Arkadaşının cinsel saldırı suçunu görmezlikten gelen polise hangi ceza verilir?

Danıştay İkinci Dairesi, polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, hakkında yürütülen soruşturma neticesinde "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle meslekten çıkartılmasına ilişkin davada işlemi iptal eden istinaf kararını bozdu.

Kaynak : Memurlar.Net
Haber Giriş : 02 Mart 2026 00:10, Son Güncelleme : 24 Şubat 2026 15:46
Arkadaşının cinsel saldırı suçunu görmezlikten gelen polise hangi ceza verilir?

Olay

06/01/2018 tarihinde ekip otosu içinde davacının da bulunduğu esnada, ekip arkadaşı S.E. tarafından P.T.'ye karşı cinsel saldırı suçunun işlendiği, davacının işlenen bu suça iştirak etmemekle birlikte sessiz kaldığı ve ilk fırsatta amirlerine rapor etmemek suretiyle suçu bildirmediği dikkate alındığında, kanunda tanımlanan "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili sübut bulduğundan meslekten çıkartılmıştır.


İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş ama istinaf olayın "kamu görevlisinin suçu bildirmemesi" suçu olduğu gerekçesi ile işlemi iptal etmiştir.


Ceza yargılaması sona erdi.

İlk derece mahkemesi suçu bildirmeme suçundan 5 ay hapis cezası vermiş ama Yargıtay bu kararı bozmuştur. Yapılan yargılamada "vücuda organ sokmak suretiyle cinsel saldırı" suçundan 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.


Danıştay 2. Dairesi gelinen bu noktada işlemi iptal eden istinaf kararını bozmuştur.

Dava konusu uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesinin karar tarihinde ve bu kararın istinaf incelemesi safhasında davacı hakkında verilen bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, ancak temyiz aşamasında davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına sebep olan fiili nedeniyle adli yargı yerince yapılan yargılamada mahkumiyetine hükmedildiği görülmekle, ortaya çıkan bu yeni hukuki durum karşısında, ceza mahkemesi kararının sonucu ve gerekçeleri dikkate alınmak suretiyle yeniden değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varmıştır


T.C.

DANIŞTAY

İKİNCİ DAİRE

Esas No: 2021/16655

Karar No: 2025/3739


İSTEMİN KONUSU:

... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.


YARGILAMA SÜRECİ:

Dava Konusu İstem:

Dava; İstanbul Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, hakkında yürütülen soruşturma neticesinde "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi gereğince "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile tecziyesine ilişkin ... günlü, ... sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.


İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

... İdare Mahkemesinin ...günlü, E:..., K:...sayılı kararıyla; davacının ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararı ile nitelikli cinsel saldırıya yardım suçundan beraatına karar verildiği, suçu bildirmeme suçundan da neticeden 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (CMK) 231/5 maddesi uyarınca hakkında belirlenen sonuç cezaya ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüşse de bu durumun, davacının 657 sayılı Kanun uyarınca fiiline uyan disiplin cezası ile cezalandırılmasına engel teşkil etmeyeceği, diğer taraftan; ...Ağır Ceza Mahkemesinin anılan kararı ile P.T.'ye ekip otosunda cinsel saldırıda bulunan polis memuru S.E.'nin sübut bulan "cinsel saldırı" suçundan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin de görüldüğü, bu durumda, 06/01/2018 tarihinde ekip otosu içinde davacının da bulunduğu esnada, ekip arkadaşı S.E. tarafından P.T.'ye karşı cinsel saldırı suçunun işlendiği, davacının işlenen bu suça iştirak etmemekle birlikte sessiz kaldığı ve ilk fırsatta amirlerine rapor etmemek suretiyle suçu bildirmediği dikkate alındığında, kanunda tanımlanan "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili sübut bulduğundan, davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.


Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti:

... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler, ilgili mevzuat hükümleri ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; ceza yargılaması sonucu gelinen noktada, davacının 06/01/2018 tarihinde ekip aracında yaşanan olaya ilişkin disiplin hukuku alanında sorumluluğunu gerektiren eyleminin, cinsel saldırıya yardım etmek değil, kamu görevlisinin suçu bildirmemesi olduğu, dolayısıyla davacının disiplin sorumluluğunun, bu eylem yönüyle irdelenmesi gerektiği, söz konusu eylemin ise 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi kapsamında "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kapsamında kalmadığı, bir başka ifadeyle davacının disiplin hukuku açısından sorumluluğunu gerektiren bir eylemi bulunduğu sabit ise de, uygulanan disiplin yaptırımının, davacının sübut bulan eylemiyle örtüşmediği sonucuna varıldığı, bu durumda; davacının sübuta eren eylemiyle örtüşmediği anlaşılan disiplin yaptırımında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kabulü ile başvuruya konu Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.


TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:

Davalı idare tarafından, disiplin soruşturmasının mevzuatla belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yürütüldüğü, isnat edilen eylemin sübuta erdiği belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.


KARŞI TARAFIN CEVABI: Cevap verilmemiştir.


DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.


TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:


İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:

06/01/2018 tarihinde birlikte görev yaptığı grup amiri S.E'nin ekip otosu içerisinde P.T isimli bayanla girdiği cinsel ilişki neticesinde adı geçen bayanın şikayeti üzerine, davacı hakkında hem ceza hem de disiplin soruşturmasının açıldığı, yürütülen disiplin soruşturması neticesinde davacının fiilinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesinde düzenlenen disiplin suçu kapsamında değerlendirmek suretiyle disiplin yönünden devlet memurluğundan çıkarma cezasının uygulanması yönünde teklifte bulunulduğu, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun teklif doğrultusunda uyguladığı disiplin yaptırımı üzerine temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.


İLGİLİ MEVZUAT:

7068 sayılı "Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun"un "Devlet memurluğundan çıkarma" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında; "Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanır..." kuralına yer verilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesinde; "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmış, aynı Kanun'un 131. maddesinde ise; "... Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." hükmü yer almıştır.


HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için; disipline aykırı eylem veya işlemlerinin sübut bulup bulmadığının, usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak bu eyleme uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir.


Ceza mahkemesi kararlarının disiplin cezalarına etkisinin, 657 sayılı Kanun'un yukarıda metnine yer verilen 131. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Kamu görevlisinin disiplin cezasının sebebini oluşturan eylem ve davranışlarının, aynı zamanda ceza kanunu bakımından da suç oluşturması durumunda disiplin yaptırımı ile birlikte ceza yaptırımının da uygulanması söz konusu olabilecektir. Ceza yargılamasında suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukukunda uygulanan ilke ve kuralların birbirinden farklı olması nedeniyle kamu görevlisinin ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, kural olarak anılan kamu görevlisine ayrıca disiplin cezası verilmesine engel olmayacaktır.


Öte yandan, ceza yargılaması sonucunda aynı zamanda disiplin cezasının da konusunu oluşturan fiilin kamu görevlisi tarafından işlenip işlenmediği ile ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaatin kesin hüküm halini alması durumunda, başka bir yargı merci tarafından maddi olayın oluşu ile ilgili olarak aksi yönde bir yargıya varılamayacağından, fiilin kamu görevlisi tarafından işlenip işlenmediğine ilişkin ceza mahkemesi hükmünün disiplin cezasına ilişkin yargılamada da dikkate alınması gerekmektedir.


Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; davacı hakkında "nitelikli cinsel saldırı suçuna yardım" ve "kamu görevlisinin suçu bildirmemesi" suçlamalarıyla yargılandığı ceza davasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla "nitelikli cinsel saldırı suçuna yardım" suçundan beraatine, "suçu bildirmeme" suçundan dolayı 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nın 231/5 maddesi gereğince hakkında belirlenen sonuç cezaya ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan karara yönelik yapılan istinaf isteminin reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi...Ceza Dairesinin...günlü, E:..., K:... sayılı kararının, Yargıtay ...Ceza Dairesinin ...günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla bozulduğu, anılan bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının,...Ağır Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:...sayılı kararıyla "vücuda organ sokmak suretiyle cinsel saldırı" suçundan 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın Yargıtay...Ceza Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görülmektedir.


Dava konusu uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesinin karar tarihinde ve bu kararın istinaf incelemesi safhasında davacı hakkında verilen bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, ancak temyiz aşamasında davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına sebep olan fiili nedeniyle adli yargı yerince yapılan yargılamada mahkumiyetine hükmedildiği görülmekle, ortaya çıkan bu yeni hukuki durum karşısında, ceza mahkemesi kararının sonucu ve gerekçeleri dikkate alınmak suretiyle yeniden değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.


Bu durumda; Bölge İdare Mahkemesince yukarıda değinilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kabulüne, dava konusu işlemin iptaline dair Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.


KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,

2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ...günlü, E:..., K:...sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,

3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesine,

4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18/09/2025 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.


GEREKÇEDE KARŞI OY:

7068 sayılı Kanun'un "Devlet memurluğundan çıkarma" başlıklı 9. maddesinde, Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.

09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında da; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan kuralın,... fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki; kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, Anayasa'nın 2., 38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığına karar verilmiştir.

Yasa ile yüz kızartıcı olan eylemlerin hangileri olduğuna dair genel bir belirleme yapılmamış ise de; bazı kanunlarda yüz kızartıcı suçlara ilişkin düzenlemeler yer almış olup, bu düzenlemelerin; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan "yüz kızartıcı" kavramının somutlaştırılmasında esas alınıp, belirlilik ve öngörülebilirliğin sağlanacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Eylem tarihinden önce yürürlükte bulunan, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun (17/02/2004 - 5085 Kanun 7. m) 12. maddesinde; " Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikap, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasnii, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabii mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile... mahküm olanlar" hükmüne yer verilerek cinsel taciz (sarkıntılık), yüz kızartıcı sayıldığından, bu eylemin sübut bulması halinde; 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesi, hukuksal denetimin de bu çerçevede yapılması gerekir.

Diğer yandan; disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşumsal unsurların belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı; idari ve adli makamlarca yapılan değerlendirmelerin farklı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir.

Nitekim, AİHM "... yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir... bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğunu" (AHİM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 60392/08)";

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen "ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı" ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı... ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AHİM KEMAL ÇOŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 45028/07) bahsetmediği görüşündedir.

Anayasa Mahkemesi ise; "adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabileceği, (Galip Şahin, B. No: 2015/6075), idari makamlarca veya mahkemelerce salt bir kimsenin suç isnadı altında olduğunun ifade edilmesi masumiyet karinesini zedelemeyeceği, bu bakımdan kişinin suç isnadı altında olduğunun belirtilmesi ile hakkında kesinleşmiş bir mahkümiyet kararı bulunmadığı halde onun mahküm olduğunun kesin bir dille ifade edilmesi veya bu yönde kanaat oluşmasına yol açacak nitelikte açıklamalarda bulunulması arasındaki ayrıma özen gösterilmesi gerektiği,... disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hallerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No 2016/14253) belirtmektedir.

Yukarıda aktarılan duruma göre, disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışların; cezai suç teşkil ettiği durumda, ceza yargılaması kanaatinin esas alınması gerekir.

Uyuşmazlıkta; davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına sebep olan fiili nedeniyle adli yargı yerince yapılan yargılamada mahkumiyetine hükmedildiği, bu kararın kesinleştiği görüldüğünden ortaya çıkan bu yeni hukuki durum karşısında, ceza mahkemesi kararının sonucu ve gerekçeleri dikkate alınmak suretiyle yeniden değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu durumda; yüz kızartıcı hal ve davranışlar nedeniyle verilen disiplin cezasına ilişkin temyize konu kararın yukarıda aktarılan gerekçe ile bozulması gerektiğinden, gerekçe yönünden karara katılmıyorum.


Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber