konuşmalar, olayın
planlı olabileceğini ortaya koydu.
ŞÜPHELİ TAPU HAREKETLERİ
Olaydan sonra Suna Uslu'ya ait bazı taşınmazların, Hanife Ayaydın'ın kızı Aslı
Tetik üzerine devredildiği tespit edildi.
EŞİ KONUŞTU, OLAY AYDINLANDI
Maktulün eşi 47 yaşındaki Suna Uslu'nun savcılıkta verdiği yeni ifade, dosyanın seyrini tamamen değiştirdi. Uslu dosyanın seyrini tamamen değiştiren ifadesinde "önceki beyanlarının doğru olmadığını, Hanife Ayaydın tarafından yönlendirildiğini, olay sırasında boğuşma yaşandığını" açıkladı.
KOMŞUSU İLE EŞİ ARASINDA ARBEDE YAŞANMIŞ
Suna Uslu, olay gecesi evde yemek yediklerini ve alkol aldıklarını ifade etti.
Eşinin sarhoş olması nedeniyle komşusu Hanife Ayaydın ile birlikte içeri götürdüklerini
anlatan Suna Uslu olay gecesini şöyle anlattı:
"Bu sırada yemek masasındaki silahı Hanife Ayaydın, eşimin sarhoş halde
sağa sola ateş etmesini engellemek amacıyla aldı. Hanife Ayaydın'ın Abdullah
Uslu'nun sağ koluna, bende sol koluna girdim. Kapı girişine gelindiğinde eşim
silahın Hanife Ayaydın'ın elinde olduğunu fark etti. Suna Uslu, Abdullah Uslu'nun
silahı almaya çalıştığını ve bu sırada aralarında itiş kakış yaşandığını öne
sürdü."
"EŞİMİN YÜZÜNDEN KAN GELDİ"
Suna Uslu, yaşanan itiş kakış sırasında eşi Abdullah Uslu'nun mermiyi silahın
ağzına verdiğini ifade etti. Suna Uslu ifadesine şöyle devam etti: "O sırada
ikimiz de 'Apo ne yapıyorsun?' dedik. Aralarında itiş kakış olurken silah eşimin
bel hizasında patladı. Silah patladıktan sonra yere düştüğünü belirten Suna
Uslu, o an eşinin sol kolunda olduğunu, silaha herhangi bir müdahalesinin bulunmadığını
savundu."
Uslu, olay sonrası eşinin yüzünden kan geldiğini gördüğünü, Hanife Ayaydın'dan
'ay' diye bir ses duyduğunu, ardından Ayaydın'ın içeri girdiğini ifade etti.
OLAY YERİNDE TEMİZLİK YAPMADIM YAPANI GÖRMEDİM
Suna Uslu, olayın ardından yardım istemeye koştuğunu, Abdullah Uslu vurulduktan
sonra silaha, kovanlara, çekirdeğe ya da olay yerindeki herhangi bir delile
dokunmadığını belirtti. Banyo dolabında tespit edildiği belirtilen kanlı parmak
izlerinin kendisine ait olmadığını ileri süren Uslu, "Ben olay yerinde
herhangi bir temizlik yapmadım. Onların olay yerinde temizlik yaptığını görmedim"
dedi.
KAMERALAR BOZUK DEDİLER
İfadesinde kamera kayıt cihazına ilişkin iddialara da değinen Uslu, olay günü
evdeki kameraların kayıt almadığını bildiğini, çünkü yaklaşık 10 gün önce Abdullah
Uslu'nun kameraların çalışmadığını fark ettiğini söyledi. Ancak kameraların
olaydan bir gün önce yeniden bağlandığını kolluk ifadesi sırasında öğrendiğini
belirten Uslu, "Bir gün öncesinde kamera bağlandıysa olay günü kameranın
açık olması lazım" dedi.
KAMERA KAYITI KOMŞUDA ÇIKTI
Suna Uslu, Hanife Ayaydın'ın kendisine kamera kayıt cihazının jandarmada olduğunu
söylediğini, ancak daha sonra cihazın Hanife Ayaydın'ın elinde olduğunun ortaya
çıktığını iddia etti. Uslu, "Ben asla kamera kayıt cihazını Hanife'ye vermedim.
Kendisi yalan söylüyor. Benim kameralardan ve kayıt cihazından haberim bile
yoktu" ifadelerini kullandı.
AĞIZ BİRLİĞİ YAPMIŞLAR
Savcılık ifadesinde daha önceki kolluk beyanıyla çelişen noktalar da Uslu'ya
soruldu. 28 Mart 2023 tarihli kolluk ifadesinde kasadan iki silah ve bir kutu
mermi getirdiğini söylediği hatırlatılan Uslu, savcılıkta "Şimdi hatırladığım
kadarıyla kasadan 1 adet silah ve 1 kutu mermi getirdim" şeklinde beyanda
bulundu. Uslu, önceki ifadesindeki çelişkiye ilişkin olarak ise olaydan önce
Hanife Ayaydın'ın kendisiyle konuştuğunu ve olayı belli bir şekilde anlatmasını
söylediğini öne sürdü. Uslu, "Ağız birliği yaptığımız için kolluk ifademde
o şekilde belirttim" dedi.
Ayrıca Uslu, silahın yere düştüğünü görmediğini daha önce Hanife Ayaydın'a söylediğini,
ancak Ayaydın'ın olayın "silahın yere düşerek patlaması" şeklinde
anlatılmasını istediğini savundu.
KOMŞULARI İLE ORTAK ARAZİ ALMIŞLAR
Soruşturmadaki arazi iddialarına da yanıt veren Uslu, söz konusu arazinin olaydan
önce Abdullah Uslu ile Hanife Ayaydın'ın kızı Aslı tarafından ortak alındığını,
hissenin yüzde 50'sinin Abdullah Uslu'ya, yüzde 50'sinin ise Aslı'ya ait olduğunu
öne sürdü. Uslu, Hanife Ayaydın'ın arazinin kendisiyle ortak alındığını söylemesinin
nedeninin Abdullah Uslu'nun çocuklarının pay almasını engellemek olduğunu iddia
etti.
USLU'NUN CEP TELEFONU SATILMIŞ
Olaydan 15 gün sonra Marmaris'ten ayrıldığını, önce Mersin Tarsus'a, ardından
Ankara'ya gittiğini anlatan Uslu, bunun otobüs biletleri veya telefon kayıtlarından
tespit edilebileceğini söyledi. Abdullah Uslu'ya ait cep telefonunun ise kendisinde
olduğunu, oğlunun telefonunun bozulması üzerine cihazı ona verdiğini, oğlunun
da daha sonra telefonu Samsun'da bir telefoncuya sattığını beyan etti.
"YUVARLAK MASADA YEMEK YEDİK"
Suna Uslu, olay yeri fotoğraflarında gösterilen dikdörtgen masa üzerinde yemek
yemediklerini de savundu. Yemeğin şöminenin yanındaki yuvarlak masada yenildiğini
belirten Uslu, dikdörtgen masanın normalde mutfakta bulunduğunu, dışarı nasıl
getirildiğini ve üzerine yemeklerin nasıl konulduğunu bilmediğini söyledi. İfadelerde
masa çelişkisi belirlendi.
AVUKATINI SUÇLADI
Şüpheli Suna Uslu, kendisine baro tarafından yeni bir avukat isterken, önceki
avukatının kendisini yanlış yönlendirdiğini ifade etti. Eski avukatı Mehmet
Akyol bu şekilde ifade vermesi gerektiğini aksi takdirde kendisinin 'katil'
diye içeri atılacağını belirten Suna Uslu, "Ben bu sebeple Mehmet Akyol'u
müdafim olmaktan azlediyorum." dedi. Suna Uslu, kendisine baro tarafından
yeni bir avukat tahsis edilmesini istediğini, ek beyan vermek istediğini, mevcut
avukatının kendisini yönlendirdiği için doğru ifade vermediğini beyan etti.
DERİN SUÇ ŞÜPHESİ VAR
Marmaris'teki soruşturma kapsamında alınan şüpheli ve tanık ifadeleri, telefon
inceleme tutanakları, teknik raporlar, kolluk tutanakları ve dosya kapsamı birlikte
değerlendirildi. Şüpheliler Hanife Ayaydın ve Suna Uslu hakkında kuvvetli suç
şüphesinin oluştuğuna kanaat getirildi.
Kararda, şüphelilerin soruşturma sürecinde verdikleri ifadelerin teknik raporlarla
uyumlu olmadığı, Suna Uslu'nun ifadelerinde değişiklikler bulunduğu ve bu nedenle
inkar yönündeki savunmalara itibar edilmediği belirtildi.
İKİSİ TUTUKLU İKİSİ ADLİ KONTROLDE
Savcılık yeniden açılan dosyada Abdullah Uslu'nun eşi ev hanımı Suna Uslu,
komşuları fırıncı Ergin Ayaydın ve eşi Hanife Ayaydın ile teknisyen yardımcısı
Yüksel Kartal'ı gözaltına alarak yeniden ifadelerini aldı.
Soruşturma çerçevesinde tutuklamalar geldi. 04 Mayıs 2026 itibarıyla Suna Uslu
ve Hanife Ayaydın tutuklandı. Ergin Ayaydın ve Yüksel Kartal adli kontrolle
serbest bırakıldı. Şüpheliler hakkında "kasten öldürme" suçlamasıyla
işlem yapıldı.
SONUÇ: KAZA DEĞİL, CİNAYET
Başlangıçta "alkollü kazası" olarak kapatılan dosya, delillerin yeniden
değerlendirilmesiyle bambaşka bir boyuta taşındı.
Uzman raporları, adli tıp bulguları, iletişim kayıtları ve itiraflar bir araya
geldiğinde, Abdullah Uslu'nun ölümünün basit bir kaza olmadığı, aksine güçlü
şekilde cinayet şüphesi taşıdığı ortaya çıkartıldı. Marmaris'teki aydınlatılan
olay, aradan geçen üç yıla rağmen dosyanın aydınlatılması ve adaletin tecellisi
ettiğinin çarpıcı bir örneği olarak kayıtlara geçti.