İDDK, Sağlık personeline pandemi döneminde istifa yasağını hukuka uygun buldu
Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 03/03/2021 tarih ve 913 sayılı Genel Yazısının 3. maddesinde; "Her ne sebeple olursa olsun bu süreçte görevinden çekilme (istifa) talebinde bulunan personelin talepleri kabul edilmeyecektir." düzenlemesi yer almıştır.
Danıştay 12. Dairesi konuyu DMK'nın 96. Maddesi çerçevesinde incelemişti.
Olağanüstü halin, "Olağanüstü bir yönetim düzeninin gerekli olduğu doğal afet, tehlikeli salgın hastalık, ekonomik bunalım, kamu düzenini tehlike altına sokan yaygın şiddet vakaları gibi durumlarda başvurulan uygulama" olduğu, olağanüstü halin uygulanması için Cumhurbaşkanlığı tarafından ilan edilecek olağanüstü hal kararının alınması, bu kararın Resmi Gazetede yayımlanması ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulması gerektiği; seferberliğin, "Bir ülkenin silahlı kuvvetlerini savaşa hazır duruma getiren, ülkenin ekonomisini, yönetimini savaş gereklerine uyacak duruma sokan hazırlıkların ve önlemlerin tümü" olduğu; savaş halinin, "Savaş ilanına karar verilmesinden, bu halin kaldırıldığının ilan edilmesine kadar devam eden süre içinde hak ve hürriyetlerin kanunlarla kısmen veya tamamen sınırlandırıldığı durum" olduğu ve genel hayata müessir afetin ise, "Deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ, tasman ve benzeri afetler" olduğu; Covid-19 pandemisinin bu hallerden sayılamayacağı dolayısıyla Covid-19 pandemisi döneminde olağanüstü hal, seferberlik ve savaş halleri ile genel hayata müessir afetlerde uygulanan uygulamaların yürürlükte olmadığı, bir başka değişle Covid-19 pandemisi döneminin olağanüstü yönetim hallerinden olmadığı anlaşılmıştır.
İDDK: İstifa yasağı hukuka uygundur, zorunlu bir kriz yönetimi tedbiridir
657 sayılı Kanun'un 96. maddesi, olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde veya genel hayata müessir afetlere uğrayan yerlerdeki Devlet memurlarının, çekilme istekleri kabul edilmedikçe görevlerini bırakamayacağını hükme bağlamıştır. Anılan hükümde belirtilen olağanüstü yönetim halleri ve genel hayata müessir afetler, mahiyeti gereği kamu hizmetinin kesintiye uğramasını engellemeye yöneliktir.
COVID-19 salgınının Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilmesiyle birlikte, kamu sağlığı açısından küresel ve tehlikeli bir durum ortaya çıkmıştır. Bu durum, "tehlikeli salgın hastalık" hali olup, idarenin ivedilikle ve kapsamlı tedbirler almasını zorunlu kılmıştır. Anılan salgının, 7244 sayılı "Yeni Koronavirüs (COVID-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un başlığında da anlaşılabileceği gibi zorlayıcı sebep kaynaklı ve genel hayatı etkileyen istisnai bir durum teşkil ettiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, idarenin temel sağlık hizmeti sunumunda aksama yaşanmaması, enfekte olma riskini en aza indirebilmek ve hizmetin kesintisiz yürütülmesini temin etmek amacıyla personel hareketliliğini kısıtlayıcı önlemler alması kamu düzeni ve genel sağlığın korunması bakımından zorunlu bir idari tedbirdir.
Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 03/03/2021 tarih ve 913 sayılı Genel Yazısı'na dayanılarak tesis edilen davacının çekilme talebinin reddine ilişkin bireysel işlem, idarenin yukarıda belirtilen mevzuattan aldığı yetkiyle, salgınla mücadelede hayati öneme sahip sağlık personelinin görevde kalmasını temin etme amacına matuftur. Memurun çekilme hakkı, kanunen verilmiş bir hak olsa da, salgının getirdiği zorunlu şartlarda, kamu sağlığının korunmasına yönelik üstün menfaat ve Devletin sağlık hizmetlerini sürdürme yükümlülüğü, bireysel hakkın kullanımına geçici ve ölçülü bir sınırlama getirilmesini haklı kılmaktadır.
Yukarıda arz ve izah edilen yasal ve anayasal zorunluluklar, üstün kamu menfaati ve sağlık hizmetinin kesintisizliği ilkeleri uyarınca; davacının çekilme (istifa) talebinin reddine ilişkin bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, idarenin tesis ettiği bu işlemin anılan mevzuattan aldığı yetkiye dayanan zorunlu bir kriz yönetimi tedbiri olduğu anlaşılmaktadır.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No: 2025/3013
Karar No: 2025/2885
İSTEMİN KONUSU:
Danıştay Onikinci Dairesinin 05/02/2025 tarih ve E:2021/4341, K:2025/560 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:
... Devlet Hastanesinde kulak burun boğaz hastalıkları ve baş boyun cerrahisi uzmanı olarak görev yapan davacının, memurluktan çekilme (istifa) talebinin reddine ilişkin İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemin dayanağı olarak gösterilen Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 03/03/2021 tarih ve 913 sayılı Genel Yazısı'nın 3. maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti:
Danıştay Onikinci Dairesinin 05/02/2025 tarih ve E:2021/4341, K:2025/560 sayılı kararıyla;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 20., 94., 95. ve 96. maddeleri, Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 03/03/2021 tarih ve 913 sayılı Genel Yazısı'nın 3. maddesi hükümleri aktarıldıktan sonra,
Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 03/03/2021 tarih ve 913 sayılı Genel Yazısı'nın 3. maddesi yönünden;
Anılan düzenleme ile, görevden çekilmiş sayılma taleplerinin kabul edilmeyeceği belirtilmiş olmakla birlikte, Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 23/06/2021 tarih ve 2179 sayılı Genel Yazısıyla da, 01/07/2021 tarihinden itibaren 03/03/2021 tarih ve 913 sayılı Genel Yazısı'nın ve buna bağlı kısıtlamaların yürürlükten kaldırılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı,
Bu durumda; dava konusu 03/03/2021 tarih ve 913 sayılı Genel Yazı'nın, 23/06/2021 tarih ve 2179 sayılı yazı ile 01/07/2021 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılması nedeniyle, bu kısım yönünden dava hakkında karar verilmesine olanak bulunmadığı,
Davacının memurluktan çekilme (istifa) talebinin reddine ilişkin İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 17/03/2021 tarih ve 13929 sayılı işlemi yönünden;
657 sayılı Kanun'un 94. maddesi ve devamı maddelerinde Devlet memurluğundan çekilme usullerinin düzenlendiği, 96. maddesinde ise, olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde veya genel hayata müessir afetlere uğrayan yerlerdeki Devlet memurlarının, çekilme istekleri kabul edilmedikçe veya yerine atanacaklar gelip işe başlamadıkça görevlerini bırakamayacakları hükmüne yer verildiği,
Uyuşmazlıkta olağanüstü hal, seferberlik ve savaş halleri ile genel hayata müessir afetlerin neler olduğunun belirlenmesinin önem arz ettiği,
Olağanüstü halin, "Olağanüstü bir yönetim düzeninin gerekli olduğu doğal afet, tehlikeli salgın hastalık, ekonomik bunalım, kamu düzenini tehlike altına sokan yaygın şiddet vakaları gibi durumlarda başvurulan uygulama" olduğu, olağanüstü halin uygulanması için Cumhurbaşkanlığı tarafından ilan edilecek olağanüstü hal kararının alınması, bu kararın Resmi Gazetede yayımlanması ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulması gerektiği; seferberliğin, "Bir ülkenin silahlı kuvvetlerini savaşa hazır duruma getiren, ülkenin ekonomisini, yönetimini savaş gereklerine uyacak duruma sokan hazırlıkların ve önlemlerin tümü" olduğu; savaş halinin, "Savaş ilanına karar verilmesinden, bu halin kaldırıldığının ilan edilmesine kadar devam eden süre içinde hak ve hürriyetlerin kanunlarla kısmen veya tamamen sınırlandırıldığı durum" olduğu ve genel hayata müessir afetin ise, "Deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ, tasman ve benzeri afetler" olduğu; Covid-19 pandemisinin bu hallerden sayılamayacağı dolayısıyla Covid-19 pandemisi döneminde olağanüstü hal, seferberlik ve savaş halleri ile genel hayata müessir afetlerde uygulanan uygulamaların yürürlükte olmadığı, bir başka değişle Covid-19 pandemisi döneminin olağanüstü yönetim hallerinden olmadığının anlaşıldığı,
Bu durumda, davacının memurluktan çekilme (istifa) talebinin, Covid-19 pandemisi dönemi düzenlemelerinin salt genelgeyle yapılmasına rağmen, olağanüstü yönetim halinin uygulandığı gerekçesiyle kabul edilmemesine ilişkin İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı,
Gerekçeleriyle, Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 03/03/2021 tarih ve 913 sayılı Genel Yazısı'nın 3. maddesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının, memurluktan çekilme talebinin reddine ilişkin İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:
Davalı İstanbul Valiliği tarafından, Daire kararının iptale ilişkin kısmının hukuka uygun olmadığı, COVİD-19 salgınının 11/03/2020 tarihi itibarıyla Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edildiği, Devletin, Anayasa'nın 56. maddesinde belirtilen çevre sağlığını koruma ve 17. maddesinde belirtilen yaşama hakkını güvence altına alma görevleri kapsamında, salgının riskini yönetmek ve yayılım hızını kontrol altında tutmak amacıyla olağan yönetim usulü içinde çok sayıda düzenleyici ve bireysel işlem tesis ettiği, kamu sağlık hizmetinin kesintisiz, etkin ve verimli yürütülebilmesi, personelin enfekte olma riskinin en aza indirilmesi ve üstün kamu sağlığının gözetilmesi amacıyla mevcut kararların olağanüstü durumlar dikkate alınarak alındığı, bu kararların normlar hiyerarşisine ve hukuka herhangi bir aykırılık taşımadığı, dolayısıyla idarenin tesis ettiği işlemin hukuka uygun olduğu, bu nedenlerle temyize konu kararın iptale ilişkin kısmının kaldırılması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:
Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ:
Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının iptale ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
... Devlet Hastanesinde kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı olarak görev yapan davacı,... tarihinde Hastane Başhekimliğine sunduğu dilekçe ile 657 sayılı Kanun'un 94. maddesi uyarınca, 1 aylık süreyi bekleyerek görevinden istifaen ayrılmak istediğini bildirmiştir.
Davacının çekilme talebini sunduğu sırada, Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 03/03/2021 tarih ve 913 sayılı Genel Yazının 3. maddesinde, "Her ne sebeple olursa olsun bu süreçte görevinden çekilme (istifa) talebinde bulunan personelin talepleri kabul edilmeyecektir." düzenlemesi yürürlükte bulunmaktadır.
Davacının talebi, Başhekimlik tarafından 15/03/2021 tarihli yazı ile İstanbul İl Sağlık Müdürlüğüne bildirilmiş, akabinde İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 17/03/2021 tarih ve 13929 sayılı yazısıyla, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 03/03/2021 tarih ve 913 sayılı yazısı gereğince "işlem tesis edilemediği" gerekçesiyle reddedilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından, memurluktan çekilme talebinin reddine ilişkin 17/03/2021 tarih ve 13929 sayılı bireysel işlemin ve bu işlemin dayanağı olarak gösterilen 03/03/2021 tarihli ve 913 sayılı Genel Yazının 3. maddesinin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Dava devam ederken, Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 23/06/2021 tarih ve 2179 sayılı Genel Yazısıyla, dava konusu kısıtlamaların 01/07/2021 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın 5. maddesi uyarınca, Devletin temel amaç ve görevlerinden biri, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamaktır. Bu kapsamda, 17. madde ile güvence altına alınan yaşama hakkı ve maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, Devlete, bireylerin sağlığını koruma yönünde pozitif yükümlülükler yüklemektedir. Anayasa'nın 56. maddesi, bu yükümlülüğü somutlaştırarak, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceğini hükme bağlamaktadır. Devletin bu görevi, sosyal devlet olma niteliğinin zorunlu bir sonucudur.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesi, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımını ve yaygınlaştırılmasını esas kılmakta ve Bakanlığa istihdam planlaması yapma zorunluluğu getirmektedir. Sağlık kurum ve kuruluşları, Bakanlıkça tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla yükümlüdürler.
1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletine (Sağlık Bakanlığına) temel görevler yüklemektedir. Kanun'un 3. maddesinin 4. fıkrası, Bakanlığın dahilde her nevi intani, sari ve salgın hastalıklarla veya çok miktarda vefiatı intaç ettiği görülen sair muzır amillerle mücadele hizmetlerini doğrudan doğruya ifa edeceğini hükmetmektedir. Yine aynı Kanun'un 64. maddesi, sari (bulaşıcı) bir hastalık ortaya çıktığında veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde, Sağlık Bakanlığına bu Kanun'da belirtilen tedbirlerin tamamını veya bir kısmını tatbik etme yetkisini vermektedir. Ayrıca Kanun'un 9. maddesi, Bakanlığa, bu görevleri ifa etmek ve müesseseleri idare etmek üzere tabipler, baytarlar, eczacılar, sair sıhhi ve idari memurlar tayin ve istihdam etme yetkisi ve görevini yüklemektedir. Bu görev ve yetki, Bakanlığın bulaşıcı hastalıktan kaynaklanan kriz anlarında sağlık hizmetlerini sürdürebilmesi için personel istihdamını yönetme zorunluluğunu hukuken temellendirmektedir.
657 sayılı Kanun'un 96. maddesi, olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde veya genel hayata müessir afetlere uğrayan yerlerdeki Devlet memurlarının, çekilme istekleri kabul edilmedikçe görevlerini bırakamayacağını hükme bağlamıştır. Anılan hükümde belirtilen olağanüstü yönetim halleri ve genel hayata müessir afetler, mahiyeti gereği kamu hizmetinin kesintiye uğramasını engellemeye yöneliktir.
COVID-19 salgınının Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilmesiyle birlikte, kamu sağlığı açısından küresel ve tehlikeli bir durum ortaya çıkmıştır. Bu durum, "tehlikeli salgın hastalık" hali olup, idarenin ivedilikle ve kapsamlı tedbirler almasını zorunlu kılmıştır. Anılan salgının, 7244 sayılı "Yeni Koronavirüs (COVID-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un başlığında da anlaşılabileceği gibi zorlayıcı sebep kaynaklı ve genel hayatı etkileyen istisnai bir durum teşkil ettiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, idarenin temel sağlık hizmeti sunumunda aksama yaşanmaması, enfekte olma riskini en aza indirebilmek ve hizmetin kesintisiz yürütülmesini temin etmek amacıyla personel hareketliliğini kısıtlayıcı önlemler alması kamu düzeni ve genel sağlığın korunması bakımından zorunlu bir idari tedbirdir.
Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 03/03/2021 tarih ve 913 sayılı Genel Yazısı'na dayanılarak tesis edilen davacının çekilme talebinin reddine ilişkin bireysel işlem, idarenin yukarıda belirtilen mevzuattan aldığı yetkiyle, salgınla mücadelede hayati öneme sahip sağlık personelinin görevde kalmasını temin etme amacına matuftur. Memurun çekilme hakkı, kanunen verilmiş bir hak olsa da, salgının getirdiği zorunlu şartlarda, kamu sağlığının korunmasına yönelik üstün menfaat ve Devletin sağlık hizmetlerini sürdürme yükümlülüğü, bireysel hakkın kullanımına geçici ve ölçülü bir sınırlama getirilmesini haklı kılmaktadır.
Yukarıda arz ve izah edilen yasal ve anayasal zorunluluklar, üstün kamu menfaati ve sağlık hizmetinin kesintisizliği ilkeleri uyarınca; davacının çekilme (istifa) talebinin reddine ilişkin bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, idarenin tesis ettiği bu işlemin anılan mevzuattan aldığı yetkiye dayanan zorunlu bir kriz yönetimi tedbiri olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, temyize konu bireysel işlemin iptaline ilişkin Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı İstanbul Valiliğinin temyiz isteminin kabulüne;
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle, kısmen karar verilmesine yer olmadığına ve kısmen iptale ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin 05/02/2025 tarih ve E:2021/4341, K:2025/560 sayılı kararının temyize konu iptale ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 20/11/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onikinci Dairesince verilen kararın temyize konu iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile kararın temyize konu kısmının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.