Enflasyon neden düşürülemedi?

Ekonomist ve eski TCMB yöneticisi Fatih Özatay, enflasyonla mücadelede gelinen noktayı farklı ölçütler üzerinden değerlendirdi. 2025'in yaklaşık yüzde 31'lik enflasyonla kapatılmasının "başarı" olarak sunulamayacağını vurgulayan Özatay, hedeflerin iki kat aşıldığını, ücretlerin enflasyon karşısında eridiğini ve ekonomi programının ilk 10 ayında kritik zamanın kaybedildiğini ifade etti.

Kaynak : Ekonomim
Haber Giriş : 01 Ocak 2026 14:59, Son Güncelleme : 01 Ocak 2026 14:59
Enflasyon neden düşürülemedi?

Ekonomist ve eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yöneticisi Fatih Özatay, Ekonomim Gazetesinde kaleme aldığı yazısında enflasyonla mücadelede gelinen noktayı ifadelerle eleştirdi. 2025 yılının yaklaşık yüzde 31 enflasyonla kapanmasının hangi açıdan bakıldığına göre farklı yorumlanabileceğini belirten Özatay, resmi hedeflerle karşılaştırıldığında tablonun "oldukça kötü" olduğunu, uygulanan programın ise enflasyonu kalıcı biçimde düşürmekte yetersiz kaldığını söyledi.

Özatay, enflasyon performansının değerlendirilmesinde "başlangıç noktası"nın belirleyici olduğunu vurguladı.

Enflasyonun zirve yaptığı Mayıs 2024'ün milat alınması halinde yüzde 75,5'ten yüzde 31'e gerileyen oranların önemli bir düşüşe işaret ettiğini belirten Özatay, bu açıdan bakıldığında 19 ayda 44,5 puanlık düşüşün "başarı" sayılabileceğini ifade etti.

Ancak ekonomi programının başladığı Haziran 2023'ün esas alınması durumunda tablonun değiştiğini kaydeden Özatay, Mayıs 2023'te yüzde 39,6 olan TÜİK enflasyonunun iki buçuk yılda yalnızca 8,6 puan gerilediğine dikkat çekti.
Bu düşüşü "yetersiz" olarak niteleyen Özatay, alternatif enflasyon ölçümlerinin ise o dönemde gerçek enflasyonun daha yüksek olduğunu gösterdiğini hatırlattı.

İstanbul Ticaret Odası'nın ücretliler geçinme endeksine göre Mayıs 2023'te enflasyonun TÜİK verisinin 16,4 puan üzerinde olduğunu anımsatan Özatay, gerçek enflasyonun yaklaşık yüzde 50 seviyesinde kabul edilmesi halinde iki buçuk yılda 19 puanlık bir düşüşten söz edilebileceğini belirtti.

Özatay'a göre asıl sorun, kamuoyuna açıklanan hedeflerle gerçekleşmeler arasındaki farkta ortaya çıkıyor. 27 Temmuz 2023'te yayımlanan Enflasyon Raporu'nda 2025 sonu için yüzde 15 olarak açıklanan hedefin iki katından fazla aşıldığını belirten Özatay, "Bu sonuç oldukça kötü" değerlendirmesinde bulundu.

Asgari ücret-enflasyon karşılaştırmasına da dikkat çeken Özatay, Temmuz 2023'te 11 bin 402 lira olan asgari ücretin 2025 sonunda 22 bin 14 liraya yükseldiğini, buna karşılık aynı dönemde tüketici enflasyonunun yüzde 160'a ulaştığını vurguladı. Bu tabloyu "enflasyon ücretleri silindir gibi ezdi" sözleriyle tanımlayan Özatay, farklı hesaplamalarda da ücretliler aleyhine bir durumun değişmediğini ifade etti.

Özatay, enflasyonun daha düşük seviyelerde kontrol altına alınamamasının iki temel nedeni olduğunu belirtti. İlk neden olarak ekonomi programının yapısal eksikliklerine işaret eden Özatay, yalnızca para politikasına dayalı, maliye politikasında ise sınırlı disiplin sağlayan bir programın yeterli olmadığını söyledi. Yargı ve siyaset alanındaki gelişmelerin de programın güvenilirliğini zayıflattığını kaydetti.

İkinci nedenin ise faiz politikasındaki gecikme olduğunu vurgulayan Özatay, programın ilk aylarında politika faizinin enflasyonun çok gerisinde kaldığını hatırlattı. 2023 ve 2024 boyunca faiz artışlarının enflasyonu yakalayamadığını belirten Özatay, swap işlemleri nedeniyle fiili faiz oranlarının daha da düşük seyrettiğini ifade etti.

Döviz kurunun enflasyon üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çeken Özatay, programın ilk 10 ayında kurun gereksiz şekilde sıçradığını ve bunun enflasyonu daha da yukarı taşıdığını söyledi. Bu dönemin "kaybedilmiş zaman" olduğunu vurgulayan Özatay, döviz sepeti ile tüketici fiyat endeksi arasındaki ayrışmanın sorunun boyutunu açıkça gösterdiğini belirtti.


Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber