İş dünyasından 2025 büyüme verilerine değerlendirme

Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2025 yılına ilişkin açıkladığı GSYH verileri iş dünyası tarafından değerlendirildi. Türkiye ekonomisinin zorlu küresel koşullara ve bölgesel risklere rağmen yüzde 3,6 oranında büyüme kaydetmesi, iş dünyası temsilcileri tarafından ekonominin dayanıklılığı ve dinamizmi olarak yorumlandı. Hem DEİK hem de İSTİB başkanları, bu oranın küresel belirsizlikler altında elde edilmesinin önemli bir başarı olduğunu belirterek, geleceğe yönelik dengeli ve sürdürülebilir büyüme stratejilerinin önemine dikkat çekti.

Kaynak : Anadolu Ajansı
Haber Giriş : 02 Mart 2026 16:41, Son Güncelleme : 02 Mart 2026 16:42
İş dünyasından 2025 büyüme verilerine değerlendirme
İş dünyası temsilcileri, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025'e ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı büyüme rakamlarına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, küresel ekonomide başta tarife savaşları olmak üzere belirsizliklerin öne çıktığı ve öngörülebilirliğin giderek azaldığı 2025'te, Türkiye'nin tüm yaşananlara rağmen yüzde 3,6 ile küresel büyüme oranının üzerinde bir büyüme gösterdiğini kaydetti.

Olpak, "Bu, ekonomimizin yaşanan zorluklara rağmen dinamizmini gösterirken, aynı zamanda olası uluslararası ve bölgesel şoklara karşı direncinin de bir göstergesi." ifadesini kullandı.

Büyümenin detaylarına değinen Olpak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Sektörel bazda tarımdaki mevsimsel etkilere bağlı daralma dışında tüm sektörler pozitif katkı vermiş, inşaat yüzde 10,8 ile büyürken sanayi de yüzde 2,9 büyümüş. Harcama tarafında ise tüketim harcamaları yüzde 4,1 büyürken, yatırımların yüzde 7 ile yüksek büyüme göstermesi oldukça önemli. Mal ve hizmet ihracatının yüzde 0,3 daralması ise uluslararası konjonktürle birlikte değerlendirilmesi gereken önemli bir nokta.

Dünya ekonomisinde yaşanan sorunların küresel ticarete yansımaları ortadayken, maalesef hafta sonu, yaşanan ve yaşanması mümkün ve telafisi mümkün olmayan can kayıplarına ve ciddi hasara yol açan ve açacak olan, küresel ticarette de enerjiden lojistiğe kadar önemli bir merkez olan yakın coğrafyamızda başlayan sıcak savaşla, 2026'nın belirsizliklerin ve sorunların artacağı zor bir sene olacağını düşünüyoruz."

"Yüzde 3,6'lık artış ekonomimizin de dayanıklılığını gösteriyor"

İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz da çatışma ve savaş ortamında tarımın öneminin bir kat daha arttığını belirterek, geçen yıl yaşanan don olaylarının da etkisiyle daralan tarımsal üretimin artırılması için üretim maliyetlerini kontrol altında tutan, arz güvenliğini güçlendiren ve yerli üretimi destekleyen politikaların güçlendirilmesi gerektiğine işaret etti.

Kopuz, dünyada jeopolitik risklerin arttığı, enerji fiyatlarının dalgalandığı, ticaret hatlarının tartışıldığı bir süreçten geçildiğine dikkati çekerek, "Böyle bir ortamda büyümeyi sürdürebilmek kolay değil. Bu nedenle yüzde 3,6'lık artış ekonomimizin de dayanıklılığını gösteriyor. Elbette daha yüksek büyüme oranlarını hedefliyoruz ancak önemli olan dengeli, sürdürülebilir ve üretim temelli bir büyüme patikasında ilerlemektir. Türkiye'nin sanayisi, ihracatçısı, çiftçisi ve girişimcisi üretmeye devam ettiği sürece, küresel dalgalanmalara rağmen yoluna devam edecek güce sahiptir." ifadelerini kullandı.

Son günlerde Orta Doğu'da yaşanan sıcak çatışmalara da vurgu yapan Kopuz, son 48 saatte Türkiye'nin çevresinde 15 ülkenin ya da askeri unsurun hedef alındığına işaret etti.

Kopuz, savaş ortamının sadece savunma sanayini değil, tarım ve gıdanın da önemini hatırlattığının altını çizerek, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin savunma sanayisi giderek güçleniyor. Türk tarımı da Avrupa liginin ilk sırasında, dünyada ise yedinci durumda ancak son açıklanan büyüme rakamlarına göre tarım sektöründeki yüzde 8,8'lik daralmayı göz ardı edemeyiz. Bu daralmanın temel nedeni elbette iklim değişikliği ve geçen yıl yaşanan don olaylarıdır. Yani bu yıl yaşanan daralmanın nedeni üretim isteksizliği değil, doğal koşullardır. Tarım doğası gereği iklime bağlıdır. Bir yıl düşüş yaşanır, sonraki yıl toparlanma olabilir. Bu nedenle önemli olan uzun vadeli tarımsal stratejidir. Üretim altyapımızı güçlü tutarsak ve üreticimizi desteklersek, bu geçici etkilerin kalıcı hale gelmesini engelleyebiliriz. Unutulmamalı ki tarım sadece ekonomik bir faaliyet değildir, gıda güvenliğimizin ve fiyat istikrarının temelidir. Böyle günlerde de gıdanın önemi bir kat daha artar."

"Hem enerji arz güvenliği hem de tarımsal üretimin sürdürülebilirliği daha da stratejik hale geldi"

İSTİB Başkanı Kopuz, tarım altyapısını güçlendirmek için iyi niyetle yapılan çalışmaları desteklediklerini belirtti.

Kopuz, üreticiyi güçlü tutmak zorunda olduklarına dikkati çekerek, "Bu nedenle KGF kefaletiyle uygulanan Tarım Kefalet Destek Programı gibi finansman mekanizmalarının devreye alınmış olmasını son derece önemli buluyoruz. Daha fazla finansal kuruluşun katılımıyla bu tür geniş kapsamlı finansman modellerinin geliştirilmesini, ihtiyacı olan her çiftçi için devreye alınması gerektiğini düşünüyoruz." açıklamasında bulundu.

ABD'nin ve İsrail'in İran'a saldırısının ardından ortaya çıkan Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin küresel piyasalarda belirsizlik oluşturabileceğine vurgu yapan Kopuz, enerji fiyatlarında yaşanabilecek dalgalanmaların üretim maliyetlerini artırabileceğini kaydetti.

Kopuz, "Bu nedenle hem enerji arz güvenliği hem de tarımsal üretimin sürdürülebilirliği daha da stratejik hale gelmiştir. Önümüzdeki dönemde büyümenin sağlıklı ve dengeli şekilde devam edebilmesi için üretim maliyetlerini kontrol altında tutan, arz güvenliğini güçlendiren ve yerli üretimi destekleyen politikalar kritik önemdedir." ifadelerini kullandı.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber