Tohumculukta 'Milli Güvenlik' uyarısı: 20 yıl sonra neredeyiz?

Ali Suat Yıldırım, Türkiye tohumculuk sektörünün 20 yıllık performansını masaya yatırdı. Özel sektörün sayısal olarak büyümesine rağmen niteliksel olarak zayıf kaldığını belirten Yıldırım, birlik yapılarının güncellenmesi ve kamunun denetimde daha aktif rol alması gerektiğini savundu.

Kaynak : Memurlar.Net
Haber Giriş : 16 Mart 2026 16:38, Son Güncelleme : 16 Mart 2026 16:41
Tohumculukta 'Milli Güvenlik' uyarısı: 20 yıl sonra neredeyiz?

Tohumculuk Yapılanmasında Neredeyiz?

Tohumculuğun sorumluluğu kimde? Özel Sektörün tohumculuktaki yirmi yıllık performansı beklenen seviyede mi? Her önüne gelenin tohumculuk yapması neden önlenemiyor? Al satcı yapı ile tohumculuk özel sektörü gelişebilir mi? Tohumcu Birliklerin yönetim ve yönlendirmede sektöre katkısı yeterli düzeyde mi?

Tohumculuğun sorumluluğu kimde?

Tohumun önemini bilmeyen ve kabul etmeyen yoktur. Tohum tüm canlıların beslenmelerinde temel unsur olduğu için su gibi hava gibi değerli ve gereklidir. Sürekli çoğaltılması, korunması ve gelecek nesillere aktarılması gerekir. Bu sürecin kesintisiz bir şekilde devam ettirilmesi için tohumculuk faaliyetleri sürekli güncellenerek güvenli bir şekilde sürdürülmelidir. Bu alanın sorumluluğu genelde tüm insanlığa özelde ise bu alanda hizmet veren veya ticaret yapan resmi ve özel kurum ve kuruluşlardadır.

Ülkemizde tohumculuk uzun yıllar boyu devlet odaklı bir yapı olarak yol almıştır. 5553 sayılı Tohumculuk Kanununun çıkarılması ile 2006 yılından itibaren de özel sektör daha aktif bir şekilde tohumculuk sektöründe rol almaya başlamıştır. Tohumculukta özel sektör, üretimden satışa, eğitim ve kılavuzluktan, bu alanda birlikler kurmaya kadar devlet tarafından her alanda desteklenmiştir/desteklenmektedir.

Ülkemiz tohumculuğunun kaderini kim belirliyor?

Devletin, Bitkisel Üretim, Tarım İşletmeleri, Tarımsal Araştırma, Toprak Mahsulleri gibi köklü kuruluşları olmasa özel sektörün tohumculuk alanında bugünkü mesafeye gelmesi de mümkün olmayacaktı. Bu kurum ve kuruluşlar her ne kadar varlıklarını yeterince güçlendirememiş olsalar da, geçmişten gelen güçle özellikle başlangıç ve kademeli tohum üretiminde kaliteyi ve üretim miktarını belli seviyenin üzerinde tutması ülkemiz tohumculuğunun kaderini belirlemektedir.

Özel Sektörün tohumculuktaki yirmi yıllık performansı beklenen seviyede mi?

Tohumculuk alanında 20 yıldır devletin büyük desteğine, yapısal ve kanunsal imkanlara rağmen tohumculuk özel sektörü sayısal olarak büyümüş ancak kalite ve etkinlik olarak yeterince büyüyememiştir. Bu durum, bu haliyle tohumculuk alanında özel sektörün kapasitesini ve sınırlarını kendiliğinden belirlemektedir.

Tohumculukta özel sektörün, verilen güçlü desteğe ve imkanlara rağmen yirmi yılda beklenen performansa ulaşamamasının altında yatan nedenler, aslında bilinen nedenler ve alışkanlıklardır.

Tohumculuk alanında özel sektörün temsilcisi konumunda olan ve bu alandaki sorumluluğu 5553 saylı kanunla tek başına yüklenen Türkiye Tohumcular Birliği ile bu birliğe bağlı konu bazlı birliklerin kendilerini yapısal olarak yenileyememeleri ve yetkin bir kurumsallık kazanamamaları, en bariz nedenlerden biridir. Dinamik bir yapı olan ve küresel rekabet ortamı yüksek olan tohumculuk sektörünü; tekdüze bir yapı ve anlayışla geleceğe taşımak mümkün değildir. Öncelikle kanun nezdinde bu oluşumların yapısal ve işlevsel konumları, gelinen nokta ve güncel koşullar dikkate alınarak tekrar ele alınmalıdır.

Her önüne gelen tohumculuk yapmamalıdır!

Tohumculuk sektörü, birliklerin üye sayısı endişesiyle yorumsuz geçtiği, önüne gelenin tohumculuk yaptığı bir sektör olmaktan çıkarılmalı, birçok önemli alanda olduğu gibi sadece ticari kaygılar değil kalite ve güvenliğin ön plana çıktığı bir sektör olmalıdır.
Özel sektörün lokomotifi olacak lider tohum firmaları oluşmasının önü açılmalıdır. Birlik yapılanması büyük firmaları temsilden uzaktır. Bakanlığın bu haliyle büyük firmalarında temsilcisi olarak birlikleri muhatap alması kısırdöngüye neden olmaktadır.

Sektörde küçük firmaların çokluğu artık faydadan çok zarar oluşturmaktadır!

Sektörde küçük firma sayısının çokluğu ve bütçelerinin kısıtlı oluşu, bu küçük firmalar için her şeyi devletten bekleyen bir ortam oluşturmaktadır. Varlığını sadece devlet desteğine bağlayan küçük firmaların ilerleme kat etmesi mümkün değildir. Bu durum sektörü de aşağı çekmektedir. Bu alanda çalışan firmalar ve temsilciler daha nitelikli hale getirilmelidir.

Tohumculuk sektörü küresel yapıya uygun olarak dünyaya açılmalıdır!

Tohumculuk sektörünün dünyaya açılmasındaki düzey, özel sektörün kapasitesini tartışmaya açmaktadır. Öz kaynaklara dayalı ihracat asıl kapasiteyi belirlemelidir. Büyük tarım ülkelerinden çok, tarımı daha sınırlı ülkelerde belli bir oranda var olmanın yeterlilik açısından değerlendirmeye tabi tutulması daha tutarlı bir yaklaşım olacaktır. Bu konuda tohumculuk özel sektörü, kendilerini temsil edebilecek daha güçlü bir yapıyı hak etmektedirler.

Denetim ve kontrol öncelikle birliklerin görevidir!

Tohumculuk alanında tağşişi ve kademe kaybını tek başına bakanlığın önlemesini beklemek, bu alandaki birliklerin varlığını boşa düşürmektedir. Birlikler kendi iç denetimlerini ve kontrollerini gerektiği gibi yaparak tohumculuk alanında tağşiş oluşmasını sıfıra indirebilir ve kademe kaybını azaltabilirler.

Al satcı yapı ile tohumculuk özel sektörü gelişmez!

Araştırma geliştirme çalışmalarında tohumculuk özel sektörünün dünyanın gerisinde kalması, bu çalışmaların %90 oranındaki büyük kısmını bakanlığın araştırma kuruluşlarının yapıyor olması, son yirmi yıl boyunca özel sektöre ve temsilcilerine tanınan imkanların ve desteklerin yeterince karşılık görmediğinin göstergesidir.

Tohumculuk alanında teknolojiyi kullanma oranı özel sektörde çok düşük olması, çoğu tohumcu firmanın kendi kurumsal varlığını oluşturmayarak al-satcı pozisyonda varlığını sürdürmesi, yeni bitki ıslahı ve teknikleri ile ilgili çalışmalarda yeterince yer almamaları ve bu durumu organize edecek birlik yapılarının yetersiz kalması özel sektör tohumculuğunun geleceğini tartışmaya açmaktadır.

Tohumculuk sektörünün yönetim anlayışı daha tutarlı hale getirilmelidir

Kanunla ülkemiz tohumculuğuna ve dolayısıyla tarımına, bir nevi müdahale etme ortamı sağlanan birliklerin, öncelikle yönetimi doğru kurgulanmalıdır. Birlik bir nevi çift yönlü yönlendirme konumunda olduğu için tohumculuk gibi hassas bir konuda ülkemizde faaliyet gösteren yabancı firmaların temsilcilerinin yönetimde yer almalarını sağlayacak kurgu sağlıklı bir kurgu olmayacaktır.

Birliklerin yönetiminde bakanlığın ilgili birimlerinden üst düzey yöneticiler yönetimde doğal üye olarak yer almalıdır. Özellikle dünyanın sayılı, Türkiye'nin en büyük tohum üretim kuruluşu olan TİGEM, tek başına tarımsal Ar-Ge'nin sorumluluğunu üstlenen, yüz yıllık kuruluşları bünyesinde barındıran TAGEM ile ülkesel bazda Bitkisel Üretimin yönetimini gerçekleştiren ve uluslararası alanda resmi muhatap olan BÜGEM bakanlık adına bu birliklerin yönetiminde doğal yönetim kurulu üyesi olarak yer almalıdır.

Birliklerde yönetim ve yönlendirme Bakanlıktan bağımsız olmamalıdır!

Tohumculuk kanunu bu alanda birlik kurulmasını ve bu birliklerin alanında tek olmasını öngörürken gelinen şartlar devletin bu alanda en büyük kuruluşlarının sadece dinleyen, özel sektöre destek veren ve kaynak oluşturan konumlarının yanında birliklerde de söz sahibi olmaları gerektiği açıkça görülmektedir.

Bakanlıkta halen personel olarak görev yapan birlik üyeleriyle, tohumculuk alanında belli bir ölçeğin üzerinde üretim yapmayan firmaların, yönetimde yer almamaları daha doğru olacaktır. Bakanlıkta, alt birimlerde görev yapan ancak birlik yönetimlerinde olmaları dolayısıyla bakanlığın üst yönetimini yönlendirme konumunda bulunmaları sağlıklı bir işleyiş açısından sakıncalıdır.

Binlerce üyesi olan bu birliklerde öne çıkmış bazı şahsiyetlerin yönetimi belirlemede her zaman söz sahibi olmaları yapısal bir tutarsızlığı göstermektedir. Bu hal hem demokratik yapıya uymamakta hem de tekleşmeyi beraberinde getirmektedir. Tüm üreticileri ve sektörü daha kapsayıcı, kuşatıcı bir yöntem ve yönetim geliştirilmelidir. "Ben kurdum benim dediğim olur" anlayışı sektörün önünü tıkamaktadır!

Tohumculuk Milli Güvenlik ve gelecek meselesidir!

Tohumculuğun odak noktasına gelme ve sektörü yönlendirme planıyla ortaya çıkan birlikler, sağlanan tüm kolaylıklara, desteğe, çıkarılan kanun ve mevzuata rağmen tohumculuk sektöründe yirmi yıldır gereken etkinliğini artıramamıştır. Uzun bir geçmişi olan ve devletin her yönüyle tam desteğini almış olan sektör temsilcisi birliklerin etkin hale gelmesi, firmaların beklenen çıkışına katkıda bulunması için disipline edilmesi gerekmektedir. Tohumculuk kanununun bu doğrultuda güncellenmesi, Milli Güvenlik ve gelecek meselesi olan tohumun varlığını güçlendirmek açısından gereklidir.

Ali Suat YILDIRIM


Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber