Karahan: Temel önceliğimiz fiyat istikrarını sağlamak

TCMB Başkanı Fatih Karahan, İstanbul Finans Merkezi'nde düzenlenen Katılım Finans Zirvesi'nde önemli açıklamalarda bulundu. Karahan, "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak temel önceliğimiz fiyat istikrarını sağlamak. Savaş, dezenflasyon sürecini etkilese de kararlılığımızı değiştirmiyor" dedi.

Kaynak : Anadolu Ajansı
Haber Giriş : 07 Mayıs 2026 16:16, Son Güncelleme : 07 Mayıs 2026 16:19
Karahan: Temel önceliğimiz fiyat istikrarını sağlamak
Anadolu Ajansı Katılım Finans Zirvesi, Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) işbirliğinde, İstanbul Finans Merkezi'ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu'nda devam ediyor.

Karahan, zirvenin özel oturumunda yaptığı sunumda, küresel ekonominin son dönemde jeopolitik gelişmelerin ve artan belirsizliklerin belirleyici olduğu bir süreçten geçtiğini kaydederek, özellikle enerji fiyatlarında yaşanan artışların küresel ölçekte enflasyon görünümünü olumsuz etkilemeye devam ettiğini, son dönemdeki gelişmelerin etkilerini Türkiye'nin enflasyon ve dış denge görünümü üzerinde hissettiklerini anlattı.

Nisan ayı enflasyon verisinde savaşın etkilerini net bir biçimde gördüklerini dile getiren Karahan, enerji kaynaklı etkilerin kısa vadede devam edeceğini düşündüklerini bildirdi.

Karahan, "Bu etkilerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları ise para politikası duruşumuzla şekillenecek. Önümüzdeki dönemde para politikası kararlarını alırken bu unsurları dikkatle değerlendireceğiz. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak temel önceliğimiz fiyat istikrarını sağlamak. Savaş, dezenflasyon sürecini etkilese de kararlılığımızı değiştirmiyor." diye konuştu.

"Enflasyonda gözlenen bozulmanın orta vadeli görünümü bozmasına izin vermeyeceğiz"

Fatih Karahan, son dönemdeki jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatlarında belirgin artışlara neden olduğunu, gerek ham petrol gerekse doğal gaz fiyatlarının savaş öncesi seviyelerinin üzerinde seyrettiğini belirterek, petrol fiyatlarındaki oynaklığın son dönemde bir miktar azalmış olsa da halen tarihsel ortalamasının üzerinde olduğunu, enerji fiyatlarına ek olarak endüstriyel metal ve tarımsal emtia fiyatlarında da kayda değer artışlar yaşandığını anlattı.

Bu gelişmelerin küresel enflasyon görünümünü olumsuz etkilerken, özellikle enerji ithalatçısı ülkelerin üzerindeki maliyet baskılarını artırdığını dile getiren Karahan, nisanda yıllık enflasyonun yüzde 32,4 olduğunu, küresel gelişmelerin yansımalarını yurt içi enflasyon gelişmelerinde de gördüklerini söyledi.

Karahan, Mayıs 2024'te ulaşılan zirve ile kıyaslandığında dezenflasyonda önemli bir mesafe kat edilmesine rağmen enflasyonun halen yüksek seyrettiğini belirterek, özellikle enerji fiyatlarındaki gelişmelerin nisanda enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu, gıda ve giyim fiyatlarının da yüksek artmasıyla nisanda piyasa beklentilerinin üzerinde bir enflasyon gördüklerini bildirdi.

Fatih Karahan, "Bununla birlikte, sıkı para politikasıyla son dönemde enflasyonda gözlenen bozulmanın orta vadeli görünümü bozmasına izin vermeyeceğiz." ifadesini kullandı.

"Cari açığın milli gelire oranı tarihsel ortalamasının altında kalmaya devam edecek"

TCMB Başkanı Karahan, yılın ilk 4 ayında temel mal ve hizmet gruplarında dezenflasyon eğiliminin yavaşlayarak devam ettiğini kaydederek, buna karşın gıda ve özellikle enerji gruplarının enflasyonu yukarı yönlü etkileyen ana kalemler olduğunu, ilk çeyrekteki olumsuz hava koşullarının gıda fiyatları üzerinde baskı oluşturduğunu, mart ve nisanda jeopolitik gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatlarında belirgin artışlar görüldüğünü anlattı.

Akaryakıt fiyat gelişmelerinin etkisiyle ulaştırma hizmetlerindeki fiyat artışlarının güçlü seyrettiğini kaydeden Karahan, "Buna karşın para politikasındaki sıkı duruşumuz sayesinde, 2025 yılında katılık gördüğümüz hizmet grubunda daha ılımlı bir seyir gözlemliyoruz." dedi.

Cari işlemler açığının ilk çeyrek itibarıyla tarihsel ortalamalarının altında olduğunu, cari işlemler dengesinde belirgin bir iyileşme sağlandığını, yükselen enerji fiyatlarının enerji ithalatındaki artış kanalıyla cari denge üzerindeki yukarı yönlü baskıları artırdığını dile getiren Karahan, aynı dönemde gerileyen altın ithalatının cari dengeye pozitif katkı verdiğini söyledi.

Karahan, "Cari açık üzerindeki yukarı yönlü riskler belirginleşmiş olsa da 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının tarihsel ortalamasının altında kalmaya devam edeceğini öngörüyoruz." açıklamasında bulundu.

"Katılım finansın gelişimini ve güçlenmesini önemsiyoruz"

Fatih Karahan, ekonominin uzun yıllardır süregelen yapısal meselelerinden birisinin "yatırımlar için ihtiyaç duyulan tasarruf düzeyine yeterince ulaşılamaması ve bu nedenle kronik olarak cari açık verilmesi" olduğunu belirterek, bu sorunun kalıcı çözümü için yurt içi tasarrufların artırılması gerektiğini, bunun için de finansal sistemin derinleştirilmesinin ve kaynakların sisteme dahil edilmesinin büyük önem taşıdığını anlattı.

Tam da bu noktada katılım finans sektörünü makroekonomik istikrar açısından önemli bir bileşen olarak değerlendirdiklerini vurgulayan Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Katılım finans sektörü, finansal kapsayıcılığı artırarak ve tasarruf tabanını genişleterek finansal sistemin derinleşmesine katkı sunuyor. Bunun yanında, finansal sistemin farklı kesimlere erişimini artırması para politikası aktarım mekanizmasının etkinliği açısından da önem taşıyor. Bu perspektifle, katılım finansın Türkiye finansal sistemi içerisindeki gelişimini ve güçlenmesini önemsiyoruz."

"Katılım finans sektörünün büyüme temposu yakın dönemde ivmelendi"

TCMB Başkanı Karahan, katılım finans sektörüne yönelik attıkları adımlara ilişkin bilgiler vererek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Katılım finans sektörünün büyüme temposu yakın dönemde ivmelendi. Özellikle son 15 yıllık dönemde Türkiye'de katılım finans sektörü hızlı bir büyüme gösterdi ve katılım finansın bankacılık sektörü içindeki payı yüzde 4,6'dan yüzde 9,5'e yükseldi. Katılım finans sektörü büyümeye devam etmekte. Halihazırda 10 katılım bankası faaliyet göstermekle birlikte, sektöre yeni girişler de gündemde. Teknolojik yenilikler ve dijitalleşme de sektörün gelişimini destekliyor. Bu hızlı büyüme temposu ülkemizde katılım finans sektörüne olan artan talebi gösteriyor. Yeni kuruluşların sektöre girmesiyle bir yandan sektör büyürken diğer taraftan rekabet koşulları iyileşiyor."

Karahan, katılım bankacılığının risklere karşı dayanıklı bir yapı sergilediğini, yüksek sermaye yeterliliği, güçlü aktif kalitesi ve karlılık performansının finansal istikrara katkı sunduğunu belirterek, mart itibarıyla katılım bankalarının ilgili göstergelerde sektörden olumlu ayrıştığını vurguladı.

Katılım finans sektörünün finansal tasarruf araçlarını çeşitlendirerek ve finansal kapsayıcılığı artırarak finansal piyasaların gelişimine katkı verdiğini dile getiren Karahan, sektörün finansman imkanlarının ağırlıklı olarak KOBİ'lere sunulduğunu bildirdi.

Karahan, "Katılım finansın sunduğu ticari finansmanın bankacılık sektörü toplam ticari kredileri içerisindeki payı yüzde 7,5 seviyesindeyken KOBİ finansmanında bu payın yaklaşık yüzde 11 seviyesinde seyrettiğini görüyoruz." dedi.

"Makroihtiyati çerçeveleri güncellerken katılım finansın farklılıklarını dikkate alıyoruz"

Fatih Karahan, TCMB olarak katılım bankalarına yönelik hayata geçirdikleri düzenlemelerden bahsederek, hem likidite araçlarını hem de makroihtiyati çerçevelerini sürekli güncellediklerini, bunu yaparken katılım finansın iş modelindeki farklılıkları dikkate aldıklarını ve gerektiği yerde farklılaştırmalar yaparak ya da alternatif araçlar uygulamaya koyarak sektörün gelişimini desteklediklerini söyledi.

Katılım finans kuruluşlarının TCMB'nin sağladığı likidite olanaklarına erişimi için operasyonel çerçevede, sözleşmelerde ve araçlarda gerekli yeni düzenlemeleri, değişiklikleri ve alternatif yöntemleri 2010 yılından bu yana kademeli olarak uygulamaya koyduklarını ifade eden Karahan, şu bilgileri verdi:

"Bu çalışmalarımızın en önemli sonuçlarından birisi katılım finans kuruluşlarının açık piyasa işlemlerine diğer bankalarla eşit koşullarda erişimlerinin sağlanması oldu. Belirli dönemlerde artan likidite fazlası nedeniyle likidite yönetimi için sterilizasyon çeşitliliği önem kazandı. Konvansiyonel bankalar için ağırlıklı olarak depo ihalelerini etkin bir şekilde kullandık. Bu sterilizasyon yönteminin etkin bir şekilde kullanılamadığı katılım finans sektörüne yönelik olarak ise alternatif araçlar geliştirdik. Bu kapsamda, katılım esaslı repo ve ters repo pazarı olan Borsa İstanbul Taahhütlü İşlemler Piyasası'nda işlemlere başladık. Ek olarak, yine bu dönemde TL karşılığında döviz alımına dayanan ters swap ihalelerini de diğer bir alternatif sterilizasyon aracı olarak devreye aldık. Likidite gelişmelerine bağlı olarak ters swap işlemlerini ihtiyaç olması halinde kullanabileceğimiz bir araç olarak koruyoruz. Böylece, katılım finans ilkelerine uyumlu likidite yönetim araçları ile katılım finans sektörüne yönelik sterilizasyon işlemlerini de etkin bir şekilde yönetebiliyoruz."

"Katılım finans kuruluşlarının kredi büyümesi mevduat bankalarının üzerine çıktı"

TCMB Başkanı Karahan, önlerindeki dönemde Türk Lirası Gecelik Katılım Referans Getiri Oranı endeksinin katılım finans ekosisteminde yeni ürün gelişimine daha fazla katkı sunmasını beklediklerini belirterek, katılım finans kuruluşları üzerinden kullandırılmaya başlanan ihracat reeskont finansmanı sayesinde ihracatçıların TCMB kaynaklarına erişim imkanının arttığını, Temmuz 2025'te başlayan kullandırımların hızla artarak bu yılın nisan ayı itibarıyla günlük 176 milyon lira seviyesine ulaştığını söyledi.

Karahan, "Böylelikle Bankamız, katılım finans müşterisi olan ihracatçılarımızın TCMB kaynaklarına ve Eximbank olanaklarına daha etkin erişimini sağlayarak reel sektörü destekledi." dedi.

Katılım finans kuruluşlarının sektör içindeki rekabet gücünün arttığını, gecelik getiri oranlarına benzer şekilde mevduat kar payı oranlarının da zamanla bankacılık sektörünün mevduat faizlerine yakınsadığını anlatan Karahan, likidite yönetimi ve iş modeli farklılıklarının da etkisiyle açılan getiri farklarındaki ayrışmanın büyük oranda daraldığını bildirdi.

Karahan katılım finansın artan rekabet gücünün kredi büyüme oranlarına da yansıdığını belirterek, "Son dönemde katılım finans kuruluşlarının kredi büyüme ivmesi mevduat bankalarının üzerine çıkmıştır. 2024 Nisan'da katılım finans kuruluşlarının 3 aylık yıllıklandırılmış kredi büyümesi diğer bankaların 17 puan gerisindeyken, 2026 Nisan'da 4 puan üzerine yükseldi." diye konuştu.

Katılım finans kuruluşlarının yurt dışı finansmana erişiminin iyileştiğine işaret eden Karahan, dezenflasyon süreciyle ülkenin makrofinansal istikrarının güçlendiğini, bu eğilimden rekabet gücü artan katılım bankacılığının da faydalandığını vurguladı.

"Türkiye'nin büyüme potansiyeli yüksek, borçluluk düzeyi düşük"

Fatih Karahan, Türkiye'nin büyüme potansiyelinin yüksek, borçluluk düzeyinin düşük olduğunu, makrofinansal istikrarının iyileştiğini ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Dezenflasyon sürecinin başarıya ulaşmasıyla finans sektörünün ülkemizin ekonomisine artan bir katkı sunacağını öngörebiliyoruz. Katılım finansın da bu süreçte finansal derinleşmenin devam etmesi ve finans sektörünün daha geniş kesimleri kapsaması için kritik öneme sahip olduğunu değerlendiriyoruz. Bu nedenle katılım finans kuruluşlarının sektörün geri kalanı ile olabildiğince eşit bir düzeyde rekabet etmesini sağlayacak şartları oluşturmaya çalışıyoruz. Bu süreçte düzenli aralıklarla katılım finans sektörünün paydaşları ile buluşuyor, önerilerini ve sorunlarını yakından takip ediyoruz. Bugünkü buluşmamızın da 'Türkiye'nin Katılım Finans Vizyonuna' katkı sunulması açısından son derece verimli geçtiğini düşünüyorum. Anadolu Ajansı ve TKBB'nin katılım finans paydaşları arasındaki diyaloğa katkılarını takdir ediyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber