Danıştay: Memuriyetten çıkarmada kanaat esas alınamaz

Danıştay 12. Dairesi, duyuma dayalı ifadeler dikkate alınarak meslekten atılan vaize ilişkin olarak davayı reddeden ilk derece mahkemesi kararını bozdu.

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Eklenme : 17 Ocak 2022 10:02
Danıştay: Memuriyetten çıkarmada kanaat esas alınamaz

12. Daire, davacıya isnat edilen fiilin her türlü şüpheden uzak, somut, inandırıcı ve tereddüte yer bırakmayacak kesin deliller ile ispat edilememesi ve davacı tarafından işlendiği hususunun sabit olmamasını gerekçe gösterdi.

Umrede hastaneye götürdüğü öğrenci şikayet etti

Grup din görevlisi olarak görevlendirildiği, öğrenci grubuyla umreye giden bir genç kızı Medine şehrinde tedavi amacıyla farklı tarihlerde doktora götürdüğü, muayene olduktan sonra hasta olan kızla otel asansöründe baş başa kaldıkları farklı tarihlerde uygunsuz cümleler sarfederek kızı taciz ettiği iddialarına ilişkin soruşturma başlatılmıştır.

İlk derece mahkemesi de "KANAATİ" esas almıştır

Dosyadaki bilgi ve belgelerden ve alınan ifade tutanaklarından davacıya isnat edilen ve yaptığı görev ile bağdaşmayan fiillerin sübuta erdiği, usulüne uygun olarak davacının görevinin sonlandırılmasına karar verildiği, bu durumda, anılan tespitler uyarınca, davacının yaptığı görevin hassasiyeti ve manevi yönü, olayın oluş şekli ve cereyan ettiği zaman, muhatabın yaşı gibi olgular da dikkate alındığında, iddia olunan fiilleri işlediği kanaatine varılmakla. gerekçesi ile dava reddedilmiştir.

Danıştay 12. Daire ise, "kanaati esas almayıp" davacıya isnat edilen fiilin her türlü şüpheden uzak, somut, inandırıcı ve tereddüte yer bırakmayacak kesin deliller bulunmadan tesis edilen işlemi hukuka aykırı buldu.

T.C.

DANIŞTAY

ONİKİNCİ DAİRE

Esas No: 2021/155

Karar No: 2021/736

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : .

VEKİLİ : Av. .

KARŞI TARAF (DAVALI) : . Başkanlığı

KAPAT [X]

VEKİLİ : .

İSTEMİN KONUSU : . İdare Mahkemesinin . tarih ve E:., K:. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem:

Afyonkarahisar ili, . ilçesi vaizi olan davacının; Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5/1-(b) maddesinde yer alan "Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak" şartını kaybettiğinden bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98/b maddesi uyarınca görevinin sona erdirilmesine ilişkin . tarih ve . sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:

. İdare Mahkemesinin . tarih ve E:., K:. sayılı kararıyla; davacının, 11-25 Nisan 2014 tarihleri arasında umre organizasyonunda grup din görevlisi olarak görevlendirildiği, öğrenci grubuyla umreye giden bir genç kızı Medine şehrinde tedavi amacıyla farklı tarihlerde doktora götürdüğü, muayene olduktan sonra hasta olan kızla otel asansöründe baş başa kaldıkları farklı tarihlerde uygunsuz cümleler sarfederek kızı taciz ettiğine ilişkin yapılan soruşturma raporuna göre, davacının eylemlerinin, Din görevlisine olan güven ve itimadı sarsıcı nitelikte, İslam törelerine uygun olmayan bir davranış olduğu, dolayısıyla adı geçenin Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 5/1-b maddesinde ver alan "ortak nitelik" şartını taşıması, dini konularda toplumu aydınlatması, eğitici, dini yasaklardan ve kötü alışkanlıklardan sakındırıcı, yanlış inançları düzeltici, çevresinde doğruluğu, sadakati, güvenirliği ve aile hayatı ile her bakımdan topluma örnek olması gerekirken eylemleri sebebiyle mezkur "ortak nitelik" hükmüne aykırı olarak davrandığı ve anılan suçun tespit edilmesi sebebiyle adı geçenin, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98/b maddesi uyarınca Diyanet İşleri Başkanlığındaki görevine son verilmesinin uygun olacağının değerlendirilmesi karşısında, dava konusu işlem ile davacının Diyanet İşleri Baskanlığındaki görevine son verildiği anlaşılmış olup, dosyadaki bilgi ve belgelerden ve alınan ifade tutanaklarından davacıya isnat edilen ve yaptığı görev ile bağdaşmayan fillerin sübuta erdiği, usulüne uygun olarak davacının görevinin sonlandırılmasına karar verildiği, bu durumda, anılan tespitler uyarınca, davacının yaptığı görevin hassasiyeti ve manevi yönü, olayın oluş şekli ve cereyan ettiği zaman, muhatabın yaşı gibi olgular da dikkate alındığında, iddia olunan fiilleri işlediği kanaatine varılmakla, anılan Yönetmeliğin 5/1-b maddesinde belirtilen "ortak nitelik" şartını görevde iken yitirdiği anlaşılan davacının, 657 sayılı Kanun'un 98/b maddesi uyarınca meslekten çıkarılmasına ilişkin tesis olunan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:

Davacı tarafından, daha önce hakkında hiçbir disiplin cezasının olmadığı, kendisine iftira edildiğini, asansörde iddia edilen söz konusu olay dolayısıyla hakkında ceza davası ya da soruşturması bulunmadığı, umre ziyaretinde olan erkek öğrenciler ve diğer kadın umrecilerin ifadelerinin alınmadığı, halbuki soruşturmacı tarafından ifadeleri alınmayan kişilerin beyanlarında, tedavisi için doktora götürdüğü kızın ve aynı odada kalan kız arkadaşının sürekli dikkat çekmeye çalıştıkları, hal ve tavırlarına güvenmedikleri yönünde beyanları olduğu, isnat edilen hususun delilsiz olduğu halde kendisinin cezalandırılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:

Davalı idare tarafından, soruşturma raporunda; davacının eyleminin sabit olduğu, bu eyleminin diyanet personeli için nitelik şartının ihlali olduğu dolayısıyla, soruşturma sonucu tespit edilen, davacının yürüttüğü hizmet ile bağdaşmayan, toplum nazarında hoş karşılanmayacak olan fiilleri nedeniyle ortak nitelik şartını görevde iken kaybettiği, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu, kurumun kamuoyu nezdindeki saygınlığı dikkate alındığında davacının dini değerlere ve hassasiyetlere uymayan davranışları nedeniyle görev yapamayacağından görevine son verme işlemi tesis edildiği belirtilerek, temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİNİN DÜŞÜNCESİ:

Disiplin soruşturmalarında, hakkında soruşturma yürütülen kişilere suçlama yöneltilirken; isnat olunan eylemlerin bir takım hesaplamalara, varsayım temelli kabullere dayalı olmaksızın her türlü şüpheden uzak, somut, kesin, yeterli ve inandırıcı delillerle, tam bir vicdani kanaat oluşturacak şekilde ortaya konulması gerekmekte, davacı hakkında tesis edilen dava konusu idari işleme şikayetçi ve tanık beyanlarının dayanak olarak dikkate alındığı göz önünde bulundurulduğunda, davalı idare tarafından yeterli ve kapsamlı bir araştırmanın yapılmadığı, isnadı kuvvetlendirecek delillere başvurulmadığının görüldüğü, davacının isnat edilen fiili işlediği hususunun tereddüte yer bırakmayacak kesin deliller ile belgelenemediği, şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, isnat edilen eylemin davacı tarafından işlendiği hususunun sabit olmaması nedeniyle, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince; Danıştay Başkanlık Kurulu'nun 18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı "Danıştay Dava Daireleri Arasındaki İş Bölümü Kararı" uyarınca Dairemize devredilen dosya, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:

Afyonkarahisar ili, . ilçesi vaizi olan davacının, . Başkonsolosluğu çalışma bölgesi . Camii din görevlisi olarak görev yapmakta iken görevli olduğu umre sırasında umre için Medine şehrinde bulunan genç bir kıza taciz eyleminde bulunduğunun iddia edilmesi üzerine davacı hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.

Soruşturma sonucunda düzenlenen . tarih ve . sayılı soruşturma raporunda özetle; öğrenci grubuyla umreye giden bir genç kızı 21/04/2014 tarihinde Medine şehrinde tedavi amacıyla sağlık ocağına götürdüğü, muayene olduktan sonra adı geçen kızla baş başa asansörle aşağı inerken "Seni çok seviyorum, adını Ayşe olarak değiştiriyorum." şeklinde sözler söyleyerek her iki yanağından öperek taciz ettiği, yine 23/04/2014 tarihinde aynı genç kızı tedavi sonrası ikamet ettikleri otel odasına götürürken asansörde baş başa kaldıkları esnada "Senin gibi kızları çok seviyorum." diyerek ön tarafından kucaklayıp her iki yanağından öperek "Sen beni hiç öpmüyorsun." dediği ve taciz ettiği iddialarının soruşturulması sonucunda, davacının bu ifadeleri kullandığı hususlarının sabit olduğu, eylemlerinin din görevlisine olan güven ve itimadı sarsıcı nitelikte, İslam törelerine uygun olmayan bir davranış olduğu, dolayısıyla adı geçenin Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 5/1-b maddesinde ver alan "atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olması", dini konularda toplumu aydınlatması, eğitici, dini yasaklardan ve kötü alışkanlıklardan sakındırıcı, yanlış inançları düzeltici, çevresinde doğruluğu, sadakati, güvenirliği ve aile hayatı ile her bakımdan topluma örnek olması gerekirken eylemleri sebebiyle mezkur "ortak nitelik" şartını kaybettiği ve anılan suçun işlendiği tespit edildiğinden bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98. maddesinin (b) bendi uyarınca görevine son verilmesi teklifinde bulunulmuştur.

Söz konusu rapordaki teklif esas alınarak tesis edilen Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Kurulunun . tarih ve . sayılı kararı ile Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 5/1-b maddesinde anılan şartı kaybettiğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 98/b maddesi uyarınca, davacının görevine son verilmiş ve bu karar Diyanet İşleri Başkanlığının . tarih ve . sayılı kararı ile onaylanması üzerine söz konusu kararın iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin (B) bendinin ikinci alt bendinde, memurluğa alınacaklarda aranacak özel şartlar arasında, "kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak" şartına yer verilmiş; 98. maddesinin (b) bendinde ise, memurların "memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi" hali Devlet memurluğunu sonra erdiren sebepler arasında sayılmıştır.

Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise de, "Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan alanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak", Diyanet İşleri Başkanlığı kadrolarına ilk defa atanacaklarda aranacak genel şartlar arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan alanlarda görev yapan personelin; 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (B) bendinin ikinci alt bendi ile aynı Kanun'un 98. maddesinin (b) bendi uyarınca Yönetmelikle aranılan "...itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu'' şeklindeki ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahisle görevine son verme işleminin tesisi için ''İslam törelerine uygun olmayan bir eylemin bulunmasının'' yanında diğer bir şart olarak ''bu eylemin çevresinde bilinir olması gerektiği'', ancak bu iki şartın birlikte gerçekleşmesi durumunda görevine son verilebileceği açıktır.

Uyuşmazlıkta, her ne kadar dosyada yer verilen duyuma dayalı ifadeler dikkate alınarak davacının ortak niteliği kaybettiğinden bahisle dava konusu işlem tesis edilmiş ise de, davacıya isnat edilen fiilin her türlü şüpheden uzak, somut, inandırıcı ve tereddüte yer bırakmayacak kesin deliller ile ispat edilememesi ve davacı tarafından işlendiği hususunun sabit olmaması nedeniyle davacının ortak niteliği kaybettiği sonucuna varılamayacağından davacının Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5/1-b maddesinde düzenlenen "itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak" şartını kaybettiği gerekçesiyle görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1.2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu . İdare Mahkemesinin . tarih ve E:., K:. sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Kullanılmayan . TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine,

4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,

5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 17/02/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X)

KARŞI OY

Temyize konu İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olduğundan onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Memurlar.Net'i Youtube'dan takip etmek için tıklayınız

Bu Habere Tepkiniz