İşini aksatan, huzuru bozan sendika temsilcisinin görev yeri değiştirilebilir mi?

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Eklenme : 26 Temmuz 2021 00:06
İşini aksatan, huzuru bozan sendika temsilcisinin görev yeri değiştirilebilir mi?

Danıştay İkinci Dairesi "görevini aksatan, işyerine geç gelen, mesaiye uymayan ve işyerinde huzuru bozan" memurun başka bir yere veznedar olarak atanması yönündeki işlemi hukuka uygun buldu

Milli Emlak Daire Başkanlığında memur olarak görev yapan davacının, Gümrük Saymanlık Müdürlüğüne veznedar olarak atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İlgili hakkında iddialar şu şekildedir:

İzinsiz olarak iş yerine gelmemesi nedeniyle 08/01/2007 tarihinde yazı ile uyarma cezası aldığı,

Kadastro çalışmalarına ilişkin görevini tamamlamasından sonra iş yerine dönmesi istenildiği halde dönmeyeceğini belirttiği ve aynı eylemi daha önce de tekrarladığı,

Görev dönüşü iş yerine gelmemeyi alışkanlık haline getirdiği, bu tür davranışları sendikal faaliyet kapsamında değerlendirmek suretiyle görev ve sorumluluklarını savsakladığı,

Bu tür olumsuz davranışları nedeniyle davacıya 08/05/2009 tarihinde kınama cezası verildiği,

Davacının görevini aksattığına, işyerine geç geldiğine, mesaiye uymadığına ve işyerinde huzuru bozduğuna ilişkin çeşitli tarihlerde idareci ve personel tarafından düzenlenen tutanakların bulunduğu,

İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, Danıştay 2. Daire de bu kararı onamıştır.

T.C.

DANIŞTAY

İKİNCİ DAİRE

Esas No: 2020/1302

Karar No: 2021/30

KAPAT [X]

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : . adına. Sendikası

VEKİLİ: Av..

KARŞI TARAF (DAVALI) : . Valiliği

VEKİLİ: Av..

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen . günlü, E:., K:. sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:

DAVA KONUSU İSTEM:

Dava; . Milli Emlak Daire Başkanlığında memur olarak görev yapan davacının, . Gümrük Saymanlık Müdürlüğüne veznedar olarak atanmasına ilişkin . günlü işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

. İdare Mahkemesince verilen . günlü, E:., K:. sayılı kararla; uyuşmazlığın esası incelendikten sonra, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.

Anılan karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 20/02/2014 günlü, E:2011/165, K:2014/1232 sayılı kararı ile "....Davacı Sendika tarafından, davacının görev yerinin değiştirilmesi yolundaki bireysel işleme karşı dava açılmış ise de; bu işleme karşı dava açılması konusunda, davacının sendikayı yetkili kıldığına ilişkin herhangi bir belgenin dava dosyasında bulunmadığının anlaşıldığı, bu durumda, Sendikanın davacı hakkında tesis edilmiş bireysel işleme karşı dava açma ehliyetinin bulunmadığı, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken işin esası yönünden inceleme yapılarak karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı, ancak bu hususun sonucu itibariyle yerinde olan kararın bozulmasını gerektirmediği." belirtilerek gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmış, ardından, davacının karar düzeltme istemi, Danıştay Beşinci Dairesinin 28/11/2014 günlü, E:2014/5558, K:2014/8625 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

Bunun üzerine, davacı tarafından Anayasa Mahkemesi nezdinde yapılan bireysel başvuru neticesinde; Anayasa Mahkemesinin 26/02/2020 günlü, Başvuru No:2015/3324 sayılı kararı ile "...Danıştayın başvurucu tarafından kolaylıkla sunulabileceği konusunda tereddüt bulunmayan yetki belgesini tamamlatmaksızın katı bir yorumla davanın ehliyet yönünden reddine karar vermek suretiyle ulaşılmak istenen amaç için daha hafif bir müdahale aracı yerine en başta başvurucunun mahkemeye erişimini imkansız kılan ağır bir aracı tercih etmesinin gereklilik ilkesine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır..." gerekçesine dayalı olarak davacının, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ve bu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın Danıştay Beşinci Dairesine gönderilmesine hükmedilmiştir.

Akabinde, Danıştay Beşinci Dairesinin 08/06/2020 günlü, E:2020/2605, K:2020/2274 sayılı kararı ile "Danıştay Başkanlık Kurulunun 07/03/2019 günlü, 2019/25 sayılı kararı ile değişik 29/12/2016 günlü, 2016/72 sayılı Danıştay Dava Daireleri Arasındaki İş Bölümü Kararı uyarınca, uyuşmazlığı çözümlemekle görevli dairenin Danıştay İkinci Dairesi olduğu" gerekçesiyle dosya Dairemize gönderilmiştir.

Dairemizin 25/09/2020 günlü, E:2020/1302 sayılı ara kararı ile 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; "Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir." hükmü uyarınca, temyiz incelemesinin yeniden yapılmasına karar verilerek, davacıdan; "Büro Emekçileri Sendikasına dava açma hususunda yetki verildiğini gösteren bir yetki belgesinin bulunup bulunmadığı" sorulmuş, 02/12/2020 tarihinde dava dosyasına sunulan dilekçe ekinde, yetki belgesinin ibraz edildiği görülerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

... İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; . Milli Emlak Daire Başkanlığında memur olarak görev yapan ve sendika işyeri temsilcisi olan davacının, izinsiz olarak iş yerine gelmemesi nedeniyle 08/01/2007 tarihinde yazı ile uyarma cezası aldığı, kadastro çalışmalarına ilişkin görevini tamamlamasından sonra iş yerine dönmesi istenildiği halde dönmeyeceğini belirttiği ve aynı eylemi daha önce de tekrarladığı, görev dönüşü iş yerine gelmemeyi alışkanlık haline getirdiği, bu tür davranışları sendikal faaliyet kapsamında değerlendirmek suretiyle görev ve sorumluluklarını savsakladığı, bu tür olumsuz davranışları nedeniyle davacıya 08/05/2009 tarihinde kınama cezası verildiği, davacının görevini aksattığına, işyerine geç geldiğine, mesaiye uymadığına ve işyerinde huzuru bozduğuna ilişkin çeşitli tarihlerde idareci ve personel tarafından düzenlenen tutanakların bulunduğu, Milli Emlak Daire Başkanlığınca yazılan. günlü, . sayılı yazıda, davacının Başkanlıklarındaki diğer birimlerde uyum sağlayamayacağı, bu nedenle, saymanlıklarda ve müdürlüklerde görev yapmasının uygun olacağının belirtildiği, Gümrük Saymanlık Müdürlüğündeki yoğunluk nedeniyle personele ihtiyaç duyulduğunun Saymanlık Müdürlüğünün. günlü, . sayılı yazısı ile belirtildiği de dikkate alındığında; işlerini aksattığı ve iş disiplinine aykırı hareket ederek işyerindeki huzuru bozduğu açık olan davacının, iş yoğunluğu nedeniyle personel ihtiyacı olan Gümrük Saymanlık Müdürlüğüne veznedar olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:

Davacı tarafından; sendika iş yeri temsilcisi olarak görev yaptığı ve 4688 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca, haklı sebep olmaksızın görev yerinin değiştirilemeyeceği, hakkında tutulan tutanakların asılsız iddialar içerdiği, aleyhine delil oluşturulmaya çalışıldığı, söz konusu tutanaklarda belirtilen hususlara ilişkin olarak soruşturma dahi başlatılmamasının, iddiaların asılsız olduğunun göstergesi olduğu, somut sebep olmaksızın tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI:

Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : .

DÜŞÜNCESİ:

Davacı hakkında ileri sürülen isnatların, bağımsız bir soruşturmacı tarafından araştırıldıktan sonra işlem tesisi gerekmekte iken, salt davacı hakkında tutulan tutanaklar esas alınmak suretiyle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı ve Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,

2. ... İdare Mahkemesince verilen . günlü, E:., K:. sayılı kararın ONANMASINA,

3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,

4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere 06/01/2021 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.

(X) GEREKÇEDE

KARŞI OY

. Milli Emlak Daire Başkanlığında memur olarak görev yapan davacı; "görevini aksattığına, işyerine geç geldiğine, mesaiye uymadığına ve işyerinde huzuru bozduğuna ilişkin çeşitli tarihlerde idareci ve personel tarafından düzenlenen tutanaklarda yer alan hususlar" dikkate alınmak suretiyle, . Gümrük Saymanlık Müdürlüğüne veznedar olarak atanmıştır.

Disiplin hukuku ilkeleri gereğince yapılan yargılamanın gerekliliğini sağlayan yasal koşullar ve esas alınan ilkeler ile atama işlemlerinde idarece kullanılan takdir yetkisinin yargısal denetimine esas alınan ilkelerin farklı olması nedeniyle, disiplin yönünden cezai yaptırım uygulanıp uygulanmaması kapsamında değerlendirilen olayın, kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hizmetin korunması veya kamu görevlisinin etkin ve güvenilir biçimde hizmete devamının sağlanması yönüyle değerlendirilmesi mümkündür.

Somut uyuşmazlıkta; davacı hakkında ileri sürülen iddialara ilişkin tutulan tutanaklar esas alınmak suretiyle işlem tesis edildiği, ancak, tutanaklara konu fiillerin bir soruşturmayla tespit edilmesi yoluna gidilmediği görülmekte ise de; davacının, hakkında tutulan tutanaklarda yer verilen tutum ve davranışlarının, görev yaptığı birimde çalışma barışının bozulmasına yol açtığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, adı geçenin atandığı birimde personel ihtiyacı bulunduğu da dikkate alındığında, dava konusu işlemde hizmetin gerekleri yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararına gerekçesi yönünden katılmıyorum.

Bu Habere Tepkiniz