Bu zeytinyağı firması 82 kez tağşiş listesinde yer aldı

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kamuoyuyla paylaştığı tağşiş listeleri, zeytinyağı sektöründe çarpıcı bir tabloyu gözler önüne serdi. İzmir'in Selçuk ilçesinde faaliyet gösteren SSC Grup Tarım Zeytinyağı Tic. Ltd. Şti.'nin, 2024 yılından bu yana tam 82 kez tağşiş listesinde yer aldığı ortaya çıktı.

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Haber Giriş : 25 Mart 2026 11:05, Son Güncelleme : 25 Mart 2026 13:43
Bu zeytinyağı firması 82 kez tağşiş listesinde yer aldı

Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarına göre firma, farklı markalar üzerinden piyasaya sunduğu zeytinyağlarına tohum yağı karıştırarak tüketiciyi yanıltan ürünler satışa sundu. Aynı firmanın bugüne kadar 46 ayrı marka ile tağşiş yaptığı tespit edilerek kamuoyuna duyuruldu.

Aynı Firma, Farklı Markalar: Sistematik Tağşiş İddiası

Bakanlık tarafından yayımlanan listeler incelendiğinde, firmanın tek bir marka üzerinden değil, çok sayıda farklı marka kullanarak piyasaya ürün sunduğu dikkat çekiyor. Bu durum, tağşişin münferit değil, sistematik bir faaliyet olabileceği yönünde soru işaretlerini artırıyor.

Listede yer alan markalar arasında şu isimler bulunuyor:

1926 Mehmet Selim Efendi,
Alatepe Organik,
Arden Ayvalık,
Aydın Egenin Efesi,
Ayvalık,
Ayvalık Kooperatif,
Ayvalık Köy Birlik,
Ayvalık Köy Koop,
Azm Ayvalık, Bizim Ayvalık,
Çakır Ada, Damlam Ayvalık,
Damlam Ayvalık Extra Virgin,
Doğal Ürünler Efe Organic,
Edremit Gömeç,
Edremit Sofram,
Efebeyi,
Ege Belenkaya,
Ege Sızma,
Ege Tarım Birlik,
Egeden,
Egelim,
Gemlik,
Geyikli Gold,
Gold Ayvacık,
Güney Egeden,
Köy Tat,
Lux Ayvalık,
Lux Ayvalık Körfezim,
Olive Santo,
Öz Tadım,
Özdedeoğlu,
Özgü Altınoluk Kuzey Ege Yöresi,
Sazlıköy, Sicilyağ Ege'den, Tepeköy,
Tvk Tarım,
Yeni Ayvalık,
Yeni Egeden,
Yeni Körfez,
Yeni Mudanya Köy-Koop,
Yeşil Ayvalık,
Zeytinada,
Zeytinbağı Trilye,
Zeytinbeyli,
Zeytinören.

Tüketici Açısından Büyük Risk

Zeytinyağında tağşiş, yalnızca ekonomik bir aldatma değil, aynı zamanda halk sağlığı açısından da ciddi riskler barındırıyor. Uzmanlar, tohum yağlarının zeytinyağı adı altında satılmasının, özellikle güvenilir gıda tüketmek isteyen vatandaşlar açısından güven kaybına yol açtığını vurguluyor.

Sektör temsilcileri ise bu tür uygulamaların, dürüst üreticileri de zor durumda bıraktığını ve Türkiye'nin zeytinyağı ihracatına zarar verdiğini ifade ediyor.

Denetimler Yeterli mi?

Aynı firmanın kısa sayılabilecek bir zaman diliminde 82 kez tağşiş listesine girmesi, denetim ve yaptırım mekanizmalarının etkinliği konusunda da tartışma başlattı.

Kamuoyunda, "Bu kadar çok ihlal tespit edilen bir firma nasıl hala faaliyet gösterebiliyor?" sorusu öne çıkarken, idari para cezalarının caydırıcılığı ve lisans iptali gibi yaptırımların yeterince uygulanıp uygulanmadığı sorgulanıyor.

Bakanlık Verileriyle Ortaya Çıktı

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın düzenli olarak yayımladığı taklit ve tağşiş listeleri, gıda güvenliği açısından önemli bir şeffaflık sağlasa da, aynı firmaların tekrar tekrar listede yer alması, mevcut sistemin önleyici değil, daha çok tespit edici nitelikte olduğu eleştirilerini beraberinde getiriyor.

Neden önleyici idari tedbir alınamıyor?

Dünya örnekleri incelendiğinde, gıda tağşişi konusunda Türkiye'deki uygulamaların oldukça sınırlı kaldığı görülüyor. Özellikle İngiltere'de gıda denetiminden sorumlu Food Standards Agency (FSA), tağşiş tespit edilen ürünler için yalnızca ifşa yoluna gitmekle kalmıyor, aynı zamanda ürünlerin piyasadan toplatılmasını ve ilgili üretim tesislerinin faaliyetinin durdurulmasını sağlayan bağlayıcı kararlar alabiliyor. Tekrarlayan ihlallerde ise süreç idari yaptırımı aşarak doğrudan ceza soruşturmasına dönüşebiliyor.

Avrupa Birliği genelinde ise European Food Fraud Network koordinasyonunda yürütülen sistemde, bir firmanın farklı markalar üzerinden aynı ihlali sürdürmesi "gıda dolandırıcılığı" kapsamında değerlendiriliyor. Bu durumda yalnızca ürün bazlı değil, doğrudan şirket ve yöneticiler hedef alınarak lisans iptali, faaliyet yasağı ve sınır ötesi ürün toplatma gibi ağır yaptırımlar devreye giriyor. Özellikle zeytinyağı üretiminde öne çıkan ülkelerde, bu tür ihlaller organize suç kapsamında ele alınabiliyor.

Uzmanlara göre gelişmiş ülkelerdeki temel fark, yaptırımların "marka" değil "fail" odaklı olması. Aynı şirketin farklı markalar üzerinden piyasaya ürün sunarak denetim mekanizmasını aşmasının önüne geçmek için, şirket tüzel kişiliği ve yöneticiler doğrudan sorumluluk altına alınıyor. Bu sayede, tekrarlayan ihlallerde firmanın sektörden tamamen çıkarılmasına kadar varan sonuçlar doğabiliyor.

Bu tablo, Türkiye'de yalnızca ifşa listeleriyle sınırlı kalan mevcut sistemin, uluslararası örneklere kıyasla daha çok "tespit edici" nitelikte kaldığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor. Gıda güvenliği alanında kalıcı çözüm için, tekrar eden ihlallerde otomatik olarak devreye giren daha ağır ve bütüncül yaptırım mekanizmalarının oluşturulması gerektiği ifade ediliyor.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber