Bakan Fidan: AB'de Türkiye için siyasi irade eksikliği var
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki duruşunun değişmediğini ancak AB tarafında bir siyasi irade eksikliği yaşandığını söyledi. "Küçük taktiksel engellerin büyük stratejik menfaatleri önlemesi bir çıkmazdır" diyen Fidan, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi çağrısını yineledi.
Gösterdiği sıcak ev sahipliği nedeniyle mevkidaşı Meinl-Reisinger'e teşekkürlerini sunan Fidan, hem heyetin hem de mevkidaşının gün boyunca olağanüstü bir misafirperverlik gösterdiğini söyledi.
Fidan, Avusturya ile Türkiye arasındaki gündemde birçok başlığın bulunduğuna işaret ederek, Meinl-Reisinger ile son 6 ayda birkaç kez bir araya geldiklerini aktardı.
Meinl-Reisinger'ın Antalya Diplomasi Forumu'na (ADF) da katıldığını hatırlatan Fidan, Avusturyalı mevkidaşı ile sık sık yaptıkları telefon görüşmeleri sayesinde de hem ikili hem de bölgesel konuları koordine etme imkanı yakaladıklarını ifade etti.
Fidan, Meinl-Reisinger ile yaptıkları görüşmede, ticaret, yatırım, düzensiz göç ve terörizmle mücadele ile konsolosluklarla ilgili bazı sorunların ele alındığını dile getirdi.
Düzensiz göçle mücadele konusunda iki ülke arasında güzel bir işbirliği olduğunun altını çizen Fidan, Türkiye'nin bu konuda büyük bir tecrübe kazandığı değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, Suriyeli göçmenlerin durumunun Suriye'nin yeniden istikrara kavuşmasıyla da yakından ilgili olduğunu ifade ederek, görüşmede bu bağlamda fikir alışverişinde bulunduklarını belirtti.
Görüşmede Suriye'nin son bir yıldır ortaya koyduğu istikrarlı yönetim politikalarının hem düzensiz göçle mücadeledeki hem de bölgesel barışı sağlamadaki öneminin altını çizdiklerini aktaran Fidan, Avusturya'daki Türk toplumunun siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamına sundukları katkılardan dolayı Viyana hükümetini tebrik etti.
Türkiye'nin AB üyeliği süreci
Fidan, Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin önemine işaret ederek, Türk hükümetinin AB üyeliği konusundaki duruşunun değişmediğinin altını çizdi.
Avrupa'nın içinde bulunduğu şartların ve de bölgesel gelişmelerin bu üyelik sürecinde bir takım yapısal sorunlar olduğunu yadsınamaz şekilde ortaya çıkardığını ifade eden Fidan, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisinin sağlanması konularındaki sorunları da çözmeye çalıştıklarını aktardı.
Fidan, Avrupa Birliği'nin rekabetçiliğini güçlendirmeyi amaçlayan "Made in EU" ve benzeri girişimlere Türkiye'nin dahil edilmesinin Avrupa'nın tedarik zincirlerinin etkinliği açısından son derece önemli olduğunu vurguladı.
Bu iki konuda Avusturya'nın güçlü desteğini beklediklerini dile getiren Fidan, bağlantısallık konusunda iki ülke arasında çok fazla yapılacak iş olduğunu söyledi.
Fidan, Orta Koridor ve Üç Deniz Girişimi'nin önemine değinerek Avusturyalı mevkidaşı ile iki ülkenin, Avrupa ile Asya'nın hangi bağlantısallık projeleriyle birbirlerine daha etkili nasıl bağlanabileceği, enerji güvenliği konusunda koridor açma konusunda görüş alış verişi yaptıklarını belirtti.
Gazze'deki durum
Gazze'deki barış planının nasıl gittiği konusunda konuştuklarını aktaran Fidan, şunları kaydetti:
"Gazze'deki barış planının öngörüldüğü gibi, kağıda yansıtıldığı gibi, şartlara uygun bir şekilde ilerlemesi önemli. Tarafların bu konudaki ortaya koyacağı çaba önemli. Özellikle İsrail'in isteksizliğinin baskı altına alınması, ihlallerinin önlenmesi Gazze'de ikinci aşamaya geçiş için fevkalade önemli. Bu konuda hem uluslararası toplumu, hem arabulucuları hem de Barış Kurulunda olan bütün aktörleri gereken tedbirleri alma konusunda da açıkçası uyarıyoruz. "
Bölgedeki İsrail yayılmacılığının bir uzantısı olan Gazze ve Batı Şeria'daki şartların bölgeye ve Avrupa'ya hizmet etmediğini belirten Fidan, bunun daha fazla istikrarsızlık, daha fazla enerji güvenliği sorunu ve daha fazla düzensiz göç ortaya çıkarttığını ifade etti.
Lübnan'daki durum
Fidan, İsrail işgali sonucunda Lübnan'da 1 milyon insanın yerlerinden edildiğini hatırlatan Fidan, işgalin yayılmasının daha fazla göç ortaya çıkarabileceğini belirtti.
Bakan Fidan, bu nedenle "İsrail'in bu konuda daha nitelikli bir uluslararası baskı altına alınması" gerektiğini dile getirdi.
-Rusya-Ukrayna Savaşı
Mevkidaşı ile Rusya-Ukrayna Savaşı'nı da ele aldıklarını aktaran Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın savaşın durması hususunda elinden geleni yaptığını anımsattı.
Fidan, "Türkiye, 2022'den itibaren Rusya-Ukrayna müzakerelerine çeşitli boyutlarda ve seviyelerde ev sahipliği yapıyor." diyerek, ABD'nin yürüttüğü arabuluculuk desteğine de güçlü bir destek verildiğinin altını çizdi.
Türkiye'nin arabuluculuk politikalarına destek verdiğine işaret eden Fidan, Ankara'nın bu konuda üzerine ne düşerse yapmaya devam edeceği mesajı verdi.
İran-ABD müzakereleri
Fidan, İran ile ABD arasında devam eden müzakerelerin bir an önce neticeye kavuşması için ellerinden geleni yaptıklarını söyleyerek bu krizin bir an önce sona vermesi ve bu krizden kaynaklanan Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın bir an önce aşılıp normal hayata dönülmesi gerektiğine değindi.
Enerji fiyatları, enerji tedariki ve özellikle bölge ülkelerinin gıda ve diğer ürün tedarikinde çok ciddi sıkıntılar olduğunu söyleyen Fidan, bu krizin alternatif bağlantısallığın önemini bir kez daha vurgulamış olduğu değerlendirmesini yaptı.
Fidan, İslamabad'da başlayan müzakerelerin başarıyla sonuçlanmasını umarak bu konuda taraflarla temas halinde olduklarını ifade etti.
Taraflara ihtilafın çözülmesi konusunda destek verilmeye gayret edildiğini bildiren Fidan, bu konuda yoğun bir mesai olduğunu sözlerine ekledi.
Türkiye'nin, ABD ile İran arasındaki müzakere sürecini desteklediğini ve elinden gelen gayreti gösterdiğini belirten Fidan, "Ateşkesin uzatılması önemli bir husus. Bizim için önemli olan tekrar savaşa dönülmemesi." ifadesini kullandı.
Fidan, anlaşmaya varılması gereken maddelerin çok önemli ve fazla olduğunu söyleyerek, "Bunların 2 hafta içerisinde çözülmesi mümkün olmayabilir. Bizim ilave uzatmalara ihtiyacımız olabilir. Ben, tarafların da bu konuda açıkçası istekli olduğunu gördüm. Çünkü uluslararası toplumun baskısı, açıkçası bunu da biraz gerekli kılıyor." değerlendirmesinde bulundu. Bundan sonraki süreçte birkaç günün kritik olduğunu düşündüğüne işaret eden Fidan, şöyle devam etti:
"Özellikle tarafların, şu anda belli pozisyonları netleştirmesi itibarıyla bu birkaç gün çok önemli. İki tarafın da bir ateşkese ve barışa ulaşma niyetiyle ve Hürmüz Boğazı'nı açma niyetiyle hareket etmeleri fevkalade önemli. Halledilmesi gereken bazı detaylı konular var. Ben açıkçası Pakistanlı kardeşlerimizin maharetine güveniyorum. Bizim de desteğimiz devam edecek."
"AB tarafında birtakım irade ortaya koyma konusunda sıkıntılar var"
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik sürecine ilişkin sorulan soruya Fidan, "Rusya-Ukrayna Savaşı'na baktığımız zaman, burada Türkiye'nin oynadığı rolden hareketle aslında Avrupa Birliği daha neyi bekliyor? Türkiye'nin aslında sunabileceği jeostratejik, jeopolitik, jeoekonomik çok fazla fayda varken, bu üyelik işi neden gerçekleşmiyor konusunda bir soru." yanıtını verdi.
Fidan, "her hikayenin iki tarafı olduğuna" dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz, hiçbir zaman için üyelik koşullarının gerçekleşmemesi ve gerçekleşmeden girilmesi gibi bir talep içerisinde olmadık. Bir yere girecekseniz bunun şartları vardır. Bu şartlar önünüze konur ve siz, bu şartlara uyduğunuz zaman buraya girersiniz. Fakat sorun şurada, Avrupa Birliği'nde 'Türkiye'nin şartlar sağlandığı zaman biz, Avrupa Birliği üyesi olmasını kabul ediyoruz' diye bir siyasi irade yok."
Fidan, "AB'nin siyasi iradesinin, Fransa'nın eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy tarafından 2007'de öldürüldüğünü" ifade ederek, "Sayın Schröder (Eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder) ve Sayın Chirac (eski Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac) tarafından daha önce ortaya konan Avrupa siyasi iradesi, Sayın Sarkozy ile beraber ortadan kaldırıldı." dedi.
Türkiye'nin değerlendirme aşamalarına geçebilmesi için AB'de bir siyasi iradenin deklare edilmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, şunları söyledi:
"Ama diğer taraftan jeostratejik olaylar öylesine gelişiyor ki, bizim AB ile ilişkilerimizin doğasının ne olduğuna bakmaksızın bizi beraber çalışmaya mecbur ediyor. Rusya-Ukrayna krizi, Orta Doğu'da olan kriz, Hürmüz Boğazı, bölgemizde olan gelişmeler, Balkanlar'daki istikrarın devam etmesi, aramızdaki ticaret hacmi, ortak ticaret direnci, savunma tabanının oluşturulması gibi çok fazla konu var."
Fidan, Avrupa ve Türkiye bir araya geldiğinde 500 milyonluk bir nüfus oluştuğunu ve bu nüfusun ortak çalışabileceği birçok alan olduğunu aktararak, "Bütün bu alanların hepsinde 500 milyonluk ortak yapım elde edebilecekken, 1 milyondan az bir ülke çok fazla buna engel olur ve hiç kimse buna bir şey diyemez. Böyle bir taktik sorunun büyük bir stratejik menfaati önlüyor oluşu ve buna bir çözüm getirilememesi de bir çıkmaz alan. Bu, Avrupa'nın kendi içerisinde çözmesi gereken bir sorun." diye konuştu.
Türkiye'nin politikasının, Avrupa ile ilişkilerini her zaman için iyi tutmak olduğuna dikkati çeken Fidan, iki tarafın ticaret hacminin 250 milyar dolara yaklaştığını ve Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellemesiyle bunun 500 milyar dolara çıkma ihtimalinin olduğunu belirtti.
Fidan, her iki tarafın da "adım atmak istediğini ancak bir türlü adım atılamadığını" söyleyerek, "Burada AB tarafında birtakım irade ortaya koyma konusunda sıkıntılar var." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda aldığı iradenin belli olduğunun altını çizen Fidan, "Bizim bu konuda bir sıkıntımız yok. Umarım var olan ilişkilerimizi daha iyi, ileri seviyeye taşırız." ifadesini kullandı.
Avrupa ülkeleriyle işbirliği
Fidan, Avrupa ülkeleriyle ilişkileri her alanda ilerletmeye çalıştıklarını ve geçen hafta İngiltere ile Türkiye'nin Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi'ni imzaladığını hatırlatarak, İngiltere ile sürdürülen iyi ilişkilerin daha da kalıcı ve sistemli bir hale getirilmesi için iki tarafın da siyasi irade ortaya koyduğunu söyledi.
"Aslında Avrupa ülkeleriyle ikili bazda ilişkilerimiz gerçekten çok iyi. Bir tanesiyle belki çok sıkıntılı konularımız var. Bir diğeriyle de biraz daha sıkıntılı ama geri kalan ülkelerle ticari konularımız, güvenlik konularımız, savunma sanayi, aklınıza gelen bütün konularda gerçekten çok iyi ilişkilerimiz var." diyen Fidan, AB ile kurumsal ilişkilerin farklı bir boyutu olduğunu dile getirdi.
Fidan, AB kurumları ve Avrupa ülkeleriyle ilişkileri en iyi şekilde ilerletmeye devam edeceklerini vurgulayarak, "Her iki tarafın da hem Avrupa tarafının hem Türk tarafının ticareti ilerletmeye, daha fazla dayanışmaya, krizlerle dolu bu coğrafyada daha dayanıklı olmaya ihtiyacı var. Yoksa ittifakların azaldığı, ihtilafların çoğaldığı, zaten var olan krizlerin yönetilmesinde zorluk yaşadığımız bir yerde, taraflar giderek daha fazla birbirlerini yıpratır." ifadelerini kullandı.
Avusturyalı mevkidaşının yaklaşımını takdir ettiğini belirten Fidan, "Özellikle Üç Deniz Girişimi'nde (ÜDG) de görüldüğü gibi beraber de bir karar birliği kıldık. Buranın özellikle ulaştırma, enerji güvenliği gibi konularda bir fonksiyona ulaşması örnek bir model teşkil eder." dedi.
Fidan, Avusturya ile Türkiye'nin enerji alanındaki işbirliği potansiyeline dikkati çekerek, Avusturya'nın uluslararası tecrübesi olan çok iyi enerji şirketleri barındırdığını ifade etti.
Türkiye'deki büyük enerji altyapısına işaret eden Fidan, şunları kaydetti:
"Türkiye giderek hem bir geçiş güzergahı hem de bir hub (merkez) olma durumunda. Şu anda büyük enerji terminallerimiz var. Onları da yakında Avrupa enerji güvenliği için daha fazla devreye sokma konusunda bir duruş var. İnanılmaz bir işbirliği potansiyeli var. Bize tek düşen oturup bu işbirliği alanlarını yapıcı bir şekilde ortaya koyup, karara bağlayıp bir an önce uygulamaktır."