İDDK, öğretim görevlisi-öğrenci ilişkisini zedeleyen durumu özel hayat kabul etmedi

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Meslek Yüksekokulunda öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Yüksek Disiplin Kurulu kararını hukuka uygun buldu.

Kaynak : Memurlar.Net
Haber Giriş : 15 Ocak 2026 00:10, Son Güncelleme : 02 Ocak 2026 13:40
İDDK,  öğretim görevlisi-öğrenci ilişkisini zedeleyen durumu özel hayat kabul etmedi

Davacının yürüttüğü öğretim görevliliği görevinin önem ve özelliği de dikkate alındığında kendisine yöneltilen fiilin yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olduğu anlaşıldığından 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinin (c) alt bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını belirtti.

İDDK: Öğretim elemanı sıfatı taşıyan ve yüksek öğretimin asli personel unsurunu oluşturan kişilere toplumun güven duyması gerekir

Konuya ilişkin olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/07/1996 tarih ve E:1996/3-144, K:1996/171 sayılı kararında, "yüz kızartıcı suç"un, yasalarda tanımlanmadığı ve tek tek sayılmadığı, toplumun yapısına göre zaman zaman değişikliğe uğrayan bu suçların tek tek sayılmasının olanaksız olduğu, "...gibi yüz kızartıcı suçlar" denildiğinde maddede sayılmamış olan diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğunun yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanacağı belirtilmiştir.

Buna göre yukarıda aktarılan yüksek yargı organları kararlarında da belirtildiği üzere, yüz kızartıcı suçların neler olduğu, yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca belirlenecektir. Bu değerlendirme yapılırken de işlenen suçun niteliği, oluş şekli ve ağırlığı göz önüne alınacaktır. Bu doğrultuda, her ne kadar davacı hakkında "basit cinsel saldırı" suçu dolayısıyla yürütülen ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de, Kurulumuzca adli ve idari soruşturma ve kovuşturma aşamalarında elde edilen deliller doğrultusunda davacının eylemlerinin, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bunun dışında, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinin (c) alt bendi uyarınca ceza verilebilmesi için, eylemin mutlaka ceza hukuku anlamında yüz kızartıcı suç olması gerekmemektedir. 2547 sayılı Kanun'un anılan maddesi ile kamu görevinden çıkarma için aranan ölçüt; kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı hareketlerde bulunmaktır. Bu bentte belirtilen yüz kızartıcı hareketlerin sınırı kamu hizmeti ve öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede olmasıdır.

Öğretim elemanı sıfatı taşıyan ve yüksek öğretimin asli personel unsurunu oluşturan kişilere toplumun güven duyması, bireylerin yüksek eğitim ve öğretime olan güven ve inancını sağlayacak, bu hizmetin gerekli saygınlığı yitirmiş personel eliyle yürütülmesi ise bireylerin güven duygularının sarsılmasına neden olabilecektir.

T.C.

DANIŞTAY

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2024/2619

Karar No: 2025/1685

İSTEMİN KONUSU:

... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem:

... Üniversitesi ... Meslek Yüksekokulunda öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinin (c) alt bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:

... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;

... Programında öğrenci olan ...'nun, öğretim elemanı olarak görev yapan davacı ile aralarında gönül ilişkisi bulunduğu, davacının bu nitelikte bir ilişkiyi sürdürmek için ısrarlı davrandığı, kendisinin de duygusal olarak davacıdan etkilendiği, istemese de davacının isteğine uyum gösterdiği ve aralarında cinsel münasebet dahi yaşandığı yolundaki 28/02/2018 tarihli şikayet dilekçesi üzerine başlatılan disiplin soruşturmasında, evli olan davacının, şikayetçi okul öğrencisi ile yazılı, sözlü ve görüntülü olarak öğretmen-öğrenci ilişkisini aşacak surette iletişimde bulunduklarının ortaya konulmaya çalışıldığı, üzerinden iletişim kurulan hesapların taraflarca kendilerine ait olduğunun kabul edildiği, mesajlaşma içeriklerinden anlaşıldığı üzere öğretmen-öğrenci ilişkisinin dışında bir iletişimin varlığına şüphe bulunmadığı, şikayetçi öğrencinin müstehcen video görüntülerinin kendisi tarafından davacıya gönderildiği, bu hususta davacı tarafından şikayetçiyi bu hale mecbur bırakacak herhangi zorlama bulunduğuna ilişkin bilgi ve belgeye rastlanmadığı, ilişkilerinin 2016 yılı Eylül ayından beri devam ettiği ve şikayetçi öğrencinin davacının kendisini cinsel ilişki ve gönül ilişkisine zorladığını ve bu konuda ısrarcı olduğunu belirtmesine rağmen, şikayet tarihi olan 2018 yılına kadar böyle bir durumun varlığının ilgili makamlara ihbarının yapılmadığı, taraflar arasında gerçekleşen iletişimin, davacının öğretim elemanlığı vasfı veya ayrıcalığı kullanılarak ya da şikayetçinin öğrenci olmasından kaynaklanan zaaflarından faydalanılarak gerçekleştirilmediği, her ne kadar davacı ile öğrencisi arasında yaş farkı bulunsa da şikayetçi öğrencinin ilişkinin başladığını iddia ettiği tarih dikkate alındığında dahi reşit ve 18 yaşın üzerinde olduğu, dolayısıyla ne şikayetçinin öğrenciliğinden kaynaklanabilecek, eğitim faaliyetinin aksamaması adına yapılmış birtakım kabullenişler ne de kişinin küçüklüğünden kaynaklı davacının olası kötü niyeti lehine işleyecek bir asimetrinin bulunduğu, öğretmenlik görevi ile ilgili olmayacak şekilde, kişilerin sadece birbirlerini eğitim kurumunda tanıyarak ilişkilerini ilerletmiş olmalarının kişilerin özel hayatlarını ilgilendireceği hususunda şüphe bulunmadığı,

Olayda, davacı ve öğrenci arasında bir tarafın asıl niyeti farklı olmak üzere ilişki kurmak istediğine dair isnatlar bulunsa da, soruşturma kapsamındaki bilgi, belge ve ifadelerden taraflar arasında, kamu görevinden doğan ilişkinin dışında bir ilişkinin varlığının açıkça anlaşılabildiği, ancak bu ilişkinin oluş ve sürdürülüş şekli itibarıyla kamu kurumuna sirayet etmediği, öyle ki yaklaşık iki yıl süren ilişkinin, nihayetinde öğrencinin şikayeti üzerine açığa çıktığı, davacının kamu görevliliğinden doğan bir yetkisini kötüye kullanması gibi bir halin de bulunmadığı, hatta davacının böyle bir isnatla itham edilmediği dikkate alındığında, tarafların eğitim kurumundaki işleyişten bağımsız bir şekilde sürdürdükleri ve özel hayatlarını ilgilendiren bir ilişkinin -boyutu ne olursa olsun- disiplin cezasına konu eylemler arasında görülmesine imkan bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin davaya konu işlemde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti :

... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; öğretim üyesi olan davacının, bir kız öğrenciyle öğretmen-öğrenci ilişkisi sınırlarının çok ötesinde kurduğu ilişkinin öğretim görevlisi mesleği ile kurumunun itibar ve güven duygusunu başta ebeveynler olmak üzere toplum ve kamuoyu nezdinde sarsıcı nitelikte olduğu anlaşılmakta ise de, davacı hakkında bu konu ile ilgili olarak adli yargıda açılmış bir ceza davası bulunmadığı gibi davacının öğretim üyeliği mesleğine yakışmayacak tarzda veya mesleğini kullanarak zorlama veya baskı yoluyla sadece cinsel amaçlı ilişkiye girdiğinin kesin olarak saptanamadığı dikkate alındığında, söz konusu fiil ve davranışların nitelik ve ağırlık itibarıyla "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kapsamında olmadığı sonucuna varıldığı, ancak bahse konu fiil ve davranışların 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinin (ı) alt bendinde tanımlanan "Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" fiili kapsamında değerlendirilmek suretiyle fiiline karşılık gelen cezanın uygulanabileceği,

Bu durumda, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının (6) numaralı bendinin (c) alt bendinde belirtilen disiplin suçunu işlemediği anlaşılan davacının, söz konusu bent uyarınca cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, İdare Mahkemesince verilen istinafa konu kararın gerekçesinde hukuki isabet bulunmamakla birlikte, sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunduğu belirtilerek davalının istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

Daire kararının özeti:

Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/12/2023 tarih ve E:2020/5524, K:2023/6958 sayılı kararıyla;

Dosya kapsamı ve ilgili mevzuat incelendiğinde; davacının öğrencisi ile ilişkisi olduğunun sabit olduğu, nitekim kendisinin de bu durumu inkar etmediği, şikayetçi öğrenciden baskı ve tehdit gördüğünü öne sürse de buna karşı herhangi bir önlem almadığı, adı geçenin öğretim elemanı olarak kamu görevinin verdiği kolaylıktan faydalanmak suretiyle eğitici pozisyonunu kötüye kullanarak öğrencisi ile cinsel ilişkiye girdiği, bu türden fiillerin akademisyenlik sıfatını kullanmak suretiyle öğrencilerin mağduriyetine yol açabileceği, yükseköğretim kurumlarının eğitim-öğretim amacını gerçekleştirme gayesiyle hareket ettiği, bunun aksi şekilde davranılması halinde kamu yararının da bu durumdan doğrudan zarar göreceği, "Yükseköğretim Kurumları Etik Davranış İlkeleri"nin "Öğretim Elemanlarının Öğrencilere Karşı Sorumlulukları" başlıklı 4.2. maddesinin (j) bendinde öğretim üyesinin rolünün sadece sınıf içindeki konumuyla sınırlı olmayıp aynı zamanda entelektüel ve kişisel gelişimine katkıda bulunmak ve yön göstermek olduğunun belirtildiği,

Aynı zamanda bu tür ilişkilerin (karşılıklı ya da karşılıksız) Dünyanın birçok ülkesinde hoş karşılanmadığı ve etik kurallara uygun olmadığı,

Buna göre uyuşmazlıkta; evli olan davacının, dersine girdiği ve himayesi altındaki ... isimli öğrencisi ile öğretim görevlisi sıfatını kullanarak DGS'ye hazırlamak bahanesi ile yakınlaştığı ve üniversitedeki odasında cinsel ilişki yaşadığının taraf beyanları, mesajlaşma içerikleri ile sabit olduğu, taraflar arasında yaşanan ilişkinin diğer öğrenciler tarafından duyulduğunun da mesajlardan anlaşıldığı, ilişkinin üniversitede yaşanan olaylarla birlikte özel hayattan çıkarak kamusal alana sirayet ettiği nazara alındığında, ... isimli öğrenci ile öğretim üyesi-öğrenci ilişkisini aşacak şekilde, cinsel ilişki yaşamak suretiyle öğretim üyesi sıfatına yakışmayan tutum ve davranışlarda bulunduğu anlaşılan davacının kamu görevinden çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin dava konusu disiplin cezasında hukuka aykırılık; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti:

... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davalının istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:

Davalı idare tarafından, şikayetçi öğrencinin ifadelerinde ve davacıyla yazışmalarında davacının cinsel anlamda birlikte olmaya çalıştığı ve nihayetinde Yüksekokuldaki odasında cinsel birliktelik yaşadıkları hususlarının yer aldığı, kamusal görevlerin icra edildiği bir alanda davacı tarafından gerçekleştirilen eylemin yüz kızartıcı ve utanç verici hareket kapsamında olduğu, bir kamu görevlisinin ceza davasında mahkum olması veya olmaması ya da hakkında ceza davası açılıp açılmamasının eyleminin disiplin hukukuna göre değerlendirilmesine ve disiplin cezası verilmesine engel olmadığı, davacının eyleminin başka bir disiplin cezasını gerektirdiğini belirtmek suretiyle eylemin gerçekleştiğinin kabul edildiği ısrar kararının çelişki içerdiği, bir akademisyen olarak davacının öğrenci-öğretmen ilişkisini sağlıklı kurmayarak kamusal işleyişi sekteye uğrattığı ve kendi şahsi çıkarlarını kamusal alan içerisinde toplum nezdinde kabul edilemeyecek bir şekilde sağlamaya çalıştığı, dava konusu işlem cinsel saldırı ya da taciz sebebine dayanmadığından eylemde zorlama bulunmadığına yönelik gerekçenin yerinde olmadığı, Anayasa Mahkemesinin kamu görevlilerinin kamu hizmetinin saygınlığını sarsacak davranışlarının özel hayat korumasından yararlanamayacağı yönünde kararlarının bulunduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:

Davacı tarafından, bozma kararının gerekçesinin ...'nun ifadelerine ve ülkemizde uygulanmayan Anglo-Sakson Hukuk Sisteminden örneklere dayandığı, hiçbir hukuk sisteminde etik ihlali gerekçesiyle kamu görevlisi ve akademik personelin ihraç edilmediği, şikayetçi ... ile mesajlaşmalarının özel hayat kapsamında olduğu, üniversiteye ya da görevine yansıyan bir husus bulunmadığı, bu hususta Anayasa Mahkemesinin emsal teşkil edecek ihlal kararlarının olduğu, şikayet eden öğrencinin savcılığa gitmeyip kendisini tehdit ettiği ve şantaj yaptığı, maddi gerçeğin delillerin bütün olarak değerlendirilmesiyle ortaya çıkarılması gerektiği, uyuşmazlık konusu olaya benzer durumlarda üniversite tarafından ilgililer hakkında uyarma ya da kınama cezası verildiğinden kendisine verilen cezanın yetki gaspı içerdiği, diğer öğrenciler ve personel tarafından aleyhinde tanıklık yapılmadığı, yüz kızartıcı suçlara ilişkin Kanun maddesindeki "gibi" ifadesi belirsizlik ihtiva ettiği gibi yargı organınca bu fiil somutlaştırılırken disiplin cezasının sebebinin, niteliğinin ve kapsamının da göz önünde bulundurulması gerektiği, idari soruşturma sürecinde savunma hakkına saygı, ölçülülük, eşitlik, idari güven ve istikrar, şüpheden sanık yararlanır ilkeleri ile gizlilik ilkesinin ihlal edildiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ:

Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

... Üniversitesi ... Meslek Yüksekokulunda öğretim görevlisi olarak görev yapan davacı hakkında aynı Yüksekokul ... Bölümü ... Programı 2. sınıf öğrencisi ... tarafından davalı idareye verilen "psikolojik ve cinsel taciz" iddialarının yer aldığı 28/02/2018 tarihli dilekçede özetle; Ekim 2016'da öğretim elemanı olarak görev yapan davacının sınıfa gelerek DGS kursu hakkında bilgi verdiği, Kasım ayının ilk haftası derste iken "... odama gel ben ... hocan" diye adı geçenin kendisine mesaj attığı, ders arasında adı geçenin odasına gittiği, adı geçenin kendisini DGS'ye hazırlamak istediğini, normal kursa gelmemesini, kendisi ile özel olarak ilgileneceğini, bundan kimseye bahsetmemesi gerektiğini belirttiği, Kasım ayı boyunca davacının kendisine sık sık mesaj attığı, gazetelerini kendisine aldırdığı, mesajlarında ara ara kendisine hocam diye hitap etmemesi konusunda uyardığı, birlikte DGS'ye hazırlandıkları, aklını karıştırdığı ve kendisinin de duygusal olarak davacıdan etkilendiği, istemese de davacının isteğine uyum gösterdiği ve aralarında cinsel münasebet dahi yaşandığı, davacının bu nitelikte bir ilişkiyi sürdürmek için ısrarlı davrandığı, davacının makamını kullanarak kız öğrencileri çevresine topladığı, onlara sürekli iltifatlar ettiğini duyunca kendisinin kandırılan ilk ve son kız öğrenci olmadığının farkına vardığı, bu nedenle davacı hakkında şikayetçi olduğu ifade edilmiştir.

Bu dilekçeye istinaden davacının öğrencisi olan ... ile öğrenci ve öğretim elemanı ilişkisi dışında yakınlık ve münasebet kurduğu iddiaları hakkında disiplin soruşturması başlatılmış; bu soruşturma neticesinde hazırlanan raporda;

"...Üniversitemiz ... Meslek Yüksekokulu ... Bölümünde öğretim görevlisi olan ...'nin (davacının), aynı bölümde ... Programında öğrenim gören öğrenci ... ile öğrenci-öğretim elemanı ilişkisi dışında yakınlık ve münasebet kurduğu iddialarının soruşturulması sırasında öğrenci ...'nun sunduğu ses ve görüntü kayıtları incelenmiştir.

Şikayetçi ...'nun sunduğu deliller doğrultusunda Öğr. Gör. ...'nin savunmasına başvurulmuş ve ... 30/03/2018 tarihli yazılı savunmasında;

-...'nun soruşturma komisyonuna sunduğu cep telefonu mesajlarının yer aldığı cep telefonu numaralarının kendisine ve eşine ait olduğunu doğrulamıştır.

-...'nun soruşturma komisyonuna sunduğu e-mail yazışmalarındaki hesabın (...) kendisine ait olduğunu, yazılı beyanında "Doğrudur bu hesabı şu an aktif olarak kullandığım .....hotmail.com adresinden önce almıştım" ifadesi ile doğrulamıştır.

-... ile bu e-mail adresinde yazıştığını doğrulamıştır.

-...'nun DGS bahanesiyle kendisini taciz ettiğini ve ısrarcı olduğunu beyan etmiş, ancak Öğr. Gör. ... ifadelerinde buna karşılık bir önlem aldığına rastlanmamıştır. Aksine öğrencisi ...'dan talep ettiği ve aralarında gerçekleşen Kaptan-Miço hitap şeklini '...iki kişinin statüleri, şartları ne olursa olsun kapton-miço şeklinde hitaplarının anormal olmadığını düşünüyorum...' diyerek savunmaya çalışmıştır.

Öğr. Gör. ... bunun dışında kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddetmiştir. Ancak şikayetçi ... ile e-mail hesabından yapılan yazışmalar incelendiğinde soruşturulanın yazılı savunmasındaki beyanlar ile adı geçen kişilerin yazışma içerikleri arasında çelişkiler ortaya çıkmaktadır.

Öğr. Gör. ...'nin 30/03/2018 tarihli yazılı ifadesinde 9. soruya verdiği cevap 'Hayır, cinsel ilişki gerçekleşmedi...' şeklindedir. Ancak öğrenci ... ile elektronik posta yazışmalarına bakıldığında, yazışmaların tamamı Öğr. Gör. ...'nin, öğrencisi ... ile öğrenci-öğretim elemanı ilişkisi dışında yakınlık ve münasebet kurduğunu göstermektedir. Bahse konu yazışmaların tamamı buna ilişkindir. Özellikle -25/5/2017; 1/6/2017; 6/8/2017; 10/8/2017 - (Lütfen bkz - İlgili yazışmalar içerik olarak burada yazılı ifade edilemeyecek müstehcenlikte olması nedeniyle, soruşturma dosyasındaki ilgili belgede bu e-mailler ayraç ile belirtilerek renkli kalem ile vurgulanmıştır) tarihli mesajlar bir öğretim elemanı- öğrenci münasebetinin çok ilerisinde cinsel bir ilişkinin varlığının göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Bu dosyada yer alan yazışmaların tamamı, bu ilişkinin ispatı olarak kabul edilebilir. Ayrıca dosyadaki ses kayıtları yukarıdaki ilişki sürecini destekler niteliktedir.

...

...Öğr. Gör. ...'nin daha önce 1 (bir) uyarma cezası ve 2 (iki) 'Kınama Cezası' olmak üzere toplam 3 (üç) disiplin cezası aldığı görülmüştür.

...

Soruşturma dosyasında yer alan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Öğr. Gör. ...'nin öğrencisi ... ile öğrenci-öğretim elemanı ilişkisi dışında yakınlık ve münasebet kurduğu sonuç ve kanaatine varıldığından, 2547 sayılı Kanun'un 53/b-6 maddesinin (c) alt bendinde yer alan 'Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak' fiilini işlediği" gerekçesiyle davacıya kamu görevinden çıkarma cezası verilmesi teklif edilmiştir.

Bu teklif doğrultusunda, davacının öğrencisi ile yaptığı müstehcen içerikli whatsapp konuşmalarının, mesajlarının ve maillerin olduğu, müstehcen içerikli fotoğrafların bulunduğu, söz konusu mesajlar ve fotoğraflar dikkate alındığında davacının kız öğrenci ile hoca-öğrenci ilişkisi dışına çıkarak öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak tavır ve davranış içinde uygunsuz ilişki yaşadığı, ilgiliye isnat edilen öğrenci ... ile öğrenci-öğretim elemanı ilişkisi dışında yakınlık ve münasebet kurduğu yönündeki iddiaların eldeki mevcut somut delillerle sabit olduğu, bu nedenle davacının, 2547 sayılı Kanun'un 53/b-6-c maddesinde yer alan "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" disiplin suçu kapsamında "kamu görevinden çıkarma cezası" ile cezalandırılması yönündeki Üniversite teklifinin kabulünün gerektiği, fiilin niteliği ve adı geçenin daha önceden 3 disiplin cezası almış olması nedeniyle 2547 sayılı Kanun'un 53/D maddesinde yer alan "iyi hal" hükmünün de uygulanamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle Yükseköğretim Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı davaya konu işlemi tesis edilmiştir.

Öte yandan; öğrenci ...'nun 13/06/2018 tarihli BİMER başvurusu üzerine ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyası ile davacı hakkında basit cinsel saldırı suçundan soruşturma başlatıldığı, yürütülen soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve ... sayılı kararıyla "Müşteki hakkında MSKÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikliniğince düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporunda zorla cinsel ilişkiye girildiğine dair bulgu ve emarelerin olmadığı, soruşturma dosyasında mevcut konuşma çıktıları ile müştekinin şüpheliye gönderdiği fotoğraflar birlikte incelendiğinde, müşteki ile şüphelinin samimi yazışmaları, müştekinin cinsel birliktelik için rızasını içeren beyanları ile doktor raporu birlikte değerlendirildiğinde, şüphelinin müştekinin rızası dışında cinsel bir davranış gerçekleştirdiğinin ve müştekinin bedeninin kullanıldığı iddiasının başkaca inandırıcı, yeterli delille desteklenmediği" gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT :

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 4. maddesinde, yükseköğretimin amacı aşağıdaki şekilde belirtilmiştir:

"a) Öğrencilerini;

(1) ATATÜRK İnkılapları ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı,

(2) Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan,

(3) Toplum yararını kişisel çıkarının üstünde tutan, aile, ülke ve millet sevgisi ile dolu, (4) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren,

(5) Hür ve bilimsel düşünce gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı,

(6) Beden, zihin, ruh, ahlak ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş,

(7) İlgi ve yetenekleri yönünde yurt kalkınmasına ve ihtiyaçlarına cevap verecek, aynı zamanda kendi geçim ve mutluluğunu sağlayacak bir mesleğin bilgi, beceri, davranış ve genel kültürüne sahip, vatandaşlar olarak yetiştirmek,

b) Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak, refah ve mutluluğunu artırmak amacıyla; ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak ve hızlandıracak programlar uygulayarak, çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı ve seçkin bir ortağı haline gelmesini sağlamak,

c) Yükseköğretim kurumları olarak yüksek düzeyde bilimsel çalışma ve araştırma yapmak, bilgi ve teknoloji üretmek, bilim verilerini yaymak, ulusal alanda gelişme ve kalkınmaya destek olmak, yurt içi ve yurt dışı kurumlarla işbirliği yapmak suretiyle bilim dünyasının seçkin bir üyesi haline gelmek, evrensel ve çağdaş gelişmeye katkıda bulunmaktır."

Aynı Kanun'un "Disiplin ve Ceza İşleri" üst başlıklı 'Genel esaslar' başlıklı 53. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinin (c) alt bendinde; "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kamu görevinden çıkarma cezasını gerektirir fiiller arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Uyuşmazlığın çözümü, davacının fiilinin, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında; 2547 sayılı Kanun'un 53/b maddesinin 6-(c) bendi ile paralellik taşıyan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmedilmiş olup, kararın gerekçesinde özetle; dava konusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin" tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından, anılan kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığı, fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki, itiraz konusu kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2.,38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığı vurgulanmıştır.

Konuya ilişkin olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/07/1996 tarih ve E:1996/3-144, K:1996/171 sayılı kararında, "yüz kızartıcı suç"un, yasalarda tanımlanmadığı ve tek tek sayılmadığı, toplumun yapısına göre zaman zaman değişikliğe uğrayan bu suçların tek tek sayılmasının olanaksız olduğu, "...gibi yüz kızartıcı suçlar" denildiğinde maddede sayılmamış olan diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğunun yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanacağı belirtilmiştir.

Buna göre yukarıda aktarılan yüksek yargı organları kararlarında da belirtildiği üzere, yüz kızartıcı suçların neler olduğu, yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca belirlenecektir. Bu değerlendirme yapılırken de işlenen suçun niteliği, oluş şekli ve ağırlığı göz önüne alınacaktır. Bu doğrultuda, her ne kadar davacı hakkında "basit cinsel saldırı" suçu dolayısıyla yürütülen ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de, Kurulumuzca adli ve idari soruşturma ve kovuşturma aşamalarında elde edilen deliller doğrultusunda davacının eylemlerinin, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bunun dışında, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinin (c) alt bendi uyarınca ceza verilebilmesi için, eylemin mutlaka ceza hukuku anlamında yüz kızartıcı suç olması gerekmemektedir. 2547 sayılı Kanun'un anılan maddesi ile kamu görevinden çıkarma için aranan ölçüt; kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı hareketlerde bulunmaktır. Bu bentte belirtilen yüz kızartıcı hareketlerin sınırı kamu hizmeti ve öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede olmasıdır.

Öğretim elemanı sıfatı taşıyan ve yüksek öğretimin asli personel unsurunu oluşturan kişilere toplumun güven duyması, bireylerin yüksek eğitim ve öğretime olan güven ve inancını sağlayacak, bu hizmetin gerekli saygınlığı yitirmiş personel eliyle yürütülmesi ise bireylerin güven duygularının sarsılmasına neden olabilecektir.

Öte yandan, 2547 sayılı Kanun'un 4. maddesinde sayılan pek çok amacın yanında yükseköğretimin bir amacının da öğrencilerini Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, beden, zihin, ruh, ahlak ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş vatandaşlar olarak yetiştirmek olduğu belirtilmiştir.

Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, davacının ...'nun derslerine giren öğretim elemanı olduğu, bu bağlamda davacı ile ... arasında öğretim görevlisi-öğrenci ilişkisi bulunduğu ve konumu itibarıyla öğrenci üzerinde kullanabileceği yetkileri haiz olduğu; davacı hakkında yürütülen adli ve idari soruşturma sürecinde elde edilen verilerden ve davacı tarafından da kabul edilen whatsapp ve elektronik posta mesaj içeriklerinden ise, davacı ile öğrencisi ... arasında olması gereken "öğretim görevlisi-öğrenci" ilişkisi boyutunu aşan nitelikte yakınlık ve münasebet bulunduğunun sarih olduğu; davacının "öğretim elemanı" sıfatı ile yürüttüğü hizmete de sirayet eden bu durumdan kaynaklanan sorunların şikayete konu olduğu ve savcılığa intikal ettiği gibi taraflar arasında yaşanan ilişkiden haberdar olan öğrencilerin de bulunduğu hususları gözetildiğinde aralarındaki öğretim görevlisi-öğrenci ilişkisini zedeleyen durumun özel hayat boyutundan çıkarak kamusal alana sirayet ettiği ve alenileştiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacının yürüttüğü öğretim görevliliği görevinin önem ve özelliği de dikkate alındığında kendisine yöneltilen fiilin yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olduğu anlaşıldığından 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinin (c) alt bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Bu itibarla, temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;

2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 17/09/2025 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.


Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber